Tarım Arazilerini Korumak
1969 yılında İzmir’in Merkez İlçesi Konak’ta doğdu. İlkokulu Konak’ta, ortaokulu Bornova’da tamamladıktan sonra Manisa Beydere Ziraat Meslek Lisesi’nde parasız yatılı olarak okudu. 1988 yılında mülga Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda işe başladı. İlk görev yeri Diyarbakır’da Proje İstatistik Şubesinde Tarım İstatistikleri konusunda çalıştı. Daha sonra İzmir İl Müdürlüğüne ataması yapıldı. İzmir’de Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik bölümünü bitirdikten sonra Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürlüğünde çeşitli birimlerde çalıştı. Enformasyon, Yayım, Eğitim ve basılı materyal hazırlama, görsel tasarım çalışmalarında bulundu. Türkiye’de ilk kez 1995 yılında faaliyete başlayan Ekolojik Tarım Biriminin çalışmalarına da katkıda bulundu. Ekolojik Tarım Kitabı, Organik Tarım Kitabı yanında ilk kez 1998 yılında hazırlanan Organik Tarım Broşürünün hazırlanmasına katkıda bulundu, tasarımını yaptı. En son 2009 yılında Organik Tarım Biriminde görevlendirildi. Birimde ağırlıklı olarak Eğitim, Tanıtım, Görsel ve Basılı Materyal hazırlama ve tasarım, Raporlama faaliyetlerinin yanında Proje yeri ve konusunun seçiminden başlayarak hazırlama, bütçelendirme, satın alma gibi her aşamasında çalıştı. Halen yeniden yapılanan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğünde, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şubesi’nde yer alan Organik Tarım Birimi Sekretaryasında çalışmakta olan PEKER evli ve bir kız çocuğu babasıdır.
Tarımsal üretim canlı materyalle yapılan, doğal şartlara açık, uzun vadeli bir üretim kültürüdür. Mutlaka üretim planlı olmalıdır.
İnsanlar da diğer canlılar gibi doğada temel ihtiyaçlarını gidermek üzere beslenmek zorundadır. Beslenme başta yukarıda bahsettiğimiz nedenlerle büyük oranda enerji ihtiyacını karşılamak içindir.
Fazla ürünün kıtlık dönemlerine kadar saklanabilmesi gıdanın korunması ihtiyacını doğurmuştur. Ürünleri taşımak ve farklı işlemler için ise uygun kaplara sahip olmak gerekmektedir. İşte ambalajlama bu ihtiyaçtan doğmuştur.
Hayvan refahı açısından en geniş olanakları sağlayan üretim biçimi organik hayvansal üretimdir. Organik hayvancılık aynı zamanda doğal yaşama zarar vermemeyi; hayvancılığın olumsuz çevresel etkilerini en aza indirmeyi hedefler.
Ülkemizde bulunan su kaynaklarının yetersiz olduğu malum... Aynı zamanda tarımda bilinçsiz ve aşırı su kullanımının yanında, artan nüfus ve endüstriyel üretim için kullanılan sular var olan su kaynaklarının da hızla tükenmesini getiriyor.
Yaşayan her organizma farklı ihtiyaçları için yani yaşamak için besin maddelerine ihtiyaç duyar.
Hayatımıza sürekli yeni standartlar giriyor. Standartlaştıramadıklarımızı izleyemiyoruz. Korkularımız var. Ne olduğunu nasıl hazırlandığını bilmediğimiz her şey bize zarar veriyor olabilir.
İnsanın binlerce yıldır dikkatini çeken halkalı gezegen Satürn’ün halklarının yüksek oranda su buharı ve buz içerdiğini biliyoruz.
Bu aralar ticaret sanki kötü bir şeymiş gibi sürekli ticaret üzerinden söylüyorum söyleyeceklerimi.
Broyler yetiştiriciliğinden geçinenler ‘Broyler yetiştiriciliği’ üzerine yazılan yazılara sert tepki gösteriyorlar.
Korku ve kaygılarımız, kentte birbirinden çok farklı hayatların iç içe ve yoğun şekilde bir arada sürmesi ile birebir ilgilidir.
Organik tarımın yaygınlaşması, sorunlarının çözümü kadar organik tarımın doğru ve uygun koşullarda uygulanması da önemsediğimiz konulardır.
Modern dünya tanışmayanların (veya zorunlu tanışanların) arasında iletişimin yaygın olduğu bir dünya…
8500 yıllık bir derinlikte ve bir dişçinin hassaslığı ile toprağı kazarcasına yapılan bir sohbet bizimki…
Makinelerin hakim olduğu bir dünyadayız. Robotların insanların ürettiği enerjiye ihtiyacı var.
Yunan Mitolojisinde insanlara ekip biçmeyi öğreten Demeter “tarım ve bereket” tanrıçası olarak bilinir.
Ülkenin gündeminde bir konu yer aldığında Televizyonlardaki tartışma programları ‘Uzman’larla dolup taşar. Ama bu uzmanların her zaman konunun uzmanı olması gerekmez.
Gönül tüm tarımsal üretimin organik tarımın asgari standartlarına uyularak yapılmasını ister. Tabii bu o kadar kolay değil...
Sürdürülebilirlik kavramı toplumsal, ekonomik ve çevresel baskıların karşısında orta yolu aramanın ifadesidir.
Doğadaki canlılar üzerine yapılan araştırmalar da boyutu, üreme koşulları, yaşadığı yer dikkate alınmalıdır.
Canlıların doğada varlıklarını sürdürebilmeleri ve yaygınlaşmaları gıda ihtiyaçlarını karşılamaları ile doğrudan ilişkilidir.
Toprak Tanrıçası (Toprak Ana) olarak bilinen Gaia’nın oğlu yarı dev Antaeus yenilmez bir savaşçıdır.
Organik (Ekolojik, Biyolojik) tarımsal üretim 1900’lerin başlarında bireysel çabalarla başlamıştır.
İzmir… Türkiye’nin en büyük ve en güvenli körfezlerinden birinin kenarında, dağların denizin kenarından başladığı doğal bir kaleyi andıran kent…
Toprağın üzerine iki ayağı ile bastığında kendinde Dünyayı değiştirecek gücü bulmuş olan insanın beton yığınları arasında doğadan izole yaşadığını düşündüğü bir dönemdeyiz.
İnsan ayaklarını yere sımsıkı bastığında cesaretini toplar ve başka hiçbir canlının cesaret edemeyeceği veya başarabileceğini düşünmediği işlere girişir
Düşünmek, tasarlamak, iletişim, alet kullanmak gibi insana özgü olduğu iddia edilen pek çok özelliğin bugün diğer pek çok canlıda da görüldüğü biliniyor.
En güçlü savunduklarımız en az bildiklerimizdir. Zira ön yargılar cahillikten beslenir. Bilgi ise kuşkuyu besler…