Herkesin, hepimizin evinde,
ya düğünden, ya sünnetten,
ya anadan, ya kaynanadan,
ya da yardan gelen bir altını vardır …
Peki, nasıl anlarız,
sahte mi, gerçek mi, gerçekse kaç ayar ?
Öyle ya, bir “ayar” meselesi var …
24 ayarı, yani som altını var …
22 ayarı, 18’i, 8’i var, 14’ü var, 10’u var,
En değerlisinden, değersizine,
en pahalısından, en ucuzuna, her türlüsü var …
Bir de altın suyuna batırılmış,
altın’mış’ gibi olanı var ki, o hepten ucuz …
Bir altının gerçek mi, sahte mi olduğunu anlamak,
tüketici açısından kolay değildir, ciddi zordur …
Ancak tecrübeleri kuyumcuların anlayacağı iştir …

Peki ne yaparız ?
Tanıdık, bildik kuyumcudan alırız,
çeyreğimizi, yarımımızı, bileziğimizi, maşallahımızı,
ışıltısına, rengine aldanmaktansa …
Üzerinde ayar kaşesi olsa da,
üretenin markası olsa da,
güven esastır !...
Zeytinyağı da böyle bir şey dostlar …
Özde sızması var, sözde sızması var, naturali var,
“en iyisi benimki, köyde kendime yaptıydım”ı var …
Başka bozuk ucuz yağlarla karıştırılmışı var,
koku versin diye içine kimyasal parfüm sıkılmışı,
renk versin diye boya katılmışı var …
Tıpkı altın gibi, fiyatları da “ayar”ına göre …
Sağlık lezzet keyif diliyorum …