KLAZOMENAİ (URLA) ZEYTİNYAĞI KÜLTÜRÜ ve İŞLİĞİ

İYONYA ve TARIMSAL ÜRETİMLERİ
 
İlk Çağda, Anadolu’nun batı kıyılarına Yunanistan bölgesinden gelen Aiol ve Dorlar gibi yerleşen İyonlar, yaşadıkları bölgeye adlarını vermişlerdir. İyonya, batıda Ege Denizi; doğuda Lidya ve güneyde Karya ile Dor şehir devletleriyle çevrelenmiştir. Strabon bölgenin kuzey ve güney sınırlarını Hermos (Gediz Nehri) ile Maiandros (Büyük Menderes Nehri) ırmakları olarak belirlemiştir. Ayrıca Sakız Adası ve Sisam Adası gibi adalar da, İyonya içinde sayılır.
 
Anadolu'daki Yunan Kent Birlikleri
 
Bugün Yunanistan’ın bulunduğu bölgeden gelen İyon kavimleri burada yerleşmişler. Yüksek bir uygarlık kurmuşlardı. Kıyı şehirleriyle Ege Denizi’ndeki adaların bir kısmı İyonlara aitti. İyonlar 12 şehir devleti kurmuşlardır ve bu 12 İyon şehrinin MÖ.1000 yılında kurulduğu tahmin ediliyor. Bu şehirler kısa bir süre içinde gelişmiş, batının birer uygarlık merkezi hâline gelmiştir. Bu şehirler Efes, Selçuk, Kolofon, Milet, Myus, Priene, Lebedus, Erthrae, Klazomenai, Phokaia (Foça), Smyrna (İzmir) ile Khios (Sakız) şehirleridir. Bu şehirler içinde Efes ve Milet, devrin bir kültür ve uygarlık merkezi olmuştur.
 
MÖ.700 yılında Lidya Kralı Giges, İzmir ve Milet şehirlerini istilâ etti, diğer şehirler ise ekonomik açıdan Lidya’ya bağlandı. MÖ.560-545′te Lidya kralı Kresus, İyonya’yı Lidya Krallığı’nın egemenliği altına aldı. Lidya Krallığı’nın Persler tarafından yıkılması ile Perslerin egemenliğini kabul ettiler.
 
İyon nizamı, Grek mimarisinde Dor nizamından sonra ortaya çıkmış yapı nizamıdır. İyon nizamında da karakteristik özellik sütunlarda toplanmıştır. Bu nizamla yapılmış tapınak sütunları ince uzun sütunlardır. Bir kaide üzerinde yükselmekte ve kıvrımlı başlık taşımaktadır. Sütunlar, taştan basamaklar üzerinde yer alır. Frizler ince uzun bir şerit halinde olup, üzerleri kabartma resimlerle süslenmiştir.
 
İyonlar denizci insanlardı. Birçok Akdeniz limanlarına mal taşıyarak hayatlarını kazanıyorlardı. MÖ. VIII.-VII. ve VI. yüzyıllarda en parlak devrini yaşayan İyon uygarlığı, V. yüzyılda Atina uygarlığının doğmasında önemli rol oynamıştır. İyonya, İyon felsefesinin beşiğidir. İyonya’da filozoflar, kendi aralarında bir İyon felsefesi kurmuşlardı.
 
Bu filozofların başında Thales gelir. Thales doğada en üstün kuvvetin su olduğuna inanmıştır. Thales’ten sonra Anaksimander ile Anaksimenes de her şeyin belirli bir kudrete bağlı olduğunu söylemişlerdir. Anaksimenes en üstün kuvvetin hava olduğunu söylemiştir.
 
İyonlar heykelcilikte, mimarlıkta da çok ilerlemişlerdi. Efes’teki Artemis Tapınağı, Samsun’daki Hera Tapınağı İyonya mimarlığının şaheserleridir.
 
Bölgede bulunan 12 bağımsız sahil kenti (Kuzeyden Güneye) Phokai (Foça), Klazomenai, Erythrai, Teos, Kolophon, Lebedos, Ephesos (Efes), Priene, Myos ve Miletos (Milet) ile birlikte Khios (Sakız) ve Samos (Sisam) ada kentleri idi. Bu kentler MÖ. 1000 dolayında Dorlardan açan Akalar tarafından kurulmuş 12 bağımsız şehir devletidir.
 
KLAZOMENAİ (URLA) ZEYTİNYAĞI KÜLTÜRÜ ve İŞLİĞİ
 
1992-1998 yılları arasında yürütülen kazı çalışmaları sırasında Hamdi Balaban Tarlası mevkiinde M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen, Anadolu’da bilinenler arasında en eski zeytinyağı üretim tesislerinden birisi açığa çıkarılmıştır. Anadolu'da paleobotanik ve arkeolojik açılardan henüz ayrıntılı araştırmalar yapılmamış olmakla birlikte, bu topraklarda da zeytin ve zeytinyağı üretimi kuşkusuz geriye, çok daha eski tarihlere gitmektedir.
 
Tarih öncesi dönemlere ait yerleşmelerde, zeytinyağı üretiminde kullanılmış olabileceği sanılan araçlar bulunmuştur. Bu   merkezlerde, karbonlaşmış zeytin çekirdekleri, zeytin meyvesinin içerdiği su ve işlemi kolaylaştırmak için kullanılan sıcak su ile karışmış durumdaki zeytinyağını ayrıştırmaya yönelik toprak kaplar, zeytin tanelerini ezmeye yarayabilecek küçük el havanları veya öğütme taşı şeklindeki araçlar açığa çıkarılmıştır. Ancak, bütün bu buluntular taşınabilir niteliktedirler ve öngörülen yerde kurulmuş, sürekli yağ üretimi yapan özelliklerde ve büyük kapasitedeki üretimleri amaçlayan bir işlikten çok, evlerde ailenin yağ gereksinimini karşılamaya yönelik sınırlı ölçeklerdeki üretimlere işaret etmektedirler.
Zeytinyağı İşliği
 
Anadolu arkeolojisinde bugüne kadar incelenmiş ve büyük ölçeklerde üretim yapabilir nitelikteki zeytinyağı üretim tesisleri en erken Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmektedir. Muğla Üniversitesi öğretim üyesi Adnan Diler’in Akdeniz bölgesinde yaptığı yüzey araştırmaları, bu konudaki ilk ve öncü çalışmalar olma özelliğini taşımaktadır. Kazı yapmaksızın, yüzeyden derlediği buluntular üzerinde incelemelerini sürdüren araştırmacı, işliklere ait tarihleyici nitelikteki küçük buluntulara ulaşamadığı için, incelediklerini ancak Anadolu dışındaki merkezlerde açığa çıkarılan örneklerle karşılaştırmalar yaparak ve eski kaynakların verdiği bilgilere dayanarak tarihlemektedir.
 
Klazomenai işliği ise içinde kendi dönemine ait küçük buluntularla birlikte açığa çıkarılmıştır. Bu buluntuların bize verdiği tarihlere göre Urla’da kazısı yapılmakta olan işlik M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında kurulmuştur. Bu işlik yüzyılın ortasında, Perslerin Lydia ile birlikte İyon kentlerini de ele geçirdikleri dönemde terk edilmiş, yüzyılın son dörtlüğü içinde ise, yeni düzenlemelerle tekrar kullanılmıştır. Tüm yerleşmede de izlenebildiği gibi, bu tesis M.Ö. 500 dolaylarında, İyonya ayaklanması sırasında bir daha terkedilmiş ve daha sonra kullanılmamıştır. M.Ö. 4. yüzyılda işliğin bulunduğu alan üzerine inşa edilen büyük bir yapı için gerekli tesviye çalışmaları sırasında, kaya içine oyularak yapılan tesisin içi doldurulmuş, üzeri örtülmüş ve kayaya oyulmuş alt yapısı bu şekilde günümüze kadar korunup gelmiştir. Klazomenai zeytinyağı üretim işliği, bir yandan Anadolu’da yürütülen bilimsel kazılarda, bütün alt yapı elemanları ile birlikte açığa çıkarılan ilk örnek, diğer bir yandan da zeytinyağı üretimi yapan, fabrika niteliğine ulaşmış işliklerin Anadolu’da ele geçen en eski örneği olma özelliklerini taşımaktadır.
 
İŞLİĞİN KAZISI
 
Hamdi Balaban tarlasındaki bu işliğin üretim bölümü ve batıdaki depo (depo 2) 1992-1994 yılları arasında açığa çıkarılmıştır. 1995 ve 1996 yıllarında üretim bölümünün kuzeyine bitişik depo (depo 1) ve batıdaki açık alanda yer alan iki kuyu kazılmış, 1997 yılı çalışmaları ile de üretim bölümünün kısmen komşu üzüm bağı içinde kalan güney sınırının açılmasına çalışılmıştır. İşliğin merkezi durumundaki üretim bölümü, anakayanın yontularak derinleştirilmesi ile elde edilmiş, içine batıdaki açık alandan bir basamak merdiven ile inilen, düzensiz şekilli bir dörtgen mekandır. Bu mekan içinde, yine anakayanın oyulması ile elde edilmiş, çeşitli derinlik ve şekillerde – dolayısı ile çeşitli işlevlere sahip – onbeş çukur saptanmıştır.
Zeytinyağı işliği ve depoların havadan genel görünümü
 
Çukurların işlevleri gözönünde tutulduğunda, sayının çokluğu ve aynı işlevi görebilecek, ancak zeytinyağı üretim işliğinde bir tane olması gereken bir araç için birden fazla altyapı oluşturulmuş olması, bu işlikte iki değişik sistemin bulunduğu izlenimini uyandırmıştır. Bu izlenimden yola çıkılarak çukurların doldurulmasında kullanılan malzemenin niteliği ile içerdiği seramik gibi küçük buluntular ayrıntılı bir şekilde incelenmiş ve çukurların tümünün aynı anda doldurulmadığı ortaya çıkmıştır. Böylece de işlikte iki kullanım evresinin varlığı saptanmıştır.
 
1. Evre
 
1. Evre işliğinin üretim bölümü planında mavi renkle vurgulanan ve 1, 2, 3 ve 4 sayıları ile belirtilen çukurların işliğin 1. evresine ait olduklar anlaşılmaktadır. Her üç çukur da M.Ö. 6. yüzyıl içersinde doldurulmuş, diğer bir deyimle kullanımdan çıkarılmışlardır. İçlerinde dolgu malzemesi olarak kullanılan anakaya yongaları, 2. evre çukurlarının oyulması sırasında açığa çıkmış ve bunların bir kısmı ile bu üç çukur doldurulmuştur.   İlk evreye ait çukurlar arasında 2 no. ile belirtilmiş olanı, baskı kolunun (prelum) uç kısmının (lingula) dayandığı ahşap dikmelerin (arbores) yerleştirilmesi için oyulmuştur. Çukurun karşılıklı her iki yan duvarına yatay olarak oyulmuş oluklara yerleştirilen kalasların baskı kolu ucunun dayandığı dikmelere bağlanması ile, baskı sırasında yukarıya doğru çekilmeye zorlanan dikmelerin yuvalarından çıkması önlenmiş olmaktadır. Dikmeler için açılmış çukurun dar olmasına bakıldığında, bu presde tek parçalı, düz bir baskı kolunun kullanıldığı anlaşılmaktadır. Doğu Akdeniz havzasında, İsrail ve Kıbrıs'daki benzer işliklerde baskı kolunun ucu, taştan özel olarak yontulmuş dikmelerdeki yarıklara veya dayanıklı taş duvarlar içine açılmış özel yuvalara sokulurken, Klazomenai işliğinde ahşap dikme kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bunun iki nedeni vardır:
  • Klazomenai’de bütün dönemlerde, yapıların temel ve temel üstü kısımları taş, duvarlar ise 40-50 santimetre yükseklikteki temel üstü üzerine, yaklaşık olarak 40 santimetre genişlikteki kerpiçler ile inşa edilmiştir. Güneşte kurutulmuş tuğla olarak da nitelendirilen kerpiçin gevrek, kolay dağılabilir ve hafif yapısı, baskı kolunun ucu için yeterli sağlamlıkta bir dayanak noktası oluşturmamaktadır.
  • Urla dolaylarının yerli taşı olan marn ve kireç taşı kayalarının bir yandan kolayca aşınabilir yumuşaklıktaki yapıları, diğer bir yandan da büyük blokların elde edilmesine veya ayrıntılı bir şekilde işlenmesine olanak vermeyecek nitelikte gevrek ve ince tabakalar halinde ele geçmeleri, Klazomenai işliğinde dikmelerin ahşaptan yapılmaları zorunluluğunu getirmiştir.

                                                          

Zeytinyağı işliğinin 1. Evre üretim bölümü (M.Ö. 6. yy’ın ilk yarısı)
 
Baskı kolu ucunun desteklendiği dikmeler için oyulmuş çukurun, işliğin güney-doğu köşesine yakın oluşu, baskı kolunun doğuya doğru uzatıldığını ve dolayısı ile baskı tezgahının da dikmelerin doğusuna yerleştirildiğini göstermektedir. Dikmeler için açılmış yuvanın hemen doğusunda, 1. Evre planında 3 no. ile tanıtılan ve anakayanın içine düzgün bir şekilde oyulmuş kazan şekilli çukur, presleme sırasında tezgahtan aşağıya sızan, su ile karışık durumdaki yağı yakalamayı amaçlamaktadır. 2. kullanım evresine ait pres tezgahının altında da kayaya oyulmuş benzer şekilli iki çukur bulunmaktadır.
 
Zeytinyağı işliğnin 1. evresi
 
Baskı tezgahının şeklinin nasıl olduğunu belirlemeye yarayacak veriler ele geçmemiştir. Ancak, bu tezgahın baskı sırasında alta sızan yağı yakalamaya yarayan 3 no.lu çukuru ortalayacak şekilde yerleştirilmiş, küçük boyutlu ve altının boş olduğu varsayılmalıdır. Bugün Boston, Museum of Fine Arts’da korunmakta olan, M.Ö. 6. yüzyılın sonlarına tarihlenen, Attika‘da üretilmiş ve skyphos adı verilen bir içki kabı üzerindeki sahnede [konu olarak zeytinyağı üretimi seçilmiştir.    
 
Attika Skyphos’u üzerinde zeytinyağı işliği tasviri - Boston, Museum of Fine Arts, M.Ö. 6. yüzyıl
 
 
Buradaki baskı tezgahının oluklu tablası, masaya benzer dört ayaklı bir altyapı üzerinde durmaktadır. Masa şekilli bu tezgahın altının boş olduğu, ayaklar arasına çizilmiş bir kaz figürü ile de vurgulanmıştır. Boston vazosu ile Klazomenai işliğinin birbirlerine yakın tarihleri gözönünde tutulduğunda, işliğinin 1. evresi için de bu vazo üzerinde görülen masa şekilli baskı tezgahının bir benzeri düşünülmelidir.
 
Değirmende ezilip püre kıvamına getirilen zeytin hamurunun doldurulduğu keçi kılından yapılmış yassı torbaların baskı tezgahında üstüste dizilip, bunların üzerine baskı kolu aracılığı ile basınç uygulanması sonucunda açığa çıkan yağ ve su karışımın ayrıştırılması işlemi, bu sisteme en yakın eleman olan 4 no.lu çukurda gerçekleştirilmiş olmalıdır. Çevresine göre 70 santimetre kadar derin olan bu çukura yerleştirilmiş bir kabın (günümüzde üreticiler arasındaki adı polima) içine baskı tezgahından gelen oluk şeklindeki bir araç ile yağ-su karışımı sıvı akıtılmaktadır. Karışım bu kabın içinde beklerken zeytinyağı ve kara su olarak birbirinden ayrılmaktadır. Boston Attika skyphosu üzerinde tasvir edilen baskı düzeneğinde, tezgah tablası üzerinde toplanan yağ-su karışımı sıvı bir oluk aracılığı ile krater adı verilen büyük bir kap içine akıtılmaktadır. Buradaki dinlenme sırasında doğası gereği üstte kalan yağ, kepçelerle veya benzeri gereçlerle başka kaplara aktarılmaktadır.
 
Bu işlemlerin ardından, yağın içinde kısmen kalmış olan suyu ve presleme sırasında kıl torbalardan kaçıp yağa karışan küçük zeytin parçacıklarından oluşan posayı temizleme işlemi yapılmış olmalıdır. Bugünkü işliklerde de hala kullanılan ve süzgü adı ile tanınan basit bir düzeneğin kökü kuşkusuz eski çağlara gitmektedir. Bu kap, dibine yakın bölümünde, birbirinden farklı seviyelerde iki musluğu (akıtıcıları) olan bir kaptır. Temizlenmesi istenen yağ, üzerine sıcak su eklenerek bu kabın içinde bekletilir ve bir süre sonra alttaki musluk açılarak dibe çökmüş olan su ve tortu temiz yağ gelinceye kadar akıtılır. Bugünkü zeytinyağı işliklerinde halen kullanılan basit zeytinyağı süzgüleri metalden yapılmışlardır. Ancak, Urla’nın Zeytineli köyünde ve Karaburun'un Sarpıncık köyünde, terkedilmiş iki işlikte topraktan yapılmış bir yağ süzgüsü görülmektedir Suyun ve posanın akıtılması işleminden sonra süzgü kabının içinde temizlenmiş olarak kalan yağ, esas depolanacağı küp (pithos) gibi büyük kaplara boşaltılmaktadır. Klazomenai zeytinyağı işliğinin kuzey duvarına bitişik deposunda bu pithos’lardan bir tanesi anakayaya oyulmuş bir çukur içine yerleştirilmiş olarak günümüze kadar korunup gelebilmiştir.
                                                        
Urla-Zeytineli Köyü. İçinde yağ ve suyun ayrıştırıldığı iki emzikli küp    (Erken 20. YY.)
       
Klazomenai işliğinin her iki evresine ait tüm elemanlar arasında, zeytin tanelerinin hamur haline getirilmesi için gerekli bir tek düzenek belirlenebilmektedir. 1. ve 2. evre planlarında 1 no. ile tanımlanan çukur, Ertan İplikçi tarafından yapılan rekonstrüksiyon çiziminde görüldüğü gibi yuvarlak bir havuz içinde dönen geniş taş tamburlu değirmen olarak tamamlanmıştır.
                                  
Zeytinyağı işliğinin 1. Evresi. Restitüsyon çizimi (Çizen:Ertan İplikçi)
 
İsrail’de kazısı yapılan antik çağ zeytinyağı üretim işliklerinde ele geçen buluntular, zeytinin hamur haline getirilmesinde taş merdanelerin de kullanılmış olduğunu göstermektedir. Bu örneklerde, dikdörtgen bir havuz içine dökülen zeytinlerin üzerinde bir taş merdane ileri geri hareket ettirilerek, preslenebilecek kıvamdaki hamurun elde edildiği belirlenmiştir. Klazomenai işliğinin kazısı sırasında, 1. evre deposunun dolgusu içinde böyle bir merdaneye ait olabilecek, sert taştan yontulmuş, silindir şekilli ve ekseni boydan boya delinmiş bir tambur ele geçmiştir. Ancak işlikte, içinde bu merdane ile çalışılabilecek, İsrail örneklerinin benzeri bir havuz yoktur. Eldeki verilere göre, işliğin her iki evresinde de aynı zeytin kırma değirmeninin kullanılmış olduğu varsayımı ağırlık kazanmaktadır.
 
2. Evre
       
M.Ö. 600 yılları dolaylarında kullanılmaya başlanan ve büyük olasılıkla M.Ö. 546'da Perslerin İonia'yı işgalleri sırasında terk edilen Klazomenai işliğinin, yaklaşık yirmi yıl sonra tekrar çalışır duruma getirildiği anlaşılmaktadır. Yeni evrede de işlik olarak aynı mekan kullanılmış, ancak pres ve polima'da bir yandan üretim kapasitesini arttırmaya, diğer bir yandan da daha ileri tekniklerin kullanılmasına yönelik yenilikler getirilmiştir.
                                                         
 
Evre zeytinyağı işliğinin planı (M.Ö. 6.yüzyılın son dörtlüğü)
 
Birinci evrenin polima kabının yer aldığı 4 no.lu çukur doldurulmuş, yeni üç gözlü polima için 13, 14 ve 15 no.lu kuyular açılmıştır. 13 ve 14 no.lu kuyular dibe yakın açılan bir delik ile birbirine bitiştirilmiştir .Bu bileşik kaplar esasına dayanan modern bir tekniktir. Presten gelen yağ ile karasu karışımı sıvı 13 no.lu kuyuya boşalmakta, bu kuyuda zeytinyağı doğası gereği üste çıkmaktadır. Karasu ve tortu ise dibe çökmekte, kuyu doldukça da dipteki delikten 14 no.lu kuyuya geçmektedir. Böylece 13 no.lu kuyunun üstünde biriken zeytinyağı, uygun kepçe veya taslarla 15 no.lu kuyuya aktarılmakta ve burada dinlenmeye bırakılmaktadır.
Üç gözlü yağ ayrıştırma düzeneği. Yağ, birleşik kaplar prensibi uygulanarak ayrıştırılmaktadır.
 
Bugün kullanılan birçok zeytinyağı işliğinde yağın ayrıştırılması işlemi üç gözlü polima'larda yapılmaktadır. İsrail ve Kıbrıs'ta yapılan kazılarda ve araştırmalarda belirlenen eski çağa ait ve Klazomenai işliği ile çağdaş zeytinyağı üretim işliklerinde üç gözlü polima'ya rastlanmamaktadır. Oralardaki işliklerde presden gelen sıvı, pres tablasının altında yer alan basit ve tek gözden oluşan bir kuyuda veya toprak bir kap içinde bekletilerek ayrıştırılmakta ve bu kuyu veya kap doldukça, yağın alınması ve alt kesimde biriken karasu ile tortunun boşaltılması için işleme ara vermek zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
 
Zeytinyağı işliğinin2. evresi
 
Klazomenai işliğinde ise 13 ve 14 no.lu kuyuları dipten birleştiren delik aracılığı ile 14 no.lu kuyuya geçen karasu ve tortu, bu kuyudan boşaltılarak işleme ara vermeden sürekli çalışma olanağı yaratılmıştır. Bu özellik, İonia'da doğanın yoğun gözlenmesi sonucu elde edilen bilgi birikimi ve hidrolik biliminin ulaştığı düzeyi de yansıtmaktadır. İonialı doğa araştırıcısı, geometri alanında ünlenmiş, M.ö. 585 yılının 25 Mayıs günü meydana gelen güneş tutulmasını önceden haber veren ve adı dünyanın yedi bilgesi arasında anılan, ancak hemşehrileri tarafından günlük hayattaki beceriksizliği ile alay edilen Miletoslu filozof Thales'in M.ö. 6. yüzyılın başlarındaki bir yılda meteorolojik verilere ve zeytin ağaçlarına bakarak, o yıl ürünün çok bol olacağını önceden belirlediği söylenmektedir.
 
Bu belirleme üzerine hasat zamanından önce yöresindeki bütün zeytinyağı işliklerini ucuz fiyatlara kiraladığı ve hasat döneminde ortaya çıkan gereksinim sırasında da işlikleri pahalı fiyatlara devrettiği anlatılmaktadır. Bu öyküden, o günlerde İonia'da yaşayan araştırıcıların, elde ettikleri teorik bilgileri uygulama alanlarına soktukları sonucu çıkmaktadır. Daha eski bir örneğine rastlamadığımız, bileşik kaplar esasına göre düzenlenmiş üç gözlü polima'nın M.ö. 6. yüzyılda Klazomenai'deki bir işlikte birdenbire karşımıza çıkması da, o tarihlerdeki teorik bilgi birikiminin uygulama alanına sokulmuş olması ile açıklanabilir.
                                                    
Zeytinyağı işliğinin 2. Evresi. Yağ ayrıştırma düzeneği
 
2. evre işliğinde diğer bir yenilik de pres tesisinin büyütülmesidir. İşliğin güney sınırına paralel olarak kazılmış 6 no.lu çukura, baskı kolu ucunun dayandırıldığı ağaç dikmeler oturtulmuştur. Çukurun oldukça geniş olması iki ağaç dikme arasının da geniş tutulduğuna ve dolayısı ile de baskı kolu ucunun çatallı olduğuna işaret etmektedir. Yuvarlak baskı tablası, 7, 8 ve 9 no.lu oyuklara yerleştirilmiş geniş ağaç kütükler üzerine dengeli bir şekilde oturtulmuş olmalıdır. Baskı tablasının altına denk gelecek şekilde açılmış 10 ve 11 no.lu, kazana benzer iki kuyucuk, ahşap baskı tablasından sızan yağı toplamak için açılmıştır. Kenarları yükseltilmiş ahşap baskı tablası üzerine üstüste dizilen kıl torbalar içindeki zeytin hamurundan süzülen yağ ve karasu, uzun bir oluk aracılığı ile polima'ya, ayrıştırma işleminin başladığı 13 no.lu kuyuya akıtılmaktaydı.
                       
Zeytinyağı işliğinin 2. Evresinde bucurgat
 
2. evrede, ucu çatallı ve yaklaşık on metre uzunluğundaki baskı kolunu, zeytin hamuru doldurulmuş kıl torbaların tabla üzerine istiflenmesi sırasında yukarıya kaldırmak, baskı sırasında da aşağıya indirmek için, işliğe bir bucurgat yerleştirilmiştir. Plan üzerinde 1 no. ile belirtilen değirmenin doğusunda kayaya oyulmuş 12 no.lu dikdörtgen şekilli çukur, bu düzenek için öngörülmüştür. Çukurun tabanı üzerindeki kare şekilli dört yuva ve çukurun yan yüzlerine oyulmuş ve buraya yerleştirilen düzeneğin yerinden çıkmamasını sağlayan oluklar iyi korunmuştur. Baskı kolunun tam altına değil de, yan tarafa yerleştirilen, ikişerli olarak çapraz çakılmış dört ayaktan ve bir ahşap tamburdan oluşan bucurgata bağlı halat, işliğin tavanındaki bir kalasa bağlı ve baskı kolunun tam üzerine gelen bir makara aracılığı ile kolu sağa sola kaydırmadan yukarıya kaldırıyor olmalıdır Torbalar üzerine basınç uygulanmak istendiğinde ise, baskı koluna bağlı halat yerde duran bir taş ağırlık üzerindeki ve tavandaki makaralardan geçirilerek bucurgatın tamburuna bağlanmaktadır. Bu durumda bucurgat döndürüldüğünde, gerilen ip tavandaki ve ağırlığından dolayı taşın üzerindeki makaralardan kayarak baskı kolunu aşağıya çekmekte, böylece de torbalar şıkışmakta ve yağ-su karışımı sıvı baskı tablası üzerine süzülmektedir.
 
Klazomenai zeytinyağı işliğinin her iki evresinde de kullanıldığı sanılan zeytin kırma değirmeninin yapısı da zeytinyağı teknolojisinin eski çağdaki gelişimi içinde bir yeniliktir. Bir mil etrafında dönen silindir şekilli taşlardan oluşan zeytin kırma değirmenleri İsrail ve Kıbrıs'ta çok geç tarihlerde ortaya çıkmıştır. Klazomenai örneği ise bu tür değirmenlerin İyonya'da M.ö. 6. yüzyılda kullanılmakta olduğunu kanıtlamaktadır.
                          
Zeytinyağı işliğinin 2. Evresinin saz damlı olarak restitüsyonu
 
Alt yapısının anakayaya oyulduğu Klazomenai işliğinin çatısı için iki seçenek vardır. M.ö. 6. yüzyıl yerleşmesindeki diğer yapılara ve buluntulara bakıldığında, o tarihlerde çatı örtüsü olarak kiremitin henüz kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yaygın olan çatı örtüsünün düz, toprak dam olması gerekmektedir. Ancak, M.ö. 6. yüzyılın ilk yıllarına tarihlenen, ev şeklindeki bir pişmiş toprak lahitin sazdan yapılmış kırma çatıyı taklit eden kapağına göre o yıllarda yapılarda düz toprak damların yanı sıra saz örtülü kırma çatılar da kullanılmaktaydı. İşliğin restorasyon tasarımlarını hazırlayan Ertan İplikçi, her iki çatı tipi için birer restorasyon önerisi hazırlamıştır.
Zeytinyağı işliği 2. evresinin düz toprak damlı olarak restitüsyonu
 
 Depolar
 
İşliğe kuzeyden bitişen 5 no.lu mekan her iki evrede de depo olarak kullanılmıştır. İlk evrede yağın pithos adı verilen büyük küplerde saklandığı, anakayadan oluşan taban içine kazılmış çukura yerleştirilmiş ve yerli yerinde korunarak günümüze kadar gelmiş bir örnekten dolayı kesinlik kazanmıştır İkinci evrede pithos'un ve çevresindeki taş döşemenin üzeri örtülmüş ve üzeri kil ile sıvanarak yeni bir döşeme yaratılmıştır.
Zeytinyağı işliğinin 1. evresinin küplü deposu
 
Bu ikinci evre döşemesi üzerinde, depolama işinde pithos kullanıldığına işaret edebilecek bir veri ele geçmemiştir. M.ö. 4. yüzyılda bu bölgede inşa edilen anıtsal yapının avlusundaki büyük kuyunun açılması sırasında deponun büyük bir bölümü yok olmuştur. İşliğin batısında anakaya oyulmuş, 4 x 7,5 metre boyutlarında ve 1,8 metre derinliğinde, güneydeki kayaya oyulmuş merdivenlerle içine inilen 17. no.lu mekan da depo olarak kullanılmış olmalıdır. Dibine kadar kazılan küçük bir bölümde, burada pithos türü depolama kaplarının kullanıldığına işaret edecek veriler ele geçmemiştir. Bu mekanda hem depo hem de taşıma kabı olarak kullanılan amphoraların istiflendiği düşünülebilir.
Zeytinyapı işliğinin kayaya oyulmuş merdivenli 2. Evre deposu. Bu depo içerisine geç antic dönemde bir sarnıç inşa edilmiştir.
 
Klazomenai İşliğinin Zeytinyağı Teknolojisine Katkıları
 
Klazomenai zeytinyağı işliğinde M.ö. 6. yüzyılda karşılaşılan yenilikler, tarihin akışı içinde doğu Akdeniz havzasından batı Akdeniz havzasına doğru dağılan yabani zeytin ağacının islah edilip kültür bitkisine dönüştürülmesinde ve meyvelerinden yağ elde edilmesinde İonia'nın hiç değilse teknolojik açıdan büyük katkılarının olduğunu göstermektedir. Bu katkılar şu şekilde sıralanabilir:
  1. Bileşik kaplar esasına göre çalışan ve kesintisiz üretim sağlayan üç gözlü yağ ayrıştırma düzeneği (polima),
Zeytinyağı işliğinin 2. Evresi. Üç gözlü yağ ayrıştırma düzeneği
 
                 2.  Zeytin kırma değirmeninin sert taştan yontulmuş ve bir mil etrafında dönen ağır silindirlerden                                 oluşturulması,
Zeytinyağı işliğinin 2. Evresi. Zeytin değirmeni ve bucurgat
 
 

 

3. Büyük kapasiteli üretimi sağlamak için büyük pres ve bunun zorunlu bir sonucu olarak baskı sırasında bucurgat kullanılması.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Zeytinyağı işliğinin 2. Evresi. Baskı tesisi ve bucurgat
 
Zeytinyağı teknolojisinin tarihsel süreci içinde M.ö. 6. yüzyılda Klazomenai işliğinde ilk defa uygulanmaya başlanan bu buluşlar, yapılan işin doğasının rasyonel bir şekilde gözlemlenmesi ve bu gözlem sonuçlarının hidrolik ve mekanik alanlarında elde edilmiş olan bilgilerle bütünleştirilmesinden sonra ulaşılan teknolojik yeniliklerdir ve günümüzde pek çok işlikte hala kullanılmakta olan teknolojinin temelini oluşturmaktadırlar.
 
Klazomenai ve Zeytinyağı Ticareti
   
Klazomenai'de Hamdi Balaban Tarlasında açığa çıkarılan ve geliştirilmiş 2. evresi M.ö. 6. yüzyıl ikinci yarısına tarihlenen zeytinyağı işliğinden başka, yine aynı döneme tarihlenen iki işlik daha belirlenmiştir. İleride yapılacak araştırmalar ile bu sayı artacak gibi görünmektedir. Bu üç işlik, Klazomenai'nin M.ö. 6. yüzyılın ikinci yarısında zeytinyağı üretiminde büyük bir atılım yaptığını göstermektedir. İşliğin küçük kapasiteli 1. evresinde üretim kentin ve yakın çevresinin gereksinimi karşılamaya yönelik iken, 2. evrede dış satış önem kazanmış gibi görülmektedir. Klazomenaililer sıvı ürünler için kendilerine özgü depo kabı olan kuşak bezemeli amphoralar üretmişler ve bunları şarap ile zeytinyağının depolanmasında ve taşınmasında kullanmışlardır. Klazomenai'de kazı sonucu açığa çıkan amphoraların bir çoğunun boyun veya omuzlarında zeytinyağı üretimini yapan kişiyi / firmayı ya da ihracatı yapan kişiyi / firmayı tanıtan harfler, semboller bulunmaktadır.
 
Klazomenai amphorası ve klazomenai amphoralarının omuzlarında yada boyunlarında görülen markalar.
 
Marka denebilecek bu tür işaretler M.ö. 5. ve 4. yüzyıllarda gelişmiş, üretimin yapıldığı merkez, üreticinin ve hangi yönetici döneminde yapıldığını belirleyen isimler ve resim şeklindeki armalar içermeye başlamıştır.
 
Bu tür ambalaj kaplarının M.ö. 6. yüzyılın ikinci yarısında hem Klazomenai'de hem de deniz aşırı ülkelerde çok sayıda ele geçmesi, dış ticarete yönelik bu atılımın bir kanıtıdır. Klazomenai, diğer İon kentleri ile birlikte Mısır'da Nil deltasında Naukratis adlı bir ticaret merkezinin (emporion) kuruluşuna, ayrıca Miletos ile birlikte Karadeniz'in tüm sahillerine yayılan İon kolonilerinin kuruluşlarına katılmıştır. Klazomenai işliklerindeki sürekli üretime yönelik teknolojik yenileştirme girişimlerine ve Klazomenaililerin ilişki içinde oldukları merkezlerde bol sayıda ele geçen Klazomenai'ye özgü depo amphoralarına bakıldığında, Klazomenai'nin M.ö. 6. yüzyılın 2. yarısında zeytinyağı üretiminde ve dış satışında o günkü dünya içinde önemli bir konuma ulaştığı anlaşılmaktadır.
 
Kaynaklar
 
 

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.