ÇİFTÇİNİN YOL ARKADAŞI TRAKTÖR

Kuş cıvıltıları, rüzgâr uğultusu ve uzaklardan gelen boğuk traktör sesi ile bölünen bir köy sessizliğinde süren çiftçiliğin sezonluk hikâyeleri vardır. Her yeni mevsim, yeni bir hasat hazırlığı ve toprağa düşen ilk meyve ile elması kızaran emek demektir. Sürekli hazırlıkla geçen ve adeta yaşam temposu hiç düşmeyen çiftlik serüveni keyifli olduğu kadar meşakkatlidir de.  
Sabah gün ağarırken başlayan hızlı tempo ancak gece çökerken yavaşlar ki bir sonraki güne hazır olsun tüm aile. Çiftçi aileleri bilindiği üzere kalabalık olur. Çoluk çocuk, kapıdaki sevimli koruma karabaşı, ahırdaki hazine ve elbette kocaman tekerlekler üzerinde çiftliğin babayiğit delikanlısı, çiftçinin yol arkadaşı traktör… Bir çiftliğin alın teri ile yazdığı keyifli ve bereketli çiftlik hikâyelerinde 1900’lerden itibaren traktöre de yer verilir. Çünkü traktör, bir çiftlik için taşıma aracı, toprağı süren işçi ve emeğin somut simgesidir. Zamanını verimli kullanıp yorulmadan çalışan traktör, çiftçiyi doğa şartları ve toprağın direncine karşı da korur. İşte bu nedenledir ki tek dayanağı ve sermayesi emeği ile işlediği tarlası olan çiftçiler için traktörleri her hangi bir motorlu taşıt aracından biraz daha fazla anlamlıdır.
 
Bugün bir çiftlik hayal ederken, akşam çökmesine karşın ön bahçede eşelenmeye doyamamış tavuklar, günün yorgunluğu üzerine çökmüş tek katlı bir dam içinde bir aile ve kapıda genellikle de üstü kapalı bir yerde mavi ya da kırmızı renkte bir traktör tasviri gelir aklıma. Benim de çocukluğumda çok korkarak bindiğim Halloş Dede’nin traktörü ile olan iletişimi, motor sesinde gizli emek alışverişi bu tasvirin içinde bir yerdedir.
Tarımsal kalkınmamızın da en önemli emekçilerinden biridir hiç kuşkusuz traktörler. Bugün kalabalık şehirlerin marketlerinde bol çeşitle bize sunulan toprak bereketinin seri üretiminde traktör kullanımının önemi yadsınamaz. Traktörlerin güçlü motor sesi ile gün doğmadan başlayan üretim telaşı, daha kısa sürede daha fazla iş gücünü insan emeğine dayandırmadan sürdürmektedir. Böylece günümüzde birim alandan yetiştirilen birim ürün makinesiz tarım dönemine göre katlanarak artmış, insanların daha fazla besin grubuna daha kolay ulaşmaları sağlanmıştır.
 
Tarımda makineleşmede ise traktörün keşfi adeta bir dönüm noktası olmuştur. 1800’lerin sonlarında başlayan traktör üretimi ile çiftliklerde hayvan ve insan gücüne dayalı tarım giderek azalmış, üretim ise artarak çok daha fazla nüfusu çok daha etkin bir biçimde besler olmuştur. Bugün her ne kadar gündem hep insanlığın kötü beslendiği fikrine odaklanıyorsa da, pek çok analitik araştırma aslında insanlık tarihi boyunca bireylerin en fazla besine en fazla çeşitle ve en ucuz biçimde ulaştığı dönemde yaşadığımızı gösteriyor. Bu durum ancak, kitlesel savaşların azalması, küreselleşmenin başlaması ve makineli tarımın uygulanması ile açıklanabilir.
Toprağa düşen alın terine dayanan tarımsal üretime sanayinin serin dokunuşunu çiftçilere hediye eden kişi ise 1892 yılında içten yanmalı motorla çalışan ilk traktörü geliştiren J. Froehlich’tir. Bilim tarihine geçmiş olan Froehlich, buluşu ile tarımsal kalkınmanın da öncülerinden biri olmuştur. Bugün kitle savaşlarının ardından beklenmedik bir hızla artan nüfusun kıtlık gibi şiddetli sonuçları ile henüz karşılaşmamışsak bunun temelinde tarımda makineleşme, yani traktör kullanımı yatar.
 
 Soframıza bereketi taşıyan çiftlik delikanlıları traktörlere ve onları emekleri ile işleyen çiftçilere teşekkürler.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Nannu - 03.03.2014 10:10
Guzel akıcı ve ilginc bir sekilde içinde bir parca kendimi buldugum makale.. Elinize sağlık.