Eskiden “yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü bize anlat” denirdi. Şimdi gördüklerimizle birlikte yediğimizi içtiğimizi de anlatıp, paylaşıyoruz.
Eskiden “yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü bize anlat” denirdi. Şimdi gördüklerimizle birlikte yediğimizi içtiğimizi de anlatıp, paylaşıyoruz.
Aslında başlık, içeriği gayet net açıklıyor. Kim bilir kaç kez görmüşümdür bu başlığı ve kim bilir kaç kez okumuşumdur buna benzer yazılar.
Bu hoca da hep aykırı şeyler yazar geçen sefer de “Yaprak Sar Ma”idi konumuz hatırlarsanız, hadi bakalım bu sefer neler çıkacak demiş olmalısınız, tabi ki beni takip ediyorsanız.
Günümüzde tarım, gıda, yem, yakıt ve lif ihtiyaçlarının karşılanması açısından vazgeçilmez bir sektördür.
Su yaşamın vazgeçilmezi, yaşam kaynağıdır. Biyolojik çeşitliliğin devamı için gereklidir.
Sera topraklarındaki organik madde eksikliğinin çiftlik gübresi, torf ve kompost gibi materyaller kullanılarak giderilebileceği belirtilmektedir.
Sürdürülebilirlik kavramı toplumsal, ekonomik ve çevresel baskıların karşısında orta yolu aramanın ifadesidir.
Doğadaki canlılar üzerine yapılan araştırmalar da boyutu, üreme koşulları, yaşadığı yer dikkate alınmalıdır.
Öncelikle makro sözcüğünün anlamı büyütmek veya uzatmak demektir.
İş yaşamı dendiğinde tabiki ilk aklıma gelen 15 yıl süresince aktif olarak televizyon kanallarında hava durumu bültenlerini hazırlayıp sunmamdı.
İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların, doğal sera gazlarının etkisini arttırması sonucunda, yerküre yüzeyinde ortalama sıcaklığın yükselmesi ve meydana gelen iklim değişiklikleri küresel ısınma olarak ifade edilmektedir.
Pek çoğumuz sağlıklı yaşam için kullanmadığımız bitki, gitmediğimiz merkez, almadığımız ilaç vb. kısaca yapmadığımız hamle kalmıyor.