WALDORF OKULLARI

İnsan en büyük kaygıları anne baba olunca  yaşamaya başlıyor sanırım. Bu kaygılar bebeğin beslenmesi, uyuması ve daha birçok konuyla başlayıp bebek büyüdükçe artarak devam ediyor; sonunda çocuğun geleceğini şekillendirmede en önemli konu olan eğitime takılıp kalıyor. Bu aşamaya kadar ebeveynler çocukları için her şeyin en iyisini araştırıp uygulamaya çalışırken konu eğitime gelince seçilebilecek alternatif pek yok. Günümüzde eğitim sistemlerinin, çocukların farklı özelliklere sahip oldukları düşünülmeksizin, kime nasıl bir eğitim verilmesi gerektiği belirlenmeden ya da engelli, hasta, üstün yetenekli çocukların farklı gereksinimleri olabileceği göz ardı edilerek oluşturulduğu bir gerçek. Oysa toplumun değişen ekonomik, sosyal ve kültürel yapısı en çok okul denilen kurumları etkilemekte ve okulların artık sadece eğitim ve öğretim yapılan bir yer değil, gerektiğinde tedavi, sosyal destek vb. hizmetleri de sağlayan çok amaçlı ve çok boyutlu bir kurum olmak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Giderek büyüyen eğitim sorunlarını çözmek için tüm dünyada farklı eğitim reformları gerçekleştirilmeye çalışılmakta, bu reform girişimleri de başarı ve başarısızlıkları beraberinde getirmektedir. Bu amaçla ortaya çıkmış alternatif eğitim yöntemlerinden biri de Waldorf Okulları’dır.  Eğitim sistemini “korkudan uzak eğitim, şuurlu davranış” olarak tanımlayan Waldorf okulları “insanın yüce benliği tarafından üretilen bilgi” tanımında anlamını bulan Antroposofi akımıyla desteklenmiştir. Felsefe ve doğu mistisizmi ile ilgilenen Rudolf Steiner, geliştirdiği ve Anthroposophy (insan bilgeliği) adını verdiği felsefeyle sadece akla önem veren, insanın iradi ve duygusal yanını yok sayan düşünce yapısına karşı çıktı. Steiner’e göre, akla verilen önem sayesinde insanlar birey olmuşlar fakat insanın irade ve duygusal yapısı gözardı edildiği için toplumsal ve doğal yaşamla insan arasında bir parçalanmışlık oluşmuştu. Steiner bu parçalanmışlığın kaçınılmaz olarak yıkım getireceğini öne sürüyordu. Antroposofi’nin kurucusu Steiner, kendi görüşlerini uygulamak amacıyla “Tinsel Bilim Okulu” olarak tanımladığı bir okul kurmuş ve bu okula Goetheanum adını vermiştir.
 
Waldorf Okulunun Temel İlkeleri
  1. Sosyo-ekonomik, ırksal ve dinsel temelleri ne olursa olsun bütün çocuklar okula kabul edilecekler.
  2. Eğitim oniki yıl kesintisiz olacak, öğrenciler farklı farklı eğitim türlerine yönlendirilmeyecekler. Öğrencinin, benliğini kazandığı ve doğru kararlar verebileceği olgunluğa ulaştığı zaman kendi istediği yönde ilerlemesi, uzmanlaşması öngörüldüğünden, anasınıfından lise sona kadar Waldorf okulunda eğitime devam edilir.
  3. Her çocuğun farklı bireysel özellikleri ve kendine göre üstün yetenekleri olduğu kabul edilir. Eğitim planlanırken çocukların neler öğrenmeleri gerektiği değil neler öğrenebilecekleri göz önüne alınır. Çocuğun sahip olduğu bütün yetenekleri geliştirmesi ve en iyi seviyeye getirmesi hedeflenir.
  4. Nasıl ki dünyanın ve yaşamın bir ritmi vardır. İnsan organizmasının da belli bir ritmi vardır. İnsan bu ritim içinde olgunlaşır. İnsan gelişimini sağlayan şekillendirici enerji bu ritim doğrultusunda değişik zamanlarda sırasıyla irade, duygu ve düşünce gelişimi üzerine odaklanır. Ancak bir alanda yeterli olgunluğa erişildikten sonra eğitimde bir üst aşamaya geçilmelidir.
  5. Okul her türlü ekonomik ve politik kontrolden bağımsız olmalıdır. Bu nedenle okulun devletten bağımsız demokratik bir yapıya sahip olması Waldorf eğitiminin özgürlük anlayışının temelini oluşturmaktadır. Ayrıca her okul içinde bulunduğu topluma göre müfredatını düzenler. Böylece öğrenilecek konuların çocuğun yaşamıyla ilişkilendirilmesi mümkün olur.
  6. Okul öğretmenler tarafından yönetilmelidir. Okul yönetiminde hiyerarşi yoktur. Öğretmenler okulun işleyişini Steiner’in ilkeleri doğrultusunda kendileri belirlerler.
  7. İlköğretimin sekiz yılı boyunca bir sınıf aynı sınıf öğretmeni ile eğitimini sürdürmeli ve tamamlamalıdır. Öğretmen, çocuğu ve yaşadığı koşulları ne kadar iyi, ne kadar ayrıntılı bilirse öğreteceği konuyu çocuğun hayatıyla o düzeyde daha iyi ilişkilendirebilir, çocuğun gelişimini desteklemek için daha çok imkana sahip olur.
  8. Waldorf eğitiminde değerlendirme sistemi de farklıdır. Değerlendirmenin amacı çocuğu notla sınıflandırmak değil onu daha iyi tanıyıp, gelişimini daha iyi izleyebilmektir. Öğretmenler her çocuğun gelişimiyle ilgili uzun raporlar hazırlarlar. Küçük sınıflara not ve karne verilmez. Bu şekilde değerlendirmeye lise döneminde başlanır. Öğretmenler ev ziyaretlerinde bulunurlar. Değerlendirmenin bir diğer amacı da çocuğun gelişiminden kendisinin de haberdar olması, bu sayede öğrenme ve üretme coşkusunu daha çok hissetmesini sağlamaktır.
  9. Çocuğun bütünsel olarak gelişmesi gereklidir. Bunun için uygulan bilginin kazanılması, becerinin uygulanması, yaratıcılığın güçlendirilmesi, hayal gücünün uyarılması, anlama ve empati duygularının beslenmesi, sosyal sorumluluğun önemi ve ahlaki ilkeler gibi alanlara eşit önem verilir. Ele alınan konu tüm yönleriyle bütünleşmiş olarak işlenir.
Bu ilkeler doğrultusunda oluşturulan eğitimin amacı benlik bilincinin oluşturulmasıdır. Benlik, insanın öğrenen, çabalayan, düşünen, güdülenen, yaratıcı, buluşçu, özgüvenli, etkin ve daha pek çok özelliğe sahip yönüdür.
Waldorf okulları yapı olarak doğa ile iç içe olunabilecek, doğanın sunduğu imkanlardan faydalanılabilecek yerlerde kurulurlar. Sınıf doğal ortama en yakın şekilde düzenlenerek çocuğun doğanın döngüsünü ve ritmini algılamasına ve yaşamasına çalışılır. Anaokulunda ve ilkokulda sınıfta doğa masası yer alır ve üzerine mevsimsel nesneler konur. Çocuklar bu masaya katkı yapabilirler. 
 
Waldorf müfredatı, entegrasyon sanatsal yaklaşım, gelişimsel yaklaşım, kültürel yaklaşım, eurythmy (uyumsal-ritimsel) yaklaşımdan oluşur.
 
Entegrasyon; Steiner’e göre her şey bir bütünün parçasıdır. Ruhu bedenden ayıran düşünce, zekayı bedenden ayıran düşünce kadar tehlikelidir. “Biz zihin ve ruh ile ilgili unsurların bedenden bahsetmeden açıklandığı zararlı modern düşüncenin tamamen karşısındayız” der. Böylece hazırlanan ders programında bütün konular iç içe konulmuş, birleştirilmiştir. Çocuğun bunun farkına varması Waldorf eğitimcileri tarafından “katılımcı bilinçlenme” olarak adlandırılır ki, bu insanın hayatın içinde hareketli olmasıdır. Çocuklar ayrıca araştırdıkları her alanda bütünlüğü hissetmeyi öğrenirler. 
 
Sanatsal yaklaşım; Steiner’e göre eğitim bir sanattır. Çocuklar okumayı öğrenmeden önce yazmayı ve çizmeyi öğrenirler. İlk sınıflarda renklerin kullanılması büyük önem taşır. Gittikçe örgü işleri ve çamurla yapılan çalışmalar çocukların tasarım duygusunu kazanmasını sağlar. Daha sonra ahşap işleri, heykeltıraşlık daha büyük sınıflarda marangozluk öğretilir. Altıncı sınıfta akustik çalışmalar yapılır. Waldorf öğrencileri sanatsal bakış açısıyla olayları algılamayı öğrenirler. Okuldaki en belirgin özellik ders kitaplarının nadiren kullanılmasıdır. Her dersin ardından öğrenciler ana ders kitabını yazarlar.
Gelişimsel yaklaşım; Waldorf eğitiminde ders programı çocuğun sezgileriyle paralel gitmelidir; “doğru zamanda doğru şey”. Steiner’e göre zihinsel ve fiziksel aktiviteler arasındaki öğrenme ritminin amacı içsel dayanıklılık ve esnekliğin arttığı ruhani vücudun gelişmesini sağlamaktır. Bunun için normal okullardaki beden eğitimi dersi öğretmenlerinden ya da anatomi ve fizyoloji bilgisinden daha fazlası gerekmektedir.
 
Kültürel yaklaşım; Waldorf okulları belirli bir zümrenin ya da tarikatın inanışlarına bağlı değildir. Din ya da doktrin üzerine olan konular Waldorf programında yer almaz. Program hayatın güzelliği ve keşfi üzerine doğal duyguların farkına varılması ve saygı duyulması üzerine çalışır.
 
Eurythmy (uyumsal-ritimsel) yaklaşım; Waldorf müfredatına Steiner’in kendisi tarafından konulan bu ders Waldorf eğitimine özgüdür. Kelimelerle tam olarak anlatılamasa da kısaca müziğin ve konuşmaların vücut hareketleriyle dışa vurumu denebilir. Çocuklar her gün basit ritimlere uyarak egzersiz yaparlar ve vücutlarını geliştirerek yaşam güçleriyle bedenleri arasındaki uyuma ulaşırlar.
 
Waldorf eğitim felsefesi çocukların sınıflandırılmasına yönelik kullanılan testlerin uygulanmasına karşı olduğu için Waldorf okulu mezunları üzerindeki etkileri klasik anlamdaki araştırmalara konu olmasa da yapılan bazı araştırmalarda, Waldorf öğrencilerinin devlet okulu öğrencilerine göre istatistiksel anlamlı derecede daha yüksek yaratıcılık puanları elde ettikleri belirlenmiştir. Dil ve matematik puanlarının karşılaştırıldığı bir araştırmada, Waldorf eğitimi almış öğrencilerin %75,6’sının yeterlinin üstünde veya çok üstünde performans ortaya koydukları, matematik puanlarındaysa %64,6’sının bu seviyede olduğu görülmüştür. Bu ortalamaların bölgelerindeki en iyi on okulun ortalamalarından daha iyi olduğu belirlenmiştir.
 
Waldorf okullarından mezun olan 500 kişiyle yapılan mülakat sonucu genel ortalamaya kıyasla yıllar içinde televizyona giderek daha az zaman ayırdıkları, buna karşın arkadaşlarıyla birlikte olma, müzik yapma, sanatsal üretimde bulunma, tahta işleri ve elişleri gibi uğraşlara daha fazla zaman ayırdıkları belirlenmiştir.
 
Bu araştırmalar Waldorf eğitiminin kişinin yaratıcılığını geliştirmede, kişiyi akademik anlamda yeterli hale getirmede ve sosyal olarak daha dışa dönük, diğer insanlarla ve yaşamla daha bütünleşmiş bir duruma getirdiğini ortaya koymaktadır.
Kaynaklar:
  1. Rudolf Steiner’in Eğitim Felsefesi ve Waldorf Okullarına Genel Bir Bakış. Tanju Gürkan, Gürcan Ültanır.
  2. Rudolf Steiner ve Waldorf Okulu. Hüseyin Kotaman. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi.
  3. Learning That Grows with the Learner: An Introduction to Waldorf Education. Henry Barnes.
  4. Alternatif Okullar. İnayet Aydın.
  5. http://www.waldorfschule.de/ 
  6. http://www.alternatifegitimdernegi.org.tr/
  7. Steiner for the 21st century: The application of Waldorf principles to mainstream practice. Ken Wylie, Martin Hagan.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Hülya Onat - 01.07.2014 21:55
Bana, köy enstitülerini hatırlattı.İnşallah Türkiye de de yaygınlaşır.