KALAN ZAMAN NE OLACAK?

Bir Düşünün...
 
Sabah kalkıyorsunuz. Tuvalete gittiğinizde, diş fırçanızda kullandığınız macunun değiştiğini görüyorsunuz. Zira diş etlerinizde bir süredir hassasiyet artmış durumda ve diş fırçanız macununuza ZATEN  karar vermiş. Gerekli kimyasal maddeler ve ilaçların bulunduğu macununuz fırçanızın üzerinde sizi bekliyor. Fırçalıyorsunuz dişlerinizi ancak otomatik fırçanız ZATEN çok da sert salınımlar yapmıyor, zira dişetlerimizi zorlamak istemiyor. Tek göreviniz diş fırçasını ağzınızda dolaştırmak.
Yarına giyecek birşey kalmadığına göre çamaşır yıkamanız lazım. Çamaşır sepetine attığınız kirliler ZATEN beyaz ve renkliler olarak ayrılmış. Belirli bir ağırlığı aşan beyazlar ZATEN makineye yerleşmiş. Program ZATEN seçilmiş. Tek yapmanız gereken tuşuna basmak. Bir kontrol ediyorsunuz deterjan var mı diye. Deterjan azalmış ama ZATEN çamaşır makineniz azalan deterjandan sipariş vermiş. Tuşuna basıyor, çıkıyorsunuz.
 
Kahvaltı için mutfağa gittiğinizde akşamın yemeği için buzdolabını bir kontrol etmek lazım. Peki ne yesek derseniz yemek tavsiyeleriniz buzdolabınız tarafından sıralanıyor; hem de telefonunuza yeni yüklediğiniz diyet programınızın yapısına uygun olarak. Peki hangisini yapsak dediğinizde buzdolabınız ZATEN hangi malzemenin varolduğunu, hangilerinin sipariş verileceğini işaret etmiş durumda. (Bu arada, kuru bakliyat dolabındaki malzemeye buzdolabınız ZATEN sizin yerinize baktı ve bir de oraya gitmenize hiç gerek yok.) Seçtiğiniz yemeğin malzemeleri akşam evde sizi bekliyor olacak. Çamaşır makinenizin siparişi ile buzdolabınızın siparişi birlikte geliyor.
 
İşe gitmek için evden çıkıyor, arabaya biniyorsunuz. Arabanıza işe gideceğinizi söylediğinizde, ZATEN kendi başına parkedebilen aracınız ZATEN kendi başına parktan çıkıp GPS ile haritayı takip ederek (hatta sizin şoförlüğünüzden daha başarılı bir araç takibi ile ;) ) sizi işe götürüyor. Yolda e-postalarınızı inceliyor, tüm dünyadaki haberleri okuyabiliyorsunuz.
 
İşten geldiğinizde ZATEN siparişleriniz eve bırakılmış, kredi kartınızdan sipariş bedeli ZATEN markete aktarılmış. Size kalan deterjanı çamaşır makinesindeki boşalan hazneye doldurmak, yiyecekleri dolaptaki yerlerine yerleştirmek... Bu sırada sosyal ağlarda tüm gün yaptığınız paylaşımlara ve iş yoğunluğunuza göre yorgunluğunuzu tahminlemiş müzik setiniz ZATEN isteyeceğiniz müziği çalmaya başlamış. Seveceğiniz film başladığında ZATEN televizyonunuz, müziği kısacak ve açılacak. Bu rahatlıkla yemeğinizi hazırlıyor, yiyor ve gününüzü güzel bir film izleyerek bitiriyorsunuz.
 
Bir düşünün...
 
 
Tüm cihazlarınız, size yardım etmenin ötesine geçiyor. Artık birbirleri ile iletişim kurmak, ihtiyaçlarınızı tamamlamak için size bile ihtiyaç duymuyorlar. Kendileri konuşuyor, sizi takip ediyor, kontrol ediyor, daha rahat etmeniz, daha sağlıklı olmanız için kararlar veriyor.   
 
Yukarıdaki senaryo, bundan 3-4 yıl önce çok basit bir bilim kurgu çalışması olarak görülebilecekken, bugün gördüklerimizle “1-2 yıla yaparlar abi” seviyesine düştü. Bugün şaşırtmayan bu nokta, yeni bir dönemin başlangıcı. Her yerdeki tüm insanları belirli cihazlarla birleştiren internet, yarın (ki bazı noktalarda başladı bile) her yerdeki tüm cihazları birleştiriyor olacak. Sonra sıra insanların gerçeklerini internet ile geliştirmeye gelecek (ki yine giyilebilir (Google Glass gözlüğü gibi) cihazlar artık denemelerinde son aşamaları yaşıyor). Tüm cihazların ve insanların gerçeklerinin internete bağlanması ile tüm dünya iletişim kurabilir ve kararlarını daha doğru ve hızlı alabilir olacak.
 
 
Peki kararları alırken daha hızlı olacaksak, kalan zaman ne olacak? Öyle ya, diş macunu seçerken, diş hekimine giderken, çamaşır makinesini doldururken, deterjan alırken, yemek seçerken, televizyonda seyredecek ne var diye bakarken geçen zamanı orada harcamazsak ne yapacağız? Peki bu kalan zaman ne olacak?
 
Belki de cihazların yardımıyla ortaya çıkacak kalan zamanı, artık “insan olmaya” ayırabiliriz. ZATEN cihazların yeteneğini arttırmamızın nedeni, “insan olmak” için hayattan zaman arttırmak olmasın?    
 
Selamlar, Saygılar...

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Can Eytemiz - 27.10.2014 20:08
Artık her 28 günde bir, bilinen bir buluşkısmen ya da tamamen geliştiriliyorken, teknolojik ilerleme hızı 500 yılda bir periyodundan bu sürelere inebildiyse, sizin bu yazınızda belirttiğiniz ve hatta daha fazlasına ulaşmamız hiç de uzak görünmüyor. Üstelik beklediğimizden çok daha yakın bir sürede... Kaleminize sağlık...
Sait Tosun - 27.10.2014 15:44
Sevgili Kökten Ulaş Birant dostumun görüş ve fikirlerine katılıyor, kendisini kutluyor, bu yazısını Facebook aracılığıyla diğer dostlarımla da paylaşmış bulunuyorum. Sevgiyle...
nurcell - 10.10.2014 17:49
Çok başarılı bir yazı olmuş...Keyifle ve bir solukta okudum, devam etmesi dileğiyle...