Bağcılığa Düşen Gölge: İklim Değişikliği

Bağcılığa Düşen Gölge: İklim Değişikliği Bağcılığa Düşen Gölge: İklim Değişikliği

BAĞCILIĞA DÜŞEN GÖLGE: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

 Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü

Giriş

Bu günlerde iklim değişikliği tabiri çok karşımıza çıkmaktadır. İklim değişikliği ile birlikte kullanılan bir başka tanımlama da küresel ısınmadır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne göre “İklim değişikliği”, karşılaştırabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan değişiklik olarak tanımlanır. Küresel ısınma ise fosil yakıtların kullanımı, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkinlikleriyle atmosfere salınan sera gazları (H2O (su buharı), CO2, CH4, O3, N2O, CFC–11, HFC, PFC, SF6) sonucunda yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı ve iklimde oluşan değişiklikleri ifade eder. Küresel ısınma ve iklim değişikliği farklı fakat birbirleriyle ilişkili olgulardır. Küresel ısınma dünyanın sıcaklığındaki güncel artışı tanımlar. Bu iklim değişikliğinin yalnızca bir özelliğidir. Küresel ısınma iklim değişikliğinin bir nedenidir. İklim değişikliği küresel ısınmanın, yeryüzünün iklim sistemi üzerindeki pek çok farklı etkisinden bahseder. Bunlar; yükselen deniz seviyeleri, eriyen buzullar, değişen yağış modelleri, aşırı hava olaylarının (ani seller ve sıcaklık dalgaları gibi) değişen sıklığı, mevsimlerin değişen uzunlukları ve değişen mahsul verimlerini içerir. (Anonim, 2025)

İklim Değişikliği, Küresel Isınma ve Bağcılık

Üzüm 93 milyar dolarlık brüt üretim değeri ile en önemli meyvedir. Dünya genelinde 66 milyon dekar alanda 73 milyon ton üzüm üretilmektedir. Türkiye en önemli üzüm üretici ülkeler arasında yer alır. 2023 yılında Türkiye’de yaklaşık 400.000 hektar alanda 3.400.000 ton üzüm üretimi gerçekleşmiştir (FAO,2023). Bu rakamlar Türkiye’yi Çin, ABD, Fransa, İtalya, İspanya ve Hindistan’ın ardından 7. sıraya yerleştirmiştir.

Hayatın her alanını etkileyen iklim değişikliğinin tarımı ve bağcılığı etkilememesi düşünülemez. Özellikle Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nın iklim değişikliğinden daha fazla etkilenmesi beklenmektedir.

 

Şekil 1. 1880–2024 yılları arasındaki küresel ortalama sıcaklık artışı

Grafikte de görüldüğü gibi, özellikle 1960’lara kadar yatay seyreden küresel sıcaklık artışı, 1980’lerle birlikte hızlı bir şekilde yükselmeye başlamış ve 2024 itibarıyla ortalama artış yaklaşık +1,2°C seviyesine ulaşmıştır.

Şekil 2. 1880–2024 yılları arasındaki atmosferdeki karbondioksit (CO₂) seviyesinin artışı

CO₂ seviyesi sanayi devrimi öncesindeki yaklaşık 280–285 ppm iken günümüzde 420 ppm’e kadar yükselmiş durumdadır. Bu artış, küresel ısınmanın temel itici gücü olarak kabul edilmektedir.

Bir bölgenin bağcılığa için uygun olup olmadığına karar verebilmek veya belirli bir üzüm çeşidini değerlendirmek için agro-klimatik göstergeler (indisler) kullanılmaktadır. Bu göstergeler İklim ve havanın bağcılık üzerindeki etkilerini değerlendirmek için de kullanılabilmektedir. Bitki-atmosfer ilişkisini inceleyerek bitkinin fizyolojik faaliyetlerini yakından takip etmek amacıyla geliştirilen Winkler Göstergesi (Etkili Sıcaklık Toplamı), Branas Hidrotermik Göstergesi, Branas Heliotermik Göstergesi, Huglin Heliotermik Göstergesi, Gece Serinlik Göstergesi, bilimsel çalışmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır (Fraga et al., 2013; Jones, 2018; Candar ve ark., 2019).

Bağ Alanlarında Nasıl Bir Değişim Yaşanabilir?

Dünya üzerinde bağcılık Kuzey Yarım Küre’de 30°-50° (Vejetasyon dönemi: Nisan Ekim), Güney Yarım Küre’de 30°-40° (Vejetasyon dönemi: Ekim-Nisan) enlem dereceleri arasında yayılış göstermektedir. İzoterm değerleri açısından değerlendirildiğinde son zamanlarda bağ alanlarının ortalama büyüme mevsimi sıcaklığının 12°-13°C (alt eşik) ve 22°-24°C (üst eşik) izoterm sınırları ile ifade edilmektedir. Bununla birlikte bağ alanlarında son 50-60 yılda ve bunun da son 20 yılında kuvvetli bir ısınma eğilimi gözlenmiştir. Dünya genelinde 27 bağ bölgesinde yürütülen çalışmalarda ortalama kış sıcaklığının 1.3°C ve ortalama yaz sıcaklığının 1.48°C arttığı tespit edilmiştir (Jones et al., 2005). Gelecekte sıcaklık artışının daha da artacağı düşünülürse bağcılık yapılan enlemlerde kayma yaşanacağı tahmin edilmektedir. Bu enlemsel kayma sonucunda Kuzey Yarım Küre’de bağcılığın kutup bölgelerine doğru genişleyeceği ancak Güney Yarım Küre’de güneye doğru gidildikçe yeterli arazi varlığının olmaması nedeniyle bağ alanlarının azalabileceği düşünülmektedir. (Schultz and Jones, 2010; Jones et al., 2012).

Asma Fenolojisi Nasıl Etkilenebilir?

Asmanın gelişiminde uyanma, çiçeklenme ve ben düşme olmak üzere üç ana fenolojik dönem bulunmaktadır (Santos et al.2020).

Bu dönemler çeşitlere göre farklılıklar göstermekte olup aynı zamanda hava ve iklimden büyük ölçüde etkilenmektedir. (Parker et al., 2011). Bir çok araştırmacı, çeşitlerin fenolojik dönemlerinin ve buna bağlı olarak vejetasyon döneminin uzunluğunu belirleyen en önemli faktörün hava sıcaklığı olduğunu ortaya koymuşlardır (Parker et al., 2011; Fraga et al., 2014; Santos et al., 2020).

1980-2005 dönemini kapsayan uyanma, çiçeklenme, ben düşme ve hasat zamanlarının incelendiği çalışmalar ile 2041-2070 periyodu için yapılan modellemeler karşılaştırıldığında fenolojik dönemlerde ciddi farklılıklar elde edilmiştir. Kuzey ve doğu İberya, Fransa, İtalya ve Türkiye’nin batı kesimlerinde uyanma dönemi için 10-30 gün arasında bir erkencilik, çiçeklenme ve ben düşme dönemleri için 5-15 bir erkencilik tahmin edilmektedir. Aynı bölgeler için hasat zamanında oldukça büyük bir farklılaşma gözlenmiş olup, 10-40 gün arasında değişen bir erkencilik beklenmektedir (Fraga et al., 2016). Bir başka araştırmada, Akdeniz Havzası’nda yer alan ülkelerde 1995 yılına göre 2035 yılında olgunlaşmanın 15-23 gün daha erken olacağını tahmin edilmiştir (Ferrise et al., 2016). Bu çalışmalar, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nın yer aldığı güney Avrupa’da uyanma ile hasat arasındaki vejetasyon süresinin kısalacağını, Orta ve Kuzey Avrupa’da bu dönemin daha da uzayacağını ortaya koymaktadır (Webb et al., 2011; Cuccia et al., 2014; Fraga et al., 2016).

Asma Fizyolojisi Ve Vejetatif Gelişimi Üzerine Etkileri Neler Olabilir?

İklim değişikliği ile doğrudan ilgili konuların başında atmosferik koşullar gelmektedir. Atmosferik koşullarda yaşanan ortalama değerlerdeki değişimler ya da ekstrem durumlar asmaların fizyolojisi ve vejetatif gelişimi üzerinde çoğu zaman olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

 Bağcılık yapılan bir bölgede alışılagelmiş yağışlar ya da sulama ile verilen su miktarı azaldığında stoma iletkenliği sınırlanır ve buna bağlı olarak fotosentetik üretkenlik azalır (Soltekin et al., 2020). Benzer araştırmalar şiddetli su stresi ile birlikte mevsimsel ve günlük CO2 asimilasyonu, hücreler arası boşluklardaki CO2 konsantrasyonu, stoma iletkenliği, ve gerçek su kullanım randımanı gibi kriterlerin etkilendiğini ortaya koymuştur (Gambetta, 2016; Bahar et al., 2017).

Asma bitkisi için optimum fotosentez sıcaklık aralığı 20°-35°C’dir. Türkiye’nin de yer aldığı   Akdeniz Havzası’nda son dönemlerden yaşanan 40°-45°C’ nin üzerindeki sıcaklıklar asma bitkisinin gelişiminde geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilmektedir (Jones and Alves, 2012; Hochberg et al., 2015; Costa et al, 2019). Sıcaklık artışı ile birlikte gelen yağış ve su azlığı asmalarda vejetatif gelişimi daha da olumsuz etkileyecektir (Korkutal et al., 2011; Buesa et al., 2017; Korkutal et al., 2019). Sıcaklık ile birlikte değerlendirilmesi gereken kriterlerden biri de nispi nemdir. Nispi nem terlemeyi azaltmaktadır. Öte yandan kuraklık ile birlikte vejetatif gelişmenin azalması beklenirken, artan CO2 miktarının fotosentezi ve vejetatif gelişmeyi artıracağı düşünülmektedir (Fraga et al., 2016). Başka bir araştırmada da artan CO2 konsantrasyonun asmada terlemeyi azaltacağı dolayısıyla da evaporasyonu dengeleyebileceği belirtilmiştir (Kizildeniz et al., 2015).

Verim ve Kaliteye Etkileri Ne Olabilir?

Asmada çiçeklenme dönemindeki uygun sıcaklıklar ve güneşli koşullar çiçek taslaklarının oluşumunu, havaların serin ve bulutlu gitmesi ise sürgün oluşumunu teşvik etmektedir. Dolayısıyla içinde bulunulan sezonun verimi, bir önceki yıla ait çevresel koşulları ile doğrudan ilgilidir (Keller, 2015). Solar radyasyon miktarı olgunlaşma sırasında şekerlerin, toplam fenoliklerin ve diğer aroma bileşiklerinin sentezini ve birikimini doğrudan etkilemektedir. Düşük solar radyasyonlu ya da solar radyasyonun geçmiş yıllara göre düşük seyretmeye başladığı bölgelerde, güneş gören yaprak alanını arttırmak için uygun terbiye şeklinin seçimi ve kültürel işlemler çok önemlidir. Yüksek solar radyasyonlu bölgelerde ise fotosentez miktarının ve vejetatif gelişmenin artması beklenmektedir. Ancak bu durumun su ihtiyacını artıracağı ve güneş yanıklığının da dikkat edilmesi gereken bir nokta olacağı unutulmamalıdır (Santos et al., 2020).

Hastalık Ve Zararlılar Üzerine Etkileri  Ne Olabilir?

Asmaların fenolojisini, fotosentetik kapasitesini, vejetatif gelişmesini, verim ve kalitesini etkileyen iklim değişikliği, aynı zamanda hastalık ve zararlıların yaşam döngülerini ve zarar seviyelerini de farklı şekillerde etkileyecektir. Yüksek sıcaklıklar bazı zararlıların nesil sayılarını artırarak popülasyonunun artmasına neden olabilirken, bitkinin vejetasyon süresini kısaltıp hasat zamanını öne çektiği için zararlanma seviyesi azalabilir (Garrett et al., 2016).

Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz kuşağında yer alan İtalya’nın sıcak güney bölgelerinde, salkım güvesinin kuzey bölgelerine göre yaklaşık bir ay daha erken ortaya çıktığı tespit edilmiştir. İklimdeki ısınma ile birlikte bu durum daha şiddetlenebilecektir. Sıcaklık artışı ile birlikte bağlarda salkım güvesine ve küllemeye duyarlılığın artacağı belirtilmiştir (Caffarra et al., 2012). İklim değişikliğinden biyoçeşitliliğin de etkileneceği, faydalı böcek popülasyonunun giderek azalacağı, doğal beslenme ortamları değişen böcekler içerisinde adaptasyonu kuvvetli olanların hayatta kalacağı ve diğerlerinin yok olacağı düşünülmektedir.

 

İklim Değişikliğine Karşı Alınabilecek Tedbirler Nelerdir?

  1. Sıcaklık

Sıcaklık artışının asmanın fenolojik dönemlerini kısalttığı ve olgunlaşmayla birlikte hasat tarihini daha erkene aldığı ortadadır. Bu durum erkenci sofralık bağcılık yapılan bölgelerde verim ve kalite bozulmadığı sürece avantaj olarak kalmaya devam edecektir. Ancak üretim sezonunun en sıcak döneminde üzüm çeşitlerinin tam olgunluğa ulaşması (Kuzey Yarım Küre’de Temmuz-Ağustos, Güney Yarım Küre’de Ocak-Şubat), tane kompozisyonunda (yüksek şeker, düşük asitlik, yetersiz fenolik olgunluk vb.) olumsuzluklara neden olabilir (Sadras and Moran, 2012). Özellikle sıcak bölgelerde şeker birikimi artmasına rağmen fenolik olgunluk gecikebilir. Böyle durumlarda, özellikle şaraplık çeşitlerde olgunluğu geciktirmek için tedbirler alınabilir. Bu amaçla telli terbiye sistemleri modifiye edilebilir. Daha yüksek gövde oluşturularak havalanmanın artması ve sıcaklıkların etkisinin azaltılması sağlanabilir. Kış budaması geciktirilerek uyanma ve diğer fenolojik dönemler geciktirilebilir.  Daha geç olgunlaşan çeşitler tercih edilebilir. Bu duruma uygun çeşit ve anaçların geliştirilmesine yönelik araştırmalara ağırlık verilebilir.

  1. Yağış Ve Su Azlığı

Dünya genelinde ve özellikle ülkemizde içinde yer aldığı Akdeniz Havzası’nda yağışlar giderek azalma eğilimindedir. Hatta yağış dağılımları da değişiklik göstermektedir. Buna yönelik tedbirlerin başında toprağı fiziksel özellikleri de dikkate alınmak şartıyla, kuraklığa dayanıklı 140 Ruggeri, 1103 Paulsen, 110 Richter gibi anaçların kullanımının yaygınlaştırılması gelmektedir. Bundan daha önemlisi daha kurak şartlara dayanıklı anaçların geliştirilmesi gerekmektedir (Gambetta, 2016).

Telli terbiye sistemlerinin asmaların su tüketimini etkilediği yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Akdeniz Havzası’nda, 350 mm nin altında yağış alan bölgelerde, kuraklığa dayanıklı olarak bilinen “Goble” terbiye şekli ile gölgeleme ve mantari hastalık sorunu yaşamadan bağcılık yapılabilmektedir. Bu şekilde daha az yaprak alanı ve daha düşük verim ile daha az su kullanılarak sürdürülebilir bir üretim sağlanabilmektedir (Deloire, 2012). Bu modelden hareketle dekar başına yaprak alanını azaltan terbiye sistemleri geliştirilebilmek mümkündür. Geliştirilecek terbiye sistemi ve üretim modellerinde verim-kalite dengesine dikkat edilmeli, “yaprak alanı/meyve ağırlık” oranı azaltılmamalıdır (Santesteban et al., 2017).

Yağış ve su azlığı karşısında suyun verimli kullanılması çok önemlidir. Bu nedenle hem gereksiz su kullanımından ve su tüketimini artıran uygulamalardan kaçınılmalı hem de mevcut suyun amacı dışında kaybının da mümkün olduğunca engellenmesi gerekir. Sık dikim birim alanda su tüketimini artırmaktadır, bu nedenle gereksiz sık dikimden kaçınılmalıdır. Sulama suyunun bağlara ulaşmasında kapalı devre sulama hatları kullanılarak suyun buharlaşmayla kaybının önüne geçilmeye çalışılmalı, bağlarda basınçlı sulama sistemleri ve kısıtlı su uygulamaları tercih edilmelidir. Bunun yanında suyun daha etkin kullanıldığı, su kullanımının daha da azaltıldığı tekniklerin geliştirilmesine yönelik çalışmalara devam edilmelidir (Soltekin et al, 2020).

Sonuç

Asma bitkisinin değişen iklim koşullarına adaptasyon kabiliyeti yüksektir. Dünyada farklı iklim koşullarına ve yükseltilere sahip çok geniş bir coğrafyada ve alanda üretiliyor olması bunun bir göstergesidir. Ancak iklim değişikliği ve küresel ısınma bu durumu ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Türkiye iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen ülkeler arasındadır. Ancak bu konuda henüz atılan adımlar yeterli değildir. Oysa düşen yağış miktarları, kuruyan göller, kuruyan ya da suyu azalan akarsular, dolmayan barajlar, sondaj kuyularının sürekli azalan su seviyeleri tehlikenin kapıdan içeri girdiğini göstermektedir. Üreticilerin ve bu yazı bağlamında bağcıların, iklim değişikliği hakkında bilinçlendirilmesi, uygulanabilecek tedbirlerin hızla hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan suyun dünyada en çok kullanıldığı alan tarımsal üretimdir. Sanayileşmiş ülkelerde (Almanya, ABD, Japonya) suyun tarımda kullanımı %40–50’ler düzeyindeyken, Hindistan, Mısır gibi ülkelerde bu oran % 80’ lere çıkabilmektedir. Türkiye’de ise tarımsal sulamada kullanılan su, toplam su kullanımının yaklaşık %70’ ini oluşturmaktadır. Türkiye’de evlerde kullanılan su ise yalnızca % 10 civarındadır.  Bu durum bize su tasarrufuna tarımsal üretimden başlamamız gerektiğini göstermektedir.

 

 

 

KAYNAKLAR

Anonim, 2025. (https://iklim.gov.tr/sss/temel-kavramlar) (Erişim Tarihi: Kasım 2025)

Bahar, E., A. Carbonneau & I. Korkutal, 2017. Vine and berry responses to severe water stress in different stages in cv. Syrah (Vitis vinifera L.). Journal of Tekirdag Agricultural Faculty, Special Issue of 2nd International Balkan Agriculture Congres, 62-70. 

Buesa, I., D. Pérez, J. Castel, D.S. Intrigliolo & J.R. Castel, 2017. Effect of deficit irrigation on vine performance and grape composition of Vitis vinifera L. cv. Muscat of Alexandria. Australian Journal of Grape and Wine Research 23(2): 251-259. DOI: 10.1111/ajgw.12280 

Caffarra, A., M. Rinaldi, E. Eccel, V. Rossi & I. Pertot, 2012. Modelling the impact of climate change on the interaction between grapevine and its pests and pathogens: European grapevine moth and powdery mildew. Agriculture, Ecosystems & Environment, 148: 89-101. DOI: 10.1016/j.agee.2011.11.017

Candar, S., T. Alço, A.S. Yaşasın, İ. Korkutal & E. Bahar, 2019. Türkiye Trakyası bağcılık iklim göstergelerindeki uzun süreli değişimlerin değerlendirilmesi. ÇOMÜ Ziraat Fakültesi Dergisi, 7(2): 259-268.

Costa, R., H. Fraga, A. Fonseca, I. García de Cortázar-Atauri, M.C. Val, C. Carlos, S. Reis & J.A. Santos, 2019. Grapevine phenology of cv. Touriga Franca and Touriga Nacional in the Douro wine region: Modelling and climate change projections. Agronomy, 9(4): 210. DOI: 10.3390/agronomy9040210

Cuccia, C., B. Bois, Y. Richard, A.K. Parker, I.G. de Cortázar-Atauri, C. Van Leeuwen & T. Castel, 2014. Phenological model performance to warmer conditions: Application to Pinot Noir in Burgundy. OENO One, 48(3), 169-178. DOI: 10.20870/oeno-one.2014.48.3.1572

Deloire, A., 2012. A few thoughts on grapevine training systems. Wineland Mag, 274, 82-86.

Ferrise, R., G. Trombi, M. Moriondo & M. Bindi, 2016. Climate change and grapevines: A simulation study for the Mediterranean basin. Journal of Wine Economics, 11(1): 88–104. DOI: 10.1017/jwe.2014.30

Fraga, H., A.C. Malheiro, J. Moutinho-Pereira & J.A. Santos, 2013. Future scenarios for viticultural zoning in Europe: Ensemble projections and uncertainties. International Journal of Biometeorology, 57(6): 909-925. DOI 10.1007/s00484-012-0617-8

Fraga, H., M. Amraoui, A.C. Malheiro, J. Moutinho-Pereira, J. Eiras-Dias, J. Silvestre & J.A. Santos, 2014. Examining the relationship between the Enhanced Vegetation Index and grapevine phenology. European Journal of Remote Sensing, 47(1): 753-771. DOI: 10.5721/EuJRS20144743

Fraga, H., I. García de Cortázar Atauri, A.C. Malheiro & J.A. Santos, 2016. Modelling climate change impacts on viticultural yield, phenology and stress conditions in Europe. Global Change Biology, 22(11): 3774-3788. DOI: 10.1111/gcb.13382

Gambetta, G.A., 2016. Water stress and grape physiology in the context of global climate change. Journal of Wine Economics, 11(1): 168-180. DOI:10.1017/jwe.2015.16

Garrett, K.A., M. Nita, E.D. De Wolf, L. Gomez-Montano & A.H. Sparks, 2016. “Plant pathogens as indicators of climate change, 425-437”. In: Climate Change (2nd Edition). DOI: 10.1016/B978-0-444-63524-2.00021-X

Hochberg, U., A. Batushansky, A. Degu, S. Rachmilevitch & A. Fait, 2015. Metabolic and physiological responses of Shiraz and Cabernet Sauvignon (Vitis vinifera L.) to near optimal temperatures of 25 and 35°C. International Journal of Molecular Sciences, 16(10): 24276-24294. DOI: 10.3390/ijms161024276

Intergovernmental Panel on Climate Change (IPCC). (2021–2023). Sixth Assessment Report (AR6): The Physical Science Basis. IPCC. https://www.ipcc.ch/ar6 (Erişim Tarihi: Kasım 2025)

Jones, G.V. & F. Alves, 2012. Impact of climate change on wine production: A global overview and regional assessment in the Douro Valley of Portugal. International Journal of Global Warming, 4(3-4): 383-406. DOI: 10.1504/IJGW.2012.049448

Jones, G.V., M.A. White, O.R. Cooper & K. Storchmann, 2005. Climate change and global wine quality. Climatic Change, 73(3): 319-343. DOI: 10.1007/s10584-005-4704-2

Jones, G.V., R. Reid & A. Vilks, 2012. “Climate, grapes and wine: Structure and suitability in a variable and changing climate, 109-133”. In: The Geography of Wine: Regions, Terrior and Techniques, (Eds): Springer, Dordrecht.

Jones, N.K., 2018. An investigation of trends in viticultural climatic indices in Southern Quebec, a cool climate wine region. Journal of Wine Research, 29(2): 120-129. DOI: 10.1080/09571264.2018.1472074

Keller, M., 2015. The Science of Grapevines. Anatomy and Physiology, 2nd Ed., Elsevier Academic Press, London, UK, 377p.

Kizildeniz, T., I. Mekni, H. Santesteban, I. Pascual, F. Morales & J.J. Irigoyen, 2015. Effects of climate change including elevated CO2 concentration, temperature and water deficit on growth, water status, and yield quality of grapevine (Vitis vinifera L.) cultivars. Agricultural Water Management, 159: 155-164. DOI: 10.1016/j.agwat.2015.06.015

Korkutal, I., E. Bahar & A. Carbonneau, 2011. Growth and yield responses of cv. Merlot (Vitis vinifera L.) to early water stress. African Journal of Agricultural Research, 6(29): 6281-6288. DOI: 10.5897/AJAR11.1893

Korkutal, I., E. Bahar & A. Carbonneau, 2019. Effects of early water stress on grapevine (Vitis vinifera L.) growing in cv. Syrah. Applied Ecology and Environmental Research, 17(1): 463-472. DOI:10.15666/aeer/1701_463472

NASA Climate Change. (2024). Vital Signs of the Planet. NASA. https://climate.nasa.gov/vital-signs/

National Oceanic and Atmospheric Administration (NOAA). (2024). Global Climate Report: Annual 2023. NOAA National Centers for Environmental Information. https://www.ncei.noaa.gov (Erişim Tarihi: Kasım 2025)

NASA Goddard Institute for Space Studies. (2024). GISS Surface Temperature Analysis (GISTEMP v4). NASA. https://data.giss.nasa.gov/gistemp (Erişim Tarihi: Kasım 2025)

NOAA Earth System Research Laboratory. (2024). Global CO₂ Trends: Mauna Loa Observatory. NOAA Global Monitoring Laboratory. https://gml.noaa.gov/ccgg/trends/ (Erişim Tarihi: Kasım 2025)

Parker, A.K., I.G. de Cortázar‐Atauri, C. Van Leeuwen & I. Chuine, 2011. General phenological model to characterise the timing of flowering and veraison of Vitis vinifera L. Australian Journal of Grape and Wine Research, 17(2): 206-216. DOI: 10.1111/j.1755-0238.2011.00140.x

Sadras, V.O. & M.A. Moran, 2012. Elevated temperature decouples anthocyanins and sugars in berries of Shiraz and Cabernet Franc. Australian Journal of Grape and Wine Research, 18(2): 115-122. DOI: 10.1111/j.1755 0238.2012.00180.x

Santesteban, L.G., C. Miranda, J. Urrestarazu, M. Loidi & J.B. Royo, 2017. Severe trimming and enhanced competition of laterals as a tool to delay ripening in Tempranillo vineyards under semiarid conditions. Oeno One, 51(2): 191-203. DOI: 10.20870/oeno-one.2017.51.2.1583

Santos, J.A., H. Fraga, A.C. Malheiro, J. Moutinho-Pereira, L.T. Dinis, C. Correia, M. Moriondo, L. Leolini, C. Dibari, S. Costafreda-Aumedes, T. Kartschall, C. Menz, D. Molitor, J. Junk, M. Beyer & H.R. Schultz, 2020. A Review of the Potential Climate Change Impacts and Adaptation Options for European Viticulture. Applied Sciences, 10(9): 3092. DOI: 10.3390/app10093092

Schultz, H.R. & G.V. Jones, 2010. Climate induced historic and future changes in viticulture. Journal of Wine Research, 21(2-3): 137-145. DOI: 10.1080/09571264.2010.530098

Soltekin, O., T. Teker & A. Altındişli, 2020. Deficit irrigation strategies in Vitis vinifera L. ‘Crimson Seedless’ table grape: Physiological responses, growth, yield and fruit quality. XXX International Horticultural Congress, International Symposium on Viticulture: Primary Production and Processing 1276: 197-204. DOI: 10.17660/ActaHortic.2020.1276.28

Webb, L.B., P.H. Whetton & E.W.R. Barlow, 2011. Observed trends in winegrape maturity in Australia. Global Change Biology, 17(8): 2707-2719. DOI: 10.1111/j.1365-2486.2011.02434.x