Zeytinden Mutluluk Hapı Olur Mu? - Zeytinyağı Okuryazarlığı

Bizim üreticimiz ekonomik dertlerin ve olumsuzlukların sadece bizde olduğunu düşünüyor ama aslında sorunlar tüm dünyayı ve herkesi ilgilendiriyor. Peki tablo hep mi karamsar? Bence hayır. Eğer bilimin ışığında iyi eylemler yapmayı, birlikte hareket etmeyi seçersek bu döngüden çıkmamız mümkün.

Yazar: Dr. Dilşen Oktay Ertem

Kendimi bildim bileli spiritüel konulara, yogaya ve ezoterizme meraklıyım. 17 yıldır da düzenli olarak yoga ve meditasyon yaparım. İşin pratik kısmı dışında felsefesini de her fırsatta okumama, araştırmama rağmen bu derin öğretileri günlük hayata uygulamak sanıldığı kadar kolay olmuyor. Örneğin, Karma ve Samsara adlı iki kavram vardır ki bu aralar yine sık sık üzerine düşünüp nasıl hayata geçiririm diye kafa yoruyorum. 

1980 doğumlu biri olarak herhalde hayatımın büyük bir bölümünde enflasyon, ekonomik sıkıntılar, politik krizler, askeri darbe, terör, kadın ve çocuklara şiddet, istismar, eğitim sorunları, çevre felaketleri konularını dinledim hem çeşitli medya kanalları aracılığıyla hem de bulunduğum neredeyse tüm ortamlarda. Son yıllarda bu konulara mülteci sorunları, küresel ısınma, iklim sorunları, kıtlık, salgın hastalıklar, zorunlu göç, ırkçılık, fanatizm, dijitalleşme, intiharlar, depresyon ve anksiyete artışı, mutsuzluk gibi yeni gündemler eklendi. 

19 yaşında psikiyatra gidip taşikardi sıkıntımı anlattığımda ve biraz konuştuktan sonra bana anksiyete teşhisi koymuş ve o zamanlar “mutluluk hapı” olarak bilinen bir ilaç vermişti. Bir kutuyu bile içememiş ve kendimi uyuşturulmuş, hiçbir şey hissedemez halde bulmuştum. Mutlu hissedebilmek için hareketlerimi yavaşlatan ve duyularımı, algımı bozan kimyasallara ihtiyacımın olması düşüncesi beni yeni arayışlara sürüklemişti. Dünyanın genel gidişatını görünce insanın mutsuzluğa kapılmaması elde değil ama bir yandan da hapı yutup duyarsız kalmak ve yapabileceğimiz küçük de olsa bir şey yapmamak da bana göre büyük sorumsuzluktu. O zaman karar vermiş ve kafamı devekuşu gibi kuma gömeceğime üzerine gidip acının içinden geçmeyi deneyecektim. Zaten bu kararlılık beni spiritüellikle tanıştırdı. Bir süre sonra düzenli uygulamalarla bedenen ve zihnen daha dengeli bir hale geldiğimi farkettim. O zaman benim için doğru yolda olduğumu anladım ve hayatımı da ona göre şekillendirmeyi sürdürdüm.     


Karma, Samsara ve Zeytin


Spiritüel öğretilerin tamamında bahsedilen Karma ve Samsara’yı biraz daha açayım dilerseniz. Karma ve Samsara neredeyse 3000 yıldır bilinen kavramlar. İnsanların ölüm ve yeniden beden bulma döngüsü “Samsara” olarak tanımlanmakta. Her insan hem evrensel hem de sosyal yasa olan; erdem, ahlak, dürüstlük, bilgelik öğretisi Dharma’yı uygulamak zorundadır. Çünkü bu yükümlülükler iyi ya da kötü eylemlerin sonucu olan Karma’yı etkiler. Dharma; evrenin değişmez kanunlarına ve adaletine verilen addır. Evrenin ve insanların bir dharması vardır. İnsanın kendi dharmasına “svadharma” denir. Olması gereken orta yoldan sapmalar olunca dharmadan uzaklaşılır ve bu bazı olumsuzluklara neden olur. Karma Sanskrit dilinde “yapmak, eylemek, bir eylemde bulunmak” anlamına gelir. Karma; hem fiziksel hem de zihinsel her türlü eylemin sonuçlarının kaçınılmaz olduğunu ifade eder; düşündüğümüz her şey ya da yaptığımız her eylemin sonuçlarının, bizi bu yaşamımızda ya da sonraki yaşamımızda etkileyeceğini söyleyen bir kuraldır. Yani; gerçekleştirmiş olduğumuz, fiziksel ya da zihinsel her türlü eylemin etkilerini şu anki gerçek yaşam içinde görmesek bile, bir sonraki yaşamımızda bu etkiler mutlaka kendini gösterecektir. Karmamız yaptığımız eylemlerin sonucu olarak Samsara’yı yani yaşam döngümüzü etkiler. 

Bütün bunların zeytinle zeytinyağıyla ne ilgisi var diyebilirsiniz ama spiritüellikte her şey birbiriyle bağlantılıdır. Türkiye’de yaşayan bizler mevcut koşullar altında gerçekten zorlayıcı zamanlardan geçiyoruz ama bu demek değil ki bu durum hiç bitmeyecek ve sonsuza dek sürecek. Samsara’daki gibi sonsuz ölüm ve yeniden doğuş zinciri ile Karma felsefesini göz önünde bulundurursak bu döngüden çıkmak bizim elimizde. Yani mevcut durumu iyi analiz edip iyi Karmaya yol açacak eylemlerde bulunursak sürekli olumsuzluklarla dolu döngüden kurtulabiliriz. Dharma ve Karma özünde bunu anlatıyor. 

Ben de kendime bu hayatta sevdiğim, yapmaktan keyif aldığım işleri en iyi şekilde yapıp aileden kalma zeytinliklere sahip çıkmayı görev bildim. Zeytin ve zeytinyağı üreticisi olarak geçimimi sürdürüyorum. Bunun dışında üniversitede aldığım gıda mühendisliği eğitimi, ekonomi, işletme, finans, pazarlama yüksek lisansı ve doktora çalışmaları esnasında zeytinyağı sektörüne dair öğrendiklerimi, duyusal analiz konusunda edindiğim bilgi ve becerileri yurtiçi eğitimlerde, çeşitli platformlarda yazılar yazarak, panellerde konuşmacı olarak geniş kitlelere ulaştırmaya uğraşıyorum. Zeytinyağı tadımcısı olarak ulusal ve uluslararası yarışmalarda jüri üyesi olarak ülkemi en iyi şekilde temsil etmeye gayret ediyorum. Dileğim ilerde daha fazlasını yapabilmek ama şu an için elimden gelenler bunlar.

Konuyu yine sektöre getireyim izninizle. Geçenlerde Olive Oil Times adlı zeytin ve zeytinyağı üzerine yayın yapan online bir dergide 2021/2022 zeytin sezonuna dair anket yapıldı. 36 ülkeden 4253 zeytin üreticisinin yanıtladığı anketin sonuçlarına dair yayınlanan makalede okuduklarım bana spiritüel bilginin ne kadar geçerli olduğunu bir kez daha gösterdi. Anket sonuçlarına göre elbette ülkeler arasında çeşitli farklılıklar var ama temelde tüm üreticiler iklimsel değişimin üretimde azalmaya yol açtığını, çalışan bulmakta özellikle hasat için eleman bulmakta zorlandıklarını, tarım ve ekonomi politikalarının, ülkeler arası ticari anlaşmaların pazarlama konusunda çok ciddi sorunlara yol açtığını, üretim maliyetlerinin aşırı yükselmesinden kaynaklı artan fiyatların tüketicileri zorladığını, tüketicilerin hala kaliteli natürel sızma zeytinyağını yeterince bilmediklerini belirtmişler. Büyük bir çoğunluk sorunlara odaklıyken Amerika’dan bir üretici küresel salgının tüketicilerde zeytin turizmine ilgi uyandırdığı için bunun yeni bir iş kolu olarak değerlendirilebileceğini, İspanya’dan bir başka üretici de bütün bu olumsuzluklara rağmen zeytinin doğaya uyumlu, uzun ömürlü olmasından dolayı gelecekten umutlu olduğunu belirtmiş.

Bizim üreticimiz ekonomik dertlerin ve olumsuzlukların sadece bizde olduğunu düşünüyor ama aslında sorunlar tüm dünyayı ve herkesi ilgilendiriyor. Peki tablo hep mi karamsar? Bence hayır. Eğer bilimin ışığında iyi eylemler yapmayı, birlikte hareket etmeyi seçersek bu döngüden çıkmamız mümkün. Hem de tahminimizden çok daha kısa sürede.  

Kaynaklar:
  1. Olive Oil Times