Siz Bizim Standartlaştıramadıklarımızdan Mısınız?

Yazar: M. Ufuk Peker
 
Hayatımıza sürekli yeni standartlar giriyor. Standartlaştıramadıklarımızı izleyemiyoruz. Korkularımız var. Ne olduğunu nasıl hazırlandığını bilmediğimiz her şey bize zarar veriyor olabilir. Köye giderim en iyisini alırım diye düşünenler ve haftasonları köy köy dolaşanlar var. Kırsal alanlarda denetimsiz yol kenarında ennn ‘doğal’, ‘organik ve üstüne ‘köyde yetişmiş’ ürünleri satanlardan aldığımız ürünlere güvenebilir miyiz?

Köyün çoktan geçmişte kalmış saflığının arkasına sığınan köy satıcıları, son dönemde denetimden kaçmak için akıl almaz yöntemler geliştiriyor. Modifiyeli tezgâh ve il sınırı numarası en yaratıcı olanlar. Modifiyeli tezgâh numarasında gıda denetçisini gören köy satıcısı bir hamle ile ürünleri tezgâhın altına alacak bir mekanizma yaptırmış. Diğer köy satıcısı ise iki ilin sınırı üzerine yerleştirdiği tezgâhı hangi ilin denetçisi gelirse diğer il sınırına geçirerek denetimden kurtulmaya çalışırmış. Tabii bu yaratıcı girişimler denetçilerin de yaratıcılığını geliştiriyor olmalı. Onlar da kendi yöntemlerini kullanarak bu tezgâhlara ulaşıyor.

Bu kadar saklanmanın nedeni tezgâhlardan alınan numunelerin tahlilinden sonra ortaya çıkıyor. Zira köy satıcılarının tezgâhlarından alınan numunelerde  ‘sahte zeytinyağı’nda kullanılmış madensel makine yağı bile görülebiliyor. Yakılması gereken aflatoksinli hurda incirin zararlı kimyasallarla beyazlatılarak satışa çıkarıldığı tezgâhlarla karşılaşılabiliyor.

Soyutlama ve Standartlaştırma

Konunun sosyal yönü hakkında çok şeyler söylemek isterdim. Pink Floyd’un ‘The Wall’ filmini izlediyseniz… Uyumadan tabii… Bir de anlayabildiyseniz… Gerçi ne anlayabildiğimizi ne kadar bildiğimiz, okuduklarımız, üzerine düşündüklerimiz, kavrayabildiklerimiz ve biraz da ne anlamak istediğimiz belirler ya… Aynı olaydan farklı dersler çıkarabiliriz. Aynı manzara kimine tatil, kimine sıkıntı, kimine fırsat, kimine de hüzün ile ilgili düşünceler ifade edebilir. Hatta farklı zamanlarda bu düşünceler aynı kişi için bile değişebilir.

Hayatımıza giren ‘standart’ sözcüğü de anlama konusundaki farklılıklarımızla ilgili değil mi zaten? Yani aynı duruma farklı anlamlar yüklememiz, farklı şekilde algılamamız… Bu durumu çözmek için geliştirdiğimiz tanımlar… Tabii bu tanımların ‘tam’ ve ‘doğru’ olması sorunu çözmüyor. Anlatanın ve anlayanın aynı tanımı ‘tam’ ve ‘doğru’ olarak bilmesi gerekiyor.

Aslında standartlaşma bizim soyutlama becerimizin aşırı gelişmesi ile ilgili bir konu. Hayatın standartları yoktur. Bizim ağaç olarak algıladığımız canlılar pek çok farklı türden oluşan genel formasyonu dahi birbirinden farklı canlılardır. Bir türe ait her bir birey dahi bir diğerinden farklı özellikler kazanarak gelişir. Bizim tümünü ‘ağaç’ olarak tanımladığımız, toplamı dört ve farklı olarak bakarsanız üç harfle temsil etmemiz sanırım soyutlama yeteneğimizi en iyi ifade eden örneklerden biridir.

Yapılan bilimsel çalışmalar Maya dilinde Orman İnsanı (Orang Utan) olarak adlandırılan orangutanların zeka kapasitelerinin en az insanlar kadar olduğunu göstermiştir. İnsanlardan daha fazla odaklanabilir ve insanların göremeyeceği hızda görebilirler. Matematiksel işlemleri insanlardan çok daha hızlı çözebilirler. Fark nerede deseniz? En azından benim anladığım kadarıyla orangutanlar veya diğer hayvanlar için soyutlama türlerle ilgili. Yani bir canlı onlar için belli bir türe ait olarak tanımlanır…

Ağaç tanımı ise onlar için gereksiz, hatta zorlaştırıcı bir soyutlama olurdu. Zira ağaçta ne yetiştiği, ağacın özellikleri onlar için önemlidir. Hangi ağaçta yuva yapacaklar? Beslenecekler? Bir ağaçtan bir ağaca geçerken o ağacın özelliklerini, dallamasını, kırılabilecek dalları, mesafeleri, esnemeleri, dikenlilik durumunu, o ağaçta yuva yapmış canlıları saliseler içinde hesaplamaları gerekiyor. Üstelik bazen birkaç kilometre boyunca hiç durmadan bu hesapları yapmak durumundalar. O nedenle basitleştirmek, standartlaştırmak onlar için hata yapma ihtimalini arttıracaktır.

Yanlış Anlama Olasılığı

Yönetmen, yazar ve oyuncu Woody Allen’a hızlı okuma kursları sorulur. Allen’ın yanıtı, ‘Ben de hızlı okuma kursuna gittim. Hatta “Savaş ve Barış’ı iki saatte okudum. Olay Rusya’da geçiyor” Allen’ın mizahi bir dille anlatmaya çalıştığı konu sanatsal bir anlatımı, sadece anlamak üzerine kurgulanmış hızlı okuma yöntemleriyle okuduğunuzda, anlamsal ve estetik detayları kaçırma ihtimalinizdir. Bu durumda o eserin size verebileceklerine ulaşmanız, eserdeki satırların arsındaki duyguları, düşünceleri, tasvirleri, espirileri yakalamanız ve eseri zevk alarak okumanız mümkün olamayacaktır. 

Soyutlama, sınıflandırma ve standartlaştırma bizim anlama süremizi kısaltıyor, öğrenme sürecimizi hızlandırıyor. Bilgiler daha kolay anlaşılabilecek ve kısa sürede öğrenebilecek kodlara indirgenebiliyor. Tüm bu süreç sonucunda ortaya çıkan yeni ve tamamen soyut kavramlar da var. Ama onları da neyse ki tanımlayıp, sınıflandırıp kodlara indirgeyebiliyoruz. Tabii tüm bu kısalan anlama süreci yanlış anlama olasılığının da artmasını beraberinde getiriyor… 

Yanlış anlama olasılığı sizin anlama sınırlarınız ile bırakılmıyor… Ticarileşmenin, ekonomik değerlerin ön plana çıkması yanlış anlama potansiyelinden yararlanmayı da beraberinde getiriyor. Ticari olarak mevzuattaki açıkları kullanarak yanlış anlaşılma potansiyeli olan her türlü yanıltıcı bilgi tanıtımlarda ön plana çıkabiliyor.

Bunların içerisinde en belirgini geçmişte fermente sucuğa benzeyen, ama fermente edilmeden, ısıl işlemle olgunlaştırılmış sucuk benzeri maddelerle ilgili tanıtımlarda kullanılan ifadelerdi. Satışa sunulan fermente sucuklara benzeyen ısıl işlem görmüş ürünlerde mangal, kangal gibi ifadeler kullanılırdı. Mangal, kangal gibi ifadelerden sonra sucuk sözcüğü kullanılmadığı halde, tüketici sözcükleri ve görüntüyü birleştirerek bu ürünü bildiği sucukla özdeşleştirir ve maniple edilirdi.

Bugün ‘ısıl işlem görmüş sucuk’ ifadesi mevzuatta yer aldığından bu kandırmacaya ihtiyaç duyulmamaktadır. Ancak fermente sucukla, ısıl işlem görmüş sucuğun aynı ürünü ifade etmediği de gıda sektörü ile ilgili kişilerin iyi bildikleri konular arasında yer almaktadır. Fermantasyon sonucu ortaya çıkan ürünler ve bağırsak florasını zenginleştiren organik yapı ısıl işlem görmüş sucukta bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra ısıl işlemde yapılan yanlışlar ürünün mevcut gıda değerini de olumsuz etkileyebilmektedir.

Buradan yola çıkarak standartların zaman içerisinde değişebileceğini, geçmişte tüketiciyi korumak için alınmış bir önlemin, günümüz için geçerliliğini yitirebileceğini söyleyebiliriz. Ancak önlemin kaldırılması, ürünün mevcut durumunu da değiştirmeyeceğinden tüketici açısından değil, yalnızca üreten açısından olumlu sonuç doğuracaktır.

Standartların Oluşturulması

Standartların yararlı olabilmesi için standartların net tanımlara dayanması, piyasadaki sorun ve beklentiler dikkate alınarak sürekli yenilenmesi ve geliştirilmesi gerekir. Muğlak ifadelerin, yanlış anlaşılmaya müsait tanımların, gereksiz ve hedefi olmayan ifadelerin standartları işlevsizleştirmek ve beklenen sonuçların ortaya çıkmasını önlemek gibi sorunlara yol açılmaması önemlidir. Zira standartların hedefi aslında son tüketicinin korunması ise, son tüketicinin ihtiyaçlarını karşılamayan, son tüketicinin anlaması mümkün olmayan veya muğlaklaşmış ifadeler, konuyu iyi bilen uzmanlarca ters düz edilerek tüketicilerin daha kolay aldatılmasına ve denetçilerin görevlerini yaparken zorluk yaşamasına neden olabilir.

Standartlara ilişkin uygulamalara yönelik esasların belirlenmesi; tanım, kod ve kritik kontrol noktalarının mevzuat kapsamına alınması, aşamalarında, hem ilgili taraflarca hem de farklı meslek gruplarınca incelenmesinde yarar vardır. Özellikle hukuk, dil ve sosyal bilimler uzmanları (kurumsal sosyoloji, iletişim) dil, hukuki tutarlılık, tanımların eksiksiz ve amaca yönelik olması açısından önemli katkılarda bulunabilirler.

Standartlar, yitip giden güven duygusunun yerini tutamaz. Vicdanın yerini alamaz. İnsanın içselleştirdiği etik değerlerle, mevzuata konu kodlar, tanımlar ve denetim üzerine kurgulanmış metinler boy ölçüşemez. Ama vicdanın ağırlığı cüzdanın ağırlığının altında ezildiği sürece standartlaştırma önemini koruyacaktır.
 
Görseller:
  1. Haber Ekspres
  2. Sabah Gazetesi

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.