DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN İLK HAVARİSİ: GIORDANO BRUNO

 
Roma'da yolunuz ünlü Piazza Navona'ya düşerse mutlaka biraz daha güneye kıvrılıp daracık bir aralıktan geçtikten sonra kafeler ve çiçek dükkanlarının çevrelediği minik bir meydana göz atınız. Bu meydanın adı Campo dei Fiori (Çiçek Alanı)'dir; tam ortasında dimdik duran bir insan heykeli göreceksiniz. Bu bronz heykel 1600 yılının soğuk bir şubat günü aynı yerde diri diri tahta ateşinde yakılan Giordano Bruno’ya aittir.
 
Yaşamı
 
Giordano Bruno, İtalyan filozof, rahip, gökbilimci ve Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların en önemlilerinden biridir ve şair yönüyle de edebiyata en yakın duranıdır.  
 
Soylu bir ailenin çocuğu olarak 1548 yılında İtalya'nın Nola kasabasında dünyaya geldi. Onaltı yaşındayken Dominiken adını taşıyan bir tarikatta yer aldı. Burada Tomasso tanrıbilimini inceledi. Yeni ve eski filozofları okuyarak kendini geliştirdi.
Campo dei Fiori Meydanı, Roma
 
Kopernik sistemi ile tanışınca, Bruno tarikat mensubu bir kişi olmaktan sıyrıldı ve buna bağlı olarak Hıristiyan inancıyla arasındaki bütün bağları koparttı. Kiliseye karşı bir sistem içinde yer aldığından din sapkınlığı ile suçlandı. 1576 yılında Roma’da daha 28 yaşında iken sapkınlık, dinsizlik şuçlarından dolayı hakkında dava açıldı. Düşüncelerinde ısrar etti ancak Engizisyon baskısından kurtulmak için Roma'ya ardından Kuzey İtalya'ya kaçtı.
 
Dinsizlik ile suçlandığı için hiçbir yerde kalıcı olarak yaşayamadı, sürekli gezdi. Cenevre'ye geçti, ardından Güney Fransa, Paris ve Londra'da devam etti yaşamına. 1582 yılında Sorbonne Üniversitesi'nde bir kürsü elde etti. Londra'da yapıtlarının birkaç bölümünü kitaplar halinde bastırdı. Londra'dan kısa bir süreliğine yine Paris'e geçen Bruno daha sonra bir İtalyan aristokrat olan öğrencisi Macenigo tarafından Venedik'e davet edilince bu daveti kabul etti. Burada Galileo Galilei ile tanıştı.
 
Ülkesini özlemiş, güneşine ve sıcak renklerine kavuşmuştu. Sık sık sunumlar ve konferanslar vererek Galileo ile bilgi ve fikir alışverini ilerletti.  Ancak Macenigo adlı bu aristokratla çatışınca, onun tarafından Engizisyon'a teslim edildi. Ona, düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylendi. Ama o, gördüğü bütün işkencelere karşın, görüşlerinden taviz vermedi ve bilim adamı olmanın onurunu daima korudu.
 
Ölümü
 
Sekiz yıl hapiste kalarak tanrıya saygısızlık, ahlaksız davranış ve dinden çıkmak suçlarından soruşturuldu ve yargılandı. Uzun bir yargılamanın sonunda Hristiyanlık’ın ünlü ilkesine göre, kanı akıtılmadan eziyet edilerek öldürülmesine karar verildi.
 
 
Ölüm kararını Bruno'ya bildiren yargıç, ondan şu cevabı almıştır:

"Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz"

 

Kilisenin bu kararı, Roma'da Campo dei Fiori meydanında 17 Şubat 1600 de Bruno'nun diri diri yakılması ile yerine getirildi.
 
Düşünceleri, Eserleri
 
"Sonsuz sayıda güneş bulunmaktadır; yedi gezegenin bizim güneşimiz etrafında döndüğü gibi bunlar etrafında dönen gezegenleri vardır. Bu dünyalarda yaşayan varlıklar bulunmaktadır."

 

"Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."

 

Düşüncelerinin açıklanmasının kendisi için çok tehlikeli olduğunu bildiği halde, yukarıdaki cümlesinden de anlaşılacağı gibi, yazı ve konuşmalarında düşüncelerini hep böyle açıkça ifade etmiştir.
 
"Küllü Çarsamba Yemegi" (Ash Wednesday Supper) (1584) ve "Sonsuz Evren ve Dünyalar Üzerine" (On the Infinite Universe and Worlds) (1584), Bunların yaninda "Neden, Ilke ve Birlik Üzerine" (On the Cause, Principle, and Unity) (1584)  adlı diyalogu ve şiirsel diğer diyalogu “Yiğitçe öfkeler üzerine” (Gle heroici furori) (1585). Kopernik kuramına dayanan güneş merkezli sistem Kilisenin ögretilerine ters düşüyor ve bunları coşku ile savunmasi Kilisenin öfkesini çekiyordu.
Bruno evrenin sonsuzluğu yanında evrenin birliği ilkesini de benimser. Buna göre Ortaçağ felsefesinde temel alınan gök ile yer ayrılığını red eder. Bruno; Tanrı'nın ve evrenin birbirinden farklı iki felsefe olmadığı, ama aynı gerçekliğin iki sonsuz görünümü olduğunu kabul eder.
 
Bruno, insanlığın yaratılış yazgısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği sonucuna varmıştı. Kilise için bu olacak iş değildi. Çünki Kilise ye göre yaratılış Ademle başlamış, kıyametle sona erecekti.
 
İnsanlığın aydınlanmasını için savaşan Bruno, tarihin her dönemimde halkların karanlıkta kalmalarını isteyen resmi görüşün savunucusu otorite tarafından yakılmıştır. Her resmi görüş, belli bir süreçte eskir ve karanlığın temsilcisi durumuna düşer. Ancak, gerçeği yakalayan bilimin savunucuları, ürettikleri bilgiler eskise de, yolları ve yordamları ile aydınlığı temsil ederler. Bilim tarihinin, yolu-yordamı en aydınlık kişiliklerinden birisi de Bruno’dur. İnandığı doğruyu, kendine hiçbir çıkar sağlamadığı halde, salt insanlığa sağlayacağı çıkar açısından dirençle savunan insanların en güzel örneğidir Bruno.
 
Kilise ona yaptığı haksızlık için kendini hiç bir zaman affettiremeyecektir. 

Giordano Bruno ya yakılışının 410. Yılında çiçek götürdüm,Bronz heykel, Ettore Ferrari 

 
 
 
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

pekmezci - 09.12.2016 22:15
Sayın Nejat KUTUP Öncelikle çiçek götürme duyarlığınız çok anlamlı. Yazınız bir tarih ve kültür kenti gezisinin ''Lay Liay Lom'' gezi olmaması gerektiğinin güzel bir örneği. Roma'ya her gittiğimizde uğradığımız önemli duraklardan biridir bu kutsal meydan. Günümüzde de hala süregelen taassubun günah çıkarma yerlerinden. Yüreğinize sağlık...