Bağda Yaz Dönemi Hastalıkları ve Zararlıları

Bağ alanı ve üretim miktarı açısından Ege Bölgesi'nden sonra ülkemizin ikinci önemli bölgesi Akdeniz Bölgesi'dir. Daha sonra Güneydoğu Anadolu Bölgesi gelmektedir. En az üzüm yetiştirilen bölgeler ise Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgeleri'dir. Pamuk gibi alternatif ürünlere nispeten çekirdeksiz kuru üzümde yüksek fiyat politikasının uygulanması üretimde ciddi artışlara neden olmuştur. Üretimdeki artış, önemli ölçüde bağ sahalarının genişlemesiyle oluşmuştur. 2002 yılında 794 bin dekar civarında olan üretim alanı sürekli artarak, 2015 yılında yaklaşık 206 bin dekarlık bir artışla 1000 bin dekarın üzerine çıkmıştır (Anonim, 2016). Üretim miktarları artıkça üretimde hem doğa hem de insan kaynaklı sorunlar yaşanılmaktadır.

Bu yıl bağ sezonu küresel ısınmanın bir sonucu olan iklimsel değişikliklerin etkisi altında zorlu geçmektedir. Bağlar şubat ayı içerisinde yaşanılan mevsim normalleri üzerindeki sıcaklıkların etkisi ile erken uyanmıştır, ilkbahar geç donları, dolu, şiddetli yağışlar ve mevsim normalleri üzerinde gerçekleşen aşırı sıcaklıklar verime olumsuz yönde etki etmiştir.  Bağın verimini olumsuz yönde etkileyen faktörler bununla da sınırlı kalmamaktadır. Bağın kimi önemli hastalık ve zararlıları da bulunmaktadır. Bunlarla doğru zamanda, doğru mücadele şekli ile doğru teşhis yapılmadığı takdirde bağ veriminde  %60 ve hatta %100’lere varan ölçülerde kayıplar yaşanabilmektedir (Turabi, 2007). Bir önceki yazım olan "Bağlarda Görülen Ana Fungal Hastalıklar ve Mücadele Programı"nda bağın önemli ana hastalıklarından bahsetmiştim. Bu yazımda daha çok sezon ortasında ve hasatta yakın dönemde gözlemlenebilen, mücadelesi sırasında yapılan yanlışlıklar sonucu kalıntı problemine neden olan hastalık ve zararlılar incelenecektir.

Bağda önemli zararlara neden olan ana hastalıkları ölükol, bağ mildiyösü ve bağ küllemesi olarak sıralamak gerekir. Bağ sezonun içerisinde yaz aylarında belirtilerini en iyi görebildiğimiz kav, kangren ve siyah bacak olarak anılan fungal gövde hastalıkları ile hasatta yakın dönemde daha etkili olan kurşuni küf hastalığı bağ alanları için önemli iki sorundur.

Fungal gövde hastalıkları Apelasyon dergisinin ilk sayılarında Yrd. Doç. Dr. D. Soner AKGÜL tarafından "Asmalarda Fungal Gövde Hastalıkları" isimli makalede ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Bu hastalık içerisinde yer alan siyah bacak hastalığı belirtileri son günlerde artan sıcaklıkların etkisi ile yeni tesis edilmiş bağlarda daha sık gözlemlenmeye başlamış ve üreticilerden gelen şikâyetlerde artış olmuştur.
 
Siyah Bacak Hastalığı (Black Foot Disease)
 
Dünyadaki tüm üzüm üretim bölgelerinde yaygın olarak bulunduğu, son yıllarda genç bağlarda hastalık oranının önemli oranda artış gösterdiği ve geriye doğru ölümlere neden olduğu bildirilmiştir (Petit and Gubler 2005; Eskalen et al., 2007).
 
Hastalık İtalya, Kaliforniya, Portekiz, Güney Afrika, Yeni Zelanda, Avustralya, Şili ve İspanya gibi belli başlı bağ bölgeleri ile Lübnan, İran, Uruguay ve Kanada gibi daha az tanınan bağ bölgelerinde de tanımlanmıştır. Siyah bacak hastalığı etmenlerinden Cylindrocarpon macrodidymum (Özben ve ark., 2012), Campylocarpon fasciculare (Akgül ve ark., 2014) ile genç bağlardan izole edilmiş Ilyonectria liriodendri yakın zamanda ülkemizden rapor edilmiş ve tanılanmıştır (Savaş ve ark., 2015).

Hastalığın ana bulaşma yollu üretim materyali, bulaşık topraktır. Özellikle hastalıkla bulaşık olan anaçlar hastalığın önemli yayılma yollarından birisidir. Sağlıklı olan üretim materyallerine üretim işlemleri sırasında da hastalık bulaşabilir ve hastalanan fidanlarla taşınabilir. Bulaşık olan fidanlık ve anaçlık toprağının hastalığın yayılmasında etkili olduğu, hatta fidan üretimi sırasında kalem ya da anaç üzerinde oluşan yaralarla temas haline geçen bulaşık toprağın hastalık oluşumunda etkili olduğu da saptanmıştır (Hallen et al., 2004; Úrbez-Torres et al., 2009). Anaçların taç kısmında ya da kökler üzerinde oluşacak yaralar ve doğal açıklıklar yoluyla siyah bacak hastalığı bulaşmaktadır.

Siyah bacak hastalığı, 8 yaşın altındaki genç bağları etkilemekte, hastalığın belirtileri yan kök ve kökün hacminde azalma ile birlikte içe çökmüş (odun dokuya batık) kahverengi lekeler görülebilmektedir. Ana kök ve yan köklerde J şeklinde kıvrılma,  Asmaların toprak üstünde kalan kısımlarında hastalığın belirtileri ise ilkbaharda gözlerin geç uyanması, zayıf gelişme ve sürgünlerde durgunluk ile birlikte boğum arası uzunluğun kısalması, yapraklarda sararmalar ve ileri aşamada geriye doğru ölüm olarak görülmektedir (Şekil 1).
   
Şekil 1. Siyah Bacak hastalığı belirtileri
 
Bu tür asmalar ya gelişme sezonu boyunca ya da kışı takip eden sürede kuruyarak ölmektedir (Alániz et al., 2007; Halleen et al., 2006). Siyah karabacak hastalığı fungusları, genellikle diğer gövde hastalığı etmenleri ile birlikte bulunabilmektedir ve belirtilerin şiddetli görülmesine neden olmaktadırlar. Siyah bacak hastalığı etmenleri zor koşullara dayanıklı yapılar ürettikleri için uzun süre toprakta canlı kalabilen toprak patojenidirler (Bleach et al., 2013).

Siyah bacak hastalığının maalesef ilaçlı mücadelesi bulunmamaktadır. Hastalıkla mücadelede kültürel işlemlere önem vermek ve asmaları sağlıklı yetiştirmek çok önemlidir. Fidanlıklarda ve yeni tesis edilen bağlarda;çevresel faktörler, besin maddesi yetersizliği, zayıf drenaj, toprak sıkışması, yanlış dikim, toprak işleme sıklığı ve genç asmalarda fazla ürün yükü gibi stres koşulları hastalığın gelişiminde, ilerlemesinde etkili faktörlerdir. Hastalığın belirtisi özellikle sıcaklıkların arttığı yaz aylarında gözlemlenmektedir. Hastalıktan korunabilmek için koruyucu önlemler alınmalıdır.
  • Fidanlıklarda aşılama öncesi kalem ve çeliklere sıcak su uygulaması yapılması,
  • Aşılma öncesi kalem ve çeliklerin su emdirildiği hidratasyon tanklarında fungisit uygulamalarının yapılması,
  • Fidanlılarda biyolojik mücadele ajanları, Trichoderma spp.  ve ya Mikorhiza uygulamalarının gerçekleştirilmesi,
  • Yeni tesis edilecek bağlarda sertifikalı fidan kullanılması,
  • Bulaşık olduğu bilinen bağlardan kalem alınmaması,
  • Budama aletleri her asmada bir mutlaka çamaşır suyu ile dezenfekte edilmesi,
  • Budama yaralarının üzeri kapatılmalı ve çok erken budama yapılmaması.
  • Genç asmalarda gereğinden fazla ürün yükü bırakılmaması ve bakım işlemleri asmalar stresse girmeden zamanında yapılması
önemlidir.
 
Bağda Kurşuni Küf Hastalığı  (Botryis cinerea)
 
B. cinerea (teleomorph Botryotinia fuckeliana) sofralık ve şaraplık bağlarda önemli ürün ve kalite kayıplarına yol açmaktadır.  Salkım çürüklük etmeni olarak da anılmaktadır. Hastalığın belirtisini salkımlara ben düştükten sonra daha iyi görebilsek de her dönemde yani çiçek öncesi, ince koruk ve kapalı salkım dönemlerinde bile hastalık bağda bulunabilmektedir. Hastalık bağ içinde bulunabilse de her zaman hastalık belirtisi oluşturmamaktadır. Belirtiler konukçu ve çevre ile ilgili bazı koşulların sağlanmasından sonra ortaya çıkabilmektedir. Kurşuni küf ile sorunsuz bir savaşım yapabilmek için ilk bilinmesi gereken konu, hastalık etmenini tanımaktır. İkinci bilinmesi gereken ise, bu etmenlerin tanelere ya da salkımlara ne zaman bulaştığıdır.  Sürgünlerin uzamaya başladığı ilk andan itibaren faaliyete başlar ve tüm yeşil aksam üzerinde belirtiler gösterir.

Olgunlaşmış meyvelerin kabuğundaki büyüğünden küçüğüne her bir yara kurşuni küf etmeni için potansiyel giriş noktasıdır. B.cinerea, Aspergillus spp., Alternaria spp. ve Cladosporium spp.’ nin sıkışık salkımlı üzüm çeşitlerinde gelişen basınç sonucu meyve kopması ya da mekanik yaralar, şiddetli yağmur, dolu yaraları ve kuş yenikleri ile sonuçlanan yaralarda hızlıca gelişebilmektedirler. Salkım güvesi (Lobesia botrana) larvaları tarafından olgunlaşmış meyvelerde küçük giriş boşlukları oluşturmaktadır. Benzer bir şekilde, sezon başlangıcında thripsler ufak şekilde yaralayarak beslendiğinde büyüyen danelerde küçük çatlaklara neden olur, elastikiyetinin azaldığı meyve kabukları üzerinde korkunç sonuçlara sebep olabilir.  Külleme ve mildiyö gibi hastalıkların oluşturduğu yaralarda ya da nekrozlarda, saprofitik özelliği yüksek olan ve ölü dokularda hızla gelişebilen B. cinerea yoğunlaştığı bilinmektedir.

Olgunlaşmamış tanenin kabuk dokusunun unsurlarından olan suberin, stilbenler, glikolik asit ve tanin gibi antifungal maddeler tek başlarına veya kombinasyonlar halinde kurşuni küf gelişimini engellemektedir (Delen, 2008). Bu nedenle, gelişmekte olan meyvelerde fungus aktif değildir ve taneler gelişip olgunlaştıkça, antifungal maddeler de giderek azalmaya başlar, fungus da aktif hale geçip taneyi enfekte eder (Snowdon, 1990). Tanelerde önce 3–5 mm çapında yuvarlak pembemsi, kızıla yakın lekeler halinde görülür. Leke tane üzerinde homojen bir şekilde büyür ve büyüdükçe rengi de koyulaşır. Parmakla bastırıldığında hastalıklı kabuk etli kısmından kolayca ayrılır. İleri dönemde salkım ve taneler gri renkte bir küf tabakasıyla kaplanır. B. cinerea’ nın epidemik hal almasında, yağışlı hava koşullarının ve yüksek orantılı nemin etkisi büyüktür (Şekil 2).
  
Şekil 2. Kurşuni küf belirtileri

B. cinerea’nın erken dönemde oluşturduğu enfeksiyonlar, konukçu dayanıklılığı sayesinde baskılanmaktadır (Holz, 2000). Fakat olgunlaşma ile birlikte doğal savunma mekanizmasının azalması ve şeker miktarındaki artış sonucu, taneler hem patojene duyarlı hale gelmekte ve hem de çevre koşulları enfeksiyon için daha uygun olmaya başlamaktadır. Erken ortaya çıkan gizli enfeksiyonlar, olgunlaşma öncesi dönemde hem çiçekleri zararlandırmakta ve hem de bulaşma miktarını arttırarak hastalığın daha yoğun ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, bağda kurşuni küf hastalığı kimyasal mücadelesi bu yıl gerçekleştirilen zirai mücadele teknik talimatı ve standart ilaç deneme metodu toplantısında revize edilmiştir.

Hastalıkla mücadelede kültürel önlemlere özen gösterilmelidir. Bağlar özellikle hasata yakın dönemde fazla sulanmamalıdır, aşırı gübreleme ve hormon uygulamasından uzak durulmalıdır. Fungal hastalıklar (E. necator, P. viticola v.b gibi) ve böcek zararına (L. botrana, Thrips spp. v.b) karşı yapılacak etkili mücadele, hem bu hastalıkların yaralarını, hem de yaralarda yerleşebilecek çürüklük etmenlerinin gelişiminin önlemesi bakımından çok önemlidir. Asmalarda yeşil budama ve yaprak alma işlemleri aşırıya kaçamadan gerçekleştirilmelidir. Hasat çok geciktirilmemelidir. Kimyasal mücadelesi bölgeler bazında değerlendirilmiş ve Ege, Marmara ve Doğu Anadolu Bölgesi için ilaçlama zamanları aşağıda yer aldığı gibi düzenlenmiştir:
 
  1. İlaçlama: Çiçeklenmeden hemen önce,
  2. İlaçlama: Kapalı Salkım dönemi,
  3. Diğer İlaçlamalar:  Kullanılan ilacın etki süresi dikkate alınarak yapılmalıdır. Son ilaçlama ile hasat arasında geçen süreye dikkat edilmelidir.

Kaynaklar:
  1. Alániz, S., León, M., Vicent, A., García-Jiménez, J., Abad-Campos, P., and Armengol, J. 2007. Characterization of Cylindrocarpon species associated with black foot disease of grapevines in Spain. Plant Dis. 91:1187-1193.
  2. Anonim, 2016. 2015 Yılı Çekirdeksiz Kuru Üzüm Raporu. (Erişim Tarihi: 6.06.2016), http://bit.ly/294Tx1h
  3. D. S. Akgül, N. G. Savaş, S. Önder, S. Özben and S. Kaymak, 2014. First Report of Campylocarpon fasciculare Causing Black Foot Disease of Grapevine in Turkey. Plant Disease, Semptember, 2014, 98:9,  p.1277. Disease Notes.
  4. Delen, N., 2008. Fungisitler.1. Basım, Nobel  Yayın, Ankara, s. 118-136.
  5. Eskalen, A., S. Rooney-Latham, and W.D. Gubler. 2007. Protection of Grapevine Pruning Wounds against Esca and Young Esca Pathogens. Phytopathology. 97: 33.
  6. Halleen, F., Schroers, H. J., Groenewald, J. Z., and Crous, P. W. 2004. Novel species of Cylindrocarpon (Neonectria) and Campylocarpon gen. nov. associated with black foot disease of grapevines (Vitis spp.). Stud. Mycol. 50:431-455.
  7. Halleen, F., Fourie, P. H., and Crous, W. C. 2006. A review of black foot disease of grapevines. Phytopathol. Mediterr. 45:S55-S67.
  8. Holz, G., 2000. Infections pathways of Botrytis cinerea on grape bunches, XII. International Botrytis Symposium, 48. July 3-7, Reims-France.
  9. Özben, S. Demirci, F., Değirmenci, K. and Uzunok, S. 2012. First Report of Cylindrocarpon macrodidymum Associated with Esca and Petri Disease of Grapevine in Turkey. Plant Disease. 96:5, p. 762.
  10. Petit, E., and Gubler, W. D. 2005. Characterization of Cylindrocarpon species, the cause of black foot disease of grapevines in California. Plant Dis. 89:1051-1059.
  11. Savaş Güngör, N., Akgül, D. S., Albaz, E. 2015. First Report of Ilyonectria liriodendri Associated with Black Foot Disease of Grapevine in Turkey. Plant Disease.  99:12, p.1855.
  12. Snowdon, A., 1990, A colour atlas of post-harvest diseases & disorder of fruits & vegetables. Volume 1, General Introduction & Fruits, Wolfe Scientific, 302.
  13. Turabi, M. S., 2007. Bitki Koruma Ürünlerinin Ruhsatlandırılması. Tarım İlaçları Kongre ve Sergisi Bildirileri, 25-26 Ekim 2007, Ankara, 50-61.
  14. Úrbez-Torres, J. R., Adams, P., Kamas, J., and Gubler, W. D. 2009. Identification, incidence, and pathogenicity of fungal species associated with grapevine dieback in Texas. Am. J. Enol. Vitic. 60:497-507.
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.