Kuraklık Zararı ve Zeytin Bahçelerindeki Etkisi
Bir bölgede nem miktarının geçici dengesizliğinden kaynaklanan su kıtlığı olarak tanımlanır. Doğal bir iklim olayıdır. Herhangi bir zamanda her hangi bir yerde görülebilir. Kuraklık genellikle yavaş gelişir ve uzun dönemi kapsar. İnsan eliyle bu hızlandırılır. Ağaçların kesilmesi, meraların tahribatı, su yataklarının bozulması ve yanlış & çarpık kentleşme ile kuraklık hızlandırılmaktadır. Ayrıca havaya salınan karbondioksit gazları da iklim değişikliğini hızlandırmaktadır. Özellikle topraktan çıkarılan petrol ve kömürün aşırı tüketilmesi havadaki karbon dengesini bozarak dünyanın ısınmasına neden olmaktadır.
Kuraklık yaşanan bölgedeki yüksek sıcaklıkların nem dengesini etkilemesi veya bozması olarak görülebilir. Bunu 2025 yazında yaşadık. Hava sıcaklıkların özellikle temmuz ayında 2 derece daha yüksek olması nem dengesini bozmuştur. Ekim ayı içerisinde yağan yağmurlar toprağı o kadar susuz bırakmış ki yağan yağmurlar barajlara veya derelere olumlu etki yapmamıştır. Geçmiş yıllarda yağan yağmur baraja ve su kaynaklarına olumlu etki yaparken 2025 yılında bunu yapmamıştır. Yağış azlığı, sıcaklık artışı ve nem dengesindeki değişim olarak görülebilir.
Bölgeden bölgeye değişiklik gösteren hava basıncı, yükseklik, enlem ve coğrafi yapı kuraklık şiddetini arttırmaktadır. Doğal yaşamın tahrip edilmesi ile kuraklığa sebep olan antropojenik olarak etkilemektedir. Yer altı sularının kirletilmesi, kaynakların kurutulması, atık suların geri dönüşümünün gerçekleştirilememesi durumunda kuraklık daha çok artmaktadır.
Sanayi atıklarının çevreye atılması nedeni ile çöplerin kirletici etkisi havayı, toprağı ve suyu kirletir. Azalan sular nedeni ile kirleticilerin etkisi ile daha fazla alan kirlenmektedir. Yağmur toplayan bitki örtüsünün tahribi ile de suyun karada geçireceği zaman azalmaktadır. Denize daha hızlı gitmektedir. Baca, sanayi ve egzoz gazları ile insanın doğaya verdiği zarar ile de kuraklık çok daha hızlanmaktadır.
3 ay yağmur yağmadı. Sonra yağdı. Kuraklık geçti diye düşünmemek gerekir. Bu nedenle tedbiri elden bırakmamak gerekir. Yeni su kaynaklarına erişim daha zor olduğu için mutlaka tasarruf etmek gerekir. Tarımsal sulamalara daha fazla kaynak ayrılarak basınçlı sulama sistemlerinin damlamaya dönüştürülmesi gerekir. Kanalların ve kanaletlerin üzerine kapalı sistem yapılarak buharlaşmanın önüne geçilmelidir. Buharlaşmanın önüne geçmek içinde enerji ihtiyacını karşılamak üzere güneş panelleri de döşenebilir. Devletin buna ayıracak bütçesi yok ise yap işlet devret modeli ile her panel bir kişiye kiralanabilir, böylece hem vatandaşa veya firmalara gelir olur hem de kanalların üzeri kapatılarak buharlaşmanın önüne geçilmelidir. Rabbim bizden rahmetini esirgemedi bak ne güzel yağmur yağdı. Kuraklık bitti diye düşünmemek gerekir. Hep birlikte el birliği ile buna engel olmak ve kuraklığı atlatmak durumundayız. Kuraklık azalmadı. Geçici olarak yağdı. Suyun yıl içindeki dağılımı yeniden eskisi gibi olmaz ise kuraklık bitmez. Baraj doldu. Suyumuz var denmez.
Türkiye çöllerin üzerinde ve ortasında bir ülke olarak görülmektedir. Konum olarak tehlikeli bir noktadadır. Çöller genişlemektedir. Etki alanları genişlemektedir. Bu genişleme ilerleyen yıllarda ülkemizi çok daha kötü şekilde etkileyecektir. Sıcak alanların artması nem ile birleşmesi durumunda kentleri yaşanmaz hale getirecektir.
Dünyada çöller ve kurak alanlar haritası çizelge 3’te görülmektedir. Bu haritaya bakıldığında Türkiye çok ciddi etki altındadır. Kurak alanlar ve bir sonraki kurak alanlar haritada renklendirilmiştir. Gelecek yıllarda nemin ve yağışın azalması ile çöllerin yayılması dünya haritasında kentlerin yer değiştirme riskini bulunmasıdır.
Kuraklığın ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerine bakmak gerekir. Ekonomi kuraklık ile bozulacaktır. İnsanlar daha fazla çalışacak iş yeri bulamayacaklardır. Tarımsal faaliyetler azalacaktır. Gıdaya erişim sorunu artacaktır. Önce gıda güvencesi sorunu ortaya çıkacaktır. Domatesi veya zeytini bulabilecek miyiz bu sorgulanacaktır. Ülkeler arasındaki tarımsal ticaret ve su sorunu ortaya çıkacaktır. Bunu geçmişte Covid – 19 sürecinde maskelerde yaşamıştık. Bu sorun nedeni ile gıda güvenliği önemsenmeyecektir.
Kuraklık, meteorolojik kuraklık, tarımsal kuraklık ve hidrolojik kuraklık olarak ayrılmaktadır. Bunlar sırasıyla şiddetlenir ve en son hidrolojik kuraklık ile tüm topraklar susuz kalır. 2025 yılında İzmir, Aydın ve Muğla illerinde yaşanılan kuraklık şekli hidrolojik kuraklıktır. Buradan geri dönüş biraz zor olacaktır.
Ekonomik etkilerine bakacak olursak;
Ürün kalitesinde düşüş yaşanmaktadır. Kuraklık arttıkça daha fazla kalite düşecektir.
Böcek istilası daha çok görülecektir. Böceklerde susuz ve kurak ortama alışacaklar adaptasyon göstereceklerdir. Bazılarını baskı altında tutan böcekler sıcaklık nedeni azalacak ve istilacı böcekler daha fazla tarımsal alanlara musallat olacaklardır.
Bitki hastalıkları daha çok görülecektir. Bir veya birkaç ilaçlama ile geçen hastalıklar geçmeyecek ve bitkileri çok çabuk etkileyeceklerdir.
Çiftlik hayvanlarında kayıplar et ve süt üretiminde azalışları görülecektir.
Otlakların kapatılması veya verimliliğinin azalması nedeni ile et ve et ürünlerine erişim sorunlu hale gelecektir.
Hayvanların su temininin pahalı veya yok olması nedeni ile beslenemeyen hayvanlar yok olacaktır. Doğal yaşam içerisinde canlıların yok olması biyoçeşitliliğe çok zarar verecektir. Dünyada en az canlı yaşamının olduğu yerler çöllerdir.
Orman yangınları daha çok çıkacak ve sönmeyecektir. Kendi kendine söndüğü zamana kadar beklenecektir.
Ağaç hastalıkları artacak ve yaprakları dökülecektir. Ayrıca daha hızlı kuruyacaktır.
Orman verimliliğinde azalma, kereste üretiminde kayıplar nedeni ile orman endüstrisi meslek dalı azalacaktır.
Suyun azalması ile tatlı su balıkçılığında kayıplar, çeşitliliğinde azalış olacaktır.
Ulusal büyümede kayıp, ekonomik gelişmede gecikme olacaktır.
Yiyecek üretiminde düşüş – stokların azalması nedeni ile gıda güvenliği sorunları ortaya çıkacaktır.
Finansal kaynak bulma zorlukları kişilerin ve devletlerin sorunu olarak ortaya çıkacaktır.
Nehir ve kanalların denizciliğe katkısının azaltılması nedeni ile deniz biyoçeşitliliği sorunu ortaya çıkacaktır.
Suyun taşınmasındaki pahalılık meydana gelecek dar gelirli aileler bundan etkilenecektir.
Çiftçi gelirlerinde kayıplar meydana gelecek ve üreticiler bu işten çıkacaklardır.
Enerji kaynaklarının azalması nedeni ile klima ve diğer ev aletleri kullanılmayacaktır.
Tarımsal sanayide kayıplar buna bağlı işsizlik vergisel kayıplar oluşacaktır.
Kuraklığın çevresel etkilerine bakacak olursak;
Toprakta su ve rüzgar erozyonunda artış olacaktır. Toprak azalırsa bitki yetiştiremeyeceğiz. Bitkilerimiz azalacaktır. Bu da gıda arzında azalışlara neden olacaktır.
Bitki alanlarında zarar olacaktır.
Balık alanlarına zarar olacaktır.
Suyun kalitesine etki edecek ve su kalitesi bozulacaktır. Türkiye’de Edremit ilçesi Altınoluk mahallesinde çok güzel akan belki bin yıllık su kalitesi bozularak daha mineralli su çeşmelerden akmaya başlamıştır. Bin pınarlı İda Dağının eteklerinde suyun kalitesi bozulmuştur.
Hayvan kalitesine etki olacaktır.
Hayvan doğal yaşam alanlarına etki olacak ve yaşam alanları daralacaktır. Zaman zaman gazete haberlerinde doğal yaşamda karşımıza çıkan domuz sürüleri mahalle parklarına kadar inmektedir.
Kuraklığın sosyal etkilerine bakacak olursak
Yiyecek kıtlığı nedeni ile iç karışıklıklar olabilir.
Yoksullukta artış olur ve insanlar bundan çok etkilenir.
Göçlerde artış olur.
Sosyal huzursuzluk meydana gelir.
Yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olan su kaynakları da küresel ısınmadan olumsuz etkileniyor. Su, Türkiye’nin de içinde bulunduğu kuşakta yaşamı sınırlayan ve gelecekte uğruna savaşların yaşanabileceği stratejik bir meta haline geliyor. Küresel yıllık yağış ortalaması 1000 mm/m2 iken, bu oran yurdumuzda 643 mm/m2 olarak yağmaktadır. Bununla birlikte bu yağışın alansal dağılımı da homojen değildir. Gerek sıcaklık artışı sonucu terlemenin ve buharlaşmanın (evapotranspirasyonun) artması, gerekse yağışlardaki azalma ve yağış rejimindeki değişiklikler iç ve güney kesimlerde kuraklık riskini artırıyor.
Kuraklığın doğal ekosistemler üzerindeki olumsuz etkilerinin sosyal ve ekonomik yansımaları olması kaçınılmazdır. Ulusal büyümede yavaşlama, finansal kaynak bulmada zorluk, kredi riskinin artması, yeni ve ek su kaynaklarının pahalılaşması, üretimdeki düşüşe bağlı işsizliğin artması ve vergi gelirinde kayıplar otaya çıkacaktır. Bu durum sonucunda kıtlık, yoksulluk, yaşam kalitesinin düşmesi, iç göç ve sosyal huzursuzluk meydana gelmesi olasıdır.
Az Yağışın Etkisi danelerde küçük kalmaya neden olur. Tam gelişemez. Sonradan yağmur gelse de kuraklık tada geçebilir. İstenilen aroma ve tat zeytinyağında bulunamaz. Sofralık olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan zeytinler elde edilir. Odun tadı duyusal olarak zeytinyağının içerisinde hapsolur. Yapraklar ise bir müddet sonra dökülmeye başlar. Hasat esnasında taneler zor dökülür. Hasat maliyeti artar. Bu şekilde yapılan hasatta hem işçi toplama süresi uzar. Ayrıca sıcaklık nedeni ile erken kararmalar meydana gelir.
Kuraklık etkisi uzaydan uydular aracılığıyla görülmektedir. Çizelge 5 ve 6’da toprak nemi ile yağış miktarı gösterilmiştir. Mart ayı Türkiye için yağmurun yağdığı bir aydır. Buna rağmen kuraklık haritası nemin aleyhinedir.
Kuraklık tanelerin pörsümesi ile kendisini özellikle eylül ayında göstermektedir. Geceleri çiy yağışının olmaması taneleri susuz bırakır. Süreç yağışsız ve çiysiz geçerse taneler iyice küçülür. Sulama yapılması bu durumu değiştirmez. Zeytin ağaçları çekirdek sertleşmeye başladığı zaman suya ihtiyacı bulunmaktadır. Bu suyu temin edemediği durumlarda veya az geldiği zaman kök ve gövde deposunda su azaldığı zaman önce meyvelerden sonra yapraklardan kendi yaşamsal suyunu temin etmektedir. Bu da pörsümelere neden olmaktadır.
Kuraklık nedeni ile yapraklarda suyun azalması fotosentezde gereken suyun temin edilememesi durumunda yapraklar dökülmeye başlar. Öncelikle yaprakların uç kısmında kıvrılmaya başlar sonrasında içe kıvrılan yapraklar özellikle güneş doğma saatinde bu şekilde ise bir müddet sonra bu yapraklar kurur ve dökülür. Ayrıca hasat zamanı toplama esnasında makine ve diğer ekipmanlar bu yaprakları dökecektir.
Kuraklık nedeni ile pörsüyen ve küçülen zeytinlere zeytin sineği de yavrusunu bırakmaz. Sinek larvasının besleneceği bir ortam bulunmadığından sinek yavrusunu bu tip zeytinlerin içerisine bırakmaz. Bu tip zeytinlere su veya yağmur suyu etki ederse zeytin şişmeye başlar. Yağmurdan önce toplanılan zeytinlerin kilosu düşüktür. Örneğin normalde 24 kilogram gelen kasalar yağmurun azlığı ve kuraklık nedeni ile 18 – 20 kilogram gelmektedir. Bu ciddi bir ağırlık kaybıdır. Sorun bu kadar ile de kalmaz. Zeytinyağı miktarı da azalır. Bu azalma sonra yağan yağmurla birleşirse çok daha büyük randıman sorunu ortaya koymaktadır. Randıman istatistiki olarak hesaplandığından normalin altında gelen tane zeytin ağırlığında normalmiş gibi gelse de aslında yağ miktarı da azalmaktadır. Çekirdek ne kadar küçük tane eti ne kadar büyük olursa zeytinyağı miktarı o kadar artar. Bu nedenle tane büyüklüğü üretici, sanayici ve yağı tüketen açısından önemlidir. Tane küçüldükçe yağ azalır bu da maliyeti arttırmaktadır.
Tane ilerleyen dönemlerde hem sıcaklık kaynaklı hem de olgunlaşma sürecinde olduğu için kararmaya başlayacaktır. Ekim ayı içerisinde de kuraklık devam eder yağan yağmurlar istenilen seviyede olmaz sonrasında sıcaklıklar mevsim normallerinden yukarı da olursa taneler pörsümeye devam edecektir. Bu da çok ciddi verim ve kalite kaybı olacaktır.
Zeytinyağı üretilirken kimyasal analizlere dikkat etmeden üretmektedir. Asitliğine bakılarak ticari değer kazanmaktadır. Üreticiler ve fabrikacılar peroksit değerine bakmadan üretime devam etmektedir. 2024 – 2025 kampanya döneminde zeytinliklerde randıman farklı çıkmasına rağmen asitlikler ve peroksit düşüktü. Kuraklık fenollerin artmasına sebep olduğu için oksidasyona dayanıklı zeytinyağı üretilmiş oldu. Sonrasında depolanan zeytinyağları uzun süre beklediğinde paslanma çelik veya bidonda olmasına rağmen kimyasal değerlikleri bozulmaya başlamıştır. Geçmiş yıllarda peroksitler yukarda çıkmasına rağmen raf ömürleri daha uzundur. Ancak kuraklığın etkisinin ne olduğu ikinci sene anlaşıldı. Peroksitlerin düşük çıkmasına rağmen diğer kimyasal değerlikler yukarı çıkıyor sonrasında da peroksit de yükselmektedir.
Tarım doğaya bağlıdır, doğadan gelecek felaket üretimi allak bullak edebilir. Depolamanın amacı budur. Ertesi yıl kuraklık olabilir. Suyu da gıdayı da stoklamak durumundayız. Ancak kuraklık nedeni ile hem sofralık zeytinlerde hem de zeytinyağında raf ömrü kısalacaktır. Kalite azalmasının yanında stoklama ömrünün azalması zeytin ticaretini çok ciddi etkileyecektir. Rafinasyona verilen zeytinyağı miktarı artacaktır. Sofralık zeytinlerde ise gıda israfı olarak karşımıza çıkacaktır.
Edirne'ye içme suyu sağlayan Kırklareli'ndeki Kayalıkköy Barajı kurudu! Doluluk oranının %3'e kadar düştüğü barajdaki su boruları da su üstüne çıktı – DHA 23 12 2020
Kuraklık ve su sorunu sadece Türkiye’de sorun değildir. İtalya’da Elbe ırmağında görülen yazı insanlara çok ciddi bir mesajdır. Elbe’de 1417’deki büyük kuraklığı öngören kayada başaşağı şu yazılı: “Beni görürsen ağla” şeklinde bir yazıt görülmüştür. Kuraklık 16 ağustos 2022 tarihinde kendisini ciddi şekilde göstermiştir. 2022 yılına gelene kadar burada böyle bir yazıt olduğunu kimse bilmemektedir.
Kuraklığa çare olarak bazı fikirler geliştirilmektedir. Milyonlarca ördeği suyun üzerine bırakılınca bu ördekler suyun buharlaşmasını azaltacaktır. Bu bir çözümdür. Buharlaşma özellikle yaz aylarında poyrazın sert estiği zamanlarda çok daha hızlı olmaktadır. Buharlaşmanın önüne geçmek suyu barajlarda veya göletlerde tutmak gerekir. Bu tip durumlar çok maliyetlidir. Ancak suyun maliyetinin yanında azdır. Şehirlerde üç gün su kesintisinin iç huzuru bozması muhtemeldir.
Çizelge 17’de görüldüğü gibi zeytin ağaçlarının gövdelerine toprak örtülmüştür. Bu sayede gövdelere güneş ışınları değmeyecektir. Türkiye’de zeytin bahçelerinde gövdeye kireç sürerek güneşin etkisi azaltılmaya çalışılmaktadır.
10 Ağu 2022 - 09:30- Dünya Fransa’da kuraklığın kazananları: Tuz üreticileri!
Avrupa’yı etkisi altına alan sıcak hava dalgası ve kuraklık etkisini şiddetli şekilde hisseden Fransa’da, tuz işçileri üretime adeta yetişemiyor…
Fransa’nın Kuzey Batısındaki Guerande bölgesinde, kuraklıktan istemeden faydalanan bir grup üretici var. Bölgenin tuzu Fleur de Sel, yani Tuz Çiçeği olarak tanınıyor ve dünyanın en iyi tuzları arasında gösteriliyor. ABD’deki perakende fiyatı, kilogram başına 100 dolara (1800 Türk lirası) kadar çıkabiliyor.
Geçtiğimiz aylarda sıcaklığın artması, hiç yağış olmaması ve suyun hızla buharlaşması sebebiyle tuz üretimi önemli şekilde arttı.
20 yıldan fazladır bölgede tuz üreticisi olarak çalışan Francois Durand, “Rekor üretime doğru gidiyoruz” diyor.
Son 10 yıldaki deniz tuzu üretimi ortalamasının tuzla başına 1,3 ton olduğunu söyleyen Durand, bu yılki verimin neredeyse 2 katına çıkarak 2,5 ton olduğunu ifade etti.
Durand, ülkenin geri kalanı su kıtlığı ve orman yangınları ile uğraşırken iklim değişikliğinin kısa vadeli kazananlarından olduklarını söyledi, “Maalesef… Bunun bizim işlerimizi arttırdığını inkar edemeyiz” dedi.
Bölgede çalışan bir başka üretici Mathilde Bergier, “İşçiler yorgun. Kısa bir ara verecek kadar bile yağmur yağmadı” diye konuştu.
Kesintisiz güneşin neden olduğu yoğun temponun sürdürülemez olduğunu düşünen Bergier, deniz suyunun buharlaştığı kırılgan çamur yapılarının her yıl bu denli yoğun çalışılırsa zarar göreceğinden endişeli.

Suyun verimli kullanılmasını sağlayan yağmur (su) hasadı yöntemi
Yamaçlara düşen yağmur suyu, toprak suya doyduktan sonra yüzeysel akışa geçip mevsimlik derelere ve daha sonra akarsu ve göllere drene olacağından dolayı mevsimlik derelere peş peşe setler yapıp her set arkasında yaklaşık 1 m3 şu biriktirmek daha verimli olabilir.
1991-2020 dönemi Türkiye'nin Kasım Ayı Ortalama #sıcaklık değeri 9.3°C dir. 2023 Kasım ayında Ortalama #sıcaklık 12.5°C olarak gerçekleşmiştir. Sıcaklıklar uzun yılların(1991-2020) 3.2°C üzerinde gerçekleşerek en sıcak Kasım ayı olmuştur. https://mgm.gov.tr/veridegerlendirme/sicaklik-analizi.aspx…
Kuraklık arttıkça fenoller yükselir. Bu yükseliş peroksidi düşürmektedir. Peroksitte güneş alma açısı da etkilidir. Ancak depolamada uzun süre beklemesine engel olmaktadır.
Hava durumu kurak ise yaprak gübresi sulama sonrası verilmesi tavsiye edilir. Normal havalarda her zaman atılır. Aşırı yağışlarda yıkanmadan kaynaklı yarı doz verilmesi daha uygun olur.