Yazar: Dilay Şentürk
“Sağlıklı bir organizma, ihtiyacı olan ne ise, onu kendi içinde ortaya çıkarmalıdır.”
Rudolf STEİNER
Filozof, pedagog, mimar, sanatçı, doğa bilimleri uzmanı ve antropozofinin kurucusu olan Rudolf Steiner, aynı zamanda doğa ve bütüncül tarım üzerine 1924 yılında verdiği sekiz seminerden oluşan bir kursla ölümünden bir yıl sonra yani 1925 yılında "biyodinamik tarım" kavramının ve prensiplerinin fikir babası haline gelmiştir. 1928 yılında oluşturdukları "Demeter" markasıyla, organik olarak üretilen ürünlerin ilk ekolojik markası, biyodinamik tarım kapsamında ürettikleri ürünleri satmaya başlarlar.
Antropozofi, canlıların içindeki ruhsal ögelerin evrendeki ruhsal ögelere doğru gidebilmesini sağlayan bir bilgi yolu, fikir akımı olarak tanımlanabilirken; Steiner "spiritüel gelişim yolu" olarak tanımlamıştır. Yunanca Antropos=insan ve Sophia=bilgi kelimelerinden oluşmaktadır. Steiner, antropozofi fikir akımını tıp, dans, eğitim ve mimari gibi alanların yanı sıra tarıma da uyarlamıştır.
O dönem çiftçileri ve diğer insanlar tıpkı günümüzde olduğu gibi bazı besinlerin tadının ve kalitesinin artık eskisi gibi olmadığını, bunun yanında toprak kalitesinin de eskisi gibi
olmadığını söylerler. Bunun üzerine Rudolf Steiner yukarıda bahsetmiş olduğum sekiz seminerlik bir kurs verir. Bu kurs kapsamında beşeri bilimlerin doğrultusunda gökyüzü veya kozmos ile toprağın bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini anlatır.
Bu kurs kapsamında ortaya çıkan biyodinamik tarım kavramı ise tıpkı antropozofi kavramında yer alan evrenin içerisinde gerçekleşen durumların ışığında insanların tarımsal üretim içerisinde gerçekleştirdiği işlemler ve yöntemlerdir. Toprağı iyileştirerek, çevreye zarar vermeden aksine çevresini daha da verimli hale getirerek, Güneş ve Ay'ın hareketlerinin yanı sıra gezegenlerin hareketlerini de kendine yetiştiricilik haritası haline getiren bir tarım sistemidir.
Daha net ve kapsamlı bir tanım yapmak gerekirse; Biyodinamik Tarım: üreticinin oluşturduğu üretim sistemini, biyolojik çeşitliliği de koruyarak çeşitli tarımsal ürünlerin yetiştiriciliğini yaptığı, bakabileceği kadar hayvana sahip olduğu, kendi doğal çıktısını yine kendi sistemine bir girdi olarak kazandırdığı gübrelerle toprağın beslenmesini sağladığı, biyodinamik tarım kapsamında hazırladığı preparatlarla da üretim sistemini tüm süreçlerinde aktif tuttuğu bir tarım sistemidir.
Doğanın enerjisinin (ayın evreleri, güneşin ve diğer tüm gezegenlerin konumları, birbirleriyle olan etkileşimleri vb.) yetiştiriciliğin tüm süreçlerindeki etkileri gözlemlenerek tasarlanmış bir tarım sistemidir.

Biyodinamik Tarım Yetiştiricilik Takvimi
Sürdürülebilirlik ve Biyodinamik Tarım
Sürdürülebilir tarım, oluşturulan üretim sisteminin doğa-özdeş olarak kendi kendineyetebilmesi, kendi çıktısını yine kendine bir girdi olarak sunabilmesi, sürecin hiçbir basamağındageri dönüştürülemez atık çıkarmaması ve tüm bu süreçlerin sonunda üretilen ürünlerin geleceknesillerin faydasına sunulmasını amaç edinen bir tarım felsefesidir.
Bu kapsamda biyodinamik tarımı değerlendirdiğimizde tıpkı permakültür gibi tarımsal üretimde uygulanabilecek en sürdürülebilir tarım yöntemi olduğunu görebiliriz. Biyodinamik tarımın bu olguyu desteleyen birkaç özelliği şu şekildedir;
- Merkezinde maksimum verim elde etmek yoktur, bunun yerine ilk olarak doğa ve devamında yeteri kadar verim elde etme amacı vardır.
Maksimum verim hedeflendiğinde "sömürü" başlamaktadır ve birçok noktada doğa-özdeş bir
tarımın yapılması güçleşmektedir.
tarımın yapılması güçleşmektedir.
- Biyodinamik tarım, permakültür gibi tarımsal üretim felsefelerinin dışında kalan tarım sistemlerinde olduğu gibi yetiştiriciliği bir reçete olarak ele almaz, tüm süreci ve o sürece dahil olan tüm parametreleri bir bütün olarak ele alır.
Sistemi besleyen veya dolaylı da olsa sistemle etkileşim halinde olan tüm bu parametreler biyodinamik tarımda ayrı ayrı bir değerdir ve tasarlanan üretim sistemi bu değerler göz önünde bulundurularak sürdürülür.
- Toprağı yaşayan bir organizma olarak ele alır. Toprağı işleme, ekme, dikme, münavebe ve hasat gibi süreçlerde doğanın enerjisinden hareketle bu işlemleri gerçekleştirir.
- Yoğun tarımsal üretimi desteklemediği gibi gereksiz ve sürekli toprak işlemeyi doğru bulmaz, toprağın ve dolayısıyla bitkilerin ihtiyaçları dışında gübrelenmesini desteklemez.
Bu sayede toprağın formu bozulmadan, canlılığı devam ettirilmiş ve yetiştiriciliği yapılan bitkilerin daha sağlıklı ve verimli yetişmeleri sağlanmış olur. Ek olarak doğanın, toprağın ve çevrenin, ihtiyaçlarına kulak vererek bilinçli bir şekilde yapılan bu kültürel işlemler sayesinde çevre sağlığı da korunmuş olur.Bulunduğu yere göre özel olarak tasarlanacak çiftliği veya tarımsal işletmeyi, tarımsal üretim sistemini, tıpkı toprakta olduğu gibi canlı bir organizma olarak ele alır.
- Bulunduğu yere göre özel olarak tasarlanacak çiftliği veya tarımsal işletmeyi, tarımsal üretim sistemini, tıpkı toprakta olduğu gibi canlı bir organizma olarak ele alır.
Bu organizmanın organlarını (insan, toprak, toprak mikroorganizmaları, bitkiler ve hayvanlar alemi, su, hava vd.) bütünsel bir bakış açısıyla değerlendirir. Bahsi geçen her bir organın birbirleriyle olan etkileşimine önem verir ve üretime bu etkileşimleri de göz önüne alarak devam eder.
- Bu organizmanın kendi kendine yetebilen ve sistem dışından çok fazla hatta mümkünse hiç girdiye ihtiyaç duymadan işleyebilmesi önemlidir.
Bunu kendi çıktısını (organik atık vb.) yine kendi sistemine bir girdi olarak (gübre, yem vb.) kazandırarak yapar. Bundan dolayı kapalı bir döngü şeklindedir. Tıpkı bir madde döngüsü gibi, kendi kendini besleyen bir üretim sistemi şeklindedir.
- Münavebe yapılmasını önemser ve destekler. Bu sayede daha sürdürülebilir ve sürekliliği olan bir tarımsal üretim sistemine katkı sağlamış olur.
Münavebe, yetiştiricilik yapılan bir alana her dönem arka arkaya aynı bitkilerin ekilmeden ara ara kültür bitkisenden farklı familyalardan bitkilerin yetiştirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu, toprak yorgunluğu (her dönem aynı bitkilerin yetiştirilmesiyle topraktan aynı besin elementlerinin alınması ve yerine bitki köklerinden hep aynı fitokimyasalların salınmasıyla ortaya çıkar) denilen durumun yaşanmamasını sağlarken aynı zamanda asıl yetiştirmek istediğimiz kültür bitkilerinin ve toprakla etkileşimde olan diğer çevresel faktörlerin de olumlu etkilenmesini sağlar.
- Yerel çeşitler, köy çeşitleri, tercih edilerek üretim yapılması ön plandadır ve teşvik edilmektedir.
Bu sayede yerel bitki biyoçeşitliliği korunmuş olur. Yerel çeşitlerin yetiştiriciliğinin de sürdürülebilirliği sağlanmış olur.
- Hayvancılığın tek taraflı değil daha çeşitli (her türden hayvanla, inek, koyun, keçi vd.) yapılmasını destekler. Hayvanların özgürlükleri kısıtlanmadan, rahat bir şekilde hareket edebilecekleri ortamlarda yetiştirilmeleri de esastır. Dolayısıyla bitki biyoçeşitliliği gibi hayvan biyoçeşitliliği de korunmuş olur.
Bu sayede sistem çok yönlü ve çeşitli bir yetiştiriciliğe sahip olmuş olurken kapalı bir döngüde ilerleyen bu sistem toprağı ve diğer sistem unsurlarını besleyen çok çeşitli organik girdilere (homeopati ile) sahip olmuş olur (homeopati, toprağı, bitkiyi ve hayvanları her açıdan değerlendirip organik girdilerle tedavi etmeyi amaçlayan bir yöntemdir).
Bu maddeleri çeşitlendirmek ve detaylandırmak mümkündür. Fakat belirttiğim bu maddelere bile bakarak aslında biyodinamik tarımın, birçok yönden organik tarımdan daha farklı bir felsefeye sahip olduğunu görmek mümkündür. Organik tarımdan daha sürdürülebilir bir tarımsal üretim sistemidir diyebiliriz.
“Biyodinamik tarımla yetiştiricilik yapan bazı üreticileri görebilirsiniz, çünkü bu çiftliğe daha sağlıklı toprak, daha iyi mahsul, daha canlı ekoloji gibi gerçek faydalar sağlayan sağlam bir agronomik sistemdir.”
Elizabeth CANDELARİO
Şarap Üretiminin Biyodinamik Tarım ve Geleneksel Tarım Sistemleri Özelinde Kıyaslanması
İklim Krizi ve Biyodinamik Tarım
Biyodimanik tarım, çevresel bozulmaların önüne geçmesinin yanı sıra toprağın, çevrenin ve tüm kaynakların zenginleştirilmesinde önemli bir rol oynarken biyoçeşitliliğin korunması ve oluşturulması açısından da büyük bir rol oynamaktadır.
Günümüzde tercih edilen besinlerin birçoğunda sağlıklı, güvenilir ve doğa ile uyumlu bir şekilde üretilmiş olup olmadığı oldukça önemli birer parametredir. Konvansiyonel tarımla kıyaslandığında biyodinamik tarım doğayla en uyumlu çalışan tarımsal üretim sistemidir. Doğayla uyumlu yetiştirilen bitkiler doğal savunma mekanizmalarını da güçlendirmekte ve bunun sonucunda sentezledikleri sekonder metabolitleri sayesinde birçok çevresel soruna karşı kendilerini çok daha iyi koruyabilmektedirler. Kendiliğinden teşvik edilen bu durum sayesinde bitkilerin dışarıdan özellikle sentetik bir girdiye gerek kalmadan yalnızca belli dönemlerde desteklenecek organik girdilerle yetiştiriciliğinin yapılabilmesi sağlanmış olur. Dolayısıyla daha sağlıklı ve daha kaliteli ürünler elde etmek mümkün hale gelir.
- Biyoçeşitliliği korumanın yanı sıra artırmayı ve zenginleştirmeyi hedefler. Bu yönüyle iklim krizinde yer alan "biyoçeşitliliğin korunması" konusuna da bir çözüm getirmektedir.
- Konvansiyonel tarımda zararlı veya yabancı olarak adlandırılan kültür canlıları dışındaki canlılar, biyodinamik tarımda zararlı veya yabancı değildir. Oluşturulan sistemin, ekosistemin, bir parçasıdır ve onlara yönelikte ayrı bir yönetim planlaması yapılmaktadır.
- Yapılan tarımsal, kültürel, faaliyetlerin olabildiğince az ve konrollü olmasını isteyen biyodinamik tarım, tarımsal boyutta meydana gelen karbon emisyon oranlarının da azaltılması yönünde destek vermektedir.
- Yapay gübre ve pestisit kullanımı bu sistemde yer almadığından toprağın, suyun (yerlatı ve yerüstü) ve dolaylı olarak havanın da kirlenmesi önlenmiş olmaktadır.
- Biyodinamik tarım içerisinde gerçekleştirilen uygulamalar neticesinde karbon emisyonu en düşük olan iki sistemden biridir, diğeri ise permakültürdür.
- Yerel ürünlerin yetiştiriciliğinin yapılması da minimum girdi ihtiyacını meydana getirmektedir. Dolayısıyla ne toprak ne de başka bir çevre unsuru gereksiz ve bilinçsiz yere tahrip edilmemektedir.
- Hayvancılık ve bitkisel üretim sistemleri entegre şekilde üretim yapıldığından toprakta karbon stabilizasyonunu sağlayan mikroorganizmaların işleyişine katkı sağlamaktadır dolayısıyla iklim krizinin bu boyuttaki etkilerinin yavaşlatılmasında önemli bir rol oynamaktadır.
"Bir çiftlik, ancak kendi kendine yeten bağımsız bir varlık, özgün bir işletme olarak değerlendirildiğinde, tam anlamıyla, benliğini bulmuş, özüne kavuşmuş demektir.“
Rudolf STEİNER
Yalnızca bir üretimi değil, sürdürülebilir bir üretimi benimsemek zorundayız.
Doğada tek başımıza değiliz.
Kaynaklar:
- Bayturan, N. İnek Gübresinden Kozmosa , En Eski Organik Tarım Metodu Olan Biyodinamik (Biyolojik Dinamik) Tarım. https://bit.ly/3uoUEn1 [Erişim Tarihi: 12.06.2022]
- Karacan, D. Varoluşcu Tarım Sistemi: Biyodinamik Organik Tarım ve İklim Değişikliği ile Olan İlişkisi. https://bit.ly/3IfIp1Q [Erişim Tarihi: 12.06.2022]
- Çömlekçioğlu, N. Bahçe Bitkilerinde Sürdürülebilir Tarım Dersi. Eskişehir Osmangazi Üniveristesi. Ziraat Fakültesi. Bahçe Bitkileri Bölümü. [Erişim Tarihi: 05.04.2022]
- Chhabra, E. Biodynamic farming is on the rise – but how effective is this alternative agricultural practice?. https://bit.ly/3OIK0j9 [Erişim Tarihi: 12.06.2022]
- Anonim. Biyodinamik Tarım Yöntemine Geçis Rehberi. Demeter, Dönüşüm. https://bit.ly/3yen1FK [Erişim Tarihi: 12.06.2022]
Görseller:
- Gibbins, W. https://bit.ly/3bJc8nv [Erişim Tarihi: 12.06.2022]
- Wineries and Vineyards For Sale. https://bit.ly/3Iustcl [Erişim Tarihi: 12.06.2022]
.jpg)