TIBBİ AROMATİK BİTKİLER

Tıbbi bitkilerin ilaç olarak kullanımı insanlık tarihi kadar eskidir. Bir bitkinin özsuyunu yarasına süren ve bu uygulamanın olumlu sonuç verdiğini gören ilk insanla birlikte halk hekimliği de başlamıştır. İlk insanlar bitkilerin iyileştirici gücü olduğunu biliyorlardı; örneğin bitkilerin çiçek, meyve, tohum, sap, yaprak, kök, kabuk gibi değişik organ ve parçalarını çiğneyerek, tadından ve kokusundan onların şifalı veya zehirli olup olmadığını anlamaya çalışıyorlardı.
İnsanlar, içinde yaşadıkları doğal flora ve faunayı iyi gözlemleyerek; örneğin maymunların, gorillerin ve şempanzelerin; belirli hastalık ve rahatsızlık problemleri karşısında tükettikleri bitkileri hafızalarına not etmişler, kendileri de benzer durumlarda onları taklit ederek bu bitkilerden yararlanma yollarını aramışlardır. Toplayıcılık yaparken, deneme ve yanılma yoluyla tıbbi değerini keşfettikleri bitkileri sadece toplamakla kalmamışlar, diğer önemli kültür bitkileri gibi onları da kültüre almışlardır. Zamanla, toplama veya kültür yoluyla ürettikleri tıbbi bitkilerden, bazı basit yöntemlerle içlerinde bitkinin  etken maddelerini taşıyan ilk ilaçları da elde etmeyi başarmışlardır. Böylece bitkiler insanların hem temel besin kaynakları, hem de ilk ilaç kaynakları olmuştur.
 
Geleneksel tedavi yöntemlerinde kullanılan doğal ilaçların en önemli kaynağı bitkilerdir. 18. yüzyılda Carolus Linnaeus (1707-1778) tarafından yaklaşık 8 bin kadar bitki türü sistematik olarak sınıflandırılmış, bu sınıflandırma sadece doğa bilimcilerinin değil, örneğin farmasötik kimyacıların da işini çok kolaylaştırmıştır. Tıbbi değeri iyi bilinen bir bitki türünün taşıdığı biyoaktif maddelerin , bu türle akraba olan diğer bitki türlerinde de bulunması güçlü bir olasılık olarak kabul görmüş, bu şekilde bitkisel ilaç olarak kullanılabilecek bitki çeşitliliği hızla artış göstermiştir.
 
FAO (Food and Agriculture Organization) tarafından 1970’li yıllarda yapılan araştırmalara dayanılarak dünyada 21,000 kadar tıbbi bitki olduğu rapor edilmekle birlikte, 2000’li yıllarda yapılan araştırmalara göre dünyada yayılış gösteren mevcut 422,000 kadar çiçekli bitki türünden yaklaşık %17’sine tekabül eden 72,000 kadarının tıbbi değer taşıdığı yönündedir. Bunlardan da yaklaşık 5,000 tanesinin dünya ticaretinde dış alımı ve dış satımı yapılan ürünler olduğu kaydedilmektedir (sadece Almanya pazarında alınıp satılan tıbbi ve aromatik bitki sayısı 1,500’ün üzerindedir).
Ancak dünya genelinde tıbbi ve aromatik bitkilerin %1’den daha azının ekonomik anlamda kültürü yapılmaktadır. Örneğin 2,000 kadar tıbbi ve aromatik bitkinin pazarlandığı Avrupa’da kültürü yapılanların sayısı en fazla 150’dir. Çok köklü bir tıbbi ve aromatik bitki üreticisi olan Macaristan’da dahi bu sayı 40 kadardır. Dünya pazarlarına sunulan tıbbi ve aromatik bitki droglarının neredeyse %99’dan daha fazlası doğadan yabani olarak toplanmaktadır. İşte bu nedenle, yoğun ve kontrolsüz toplamalar sonucu tıbbi bitki türleri arasında %20’den fazlasının geleceği tehlike altında olduğu bildirilmektedir. Özellikle tek yıllıklarda meyve ve tohum gibi toprak üstü organları, çok yıllıklarda ise kök, yumru, soğan ve rizom gibi toprak altı organları toplanan bitkiler kendilerini çoğaltamadıklarından populasyon yoğunlukları hızla azalış göstermektedir.
 
Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Üretimi ve Ticareti
 
Türkiye, tıbbi ve aromatik bitkiler bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden birisidir. Türkiye florasında doğal olarak yetişen yaklaşık 12,000 kadar bitki taksonundan 3,750 tanesi endemiktir. Endemikler başta olmak üzere Türkiye’de doğal olarak yetişen yüzlerce bitki türünün tıbbi ve aromatik değeri çok yüksektir Türkiye’de yaklaşık 500 kadar bitki türünden halk hekimliği veya geleneksel tıp uygulamaları kapsamında faydalanılmaktadır. Ancak ticareti yapılanların sayısı 350 kadar olup, bunlardan 140’nın dış satımı da yapılmaktadır.
Türkiye'de ticareti yapılan tıbbi ve aromatik bitkilerin bir kısmı doğadan toplanarak ve bir kısmı da kültürü yapılarak üretilmektedir. Adaçayı, ardıç, biberiye, çöven, defne, ıhlamur, ısırgan otu, kantaron, karabaşotu, kuşburnu, mahlep, meyan kökü, mersin, oğul otu, papatya, salep, sumak, tarhun ve yabani kekik ile bazı soğanlı, yumrulu ve rizomlu bitkiler doğadan toplanan önemli bitkilerdir. Kültürü yapılarak üretilen tıbbi ve aromatik bitkiler ise kekik başta olmak üzere adaçayı, thyme, nane, rezene, papatya , biberiye, anason ,dereotu, ekinezya, fesleğen, kimyon ,hardal, haşhaş, kapari, keten, kırmızıbiber, kişniş, lavanta, safran, susam,  ve yağ gülüdür.
 
Türkiye’nin tıbbi ve aromatik bitkiler ihracatından yılda yaklaşık 100 milyon dolar gelir sağlamaktadır. Ülkemizin ihraç ettiği en önemli tıbbi, aromatik ve baharat bitkileri; adaçayı, anason, biberiye, çemen, çörek otu, çöven, dağçayı, defne, ıhlamur, kapari, kekik, kırmızıbiber, kimyon, kişniş, mahlep, meyan kökü, nane,  oğul otu, rezene, sumak ve bazı soğanlı ve yumrulu bitkilerdir. Bu ürünler arasında kekik, defne yaprağı, anason, kimyon ve rezene yaklaşık %90 pay almaktadır. Türkiye, tıbbi ve aromatik bitkileri sadece ham drog olarak değil, morfin, gül yağı, kekik yağı, defne yağı, adaçayı yağı, ıtır çiçeği yağı, sığla yağı, kimyon yağı, anason yağı, lavanta yağı, limon yağı, portakal yağı, mersin yağı, biberiye yağı, reçine, terebentin, oleoresin, sığla, sakız, zamk olarak onların ekstre ve ekstraktlarını da ihraç etmektedir.
Dünyada tıbbi ve aromatik bitki dış satımı yıllık 20 milyar dolar civarındadır. Türkiye’den ihracat edilen bazı tıbbi ve aromatik bitkiler arasında kekik (10 bin ton), defne (5 bin ton), anason (3 bin ton), kimyon (3 bin ton), rezene (2 bin ton), adaçayı (2 bin ton), kırmızı biber (bin ton), sumak ( bin ton) ve biberiye (0.5 bin ton) ilk sırada yer almaktadır. Türkiye, dünyada özellikle kekik, defne, adaçayı, kimyon ve anason ihracatında çok önemli bir yere sahiptir. 100'den fazla ülkeye tıbbi, aromatik, keyf ve baharat bitkileri ihracatı yapan Türkiye'nin en önemli iki pazarı ABD,Rusya,Japonya,Çin ve başta Almanya olmak üzere AB ülkeleridir.
Türkiye'nin yıllık ithalatı ise yaklaşık 10 milyon dolar olup, en fazla adaçayı, biberiye, çörekotu, çöven, ekinezya, harnup, ıhlamur, kahve, kakule, karabiber, karanfil, kimyon, kişniş, muskat, rezene, sumak, vanilya, yenibahar, zencefil ve zerdeçal ithal edilmektedir.
     
Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Kullanım Alanları
 
KEKİK : Baharat olarak özellikle et yemeklerine, pizzalara, çorbalara, salatalara ve soslara katılır. Türk kekikleri Akdeniz mutfağına özgü yemeklerde kullanılır. Güçlü antimikrobiyal etkisinden dolayı özellikle üst boğaz enfeksiyonlarına ve ağız yaralarına karşı kekikten faydalanılır. Bu amaçla, üzerine bir damla kekik yağı damlatılmış kesme şeker yenerek veya sıcak çayla birlikte içilerek kullanılır.
Halk ilacı olarak mide ve baş ağrılarına karşı da kekikten faydalanılır. Kekik yağı, yüksek orandaki karvakrol ve timol içeriği nedeniyle (bazen %90'a yakın karvakrol içerir), güçlü bir antibakteriyal ve antifungal maddedir. Kekiğin damıtılması sırasında yağın altında biriken kekik suyu özellikle kanda kolesterol ve kan şekeri seviyesinin düşürülmesinde (antidiyabetik ve antikolestremik), sindirim ve solunum sistemi hastalıklarının tedavisinde, mide-bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır.
 
ADAÇAYI: Anadolu'da çoğu adaçayı türünden kuru yaprak olarak başta çay ve baharat olarak yararlanılır.
Adaçayı yağı, antiseptik ve antibiyotik etkisi çok güçlü olan bir uçucu yağdır. Bu nedenle özellikle boğaz enfeksiyonları, diş iltihaplanmaları ve ağız yaraları için yapılan ilaçların katkı maddesidir. Adaçayı yaprakları ve uçucu yağı  halk hekimliğinde yatıştırıcı, ağrı kesici, ter kesici, balgam söktürücü, soğuk algınlığını önleyici, adale ağrılarını giderici, midevi ve dezenfektan başta olmak üzere pek çok amaçlar için yaygın şekilde kullanılır.
 
BİBERİYE: Taze ya da kurutulmuş yaprakları koku ve tat vermek amacıyla et, balık, sebze yemeklerine ve çorbalara katılır. Biberiyenin uçucu yağı (Oleum Rosmarini) özellikle parfüm, kozmetik ve aromaterapide çok değerlidir. Biberiye uçucu yağından cilt bakım kremleri ve losyonları hazırlanır. Doğal parfüm yapımında diğer uçucu yağlarla karıştırılır. Dinlendirici, sakinleştirici ve kas gevşetici aromatik banyo sularına, selülit ve karın çatlaklarını önleyici masaj yağlarına, nefes açıcı ve ağız kokusunu giderici ağız sularına katılır.
 
DEFNE: Yaprakları ve meyveleri baharat olarak ve bütün organları geleneksel tıpta ilaç olarak değerlendirilir. Örneğin meyvelerinden elde edilen çay, kadınlarda regl ağrılarını dindirmek ve doğum yapmayı kolaylaştırmak için kullanılır. Kabuk ve yapraklarından yapılan çaylar böbrek ve solunum rahatsızlıklarında, yapraklarından ve meyvelerinden damıtılan defne yağı ve defne suyu ise mide ağrılarının ve sindirim sorunlarının giderilmesinde kullanılır.
 
FESLEĞEN: Hem taze, hem de kurutularak kullanılan fesleğenin özellikle Akdeniz ve Uzakdoğu mutfağında özel bir yeri vardır. Pizza, salata, sos, çorba, sirke ve peynir aroması gibi çeşitli gıda maddelerinin yapımında kullanılmaktadır.
 
KİMYON: Özellikle pastırma ve sucuk yapımında kullanılan baharatlara karıştırılmaktadır. Baharat dışında, meyveleri sindirim kolaylaştırıcı, gaz söktürücü, spazm giderici, idrar ve safra arttırıcı, balgam söktürücü, soğuk algınlığı giderici, üst solunum yolu enfeksiyonlarını giderici olarak kullanılmaktadır.
 
NANE: Dünyada en yaygın kullanılan baharatlardan birisidir. Baharat olarak özellikle çorbalara, salatalara, kızartmalara ve sıcak yemeklere iştah açmak, çeşni ve lezzet vermek için katılmaktadır. Eczacılıkta esas olarak antiseptik, anastezik, serinletici, ferahlatıcı, yatıştırıcı, gaz söktürücü, bulantı kesici, ishal önleyici ilaçların yapımında kullanılmaktadır. Mentolce zengin nane yağı mide ağrısına ve bulantılara karşı iyi geldiğinden, nane şekeri ve sakızı üretiminde çok tercih edilmektedir. Ayrıca diş macunu, ağız suyu, sabun, krem, losyon ve parfüm sanayiininde de en önemli hammaddelerindendir
 
PAPATYA: Yağının tıbbi ve aromatik değeri çok fazladır. Papatya çiçeklerinden hazırlanan infüzyonlar orta derecede yatıştırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcıdır. Papatyadan elde edilen ekstreler kozmetik ürünlere katılır. Saç besleyici ve renk açıcı etkisi vardır. Antimikrobiyal etkisi oldukça güçlü olan papatya yağı parfüm, kozmetik, alkollü ve alkolsüz içecekler, şekerlemeler, dondurma, ekmek ve gıda ürünlerinde kullanılır.
 
Türkiye’de kültürü yapılan en önemli tıbbi-aromatik bitkiler sırasıyla kekik, adaçayı, thyme, savory ve nanedir.Gelecek sayıda bu ürünlerin tarımı,önemi ve yetiştirme teknikleri hakkında bilgiler verilecektir.
 
 
Kaynak:
  • Hasan Baydar, 2013.Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bilimi ve Teknolojisi. Isparta

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

erdi - 07.09.2017 20:54
selam malatyada yaşıyorum sulu tarıma uygun arazim var getirisi yüksek bitkiler ekmek istiyorum bu konuda yardımcı olacak arkadaşlar varmı şimdiden teşekkür ederim
yildan - 17.05.2017 08:13
Ben istanbulda yasiyorumm tibbi ve aromatik bitkiler mezunuyumm kendi alanimda uretim yapmak istiyorumm hangi ilimiz d yapabilirimmm
Husamettin Ilgez - 30.09.2015 12:13
Tibbi Aromatik Bitkiler
bozkurt - 08.05.2015 13:55
Hüseyin bey, karabiber başta olmak üzere baharatlar ve Türkiye'deki baharat sektörü hakkında ufak bir araştırma yapıyorum. Yazınızdan epey faydalandım. Bana yardımcı olabileceğini düşündüğünüz başka kaynaklar var ise öğrenmekten çok mutlu olurum. Bozkurt Özserezli Istanbul Ticaret Borsasi Arastirma Proje ve Is Gelistirme Subesi Müdürü 90 212 511 84 40 - 137 90 533 420 27 77 b.ozserezli@istib.org.tr
Hüseyin Akdemir - 11.04.2015 17:17
Teşekkürler Ezgi hanım,siz tıbbi -aromatik bitkilerde mi çalışıyorsunuz?
ezgi - 10.04.2015 20:46
çok güzel işime yaradı ellerinize sağlık