ORGANİK TEKSTİL ve KONFEKSİYONUN ÜRETİM SEKTÖRÜNE KATKILARI ve GELECEĞİ

Organik konfeksiyon (hazır giyim) sadece vücudumuza ilk giydiğimizde zararlı kimyasallar içermeyen bir ürün değildir. İlk giydiğimizde diyorum çünkü sonrasında zararlı kimyasallar ile yıkadığımızda bu özelliğini kaybedebileceğinin bilincindeyim.

Sadece ürünün değil doğaya salınan zararlı maddelerin de eskisi gibi kullanılacak olması ne yazık ki elimizdeki altını çöpe atmak gibidir. Organik konfeksiyon ürünü almak demek aynı zamanda ‘Doğal Yaşam Döngüsüne’ katkıda bulunmak ve ‘değer zincirindeki tüm paydaşların artı değerden eşit faydalanmalarını sağlamaktır’.

Dünyaya gelen her canlının bir görevi vardır. Biz bu görevler zincirini tek yönlü bozduğumuz için bu gün yaşadığımız çevre sorunları ile karşı karşıya kalıyoruz. İnsanların bitmek tükenmek bilmeyen hırsları ve acımasızca ranta dayalı doğal dengeyi hiçe saymaları kesinlikle sürdürülebilir değildir. Bu nedenle her şeyden önce ‘Organik Üretim–Tüketim’ bir yaşam şekli olmalıdır. Yaşam şekli olması için de devlete, sivil toplum kuruluşlarına ve tüketicilere çok iş düşüyor.

Organik konfeksiyon konusunda Türkiye hala öncü ve üretimde markadır. Ama kendisi uluslararası bir marka ne yazık ki yaratamamıştır. Bugün  konvansiyonel konfeksiyon ve tekstilde  ‘Made in Italy’, ‘oder Europe’ ne ise organik tekstil ve konfeksiyonda ‘Made in Turkey ‘ aynı değere sahiptir.

Organik pamuk üretiminde dünyada kullanılan tarım ilaçlarından;
Bu gelişmenin gerçekleştirilmesi için sanayi, uluslararası ciddi çalışma ve projeler yapmıştır. Tekstil endüstrisi büyüyen pamuk talebine odaklanmış ve yeniliklere gereken önemi vermeye başlamıştır. Bu da tekstil endüstrisinin çözüm bulma yönünde birlikte hareket ettiğinin işaretidir.

Tekstil endüstrinin tamamında, iş uygulamalarında fark edilir iyileşme, tedarik zincirinin tüm aşamaları arasında daha güçlü iletişim, sertifikasyonda artış ve daha uzun vadeli planlamanın ortaya konması ile sürdürülebiliirliğin arttırılma çabası da görülmekte ve bu OE raporlarınca da teyit edilmektedir.

Bu rapora göre topluluğun görevinin daha bitmemiş olduğu belirtilmiş ve yapılacak işler için organik pamuk pazarı raporu hazırlamışlardır.
  • Organik pamuk üretiminde  Top 10 listesi,
  • Pazar görüşleri trendler ve analizler,
  • Firma bilgileri (başarı ve sunduğu çözümler),
  • Tedarik zincirinde şeffaflık üzerine yenilikler (güncel bilgiler)
  • Global organik pazar üretim trendleri,
  • Üretici ülke profilleri ve takibi kolay veri tabloları,
  • Büyümenin önündeki engeller bilgisi,
  • Yeni, yenilikci iş modelleri ve kollektif  aksiyonel görüşler,
  • rdürülebilirlik girişimlerine genel bakış.
Birçok faktörün yanında büyümenin iki temel nedeni vardır:

Artan pazar talebi: Daha fazla firmanın organik pamuk kullanmaları ve artırmaya yönelik hedef koymaları,
İyileştirilen tedarik zincir bağlantıları: Firmaların ve parakendicilerin organik tedariklerini garantiya almak için çalışmaları ve bunun sonucu olarak  organik pamuk çiftçileri ve tekstil tedarik zinciri arasındaki iyi bağlantıların kurulması.

Tüm bu strateji çalışmaları malesef uluslararası çiftçi birlikleri, sivil toplum kuruluşları, markalar ve devletler tarafından yapılmaktadır. Türkiye olarak bizim bu çalışmaların daha fazla içinde olmamız, yol haritaları ve geliştirilmesine yönelik hedefler ve stratejiler belirlememiz gerekir.

Yurt içinde farkındalık yaratmak, iç tüketimi artırmak ve ulusal/uluslararası markalar yaratmak için ‘Organik’ Türkiye’nin şansıdır. Ne yazık ki ülkemiz kopyacılıktan öncülüğe geçmekte isteksiz  ve ….mış gibi yapma kolaycılığından kurtulamamıştır. Neden bu konuda yeterli Ar-Ge yapılmaz? Organik sadece tekstil, çiftçi değil tohumdur, gıdadır, ilaçtır, kozmetiktir; yani endüstrinin ve yaşamın her alanıdır. Biz daha "Doğal mı, organik mi?" diye tartışıyoruz. Bazen üzülerek görüyorum ki  etkin hocalarımız  ‘Organik Üretimin’ uluslararası pazarın dayatması olduğunu söyleyebiliyor. 
 
Doğal olan her şey sağlıklı demek değildir.  Çünkü yetişme ortamı ve şartları test edilmemiştir. Test edildiğinde ve sertifikalandırıldığında ancak değer zincirinin içine alınabilinir, sürdürülebilinir ve pazarlanabilir. Nasıl ki ISO belgesi olmadan ürün satamıyorsak “Organik üretim” de aynı şekilde değerlendirilmelidir.
 
Bizim de farkındalıkların arttırılması konusunda daha alacağımız çok yol var.
 
Nebahat Kılıç, ETO Derneği, Projeler Komitesi Başkanı
 
GÖRSELLER:
1. http://bit.ly/1dt4nxW
2. http://bit.ly/1SYJXNA
3. http://bit.ly/1HtIf4w

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.