İklim Değişikliğinin Pamuk Üretimi Üzerine Olan Etkisi

İklim Değişikliğinin Pamuk Üretimi Üzerine Olan Etkisi İklim Değişikliğinin Pamuk Üretimi Üzerine Olan Etkisi

İklim Değişikliğinin Pamuk Üretimi Üzerine Olan Etkisi

Pamuk, başta tekstil, yağ ve yem sanayi sektörleri olmak üzere birçok sanayi sektörü için önemli bir üründür. Ayrıca yüksek tarımsal üretim değerinin yanında girdi yoğun bir üretim dalı olması nedeniyle tohum, gübre, ilaç, makina sanayileri ve ticareti ile tarım işçilerinden oluşan çok geniş bir kesimin gelir kaynağı durumundadır. Pamuğun önemini arttıran diğer bir husus iklim şartları yönünden dünyadaki pamuk üretim alanlarının kısıtlı olmasıdır. Türkiye dünya pamuk üretimi bakımından 7. Sırada yer alırken, ülkemizde üretilen pamuğun yaklaşık %50’si Güneydoğu Anadolu Bölgesindedir. Bu bölgemizi Ege ve Akdeniz bölgesi takip etmektedir. Ege bölgesinde pamuk üretimi yapılan bölgelere bakıldığında 47.000 ha ile Aydın ve 26.000 ha üretim alanlarıyla İzmir illerinde yoğunluktadır. Bu illeri yaklaşık 10.000 ha üretim alanlarına sahip Manisa ve Denizli illeri takip etmektedir.

Genel bir yaklaşımla iklim değişikliği, nedeni ne olursa olsun iklim koşullarındaki büyük ölçekli ve önemli yerel etkileri bulunan, uzun süreli ve yavaş gelişen değişiklikler biçiminde tanımlanabilir. Küresel iklim değişimi etkisiyle son dönemlerde yağışların genel olarak düşme eğiliminde olduğu ve yağış rejiminde düzensizlikler gözlenmektedir. Özellikle pamuğun gelişme dönemi Mayıs ayında yağışların yetersiz oluşu, diğer taraftan Haziran, Temmuz ve Ağustos ayı sıcaklık değerlerinin uzun yıllar ortalamasının oldukça üzerinde seyretmesi pamuk üretimini olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla pamukta iklim değişimiyle ortaya çıkan başlıca olumsuz faktörler sıcaklık stresi, kuraklık stresi ve yağış rejimindeki değişiklikler gösterilebilir.

Üreticilerle yapılan görüşmelerde kuraklık nedeniyle önümüzdeki üretim sezonlarında üreticilerin pamuk üretiminden yetişme sezonu boyunca daha az suya ihtiyaç duyan ayçiçeği gibi alternatif ürünlere yönelme eğiliminde oldukları gözlenmiştir. Uzun vadede, küresel ısınma etkisi ile pamuk üretimimizin yaklaşık %75’nin gerçekleştiği Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Ege Bölgesi’nde ortaya çıkacak kuraklık stresine bağlı olarak pamuk veriminde yaşanacak kayıplar göz önüne alındığında, lif ithalatı için diğer ülkelere ödenecek döviz miktarı da artacaktır. Türkiye’nin gelecekte ithalata bağımlılığın azaltılması ve tekstil sektörünün ihtiyaç duyduğu ham maddenin yerli kaynaklarla karşılanması amacıyla değişen iklim koşullarına uygun stratejiler geliştirilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

İklimsel faktörlerdeki değişimi 3 başlık şeklinde değerlendirmek mümkündür.

  1. Sıcaklık artışı: Pamuk sıcak iklim bitkisi olmasına rağmen optimum gelişme sıcaklığı 25-35 olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla 35 üzerinde yaşanan sıcaklık durumu sıcaklık stresi olarak adlandırılır. Küresel iklim değişimi etkisiyle son dönemde ortalamaların üzerinde seyreden aşırı sıcaklıklar bitkilerin stomalarını kapatmasıyla fotosentez hızını düşürmekte, yüksek gece sıcaklıları da solunumu artırarak bitkilerdeki karbonhidratların oluşumunu azaltmaktadır. Vejetatif gelişme döneminde yaprak alanı azalmakta, boğum araları kısalmakta ve toprağın ısınmasıyla birlikte kök gelişimi azalmakta ve sonuç olarak bitki gelişimi yavaşlamaktadır. Sıcaklık stresinin en kritik etkileri çiçeklenme ve koza oluşumu döneminde görülmektedir. Çiçeklenmede polen canlılığı azalmakta, döllenme oranı düşmektedir. Bunun sonucu olarak silkme olarak adlandırdığımız çiçek dökümü artmaktadır. Çiçeklerin dökülmesiyle koza tutma oranı düşmekte, oluşan küçük kozalar düşmektedir. Bitkinin alt kısımlarında yaşanan çiçek ve koza dökümü nedeniyle, büyüme olarak indeterminate yapıda olan pamuk bitkisi üst kısımlarında kozalar oluşmakta, bu durumda artan ağırlık nedeniyle bazı alanlarda pamuğun yatmasına yol açarak makinalı hasadı zorlaştırabilmektedir. Sıcaklık stresi etkisiyle yaşanan bu olumsuzluklar verim kayıplarını üretimi yapılan çeşitlere bağlı olarak %50 oranına kadar arttırabilmektedir. Ayrıca pamuk asıl olarak lifi için üretilen bir bitki olduğundan lif kalitesi üzerine olan etkileri örneğin lif uzunluğunun kısalması, lif mukavemeti ve lif inceliğinin olumsuz etkilenmesi ve lif olgunluğunun düşmesi elde edilen pamuğun tekstil kalitesini azaltmakta, ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Sıcaklık stresi durumunda yönetim stratejisi olarak üretimde sıcaklık stresine dayanıklı çeşitlerin seçimi, sulama periyoduna dikkat edilmesi, bitki yoğunluğu ayarlamaları ile mikroklima kontrolü sağlanabilir. Ayrıca aşırı sıcak dönem sonrası çiçeklenmenin tamamlanması hedeflenerek geç ekim önerilebilir.
  1. Yağış Rejimi Değişimi: Son dönemlerde kış yağışlarında uzun yıllar ortalamasına göre düşüş gözlemlenirken, ani sağanak ve kurak dönemlerin artışı sulama planlamasını zorlaştırmaktadır. Sulama işlemleri pamuğun ihtiyaç duyduğu dönemde değil, suya erişim imkânı olduğunda fazla sulama yapılmakta, dolayısıyla sulama aralığında düzensizlikler görülmektedir. Bu durumun verimde düşüşe yol açabileceği düşünülmektedir.
  1. Kuraklık Riski: Pamuk diğer kültür bitkileri ile karşılaştırıldığında, orijini itibariyle kuraklığa karşı toleranslı olmasına karşın kuraklığın süresine ve ortaya çıktığı yetişme dönemine göre kütlü pamuk veriminde büyük düşüşler olabilmektedir. Pamuk üretimin yapıldığı alana bağlı olarak bitki gelişimi boyunca 600-1200 mm suya gereksinim duymaktadır. Bitki gelişimi döneminde oluşan kuraklık bitki yaprak alanını, yaprak sayısını düşürürken, yaprakların erken yaşlanmasına yol açar. Bu durum ışık kullanımı ve klorofil oranını düşürerek fotosentez aktivitesini azaltmaktadır. Sıcaklık stresinde olduğu gibi pamuğun su stresine en hassas olduğu periyod yine çiçeklenme ve koza bağlama dönemidir. Bu dönemler bitkinin potansiyel verim kapasitesi bakımından önemlidir. Çiçeklenme döneminde polen canlı canlılığı azalır, döllenme yetersizliğinden çiçek dökümü artar. Bitki suyu korumak için kendini kurtarma stratejisine geçtiğinden oluşan küçük kozalar dökülür, koza içi tohum gelişimi zayıflar. Kuraklığın verim ve lif kalitesi üzerine olan etkilerine bakıldığında kuraklığın şiddet ve yaşandığı döneme bağlı olarak koza sayısı ve koza ağırlığı azaldığından dolayı kütlü pamuk veriminde %30-70 oranında düşüşler olabilir. Oluşan liflerin uzunluğu ve mukavemet değerleri düşerken, lifler kalınlaşır ve bu da iplik kalitesinin bozulmasına yol açar. Ayrıca kuraklık durumunda bitki oluşan kozalar meyve dalının birinci pozisyonunda bulunduğundan elde edilen kütlünün çekirdek oranı artar, lif oranı azalır. Kuraklık yönetim stratejisi olarak öncelikle kuraklığa dayanıklı çeşitler tercih edilmelidir. Mümkünse damla sulama yöntemiyle sulama yapılması ve sulama zamanlamasının optimize edilmesi önemlidir. Topraktan su kaybını önlemek için malç veya az toprak işleme gibi uygulamalar tercih edilebilir.