Yedikleriniz Şişkinlik Yapıyorsa Bu Yazıyı Okuyun (İBS)

Yazar: Tuğba Tolon
 
Ailemden uzakta anneannemle birlikte yaşıyordum. Gel gör ki anneannemin gözler görmüyor, aynı zamanda ayaklar tutmuyordu. Bir kadının gidebileceği tıp fakültesindeki tüm branşlardan doktorların tam teşekküllü hastasıydı kendisi. Ev bildiğiniz hastane, ben de ortaokul öğrencisiydim. Zor bir okulda okuyordum; İzmir Saint Joseph. Okulda Fransız disiplini, evde yoğun hastalık ağırlığı vardı; özetle yaşımdan büyüktü o zaman yaşadıklarım. Problemlerimi dışa vuran bir çocuk da değildim. Bu sebeple sağlığımdaki değişimdi yaşadığım travmaların dışa vuruşu.  Nasıl mı oldu? Bir gün okuldan geldim, oldukça keyfim yerinde, arkadaşlarla o gün çok eğlenmişiz. Bir şeyler yemek için sofraya oturdum, canım da süt çekti. İçtikten kısa bir süre sonra, inanılmaz bir kramp girdi, karnım şişti de şişti, abartısı yok dışardan bakan 6 aylık hamile sanır. Doktorlar, kolonoskopiler, ilaçlar vs. bir sürü kargaşanın sonunda gazdır o ile biten bir hayal kırıklığı. Ben de gaz olduğunu biliyorum da nedendi bu yaşadıklarım; o zamanlar ne onlar çözebildi ne de ben. Ara ara yaşadığım bu sıkıntılarım hiçbir zaman geçmedi, bitmedi, hep yokladı beni. Ancak son 2-3 senede karşılaştığım zorluklar, stres ve hayal kırıklıkları durumu iyice ağırlaştırdı, şişliklerim sebebiyle uyuyamıyor, hayatımın normal akışına devam edemiyordum. Hayat kalitem ciddi bozulmuştu.

Doktor çocuğu olamam sebebi ile sağlık konularına ilgiliyimdir. Bu kadar sağlık konuşulan bir evin çocuğu iken, kendimi şimdiye kadar çözememiş olmanın sendromunu “terzi kendi söküğünü dikemez” e bağlayıp atlattım. Ancak, daha derine inmem lazımdı, madem ki hastalık benimdi ona sahip çıkıp mevzuyu çözmek benim sorumluluğumdaydı.

Öncelikle konuyu çözmek için doktor doktor gezdim durdum. Bunun yanı sıra okumadığım kitap, izlemediğim youtube videosu, takip etmediğim sağlık bilmişi kalmadı. Günün sonunda bu eforun aritmetik toplamı şükür ki benim IBS olduğuma karar verdi. Şükür dedim çünkü 25 yılda “gazdır o" dan daha belirgin bir mertebeye ulaşmıştım. Gerçekten şükür ki IBS idim.

Evet rahatsızlığım IBS idi. Neydi peki IBS? IBS’nin açılımı “Irritable Bowel Sydrome” yani türkçesi Huzursuz Bağırsak Sendromu. Adı da üstündeki gibi huzursuza daha da huzursuzluk veren sevimsiz, hareketli bağırsak hali, nam-i diğer sindirim bozukluğu. Semptomları kramp, ağrı, şişlik, gaz, ishal ya da kabızlık şeklinde olup insanı oturduğu yerde bir türlü rahat ettirmeyen bir hal. Bunun yanı sıra “Aaa, kaynımda da aynısı oluyor” diyebileceğiniz bir rahatsızlık da değil kendisi. Çünkü IBS semptomları kişiden kişiye değişkenlik gösteren bir özelliğe sahip. Buradan yola çıkarsak basitçe şunu da diyebiliriz ki; bu hastalığın çözümü de kişiden kişiye değişiyor. O yüzden IBS rahatsızlığı olanlara en büyük tavsiyem ilk olarak başkalarını değil vücutlarının tepkilerini dinlemeleri. Ne zaman, ne yediklerinde rahatsızlanıyorlar, hangi dönemlerde ne gibi sorunlar yaşıyorlar bunları tespit ettikten sonra da çözüm arayışına geçmeleri.

Peki neydi bu rahatsızlığı tetikleyen?

İlk önce glutenden bahsedelim. Her gün tükettiğimiz ekmekteki, makarnadaki glutenden. Gluten buğday, çavdar, yulaf ve arpa gibi tahıllarda bulunan proteindir. Elastik bir protein topluluğu olup, hamurun iskelesi oluşturur diyebiliriz. Özetle her zaman her yerde tükettiğimiz, kaçınılması zor bir besin kaynağıdır.

Kazein de IBS'de tüketilmemesi gereken ikinci bir besin grubudur. Yine her gün tükettiğimiz süt, peynir ,yoğurt, çikolata ,dondurma ve çeşitli işlemlere tabii tutulmuş besinlerde bulunan bir süt proteinidir.  Çözüme giden yolda bunları da kesinlikle almamamız gerekmektedir.

Üçüncü konumuz ise stres. Yazımın girişinde de anlattığım gibi, stres bu rahatsızlığın en büyük düşmanı. IBS'nin gergin dönemlerinizde sizi daha çok yoran, zorlayan bir karakteri vardır. Bu sebeple stresli ortamlardan mümkün olduğunca kaçmanız gerekmektedir. Endorfin arttırmak için bol bol yürüyüş, sakinlemek için yoga yapmak iyi gelir.

Nelere dikkat edelim derseniz, daha önce de bahsettiğim gibi sizsiniz bunun belirleyicisi. 'Ne dokunuyorsa onu yemeyin'den daha basit bir açıklama olamaz. Ancak isterseniz elimde bana ait olan koca bir liste var ondan bahsedebilirim. Öncelikle ekmek, makarna, bira, paketli yani gıda katkı maddesi olan ürünlerden uzak durun. Süt ve süt ürünleri yani peynir,yoğurt yenilmemesi gerekenlerin en başında yer alır. “Ben laktozsuz kullanıyorum zaten” maalesef işin çözümü değil. Yemesine yersiniz evet ancak kendinizi kandırmış olursunuz çünkü bu ürünlerde zaten kazein var ve kazein IBS düşmanı. Şimdi asıl vurucu noktaya geleli, tüm şekerli yiyecek ve içecekler yani çikolata, kola yasak. Kolanın yanı sıra tüm gazlı içeceklerin de buna dahil olduğunu üzülerek belirtmek isterim. Nasıl dayanırım demeyin, aradaki farkı kısa sürede görünce dayanıyorsunuz. Bunun yanı sıra halihazırda rejime uygun olan ancak ev dışında yenilmemesi gerekenler de var. Yani “ben dışarda salata yerim” çözüm olmuyor maalesef, neden derseniz o salatanın nasıl yıkandığını, sirkede mi bekletildi, içindeki somon kaliteli mi, zeytinyağı markası ne vs. bilmiyorsunuz. Bu bilgilere sahip değilseniz kesinlikle dışarda bir şey yememelisiniz.

Kafanız iyice karıştı değil mi?

Aslında bunun çözümü 3 ay kadar bir süre organik pazardan alacağınız ürünler ile beslenmeniz. Kendi yağınızla kendi yemeğinizi yapmanız. Et, balık, yumurta ve sebzeleri sofranızda kullanmanız. Bir gün salata yanına bir parça et, bir gün biber dolması ya da enginar, pilav gibi çözümler yaratmanız. Yemek yerken yavaş olup, çok çiğnemeniz, ayrıca çok da yememeniz önemlidir. Bunun yanı sıra, iyi olmak için çok sabırlı ve disiplinli olmanız gerekmektedir çünkü bu süreçteki tek sıkıntı hayat akışınızı da buna göre organize etmeniz olacaktır. Zor bir süreç biliyorum ancak inanın ki sıkıntı yaratan ürünlerden uzak durup, listenize uyunca kesin sonuç alıyorsunuz. Vücudunuzdaki şişlik iniyor, daha sakinliyorsunuz, kendinizi daha sağlıklı daha zinde hissediyorsunuz. Ancak tabii ki bedeli ağır bir süreç, arkadaşlarınızla gittiğiniz o doğum günü partisinde içki içemeyecek, o yoğurtlu mezeden tadamayacaksınız.

3. ayın sonunda bu rejimi yavaş yavaş bozmaya başlayıp vücudunuzun tepkilerini ölçün ve hassasiyet devam ediyor mu bir bakın. Eğer ediyorsa yine bir doktora danışmakta kesinlikle fayda var. Doktorunuza gidin ve son durumunuz hakkında bilgi alın. Bunun yanı sıra kendinizi gözlemlemeyi unutmayın. Nerde ne hata yapıyorsunuz, hangi dönemleriniz daha ağır geçiyor sıkı takip edin. Ne yapıyorsunuz da iyi geliyor bunu da iyi bilin. Çünkü buradan çıkacak sonuçlar sizi sağlıklı bir yaşama götürecektir. Son bir söz olarak da özellikle eklemek isterim ki hayatınızı kimsenin bilgisi ve kontrolü altında bırakmayın. Hep dizginler sizde, akış kontrolünüzde olsun! Çünkü siz bir tek size emanet edildiniz, kendinize en iyi sahip çıkabilecek kişi de sadece sizsiniz.
 
Görseller:
Yazara aittir.
                                                                                                                                 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.