İklim Krizi Sadece İklim Krizi Mi?

Yazar : Gülhan KARA

Kuraklık, sel, susuzluk…  sadece iklim krizi mi? Doğal döngünün bağları zedelendiği hatta bazıları koptuğu için yaşanıyor tüm bu olumsuzluklar.

Yazar: Gülhan Kara
 
Kuraklık, sel, susuzluk…  sadece iklim krizi mi?     

Doğal döngünün bağları zedelendiği hatta bazıları koptuğu için yaşanıyor tüm bu olumsuzluklar. İnsanoğlu, tüm ihtiyacını fazlasıyla karşıladığı bu cennet dünyayı, yaşadığı yuvayı kendi elleriyle kendi dağıttı ve dünya can çekişiyor, hızla yok olmaya doğru gidiyor. 

Çünkü insan, dünyanın toprağı, havası, suyu, okyanusu, çekirdeği ile bir canlı olduğunu unuttu. Bunu hep göz ardı etti. Kazdı, kırdı, döktü, oydu, deldi. Yerkabuğunu haddinden fazla zedeledi. Ormanları yok etti, toprağın altını da üstünü de sulayan akarsuları, gölleri hunharca tüketti, yok etti.  Havayı, suyu, toprağı geri dönüşü olmayan şeyler yaparak kirletti. Yerin altında ve üstünde var olan her şeye hayvanlara, bitkilere hep zarar verdi, hep yok etti.

Ve sonunda dünya isyan etti. Aynı bizim üzerimize fazla gelindiğinde, nefes alamayıp bunaldığımızda, biri canımıza-malımıza zarar verdiğinde isyan ettiğimiz gibi… 

Çünkü dünyanın çok canı yandı artık ve o bize yuva olan, tüm nimetlerinden faydalandırarak bizi misafir eden “dünyamız” bize kendimize gelmemiz için uyarı sinyallerini göndermeye başladı. Bitmeyen yangınlar, kuraklık, kuruyan göller, aşırı yağışlar, seller, eriyen kutup buzulları, denizdeki müsilaj, ölen balıklar ve daha pek çok şey…
Peki ne yapılmalı? Eskisi gibi olmasa da en azından 30 sene geriye döndürebilir miyiz? Biliminsanlarına soruluyor. Onlar da önce doğal döngüyü anlatıyor ve bazılarının artık geri gelmeyeceğini söylüyorlar.

Apelasyon dergisinin tüm yazarları ve okurları “su” konusunda çok hassas ve bu konuyu çok önemsiyor. Suyu kurtarmak, var olan elimizde kalan son tatlı suyumuzu korumak için de çözüm önerileri ve güzel fikirler çıkıyor. Tatlı su biterse hayat biter! Benim de en çok rahatsız olduğum suyun tarımda yanlış kullanımı ve denetimsiz bir şekilde isteyen herkesin sondaj vurup yeraltı suyu kullanması. 

Bu nedenle de çözüm olacağını düşündüğüm önerilerimi samimiyetle buradan paylaşmak istedim:
  1. Bir yeraltı suyu haritası çalışılmalı.
  2. Konya Ovası’nda hızlıca mısır ekimine son verilip eskiden olduğu gibi tahıl, buğday ekimi yapılmalı.
  3. Konya Ovası, Harran, Söke, Ergene, Menderes, Çukurova, Bakırçay, Güney Marmara ve Karadeniz ovalarında kesinlikle yeraltı suyu kullanımına son verilmeli ve bu bölgelerde toprak yapısına ve iklimine uygun tarım yapılmalı.
  4. Manisa, Saruhanlı bölgesinde bağcılık, sofralık ve kurutmalık üzüm yaygınlaşacağı yerde bağlar sökülüp mısır ekiliyor.
  5. Kuru tarıma uygun topraklarda sulu tarım isteyen ürünler yetiştirilmemeli.
  6. Sulama sistemleri baştan sona gözden geçirilip denetlenmeli.
Tüm dünyada yapılması gereken yaş meyve sebze üretiminde seracılığın, açık tarla tarımının, bahçeciliğin, tohumculuğun en az su kullanımıyla yeniden planlanarak her mevsim her meyve sebzenin üretimine son verilmesi. 

Kışın domates, fasulye, biber gibi yaz sebzelerini üretmeye çalışmaktansa (sürekli su ve gübre desteği ile) güney ülkelerden alalım ya da zamanını bekleyelim. Biz de onlara ürettiğimiz kış sebzelerini havuç, lahana vs satalım. Yani eskiye dönelim.  Sağlığımız için de mevsimsel beslenme diyoruz madem. O zaman tarım da artık eskiden olduğu gibi “mevsimsel” olmalı. Toprağın nefes alması ve temizlenmesi  şart. Eğer dünyayı yok etmek istemiyor geri kazanmak istiyorsak bunun adı fedakarlıksa tüm dünya bu fedakarlığı yapmalı.

Bir an evvel tatlı suyumuzu kurtarmanın ve toprağımızı korumanın çaresine bakmalı, harekete geçmeliyiz. Yoksa bu gün yiyip içtiklerimizi de bulamaz hale gelecek ciddi gıda krizleri yaşayacağız.
 
Görseller:
  1. An Artists Journey To Life