Sağlıkla Gel 2020, Gerisi Hallolur!

Yazar: Büşra Duman
 
Yılın son ayından herkese merhaba,
 
Sonunda doğa kendine geldi, yılın son günleri de olsa kış yetişti. Ah bir de kar yağsaydı şehrime harika olacaktı!
 
Doğanın dengesini nasıl bozduk ama değil mi? Ben bu kadar doğaya aşık bir mimar olmam sebebiyle de bu bozulma canım çok acıtıyor. Benim doğaya üzülmem gibi, doğa bize üzülüyor mudur? Halbuki yaşadığımız nefes aldığımız bu evrende en çok korumamız gereken şeydi.

Kapıldık gittik yalan değil. Sanki şuan zaman akmıyor, koşuyor; ona yetişemiyor, yaşayamıyoruz gibi geliyor.
 
Yoksa doğa "Hakettiniz bunu!" diye kızıyor mudur? Kızdığına eminim… Ben de çok kızıyorum insanlara. Bilip bilmeden yargılamalarına, seni tanımadan yapıştırmalarına. Kötülük için yer kolluyorlar, kıskançlıklar, stratejiler insan yoruluyor. Ben yoruluyorum… Hep gülüp eğleniyor gözüksem de, içselleştiğim kısımda doğanın canımı acıtması gibi canımı acıtan şeyler var.. İkisinin sebebi de insan. İnsan diyince artık insansı anlam gelmiyor aklıma. Çünkü insanların için çürüdü… Duygusuzlaştı. Tek başına koşturduğun bu yolculukta en ufak bir arkanı boş bırakmaya gelmiyor hemen yapıştırıyorlar. Çünkü çürüyor insanlık.. Siz gelişiyor sanıyorsun ama çürüyor duygular.. O kavram çürüyor ve bunun bu kadar farkında olup nasıl bununla başedilir gerçekten artık bilmiyorum. Tanıdığımı sandığım insanlar bile mevsimlerin değişmesi gibi değişiyor. Ya da hep mi böylelerdi?  Aslında kış şimdi mi gelmeliydi? O zaman şimdi mi tanışmalıdık mevsimler gibi insanların gerçek yüzleriyle?

Bu olayların doğayı yorduğuna çok eminim. İçinde yaşadığınız duvarları, merdivenleri, kapıları bile yoruyorsunuz. "Nasıl olabilir ki bu?" demeyin. Olur; enerjinizi çekiyor bu yapılar. Konuşmasanız da düşündükleriniz yetiyor. Duvarlara vuruyor. Çünkü o duvarlar sizi tanıyor. Ve zamanla onları ne kadar çürütürseniz, o kadar kötü enerjiye dönüşüyor. Eskiden yeşile koşup insanlar belki o çürüklüğü anlamadan da tedavi edebiliyordu. Doğa iyileştiriyordu, temizliyordu. Çürüttüklerinizi düzeltiyordu.. Şimdi öyle mi?

Beton sana ne yapabilir ki?

Ne kadar iyileştirebilir? Çürük düşüncelerini ne kadar okşayabilir? Duvara yansıttığın her şey sana geri döner ve ondan boğulursun. Aslında o olmasan bile olursun. Çocukken anlamıyor muyduk, o yüzden mi güzel geliyordu dünya bilmiyorum. Sanmıyorum... Bu kadar çürüklüğü en rahat bir çocuk farkeder çünkü.

Sizden de kaçmıyor mu çocuklar? Hadi kaçmıyorlar diyin.. Onlarla ne kadar kıymetli vakit geçiriyorsunuz? Ne kadar yanınızdalar? Bu yüzden bile asla bu çağda çocuk olmak istemezdim. Bizim çocukluğumuzdaki kadar saf değil artık çocuklar. Doğar doğmaz bilmiş doğuyorlar. Baş etmesi zor... Bu çürüklüklerden çocukların etkilenmediğini mi sanıyorsunuz? Anne karnında etkilenmeye başlıyorlar.
 
Rica edeceğim içinizi biraz temiz tutun. Bu niye bu kadar zor ki? Dünyayı fazlasıyla mahvettik zaten, niye kötü konuşup, kötü şeyler yapıp daha fazla zorlaştırıyorsunuz yaşamayı.

Tam düşünüyorum daha nasıl güzelleştirebiliriz yaşadığımız yerleri, nasıl yeşile dönebiliriz diye; sonra öyle şeylerle karşılaşıyorum ki... Ne için diyorum!? Bu insanlar için mi? Ben ne kadar yeşilleştirmeye, güzelleştiremeye çalışsam da, içler kötü olduktan sonra ne anlamı var? Ona da iyilik, güzellik bulaştırmak yerine çürüklerinizi bulaştırdıktan sonra. O yeşili yeniden üzdükten sonra. Yeniden soldurduktan sonra hiç bir anlamı yok… Bu yüzden iyice karamsarlığa bürünmüyorum desem yalan olur, hem de baya büyük bir yalan... O yüzden yılı iyisiyle, kötüsüyle hatta çürükleriyle uğurlarken bunları yazmak istedim. Kim bilir belki birine dokunur, bir farkındalık olur... Bir önceki yazımda da bahsetmiştim; hepimiz birer tohumuz bu dünyada.. Ne yaparsak o bize dönecektir. İyileşin, iyileştirin, iyileşelim; olmaz mı? Ömür dediğin çok kısa; bugün var yarın yokuz. Keyifle yaşamak varken güzel oksiyen almak verken neden buna dönüşüyoruz hiç anlamayacağım.

Fazlasıyla sorduğum, sorduğum bir aralık ayı olduğunun farkındayım. Ama yeni yıla girerken biraz siz de sorgulayın, sorun istedim. Ama gerçekten sorun...

Duvarlarınıza bakın. Deli işi değil, öyle düşünmeyin. Bastığınız yollara, yürüdüğnüz sokaklara bakın. Bir farklı bakın, her gün görmediğiniz neler göreceksiniz? Ya da neler görmeyeceksiniz? Hayatınızı da karşınızdaki sandalyeye oturtun. Bakın. En bakmadığınız yerlere... Sevmediğiniz insanları neden sevmediğinize, neden kötü konuştuğunuza... Sebeplerini bulun ve iyileştirin. Günah almak çok kolay. Ama sorgusu çok zor çünkü vicdanınızla eninde sonunda karşılacaksınız. Elinizdeki çöpü yere atarken durun. Yaşadığımız yer nefes aldığımız yer... Yeni yılda biraz daha içselleştirin hayatı ve sorgulayın.

Kapılarınızı mutsuz açmayın, mutsuz kapatmayın. Hayat bu, geri dönemeyebiliriz o kapılardan. Geride güzel şeyler bırakın. Bunun için illa yok olmayı beklememize gerek yok ki! Çok geç olmasın yaşadağımız insanlar için, yaşadığımız dünya için, bizim için... Çünkü insanlar sevdikleri şeylere sahip çıkmayı bırakalı çok oldu. Duygusuzlaşmayın.
 
Herkesin içinde iyi bir insan olduğuna olan inancım kaybetmek istemiyorum. Bana kötülük yapanlar için bile bunu düşünürken, hala bunu yapmaya devam etmeyin. Minnoş kalpli insanları üzmeyin lütfen :) Hala nasıl güzel nefes alabilirizi düşünürken, doğayı iyileştirmeye çalışırken, çürüttüklerinizle ne insanları üzün, ne doğayı yeşili, ne evinizin duvarlarını...

Yeni yılda iyileşin, iyileştirin, sevin. Tüm kalbinizle sevin. Tüm güzellikler sevmekten geçer. Herşeyi bir kenara bırakın yeni yılda. Bunu tüm kalbimle herkes için diliyorum. Sağlıkla gel 2020 gerisi halolur ..

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.