Pandemi Alışkanlıklarımızı Değiştirdi Mi?

Yazar: Dilek Tekman
 
Öyle bir 2020 yaşıyoruz ki, bilim kurgu filmi izliyorum diye düşündüğüm çok oldu.
Ama bu bir film değil.
Pandemi...
 
Covid-19 salgını tüm dünyada alışkanlıkların değişmesine neden oldu hala da oluyor. Salgın nedeniyle mart, nisan ve mayıs aylarını bir çoğumuz önlem amacıyla evlerimizde geçirdik ve yaz mevsimi de yaklaştığında alternatif tatil planları yapılmaya başlanmıştı bile. Coronavirüs nedeniyle birçoğumuz tedbir amaçlı, sosyal mesafenin sağlanabileceği, kapalı mekanlardan uzak sakin tatil alternatifleri arayışına girdik.
 
Turizm ve turizme bağlı seyahat alışkanlıklarımızı değiştirmeye başlamıştık bile. Tatil için öncelikle uçak, otobüs kullanmadan gidilecek rotalara kaymalar başladı. Bu kaymalar bizleri doğayla buluşmamızı sağladı. Ben kendi adıma bu süreçte doğadan koptuğumu fark ettim. Eminim bir çoğunuz da bunu fark etmişizdir. Bizler doğadan koparıldık mı, koptuk mu? Kolaya kaçıp koparıldık diyebiliriz. Kim bilir belki de kopmayı istedik. Çünkü kimse kimseye zorla bir şey yaptıramaz.
 
Pandemi yasaklarında İstanbul’daydım, kalktığında Antalya’ya geçtim ve bir ay oradaydım.
 
Kemer tarafında kamp alanlarından birinde onbeş günlük çadır attım. Bu süreçte yılan da gördüm, kertenkele de.

Evet doğadayız, bunları görmemiz de çok normal. Normal olmayan ise çekirgeden, ottan dahi korkan insanlar tanıdım.

İşte güzelim doğamızdan ne denli koptuğumuzu o an daha iyi anladım.

Bazen iyi ki de böyle bir süreç yaşamışız dediğim anlarda oldu. Bu vesileyle toprakla doğayla buluştum. Kamp imkanlarında kahvaltımı hazırladım, mangalımı da yaktım. Drone denemeleri bile yaptım.
 
Hatta Likya Yolu üzerindeki Gelidonya Feneri'ne yürüdüm. Muhteşem bir deneyim oldu.

Pandemi ile birlikte ekolojik tatile ilgi bir hayli arttı ve daha da artacağını düşünüyorum.
 
Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Türkiye’de, 14-75 yaş arası katılımcılarla yapılan araştırma sonucunda tüm dünyada insanların kişisel alışkanlıklarını ve tercihlerini değiştirmek zorunda kaldığını net bir şekilde ortaya koymuş bu araştırma.
 
Covit-19 nedeniyle toplumun yüzde 17’ si artık toplu taşıma kullanmıyormuş. Yüzde 53’ü evde kalarak daha fazla ev temizliği yaptığını söylemiş. Katılımcıların yüzde 27’si market alışverişini en aza indirdiğini, yüzde 38’i ise online alışverişe geçiş yaptığını belirtmiş.
 
Aslında pandemi bizlere bir çok şeyi hatırlattı. Hepimiz mutlaka bir kere bile olsa duymuşuzdur “eskiden her şey çok daha güzeldi“ sözünü.
 
Bugüne kadar duyduğumuz fakat yaşamadığımız günleri yaşamaya başladık. Unutulan değerleri yeniden hatırladık. Evlerde ekmekler yaparak, üretmeyi öğrenmeye başladık. Psikolojik olarak açlık duygusundan korkarken, çöplere atılan ekmeklerin, yemeklerin kıymetini anladık. Eski yıllarda olduğu gibi bir göz odada yaşanabileceğini de hatırlamış ve öğrenmiş olduk. Beton yığınlarının üzerlerindeki göz alıcı çizgilerin değil de, tarlada, bahçelerde çalışan çiftçilerin avuçlarındaki o emek çizgilerinin paha biçilemez olduğunu anladık. Toprağın ne büyük nimet olduğunu tekrar hatırladık.
 
Sadece bunlar mı değişti hayatımızda? Elbette ki hayır.
Baştan sona bir çok standartlarımız değişime uğradı.
 
Covid-19 nedeniyle dünyada birçok yeni trend ortaya çıktı ve eski alışkanlıklara geri dönüldü. 
 
Online yapılan hemen her şey dünyada ve Türkiye’de hızla yayıldı. Bu kriz döneminde öne çıkanların başında evde yemek pişirme, hamur işleri, paket servis, ekonomik ve dayanıklı gıdaları stoklama, görüntülü konuşma geliyor.

Evde kalma döneminde zamanın çoğu temizlik, meditasyon, spor, online eğitim ve online çalışma ile geçerken kalan zamanda kitap okuma, film izleme gibi hobilere yönelim oldu.

Birlik ve beraberlik duygusunun yoğunlaşmasıyla sivil toplum kuruluşlarına destek olup ihtiyaç sahipleri için bağışta bulunmalar ve yardımlaşmalar önem kazandı.
 
Bu süreçte sosyalleşmenin yeni adresi sosyal medya oldu. Dijital ortamdaki paylaşımlarda gündem doğrultusunda sürekli değişti.
 
Evde kal çağrılarıyla detaylı temizliğin odak noktasında el nasıl yıkanır içerikleri bir anda sosyal medyada dönmeye başlamasıyla birlikte ev temizliği de yeni bir boyut kazandı.
 
Tabii ki işletmeler de tüketiciye ihtiyaçları olan reklamları göstermeleri,  bunun içinde dijital ortamda var olmaları gerektiğini ve sosyal medyanın gücünü gördüler. Sosyal medya kendi çarkını döndürmeye başlamıştı.
 
Yapılan araştırma analizleri teknolojiyi yeniden keşfettiğimizi, hatta sınırlarımızı zorlayıp yepyeni alışkanlıklar edindiğimizi açık açık gösteriyor. Örneğin, şirketlerin video konferans yapmak için kullandıkları görüntülü konuşma teknolojisiyle evimizi hem özel yaşamımızdaki hem iş yaşamımızdaki çevremizle paylaşır hale getirdi.
 
Evde geçirilen vakti değerlendirmek için yeni tarifleri keşfedip yeni tatları hangimiz denemedik ki?

Kendi ekmeğini de yapıp, tarifini ve fotoğrafını sosyal medyada paylaşmayı tercih edenlerin sayısı da  azımsanmayacak derecelere yükseldi. Kek ve kurabiye yapma akımı başladı. Vakit geçirmek amacıyla kek ve kurabiye yapmak kadar sunumları paylaşmak da sosyal medyada akım haline geldi.  Restoran, kafelerden yapılan yemek sunum paylaşımların yerini #evdekal etiketiyle birlikte evde yapılan ürünlerin fotoğrafları doldurdu. Spor salonları eve taşındı. Spor yapma alışkanlığı olanlar, “evde spor hareketleri’ ve ‘evde spor videoları’ için Google arama motorunda en çok aranan içerikler arasında yerini almış. Teknoloji yeniden keşfedildi. Alternatif ödeme yöntemleri, görüntülü iletişim yöntemleri uzun zamandır mevcut olmasına rağmen, daha önce ihtiyaç duyulmadığından  ve öğrenmek için uğraşılmayan bu uygulamalar bugünlerde herkesin gündeminde. Yapılan araştırmaların sonucunda temassız ve mobil ödeme hakkındaki aramalar karantinanın üçüncü haftasında ivme kazanmış. Skype, Teams ve WhatsApp gibi platformları bir çoğumuz öncedende kullanıyoruz. Fakat asıl gündemde olan video konferansı, çevrimiçi toplantılar, sohbet ve mobil işbirliğini birleştiren Zoom uygulaması.
 
Ve tabiki eğitim de dijitalde yerini aldı.

Genellikle kişisel gelişim için yetişkinlerin tercih ettiği ve aşina olduğu online eğitim kavramı, Covid-19 döneminde ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için zorunlu oldu. Öğrencilerin, dijital ortamlarda yaptıkları “tenefüste yatağımda uyumak çok güzel” gibi paylaşımlar online ve uzaktan eğitimi sevdiklerini gösteriyor. İlkokul, ortaokul, lise öğrencileri bu sistemi sevmiş görünüyor. Ama üniversite öğrencileri özellikle de son sınıf öğrencileri bu durumdan hiç hoşnut değiller. Haklılar tabii ki; en keyif alacakları yılı dijitalle bitirmek istemiyorlar. Maalesef yapacak bişey yok.
 
Evde kalmak zorunda olduğumuz bu pandemi süreci bana çok şeyi tekrar düşünmeyi, baktığım, gördüğüm ne varsa daha iyi anlamayı, kendimi uzun uzun eleştirebilmeyi öğretti. 
 
Aslında bir bakıma ruhumu dinlendirdi. Hiç okumadığım kadar kitap okudum. Balkonumda saatlerce ağaçları, o ağaçların yaprak ve gövdelerini, ağaç dallarına konan farklı kuşları, çıkardıkları sesleri, tekrar uçarken nasıl havalandıklarını büyük bir ilgi ve yeni keşif gibi izledim.

Ve üzüldüm. Bu detayları farketmek için böyle bir süreç mi yaşamam gerekiyordu? Aslında yüzlerce detay var, gözümüzün görebildiği her noktada. Benim artık penceremin önünde su ve yem bekleyen 2 tane kargam, kumrularım ve serçelerim var.

Son olarak, beni çok üzen, sonrasında da huzurlu hissettiğim bir anımı paylaşmak istiyorum.

Pandeminin  ilk haftalarında, pencereden dışarıyı izlediğim bir gün... Binanın önünde ve yolun tam karşısında çöp konteynırları var. 18-20 yaşında bir genç üzerinde sadece tişörtü var, çöpü karıştırıyor. Tam da o dakikada polis arabası yoldan geçiyor ve durdu. O genci kendince güzelce azarladı.
 
Biraz korkan, biraz çaresizlik içindeki genç, “eve ekmek parası götürmem lazım” dedi. Hayat adil değildi... Sonraki günler daha fazla dikkat ettim, hemen hemen aynı saatlerde rutin işini yapıyor o genç. Aslında hep vardı ama hiç dikkat etmemiştim. Birkaç gün sonra çöpün yanına bir poşete giysi, yiyecek bıraktım. Genç geldi ve ilk poşete baktı. Poşeti alsam mı, almasam mı diye düşündüğüne eminim. Aldı poşeti.

Ben de kendimce bir huzur yaşadım, bir ruha dokunduğumu düşündüm. Sadece etrafıma daha iyi baktığım için yaşadım bu olayı, aslında her zaman yapmamız gereken şey...
 
Evet...
 
Corona hayatımızın tam ortasına oturdu. Pandemi İle birlikte kendimizi geliştirebilecek zaman boşluğuna düştük ama dış etkenlerinde bizi buna ittiği bir gerçek. Ona göre hareket etmeyi öğreniyoruz. Bakalım ilerleyen zamanlarda daha hangi değişiklikler hayatımıza eşlik edecek.
 
Doğal yaşam hayatımızda hep olsun ama corana artık gitsin diyorum.
Sağlıkla, huzurla ve 'dileksişeyler'le kalın..
 
Görseller:
Yazara aittir, izinsiz kullanılamaz.
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Naciye Asin Er - 04.10.2020 12:05
Süper.Gerçekten hayatı konulara değinmişsiniz, inşallah tüm insanlık yazdıklarınızın tümünü olmasa da (çünkü imkansıza yakın birşey bu) birkaçının farkına varabilir. Elinize,yüreğinize ve kaleminize sağlık...