TÜRKİYE'DE TARIM SİGORTACILIĞININ AB ve ABD İLE KARŞILAŞTIRILMASI

Mevsimsel öngörülere göre, 2015 yılı, bir önceki senede yaşanan kuraklık ve daha birçok felaketten uzak, hububat başta olmak üzere, ülkemizde bereketin bol olacağı bir yıl olacaktır. 2014’deki acı tecrübeler ülkemizde, DTÖ ve AB Kriterlerine uygun olan, dolaylı destek olarak kabul edilen tarım sigortası desteğinin daha da gelişmesi ve yayınlaşması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur. 
Her ne kadar teknolojik alt yapı 21. Yüzyılda üst düzeyde gelişmiş olsa da iklimsel faktörler her zaman bitkisel ve hayvansal üretimde hala en önemli faktördür. Gerek gıda güvenliğinin sağlanması, gerek ise üreticilerinin gelirlerinin istikrara kavuşması ve böylelikle tarımsal iktisadi istikrara kavuşmak tarım sigortacılığının ana düşünce kaynağıdır. Tarımdaki riskleri azaltmak amacıyla, devletler çeşitli risk transfer sistemlerini kurmuşlardır. Tarım Sigortası olarak tanımlanan, bu risk transfer sistemleri içinde; bitkiler, bitkisel ürünler ve seralar, tarımsal yapılar, tarım alet ve makineleri ile çiftlik hayvanlarının, sürdürülebilir güvence altına alınması hedeflenmektedir[1].
 
Dünyada modern anlamda tarımsal sigortacılık uygulamaları 1770–1800 yılları arasında Avrupa'da başlamıştır. İlk kez İrlanda'da sigorta kooperatiflerince hayvan sigortaları ve Almanya'da ise dolu ve yangın sigortaları yapılmıştır. Günümüzde hayata geçirilen programlar içinde öne çıkan ve Türkiye’nin de örnek model olarak benimsediği sigorta programı İspanya modelidir[2].
 
Türkiye’de kısmen de olsa risk yönetimi 1957 yılından itibaren sigorta şirketlerinin bitkisel ürünlerde dolu riskine karşı sigorta yapmalarıyla başlamıştır. 1960 yılında Hayvan Hayat, 1984 yılında Kümes Hayvanları Hayat, 1990 yılında ise Su Ürünleri Hayat, 1991 yılında Üzüm Bağlarında, pilot uygulama olarak don sigortası yapılmaya başlanmıştır. Bunun dışında mevzuat olarak, “Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkındaki Kanun”[3], “Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun”[4] bulunmaktaydı. Gerek alt yapı eksikliği, gerek ise yeterli teşvikin olmaması sebebiyle, 2005 yılında yayınlanan 5363 Sayılı “Tarım Sigortaları Kanunu”na kadar tarım sigortacılığı ülkemizde kayda değer bir ilerleme kaydedememiştir. Türk tarım sigortacılığında devrim niteliğinde olan bu kanunla beraber oluşacak hasarlarda tazminatın tek merkezden ödenmesi ve tarım sigortalarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması amacına yönelik olmak üzere bir Sigorta Havuzu (TARSİM)[5] kurulmuştur. Yasanın 2006 yılında uygulamaya girmesiyle birlikte devlet tarım sigortası yaptıran çiftçilere prim desteği vermeye başlamıştır. Böylelikle üreticiler tarafından ödenmesi gereken sigorta priminin bir kısmı devlet tarafından karşılanmaktadır.
Bitkisel ürünlerini, seralarını, büyük ve küçükbaş hayvanlarını, kümes hayvanlarını, su ürünlerini ve aktif arılı kovanlarını sigortalayan üreticilerin, sigorta prim miktarlarının yüzde ellisi (% 50) devlet tarafından ödenmektedir. Bu kalem, branş bazındaki tarım sigortaları prim ödemelerinin yaklaşık %95’ine tekabül etmektedir.
Açık alanda yetiştirilen meyvelerde, çiçeklenme evresi don riski kapsamına alındığından, dolayısıyla da poliçe prim bedelleri yükseldiğinden, üreticinin kolayca sigorta yaptırabilmesini temin etmeye yönelik olarak bu risk için de primin 2/3’ü (% 66,7) oranında devlet prim desteği sağlanmaktadır[6]. Bu branş bazındaki tarım sigortaları prim ödemelerinin yalnızca %4’ü sera ürünlerine aittir.
 
Geçen sene yaşadığımız acı tecrübeler göstermiştir ki şu an itibariyle en büyük eksiklik, kuraklığın tarım sigortaları kapsamı altına alınamamış olmasıdır. Ödenen hasarlar açısından bakıldığında, bitkisel üretimle ilgili zararların büyük çoğunluğunun (yaklaşık yüzde 90) dolu ve don hasarlarından kaynaklandığı görülmektedir.[7]
Devlet destekli tarım sigortası poliçesi düzenlenmesinin yapıldığı süreçte risk kapsamı çok daha hızlı bir şekilde genişletilmiştir. Ancak tarımsal üretimde, başta kuraklık olmak üzere, kapsama alınması gereken daha fazla katastrofik risk ve ürünler bulunmaktadır. Üretim süreci birçok faktörün etkisi altında gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, verimi ve üretici gelirini tüm risklere karşı koruyacak, ABD ve AB ülkelerinde uygulanan verim sigortası modelinin (Multiple Peril Crop Insurance) ülkemizde uygulanma imkânı değerlendirilmelidir. Ancak, öncelikle bu sigorta modelinin uygulanabilmesini sağlayacak altyapı sisteminin kurulmasına ihtiyaç duyulmaktadır[8].
 
Türkiye’deki sistem, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) tarafından yetkilendirilen, Ticari Sigorta Şirketlerinin, aldıkları komisyon ücreti karşılığında, aracılık hizmeti vermesi şeklinde gerçekleşmektedir.
 
Tablo 1: TARSİM’in genel işleyişi
 
 
Tablo 2: Devlet Destekli Tarım Sigortası Poliçe Düzenleme İş Akış Süreci Şeması[9]
Sayısal Veriler
 
TARSİM verilerine göre, 2006 yılında 12 bin olan poliçe sayısı, 2014 yılına gelindiğinde 1 milyonun üzerine çıkmıştır. 2014 yılındaki sigorta bedeli ise 13,9 milyar TL’ye ulaşmıştır. 2014 yılında ödenen tazminat tutarı ise 502 Milyon TL’dir. Devlet Destekli Tarım Sigortaları uygulamasında ilk poliçesinin kesildiği 01.06.2006 tarihinden 31.12.2014 tarihine kadar gerçekleşen rakamlar: 81 İl, 971 ilçe, 1.750 bucak,  33.596 köy Devlet Destekli Tarım Sigortası ile tanıştı. 4.480.395 poliçe düzenlendi. 72 milyon dekar alanda 52,4 milyar TL tarımsal varlık sigortalandı. 2,6 milyar TL prim üretimi gerçekleştirildi. 1,4 milyar TL devlet prim desteği sağlandı. 1,7 milyar TL tazminat ödemesi yapıldı. 65.958 adet sera, 2.054.870 büyükbaş hayvan (süt ve besi sığırı), 1.436.347 küçükbaş hayvan (koyun ve keçi), 1.062 adet tavuk kümesi, 238 adet balık çiftliği ve  1.378.528 adet arılı kovan sigorta teminatına kavuştu.[10]
 
AB ve ABD’deki Tarım Sigortacılığı Sistemleri
 
ABD’de ve AB’deki örneklere kıyasla bu rakamlar göstermektedir ki Türkiye’nin tarım sigortacılığı yolunda kat etmesi gereken yollar vardır. Avrupa’da ilk tarım sigortası, bitkisel ürünlerde dolu riski poliçesi olarak 1797 yılında; ABD’de ise ilk tarım sigortası dolu poliçesi 1879 yılında düzenlenmiştir.
 
Gerek AB, gerek ABD 1960 yıllardan 90’lı yılların ortasına kadar ürün bazlı destekleme politikasına gitmiş; 1994 yılında Marakeş’te DTÖ’nün kurulması ile üreticiye yardım odaklı politikalar izlenmeye başlanmıştır. Gelinen son noktada, gerek ABD’deki 2014-2018 yıllarını planlayan son tarım kanunu (farm bill) gerek ise AB’deki 2014-2020 Ortak Tarım Politikası (OTP) göstermektedir ki tarımsal sigortaların payı DTÖ’nün yeşil kutusu kapsamında olan dönüşümsel (cyclic) yardımlar artacaktır. Böylelikle iki tarafta, DTÖ Tarım Anlaşması'na aykırılık olarak yorumlanabilecek uygulamaları ortadan kaldırılmaya çalışmaktadır. Gerek AB gerek ise ABD doğrudan ödemeleri büyük ölçüde kaldırmakta ve ürün sigortası kapsamında üreticilerin gelirini korumaya devam etmektedir. Bu sigortalar çevresel kriterlere uygunluk çerçevesinde, ABD’de ve AB’de üreticiler üretimdeki risklere karşı fiyat kaybı ya da tarımsal risk ödemeleri kapsamında korunmaktadır. Süt işletmelerinin kâr marjını korumak üzere süt ürünleri marj koruma programları yürürlüğe girmiş, hayvanların afet dolayısıyla kaybı durumunda bunu karşılamak üzere program oluşturulmuştur. Öte yandan, kırsal işletmelere ve mikro girişimcilere yönelik destek programlar genişletilmektedir. Bunun yanı sıra, su ve atık su altyapı yatırımları ve bölgesel gelişme amaçlı destekler verilmektedir. Tarımsal araştırmalar, doğal kaynakların korunması, ihracat pazarlarının geliştirilmesi, gıda ve beslenme yardımları, yenilebilir enerji, ormancılık, genç çiftçilere yönelik destekler, yerel ve bölgesel ürünlerin geliştirilmesi, organik tarım ve bitki hastalıklarıyla mücadele kalemlerine bütçeden kaynak ayrılmaktadır[11]
 
Özet: Geçen sene yaşadığımız acı tecrübeler göstermiştir ki şu an itibariyle en büyük eksiklik, kuraklığın, tarım sigortaları kapsamı altına alınamamış olmasıdır. Ödenen hasarlar açısından bakıldığında, bitkisel üretimle ilgili zararların büyük çoğunluğunun (yaklaşık yüzde 90) dolu ve don hasarlarından kaynaklandığı görülmektedir. DTÖ’nün yeşil kutusu kapsamında olan dönüşümsel yardımlar ve bu bağlamda tarımsal sigortaların payı, gerek ABD’deki son tarım kanununda gerek ise AB’deki 2014-2020 Ortak Tarım Politikası’da artmaktadır. Kuraklık başta olmak üzere, ABD’deki ve AB’deki uygulamalar incelenerek, ülkemizde tarım sigortalarının kapsamı genişletilmelidir.
Abstract: Painful experiences that we lived last year has shown that, our greatest deficiency right now is, that the drought is not under the scope of agricultural insurance. In terms of paid claims, the large proportion of vegetable production-related losses (about 90 percent) are seen to be caused by hail and frost damages. The green box cyclic assistances within the scope of the WTO,  and the last Farm Bill in US and the new CAP in EU are increasing the proportion of agricultural insurance from 2014 to 2020. Our country should expand the scope of agricultural insurance (especially drought), by examining the practices in the EU and the US.
 

[1] ENGÜRÜLÜ Bekir, GÜLTEK Adnan, İNTiŞAH Ahmet Savaş, KARACA Ali, KARLIOGLU Ahmet, “Türkiye’de Tarım Sigortaları Uygulamaları” http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/28ac9c427302b7a_ek.pdf
[2] KESKİNKILIÇ Kenan, Tarım Sigortacılığı, Türkiye’de ve Dünya’daki Uygulamaların değerlendirilmesi, İzmir Ticaret Borsası, Nisan 2013 http://itb.org.tr/dosya/rapordosya/tarim-sigortaciligi-dunya-ve-turkiyedeki-uygulamal.pdf
[3] 8.7.1948 tarih ve 5254 Sayılı Kanun (2001 yılında yürürlükten kaldırılmıştır)
[4] 20.6.1977 tarih ve 2090 Sayılı kanun
[6] TARSİM 2015 yılı sunumu
[7] T.C. Kalkınma Bakanlığı Özel İhtisas Komisyonu Raporu Afet Yönetiminde etkinlik (2014-2018), 2014 s.61
[8] T.C. Kalkınma Bakanlığı Özel İhtisas Komisyonu Raporu Bitkisel Üretim (2014-2018), 2014
[9] TARSİM 2015 yılı sunumu
[10] T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler http://www.tarim.gov.tr/Konular/Tarim-Sigortalari-Ve-Dogal-Afetler
[11] AB Komisyonu, İç İşleri dairesi, yapısal politikalar departmanı, “Comparative analysis of risk management tools supported by the 2014 farm bill and the CAP 2014-2020”, Aralık 2014; Grandjean Alexis, Courleux Frédéric, le nouveau Farm Bill Américain: un renforcement des assurances agricoles subventionnées et des filets de sécurité anticycliques, Centre d’Etudes et de Prospective, no 74, Ekim 2014; T.C. Kalkınma Bakanlığı İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü Tarım Dairesi Başkanlığı, Tarım ve Gıda Alanında Mevcut Gelişmeler ve 2014 Yılı Beklentileri, Mayıs 2014 

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Bozkurt - 07.05.2015 17:26
Teşekkür ederim. Bu sayıdaki tarım bankacılığı röportajı ile uyumlu oldu.
Kasım demirel - 05.05.2015 21:51
Önemli bir konuya değindiğniz in teşellürler