İzmir: Organik Tarımın Başkenti

1980 yılında genç bir girişimci olarak Türkiye’yi ziyaret eden Joseph Wilhelm Kemalpaşa’ya geldiğinde organik tarım için uygun yeri bulduğunu düşünür. Bir gıda limanı olan şehir merkezine yakın bir ilçedir Kemalpaşa. Wilhelm üretilen ürün çeşitliliğinin, Aydın ve Manisa gibi iki tarım devine yakınlığının yanında, üreticinin tarım konusundaki kavrayışının, değişime açıklığının da kendisini etkilediğini belirtmektedir.


Liman Kenti İzmir

İzmir… Türkiye’nin en büyük ve en güvenli körfezlerinden birinin kenarında, dağların denizin kenarından başladığı doğal bir kaleyi andıran kent… Bu coğrafyada akarsuların oluşturduğu vadiler doğal birer geçit oluşturur. Yaklaşık 2.000 yıl boyunca bu geçitler sayesinde Çin’den başlayan İpekyolu ve Hindistan’dan başlayan Baharat Yolu yüzlerce kilometreyi kat edip Bozdağlar'dan Smirne Agorası'na getirilmiş ve İzmir’in güvenli limanından Akdeniz ülkelerine dağılmıştır. Bu günkü Kemeraltı Çarşısı tarihi milattan 400 yüzyıl öncesine uzanan Smirna Agorası'nın bu günkü devamı niteliğindedir.

İzmir Türkiye’de tarım ürünleri üretim ve pazarlamasında kilit noktadadır. Levanten denen Akdeniz ülkelerinden gelme ailelerin İzmir’de yerleşmesi tesadüf değildir. Onlar temsil ettiği firma adına uygun malları temin edip gemilerle ülkelerine gönderen şirket temsilcileri ile bu temsilcilerin mahiyetinde gelen kişilerden oluşur.  Bu mallar İzmir’e İpek ve Baharat Yolları'ndan gelen ürünlerin yanında İzmir’in köylerinden ve Aydın, Manisa gibi çevre bölgeden gelen ürünlerdir.

Osmanlı döneminde ticaret borsalarına ilişkin ilk kanunun çıkmasının ardından, ilk ticaret borsaları İzmir’de kurulur. Başka illerde biraz zorlamanın ardından kurulabilen ticaret borsaları İzmir’de iki adet ve yerel tüccarların girişimi ile kurulur. Bu borsaların 1892 yılında birleşmesi ile bu gün meşhur binasında faaliyet gösteren İzmir Ticaret Borsası kurulmuştur. 

İlk Enternasyonal Fuarın İzmir’de kurulması, fuarlar şehri olarak anılması Türkiye İktisat Kongresi’nin İzmir’de toplanması gibi olgular, İzmir’in ticaret açısından konumunu ifade eder. Türkiye’nin ilk dönemdeki ticareti büyük oranda ham veya işlenmiş tarım ürünlerinden oluşur. 

İzmir’in üçüncü büyük şehir olmasının sırrı, tarıma dayalı sanayi ve tarımsal ürünler ticaretinin merkezi olmasıdır. Aynı zamanda ilimiz halen tarımsal üretim alanında önemli bir merkezdir. Plansız kentleşme, çarpık sanayileşme, tarım alanlarının vasfını yitirmesine neden olan uygulamalar… İzmir tarımı tüm bunlara rağmen Türkiye Tarımında ön planda kalmayı başarmıştır.

İzmir ve Tarım

İzmir’in farklı özellikler gösteren Bakırçay Havzası (Kuzey), Küçük Menderes Havzası (Güney), Karaburun Yarımadası (Batı) ve Gediz’in dışında Ergene gibi orta büyüklükte akarsuların suladığı doğu bölgeleri birbirinden farklı özellikler göstermektedir. Bu bölgelerin dağlık kesimleri, ovalık kesimleri, deniz kıyıları, vadiler ve rüzgârların etkileri İzmir’i farklı tarım ürünlerinin yetişmesi için uygun hale getirir. 

İzmir denince ilk akla gelen Bayındır süs bitkileri, Bergama bamya, pembe domates, küner (çam fıstığı), Beydağ ceviz, kestane, Bornova misket üzümü, kıl keçisi ve kınalı bamyası, Buca Kırıklar kavunu, Çeşme sakızı, anasonu, sakız koyunu, kavunu, Foça kara üzümü… Bu liste birkaç sayfaya ulaşır. Yine de İzmir’in zeytin, çekirdeksiz üzüm, incir, kiraz, kestane, pamuk, tütün, patates, soğan, domates ve çeşitli sebzelerin yanında süs bitkileri, silajlık mısır, sertifikalı fidan ve tohum üretiminde ön sıralardaki yerini vurgulamakta yarar var.

Hayvansal üretimde ise süt sığırcılığı, süt ve et ürünleri ve özellikle Başta Bergama tulumu olmak üzere Tire, Ödemiş, İzmir tulum peynirleri ile Foça yoğurdu... Tavuk eti, yumurta üretiminin yanında civciv ve yarka üretiminde de ön sırada. Arıcılıkta bal üretiminin ötesinde polen, arı sütü, propolis, Ana Arı gibi uzmanlık gerektiren faaliyetlerde de İzmir önemli bir yere sahip. Ayrıca keçi ve koyun üretiminde hastalıktan ari işletmelerin artarda kurulmaya başlaması ile İzmir geçmişteki günlerine dönmeye çalışıyor gibi.

Bugün organik üretim denince ilk akla gelen şirketler ürünlerini Kemalpaşa, Gaziemir ve Çiğli’de işlemektedir. Pek çoğunun ana bürosu Konak ve çevresindeki ilçelerde yer almaktadır. İzmir kent merkezinin yakınındaki ovalar (Bornova, Kemalpaşa, Gaziemirkısmen Torbalı ve Mennderes, Çiğli, Aliağa) tarımsal üretim adına kayıp olsalar da, bu gün dev bir organize gıda sanayi gibidir.

Gıda ticareti alanındaki iki bin yılın üstündeki deneyimi İzmir’in Türkiye’de gıda sektöründe ürün işleme, ithalat ve ihracat merkezi haline gelmesini sağlamıştır. Tarım ürünleri ve gıda alanında uzmanlaşmış olan İzmir Ticaret Borsası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve Ege İhracatçılar Birliği gibi kurumların İzmir'de ortaya çıkması tabii ki tesadüf değil. Bu İzmir’in gıda ihracat kapısı olmasının yanında, pek çok farklı tarımsal ürünün üretildiği çok yönlü (polikültür) bir tarım şehri olmasından kaynaklanmaktadır. 

Tüm bu ortamı destekleyen Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile İzmir’de faaliyet gösteren bugünkü adı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı (İl ve İlçe Müdürlükleri dışında gümrük denetim (2 adet), araştırma (5 adet) ve eğitim, araştırma (1 adet) gibi kurum ve kuruluşlar ile yine üretici, teknik eleman, tüccar ve gönüllülerin kurduğu sivil toplum, kooperatif, birlik ve mesleki örgütler hep İzmir’in tarımdaki yerini ve önemini ortaya koymaktadır.

Türkiye’de Organik Tarımın Kilometre Taşları

Wilhelm’in Kemalpaşa’da noktalanan yolculuğu Türkiye’de organik tarım ve İzmir arasındaki ilişkinin elbette kilometre taşlarındandır. Tamamen yurtdışı pazarına çalıştığı için firma ismi belirtmekte beis yok. Wilhelm’in 1979 yılında Almanya’da kurduğu Rapunzel isimli firmanın ilk yurt dışı organik tarım projesi İzmir’in Kemalpaşa İlçesinde 1981 yılında gerçekleştirdiği kuru üzüm projesidir.

O dönemde Türkiye’de organik tarımla ilgili resmi mevzuat, kurum ve mekanizma bulunmadığından bu ürünlerin Türkiye’nin ilk ürünleri olduğunu söylemek tabii ki imkânsız. Ancak kayıtlara organik olarak geçen ilk tarım ürünü Kemalpaşa’da üretilen kuru üzümdür. Kemalpaşa’da üretilen bu üzüm, üretildiği bağların geçiş sürecini 1984 yılında tamamlamasının ardından ihracat için kurutulmuş olarak paketlenip İzmir limanına “Organik Ürün” olarak bildirilen “Kuru Üzüm” Türkiye’de kayıtlara geçen ilk organik üründür.

Organik ürün talep eden firmaların uğrak yeri bugün de İzmir’dir. Rapunzel 1989 yılında İzmir tesislerini kuruncaya kadar İzmir’li firmalarla çalışmıştır. Rapunzel gibi firmaların İzmir’de çözüm ortağı olarak işbirliği yaptığı firmalar, yetiştirdiği teknik elemanlar, üreticileri organik tarım sektörünün gelişmesine ve genişlemesine ön ayak olmuştur. Merkezi İzmir’de bulunan pek çok firma bu tip firmaların çözüm ortağı olarak organik tarımla ilişkilenmiştir. Benzer şekilde Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO)'nin Genel Başkanı Atilla Ertem gibi isimler de bu firmalarda eleman olarak yetişmiştir.

Organik Tarım konusunda ülkemizin önder kuruluşlarından Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği 1992 yılında İzmir'de kurulmuştur. Bugün farklı illerde şubeleri olsa da ETO’nun merkezi halen İzmir’dir. ETO pek çok projede rol almış, İzmir Organik Kümelenme çalışmalarında, Ekopazar İzmir organik pazar yerlerinin işleyişinde, Ekoloji İzmir Fuarının organizasyonunda ve IFOAM organizasyonlarında önemli roller üstlenmekte olan bir kuruluştur.

Türkiye’de ilk “Ekolojik Tarım Sempozyumu” İzmir'de Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öncülüğünde 1999 yılında gerçekleştirilmiştir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından IFOAM’a pek çok ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşta görev alan ETO’nun kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Uygun AKSOY başta olmak üzere, organik tarımsal üretime ilişkin çalışmalarıyla ön plana çıkan pek çok akademisyen E.Ü. Ziraat Fakültesi mensubudur. Bu gün farklı illerde de gerçekleşse organik tarım konusundaki bilimsel akademik çalışmaların ve toplantıların değişmez konuk ve yöneticileri olarak bu isimlerle karşılaşmak mümkündür.

Organik tarım konusundaki ilk arama konferansı da İzmir'de gerçekleşmiştir.(2008) Aynı yıllarda sektör paydaşlarını bir araya getirecek ilk kümelenme çalışmaları başlatılmıştır.  Bugün organik gıda küme çalışması sürmektedir.

Bakanlığımızda ilk organik tarım birimi İzmir'de 1995 yılında kurulmuştur. Bakanlığımızca verilen ilk organik tarım eğitimleri bu burada verilmiş olup 1997-2003 yılları arasında yapılan 7 adet organik tarım eğitimi ile 81 ilden Bakanlığımız personeli, çeşitli kurumlarda çalışan ve işsiz 203 teknik eleman yetiştirilmiştir.

2009 yılından bu yana Ekoloji İzmir Organik Ürünler Fuarı açılmaktadır. Uluslararası nitelikteki fuar Türkiye’de organik alanda faaliyet gösteren pek çok yerli ve yabancı kuruluşun katılımıyla sürdürülmektedir.

İzmir’de Organik Tarım

Türkiye’de firmaların dışında uygulanan ilk geniş çaplı organik tarım projesinin Buca Köyleri Organik Zeytinyağı Projesi  (2003 – 2006) olduğu söylenebilir. Özel İdare, İl Tarım Müdürlüğü, Buca Kaymakamlığı, Buca Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirilen, Tahtalı Havzası'nda tarımsal kirliliğin önlenmesi amacı ile hazırlanan projelerin ilkidir. Organik tarım alanında uygulanan ilk resmi projenin Buca İlçesi'nde 4 köyde 243 çiftçinin katıldığı 5.427 da. alanda uygulanan organik zeytin ve zeytinyağı projesi olduğu söylenebilir. 

Ödemiş Bozdağ’dan Karaburun’a pek çok kurum ve kuruluş tarafından 1.000’i aşkın üretici ile sebze, meyve, zeytin, üzüm, incir, enginar gibi pek çok bitkide bu tür yerel kaynaklarla finanse edilen pek çok proje olduğu bilinmektedir.

İzmir Kalkınma Ajansının kurulmasının ardından organik tarımla ilgili pek çok proje hazırlanmış pek çoğu uygulanmıştır. Bunlardan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünü temsilen içerisinde yer aldığım projelerden Urla ve Seferihisar İlçelerinde 2009 – 2010 döneminde İzmir Büyükşehir Belediyesi, EÜ. Ziraat Fakültesi ve ETO Derneği ile hazırlanıp uygulanan “Sürdürülebilir Kalkınmada Bir Örnek: Yarımadada Organik Tarım” Projesi, 7 köyde 50 üretici organik sebze yetiştiriciliğine başlamıştır. Bölgede organik tarım faaliyetleri gelişerek devam etmekte her geçen gün yeni projeler uygulanmakta ve farklı ürünlerin üretimi ile organik ürün çeşitliliği artmaktadır. Proje üreticilerimizden bazıları proje çıktıları arasında yer alan Ekopazar Bostanlı Organik Ürünler Pazarında satış yapmaktadır.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından finanse edilen Organik Tarımın Yaygınlaştırılması Ve Kontrolü Projesi kapsamında İzmir İl Müdürlüğümüzce Ödemiş Meslek Yüksek Okulunda 400 baş etlik piliç ve 36 baş organik toklu (etlik 8 aylık kuzu) yetiştiriciliği projeleri ile ilimizde organik hayvancılığın önü açılmaya çalışılmıştır. Yine yüzlerce üreticiyle çeşitli ilçelerde zeytin, incir, kestane, ceviz vb. ürünlerde organik projeler gerçekleştirilmiştir.

İzmir'in ilk organik ürünün üretildiği İl olmasının ötesinde, şehirde organik tarımla ilişkili üretim, depolama, ambalajlama, etiketleme ve ticaretini yapan sertifikalandırılmış 184 işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerde başta gıda olmak üzere, girdiden tekstile yüzlerce ürün organik sertifikalı olarak üretilmekte, büyük bir kısmı İhraç edilmektedir. Bu nedenle Ege İhracatçılar Birliği Türkiye’den gerçekleştirilen organik ürün ihracatını izlemekle görevlendirilmiştir.

Türkiye’de organik tarım konusunda Bakanlığımızca yetkilendirilen ilk kontrol ve sertifikasyon kuruluşları İzmir'dedir. Organik tarım konusunda yetkilendirilmiş ilk yerli kuruluş da burada kurulmuştur. Halen ülkemizde faaliyet gösteren organik tarım alanında yetkilendirilmiş 30 kontrol ve sertifikasyon kuruluşundan 12’sinin merkezi İzmir’de bulunmaktadır.

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün Organik Tarım Bilgi Sistemi'nden derlediği verilere göre bu gün İzmir’de bitkisel üretim yapan üretici sayısı 3.250 civarına, ürün sayısı 136’ya ulaşmış durumdadır. Organik olarak kayıt altına alınmış 23.000 hektarlık alanının 19.000 hektar civarında kısmında tarımsal üretim, 4.000 hektar kısmında doğal toplama yolu ile bitkisel ürün elde edilmektedir. Bu arazi miktarı İlimiz tarım alanlarının % beşine tekabül etmektedir.

İzmir'de 6 arıcılık işletmesinde 1.700’ün üzerinde kovanla bal, polen, arı sütü, 60.000’e yaklaşan kanatlı hayvanla beyaz et ve yumurta, bir sığırcılık  (368 baş) ve bir koyunculuk (36 baş) işletmesinde kırmızı et ve süt üretimi yapılmaktadır.

Bütün bu tablo İzmir’in neden ve nasıl ‘Organik Tarımın Başkenti’ unvanını hak ettiğini ortaya sermektedir sanırım. Ama 1990’ların sonlarından beri bir şekilde kıyısından kenarından gözlemleyebildiğim Türkiye’de organik tarımın öne çıkan İzmir hikâyeleri burada anlatılanın çok daha fazlasıdır. Belki bu tarihi yazmak için yeterli olanak ve zamanı olan birileri daha ciddi bir çalışmayla tüm bu süreci ayrıntılandırır. Biz de bunun için bir başlangıç noktası oluşturabilecek bir yazı ile katkıda bulunmuş oluruz.
 
Kaynaklar:
  1. Joseph Wilhelm, Açılış Konuşması, Rapunzel Organik Kemalpaşa Ören Tesisleri Tadilat ve Sosyal Tesisler Açılışı, 2011
  2. [1] Agora: İzmir İl Kültür Turizm Mürlüğü Web Sitesi. http://bit.ly/1PFdnO6
  3. [1] İzmir Ticaret Borsasının Kısa Tarihçesi, İzmir Ticaret Borsası web sitesi: http://bit.ly/1VnIwJC
  4. [1] KARADAĞ, Arife; KOÇMAN, Asaf. Coğrafi Çevre Bileşenlerinin Kentsel Gelişim Süreci Üzerine Etkileri: Ödemiş (İzmir) Örneği. Ege Coğrafya Dergisi, 2007, 16: 3-16.
  5. [1] BORAN, Ş.,GÖZDE, S; İzmir’de Süt Hayvancılığı, ARGE Bülten; İzmir Ticaret Odası, İzmir, Şubat,2012, S. 8-12
  6. ERSOY, Akın; Smyrna’dan İzmir’e; İzmir Kültür Sanat Dergisi, Sayı 1-1,Eylül-Ekim 2009, İzmir
  7. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO); http://www.eto.org.tr/
  8. Organik Kümelenme Kurumsal Web Sitesi: http://bit.ly/1Km9ZcX
  9. Proje konusundaki bir haber; http://bit.ly/1Q13FGH
Görseller:
      Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.