Ülkemizde Zeytin Hasadı Başladı. Kral Sofralarına Layık Üretim için Neler Yaşandı?

*Bu yazının yazılmasında, Aydın/Köşk/Dalama/Kuloğulları’nda, 23 Ekim 2015 tarihinde yörenin “örnek zeytin bahçesi ve zeytinyağı işleme tesisleri”nden birinde yapılan Zeytin Hasat Şenliği’nde, “Zeytinyağı Tadım Semineri”ndeki konuşmasında bize ilham veren Dr. Gino Celletti’ye çok teşekkür ederiz. Dr. Celletti seminerinin giriş konuşmasında, İtalya’da yapılan zeytinyağı kalite yarışmasında dereceye giren bir zeytinyağının “Türk Zeytinyağı” hatta “Memecik” zeytin çeşidi olmasının kendisini ve başkanlığını yaptığı tadım panelini çok şaşırttığını itiraf etti. Çünkü bu kez, yıllardır görev yaptığı ulusal ve uluslararası bir çok tadım panelinde bilinenin aksine bir durumla karşılaşmışlardı. Evet, bir Türk zeytin çeşidi ve onun zeytinyağı, kaliteli üretilerek yarışmaya girmeyi başarmış HATTA bir de ödül almıştı…*
Aslında yukarıda bahsolunan övgüleri HAKEDENLER ve bu BAŞARININ sahipleri, bu işe gönül veren, bilgide sınır tanımayan, araziden ve LABORATUARDAN çıkmayan, ömürlerini zeytincilik araştırmalarına ayıran bir elin parmakları kadar az sayıdaki akademisyen, araştırmacı ile bu bilgilerden istifade etme kabiliyetine sahip zeytin ve zeytinyağı üreticileridir. Önemli olan bu başarı hikayelerinin artması ve akademik çevrelerde de konuşulur hale gelmesidir. İşte bu yazıyla, zeytine aynı onun ömrü gibi uzun yıllardan bu yana emek, gönül ve yürek veren bizler, ülkemizdeki son gelişmeleri doğru bilgilerle, dilimiz döndüğünce ve aklımıza erdiğince okuyucularla paylaşalım dedik.
 
Herkesin bildiği gibi zeytin ağacı çok yıllık ve uzun ömürlü bir meyve ağacıdır. Zeytin ağacının harika gövdesini, yılın on iki ayı dökülmeyen yapraklarını yada meyvesini tanımlamak elbette çok kolay değil. İşin duygu boyutunu bir yazar, şair, tarihçi, arkeolog, felsefeci, ressam, heykeltıraş, müzisyen ya da fotoğraf sanatçısı gibi dile getirmek ise hiç ama hiç kolay değil. Zaten bize düşen görev bunları değil bazı teknik gelişmeleri sizlerle paylaşmak.
 
Muhteşem bir ağaç olan zeytin ağacından bahsetmek… Meyveleri sizin nasıl değerlendireceğinize göre Ekim ayından Şubat ayına dek toplanabilir. Biz tüketenler için tek kusuru meyvelerini ağaçtan kopardıktan sonra doğrudan (hurma zeytin dışında) tüketememektir. Bizler için diğer meyveler gibi koparıldıktan sonra yiyememek hafiften iç burkutucu olsa da zeytin, bu özelliğini bize sofralık zeytin ve zeytinyağı sanayine hammadde sağlayarak hemen unutturuverir. Hasadın sonrasında danelerin bir kısmı salamuraya konulmakta ve biz Türkler'in olmazsa olmazı kahvaltı sofralarımızda hazır olmak üzere tatlanmayı beklemektedir. Diğer bir kısmı zeytini yağa işleyen fabrikalara giderek, mis gibi yeşil zeytin yaprağı kokan, damağımızda burukluk ve genzimizde yakıcılık veren o muhteşem zeytinyağına dönüşür.
İşte “zeytin” bu topraklarda binlerce yıldır toplanır, işlenir, işlenmesine de biz insanlar onun önemini daha fazla anladıkça neler yaparız? Daha önemlisi biz ülkemizde neler yapıyoruz?

2003 yılı Ekim ayında Çiğli/İzmir’de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (TEAE) tarafından düzenlenen ulusal bir zeytincilik sempozyumunda sorduğumuz sorunun: “Zeytinin sahibi kim?” “Herkes ama hiç kimse” cevabı malesef henüz değişmiş değil. Zeytincilikle ilgili iki temel sorunlar:
  1. Kurumsal yapı
  2. AR-GE

sorunları hâlen devam ediyor. Peki değişen bir şeyler yok mu? Elbette var.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın değişen tarım politikaları sonucu zeytin ağaç sayısı arttı. Zeytin ağacının turizm ve enerji sektörleri ile yapmakta olduğu -tango- devam etmesine rağmen sertifikalı dikimlere devam edilmekte. Ağaç sayısındaki bu artış aynı oranda üretimi artırdı mı? Ürettiğimiz bize yeter mi? Miktar olarak olmasa da, üretimde kalitenin arttığını ifade etmek mümkün. Ama yeterli mi? Elbette hayır. Bu konuda güzel örnekler çok. Tüketici bilinçlendikçe daha da iyi olacak. Geçen yüzyılda “her arz kendi talebini yaratır” diyen say kanununa inat bu yüzyılda “doğru talep, kaliteli arzı” teşvik ediyor. Sağlıklı ve uzun yaşamak isteyen insanlar “kaliteli (sağlık bileşeni korunmuş) zeytinyağı” tüketmek istiyor. Artık bilgiye ulaşmak eskiye göre kolay, bir de tüketici bilinçli olup doğru bilgiye ulaşınca kaliteli ürün talebi artmaya devam ediyor.
 
Ülkemizde 1990’lı yılların başlarında başlamasına rağmen uzun bir sure unutturulan, zeytinyağının sadece fiziksel, kimyasal değil duyusal analizinin de önemli olduğu ve kaliteli üretim için gerekliliğinin hatırlanması, uzun soluklu eğitimler yapılarak “tadım panelleri”nin oluşturulması… Her türlü gayret ve eğitime rağmen zeytinyağının diğer bitkisel yağlarla ikame edilmesi gafleti ya da taklit ve tağşiş azalsa da hala bu sorunlar devam ediyor.
Zeytinyağı ve sofralık zeytin daha önceleri sadece yerel pazarlar, bölge bayilikleri, kooperatif satış mağazaları ve marketlerde tüketici ile buluşur iken, artık birçok ilde zeytinyağı ve zeytin ürünleri satan butik dükkanlar açılmaya devam ediyor. Zeytinin anavatanında artık hasat şenliklerle kutlanır oldu, binlerce yıl öncesindeki gibi... Hatta şenlikler geleneksel hale getirildi. Zeytini hatırlatan ve yaşatan her oluşum ve yapı tanıtım günleri, fuarlar, panayırlar atölyeler, anaokulu ve ilköğretim öğrencilerine eğitim, devlet ve sivil toplum kurum ve kuruluşları (STK), odalar, borsalar, birlikler, vb. tarafından sahipleniyor. Açık hava kültür ve kapalı mekân zeytincilik müzeleri açılmaya başlanıldı. Zeytin üretiminin çok olduğu illerde zeytin temâlı belediye otobüsleri kullanılmaya başlanıldı.
 
AR-GE çalışmaları: TÜBİTAK, SANTEZ, GTHB, KOSGEB, STK, kalkınma ajansları zeytincilik konularında (yetiştirme, genetik, kalite, pazarlama, inovasyon, artık değerlendirme, girişimcilik vb.) fonları sağlamaya başladılar. Ayrıca üniversitelerin ziraat fakülteleri (bahçe bitkileri, tarım ekonomisi, biyosistem bölümleri, vb.), mühendislik fakültesi (gıda, makina, endüstri mühendisliği bölümleri, vb.), fen-edebiyat fakülteleri (biyoloji, kimya, tarih, coğrafya bölümleri, vb.), iktisat ve işletme fakültelerinin pazarlama bölümlerinde ki, bunlar hem bölgesel hem de uluslararası tanınırlığı olan üniversiteler olup, yüksek lisans ve doktora tez projeleri yapılmaya başlanıldı.
AKLIMIZA GELENLER KADARIYLA GÜZEL OLANLARA VERİLEN EMEKLERE ve EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜRLER… Eksikleri tamamlamak için çalışmaya devam! Yanlışları düzeltmek için ise geç değil.
 
Görseller:
  1. http://bit.ly/1jtmKpI
  2. http://bit.ly/21ow2Wd
  3. http://bit.ly/1Iv4Fhw
  4. http://bit.ly/1l21OHY

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

meral çözen - 28.12.2015 15:54
zeytinyagı sıkımında kullanılan,continu(yanlış yazmış olabilirim) sistem denen hasan usta markasıyla gördügüm,sıcak sıkım mı,soguk sıkkım mı oldugunu anlayamadıgım konu hakkında bilginiz var mı acaba?