Tarımda Sürdürülebilirlik İçin Yeni Yaşam Döngüsü Modeli

Yazar: Salih Gökkür
 
Sürdürülebilirlik bugünün ihtiyaçlarıyla geleceğin ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Sürdürülebilirlik tıpkı tarım gibi ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri olan yaşam döngüsüdür. Yaşam döngüsü, değer zincirini içinde barındıran bir kavramdır. Yaşam döngüsünde üretim vardır, tüketim vardır, çevreyi koruma ve iyileştirme vardır. Temelinde yaşam vardır.
İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmek için bitkisel ve hayvansal ürünlerin elde edilmesi ile ilgili yaptığı faaliyetlerin tümüne tarım denir (Gökkür, 2016). Hızlı nüfus artışı ve teknolojik gelişmeler ile birlikte tarımda artan beslenme ihtiyacını karşılamak için, birim alandan daha fazla ürün elde etmeye çalışan insanoğlu, bunun için kimyasal gübre ve tarımsal ilaç kullanımı hızlı bir şekilde arttırmıştır. Kontrolsüz bir şekilde kullanılan bu girdilerle tarım, dünyadaki beslenme sorununa tam olarak çare olamazken toprakların bozulmasına, kirlenmesine ve hatta yok olmasına neden olmuştur (Nigli ve ark., 2007; Gül ve ark., 2018). Tarımdaki yanlış uygulamaların çevre kirliliğine, yeraltı su kaynaklarının kirlenmesine ve yetiştirilen ürünlerde meydana gelen kimyasal kalıntıların insan ve hayvan sağlığını tehdit etmeye başlamasına neden olduğu, yapılan birçok araştırmada belirtilmiştir (Kırımhan, 2005; Gül ve ark., 2018). Bu sorunların ortaya çıkması ile birlikte, sağlıklı ve sürdürülebilir tarım anlayışı ile doğanın dengesini bozmadan, doğal girdilerden oluşan ekolojik tarım veya organik tarım diye adlandırılan yeni üretim sistemleri üzerinde çalışmalar yapılmaktadır (Küp ve ark., 2013; Gül ve ark., 2018). Organik tarım, sentetik ve kimyasal girdilerin kullanımının yasaklanarak toprak verimliliğinde sürekliliği sağlayan, tamamen doğal girdilerin kullanıldığı, üretimde bitkinin direncini ve gelişimini sağlayacak nöbetleşe ekim yöntemlerinin kullanıldığı, toprak, yeraltı su kaynakları ve çevrenin korunduğu, ekonomik anlamda doğal kaynakların ve enerjinin optimum kullanarak istenilen miktarda ve sürdürülebilir verim alınan bir üretim sisteminin olduğu, bilgi ve teknoloji kullanılarak hem üretici hem de tüketici için uygun maliyetli sağlıklı gıdaların üretildiği her aşaması kontrollü ve sertifikalı üretim sistemlerinin bütünü olarak tanımlanır (Ak, 2004; Marangoz, 2008; Er ve Başalma, 2008; Gül ve ark., 2018).

Yaşamın yönetimini diğer bir ifadeyle sürdürülebilirliğini sağlamak için, tarımı biraz daha farklı kavramlar içinde düşünüp, yeniden planlamamız gerekmektedir. “Tarımda Yaşam Döngüsü Modeli hangi süreçleri içermelidir?” sorusuna vereceğimiz her cevap, tarımda çalışan kesimin refahını arttırmaya hizmet edecektir. Ürünü pazarlama amacı önceden belirlenmelidir. Tarımda sorunlar ve alternatif maliyetler (fırsat maliyeti) pazarlama amacı ile birlikte düşünülmelidir. Planlama ve Değerlendirme Aşamaları bu modelde mutlaka olmalıdır.

Tarımda Sürdürülebilirlik için Yeni Yaşam Döngüsü Modelinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Üretimde kullanılan bitkiler, temel besin kaynağımızı oluşturmaktadır. Bu bitkiler modelin hammaddesidir. Hammaddenin eldesi için üretim şarttır. Sürdürülebilir üretim için ise Araştırma Geliştirme (Ar-Ge) çalışmaları ve Pazar Araştırması gereklidir. Bazı üreticilerin tüketiciler ile yaptığı ürün tedarik sözleşmeleri de bu modelin bir parçasıdır. Kırsal alanlarda işletme masraflarını azaltabilmek ve çiftçi refahını arttırabilmek için, minimum arazi büyüklüğü bölgelere göre belirlenmelidir. Arazi büyüklüğü ekonomik olmayan çiftçiler için diğer çiftçilerle ortak çalışma, arazi kiralamada teşvikler gibi birçok seçenek sunulabilir. Arazi kiralama sorunu üretimde karşılaşılan bir diğer önemli sorundur. Kiralanacak tarım arazileri en az dört yıl veya daha uzun süreli olmalıdır. Çiftçinin üretimini planlayabilmesi ve gelirlerini arttırabilmesi için, üretim yapacağı alandan çıkarılma endişesi olmaması gerekir. Bunun için gerekli düzenlemelerin yapılması lüzumludur. Tarım arazilerimizin, tarım dışına çıkarılması tehlikesine karşı, mevcut tarım topraklarının sanayi ve imar bakımından korunmasına yönelik yapılan çalışmalar geleceğimizin sigortasıdır. Çiftçi eğitimlerinin ve yayım faaliyetlerine verilen desteklemelerin de 'Tarımda Yaşam Döngüsü Modeli'nin bir parçası olduğu unutulmamalıdır.
Bazı üreticiler yetiştirecekleri bitki desenine, mevcut pazar koşullarına göre ve geleneksel olarak karar vermektedir. Ancak bu durum, şebekenin mevcut altyapısına, kanalların hidrolik özelliklerine ve su kaynağı kapasitesine pek uygun olmamaktadır. Sulamaların bitkilerin gelişme dönemlerine göre, gerçek zamanlı ve optimum sulama koşullarına uygun olarak planlanması, su kaynaklarımızın korunması ve sürdürülebilirliği için gereklidir (Kılıç, 2010). Gerçek zamanlı sulama programlamasında, kanal özellikleri, bitki deseni, sulama süresinin uzunluğu, randıman değerleri, bitki sulama suyu gereksinimleri ve her bir kanalda oluşan su kısıt düzeyleri, özellikle parselleri şebekenin son kısımlarında yer alan üreticilerin, kanallarda istedikleri zaman istedikleri miktarda suyu bulmaları için ve tarım ürünlerinde daha yüksek verim artışı sağlanması için mutlaka değerlendirilmelidir. Ülkemizde mevcut sulama sistemlerinin bir bölümü açık kanallı şebekelerden oluşmaktadır. Bu yapıların kapalı sisteme dönüştürülmesi, sınırlı kaynakların mevcut koşullarda en etkin şekilde kullanımına olanak sağlayan bilimsel yöntemlerin bir an önce uygulamaya geçirilmesi hayati önem taşımaktadır. Su kaynaklarımızın etkin kullanılasıyla, maksimum verim ve gelirin elde edilmesi mümkün olabilecektir (Kılıç ve ark., 2010a).

İklim koşullarının zamansal ve mekânsal olarak düzenli bir dağılım göstermemesi, su kaynaklarının yönetiminde belirsizlik kavramını ön plana çıkarır (Kılıç ve Tunalı, 2010). Sulamaların bilinçsizce yapıldığı alanlarda, taban suyu ile ilgili sorunların yaşanması kaçınılmazdır. Taban suyunun kapilarite ile bitki etkili kök bölgesine yükselmesi, tarımsal üretim açısından elverişsiz bir ortam oluşturur. Buna bağlı olarak verim ve kalitede düşüş yaşanır. Üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması açısından, taban suyunun düzenli olarak kontrol edilmesi ve izin verilebilir sınırlar içerisinde tutulması büyük önem taşır. Bu amaçla pek çok tarımsal üretim alanında, taban suyu gözlem kuyularından oluşan bir kontrol ağı oluşturulmuştur. Bu kuyulardaki su seviyeleri periyodik olarak izlenmektedir. Bu izleme ve değerlendirme çalışmaları, tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği, toprakların muhafazası ve kıt kaynakların optimum kullanımı açısından ayrıca önem taşır (Kılıç ve ark., 2010b). Taban suyunun kalitesi, gözlem kuyularından alınacak örneklerde tuzluluk değerinin ölçülmesiyle belirlenebilmektedir. İlk örnek sulamanın başlangıcında, ikincisi sulamanın en yoğun olduğu ayda, diğeri ise sulamanın bittiği dönemde alınarak,  sulamanın arazide tuzluluğa etkisi belirlenebilir. Taban suyunda tuzluluk problemi olmadığında, drenaj projesi sadece fazla suyu bitki kök bölgesinden uzaklaştıracak şekilde planlanmalıdır. Taban suyunun tuzlu olduğu durumlarda, dren derinlikleri arttırılmalıdır ve tuz belirli bir yıkama oranına göre ortamdan uzaklaştırılmalıdır (Güngör ve Erözel, 1994).  Kılıç ve Anaç, 2012’nin de belirttiği gibi ihtiyaçlarla tam olarak örtüşen ve sistemin mevcut altyapısı ile uyumlu bilimsel sulama programlarının hazırlanması, kıt kaynakların sürdürülebilir kullanımı açısından büyük önem kazanmaktadır.

Üretim sürecindeki sulama, gübreleme, ilaçlama gibi tüm kültürel faaliyetler, doğal kaynakların korunarak verimli bir şekilde yönetileceği yaşam döngüsünün devamlılığını sağlamaya uygun olmalıdır. Tarımda kullanılan ilaç ve gübre ambalajlarının yeniden değerlendirilmesine yönelik çalışmalar arttırılmalıdır.  Üretim ve tüketim arasındaki hasat sonrası faaliyetler, nakliye, depolama, dağıtım, pazarlama, satış aşamalarını ve ürünlerin hammadde olarak kullanılabilme olanağını, bitki artıklarının farklı kullanım alanlarının değerlendirilmesi ile doğaya dönüşü gibi geri dönüşüm olanaklarını içermelidir. Tüm bu faaliyetler doğal kaynakların daha az tüketimi ile, üretimden tüketime her aşamada daha az hammadde ve CO2 kullanımıyla, paketlemede daha çevreci ambalajların kullanımıyla ve hasat sonrası nakliye paketleme gibi faaliyetlerin doğaya olumsuz etkilerini en aza indirgeyecek şekilde teknolojilerin kullanılmasıyla, çevrenin korunmasına hizmet edecek şekilde planlanmalıdır. Tüketicilerde tasarrufa yönelik alışveriş bilincinin yerleşmesi, toprak ve su kaynaklarının korunması, tarımda yaşam döngüsünün sürdürülebilirliği için gereklidir. Üretimden tüketime olan tüm döngüler, insanoğlunun yaşamının sürdürülebilirliğine zarar vermemelidir. Yaşam Döngüsü Modelini kısaca ifade etmek gerekirse, tarımın tümünde uygulanması gereken, doğal kaynakları koruyan, çevreci bir modeldir. Tarımın ve insanoğlunun yaşamının sürdürülebilirliği için, birçok sektörde uygulanan ve tarımda genellikle ürün bazlı çalışmalarda kullanılan yaşam döngüsü modeli, tarımın tümünü kapsayacak şekilde, daha geniş kapsamlı bir biçimde geliştirilmelidir.
 

 
Abstract

NEW LIFE CYCLE MODEL FOR SUSTAINABLE AGRICULTURE

All cycles from production to consumption should not harm the sustainability of human life. To briefly describe the Life Cycle Model, it is an environmentalist model that should be applied in all of agriculture, protecting natural resources. For the sustainability of agriculture and human life, the life cycle model used in many sectors and generally used in crop-based studies in agriculture should be developed more extensively, covering all agriculture.
 

 
Kaynaklar:
  1. Ak İ., 2004. Ekolojik Tarım ve Hayvancılık. 4. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi, 1-3 Eylül 2004 Isparta, 490-497.
  2. Er C., Başalma D., 2008. Organik Tarımdaki Gelişmeler. Nobel Akedemik Yayıncılık, Ankara, 310 s.
  3. Gökkür S., 2016. Yeraltı Su Kaynaklarımızın Önemi, Apelasyon, ISSN:2149-4908, Nisan 2016, Sayı 29, http://www.apelasyon.com/Yazi/426-yeralti-su-kaynaklarimizin-onemi
  4. Gül V., Öztürk E., Sezek M., 2018.  Ayçiçeği Bitki Artıklarının Organik Tarım Amaçlı Değerlendirilmesi, Türk Tarım – Gıda Bilim ve Teknoloji Dergisi, ISSN: 2148-127X, 6(6): 676-679.
  5. Güngör Y., Erözel A.Z., 1994. Drenaj ve Arazi Islahı, A.Ü. Ziraat Fakültesi Yayınları, No. 1341, Ankara.
  6. Kılıç M., 2010. Büyük Ölçekli Sulama Şebekelerinde En Uygun Kanal Rotasyon Programının Yeni Bir Yöntemle Tasarımı. 1. Ulusal Sulama ve Tarımsal Yapılar Sempozyumu, s. 234-246. Kahramanmaraş / Türkiye.
  7. Kılıç M., Özçakal E., Anaç S., 2010a. Açık Kanallı Sistemlerde Ölçülü Su Dağıtımının Zamansal ve Mekânsal Olarak Bilgisayar Destekli Tasarımı Kontrolü ve İzlenmesi. 1. Ulusal Sulama ve Tarımsal Yapılar Sempozyumu, s. 301-313. Kahramanmaraş / Türkiye.
  8. Kılıç M., Özçakal E., Anaç S., 2010b. Taban Suyu Derinliğinin Jeoistatistik Yöntemle Mekânsal Analizi. 1. Ulusal Sulama ve Tarımsal Yapılar Sempozyumu, s. 442-450. Kahramanmaraş / Türkiye.
  9. Kılıç M., Tunalı U., 2010. Demirköprü Barajına Gelen Akımların Yapay Sinir Ağları Yöntemi ile Modellenmesi. 1. Ulusal Sulama ve Tarımsal Yapılar Sempozyumu, s. 829. Kahramanmaraş / Türkiye. (Poster olarak sunuldu. Sempozyum kitabında özet olarak yayımlandı).
  10. Kılıç M., Anaç S., 2012. Parseller Düzeyinde Gerçek Zamanlı Sulama Programlamasında Kullanıcı Etkileşimli Karar Destek Modeli: Yöntem ve Uygulama. 2. Ulusal Sulama ve Tarımsal Yapılar Sempozyumu, s. 355-362. Bornova / İzmir.
  11. Kırımhan S., 2005. Organik Tarım Sistemleri ve Çevre Kitabı. Uğurer Tarım Kitapları Bireysel Yayınları, Ankara, 350 s.
  12. Küp F., Sağlam R., Yetkin C., Tobi İ., Uludağ A., 2013. Organik Tarım Uygulamalarının Aşamaları ve Pratikte Karşılaşılan Sorunlar. 28. Ulusal Tarımsal Mekanizasyon Kongresi, 4-6 Eylül, Konya, 103-110.
  13. Marangoz M., 2008. Organik Ürünlerin Pazarlanması. Ekin Yayınevi, Bursa, 193 s.
  14. Niggli U., Earley J., Ogorzalek K., 2007, “Organıc Agrıculture And Envıronmental Stability Of The Food Supply”. International Confference On Organic Agriculture and Food Security, 3-5 May 2007, OFS/2007/3, Fao, Rome, Italy.
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.