Tarımda İnovasyon

Tarım ürünlerinin yetiştirilmesi, taşınması, depolanması, çok sayıda yiyeceğe dönüştürülmesi, hammadde yapılması, pazarlanma ve sunum sistemini de kapsayacak yeni fikir ve metotlarla katma değer yaratan ürün ve hizmetlerin tamamını “Tarımda İnovasyon” olarak tanımladım.
 
"Tarımda İnovasyon"u yaratmanın en kolay yolu daha çok “Butik/Yerel Tarımsal Faaliyet Alanları” diyebiliriz. Bu işletmelerde inovasyon oluşturmak ve uygulamaya koymak daha kolaydır. Butik/Yerel tarımsal oluşumlardan istenilen değer elde edilmesi durumunda uygulamayı revize etmek ve yenilemek her zaman mümkündür.
Tarımsal faaliyetin en büyük girdisi aslında “insan”dır. Bu konunun altının çok iyi çizilmesi gerekmektedir. Türkiye nüfusunun yaklaşık %25’i bir şekilde uzaktan/yakından tarımla ilgilidir. Bu, Türkiye nüfusu açısından çok önemlidir. Bu tarım grubunun eğitilmesi, farklı üretim sistemlerine cesaretlendirilmesi, gelirinin artırılması ve mutlu insanlar olmasını bir ziraat mühendisi olarak çok önemsiyorum. Yaşamını tarıma adamış kişilere katkı sağlamak adına gördüklerimi ve öğrendiklerimi "Tarımda inovasyon" adı altında yazmak istedim.  Bu yazımda akademik bir dil kullanmayacağım, farklı inovasyon yarışmalarına katılmam nedeniyle daha çok tarla, doğa, köy, işletme ve seyahatlerde gördüklerim üzerinden “Tarımda İnovasyon”u doğaçlama yazdım.
 
Bugün, Antalya turizm ve tarımın kalbi sayılır. Çalıştığım kuruma (DSİ-Antalya) farklı üniversitelerin ziraat fakültelerinden öğrencilerimiz staja gelmektedir. Bu arkadaşlarımız bir dönem bizlerle beraber olurlar. Tarım ve üretim adına güzel bilgiler paylaşırız kendileriyle. Gelen öğrencilerimize bir kaç mini sorum olur. Stajyer öğrencilere hiç seraya girip girmediklerini, sebze-meyve hali görüp görmediklerini ve her hangi bir tarım fuarına katılıp katılmadıklarını sorarım çoğu zaman. Aldığım cevapların tarımda neden yükselemediğimiz ile çok uyumlu olduğunu tespit ettim. Tarımsal faaliyetin en büyük girdisinin “insan” olduğunu düşünenlerdenim. Tarım uygulamalı bir eğitimdir deyip öğrencilerimizi üretimlerimizin içine daha çok koymalıyız.  Bizim tek düze yaptığımız pek çok tarımsal işlemleri öğrencilerimize gösterip, bu alanda yeni fikirlerle tarım yapma motivasyonu aşılamalıyız.
 
Toroslar'da bir etüt çalışması yaparken bir çiftçi ile karşılaştım, ne iş yaptığını öğrenmek istedim, hayvancılık yaptığını söyledi. Etrafta hiç bir ahır ve hayvan yetiştirmeye yönelik bir tesis göremediğimi söyledim. Hikâyesi beni çok etkiledi.
Hikâyesi; “Günümüzde hayvanları evcilleştiriyoruz, ben ise onları yabanileştirdim. 400 tane keçim var, onlara dağda bir bölgede konaklamayı öğrettim. Ardından dağdaki ahırı da yok ettim. Haftada iki gün onlara su götürüyorum, keçilerin bulunduğu meydana gelince 6-7 defa güçlü ıslık çalıyorum, hepsi vadilerden koşarak toplanıyorlar. Hayvanların su teknelerine sularını dolduruyorum ve kabaca hayvan sayımını yapıyorum. Su ve ıslık bizim buluşmamızı sağlıyor, hiç birisinden süt almıyorum, sütleri yavrularına kalıyor, benim işim yetiştiricilik üzerine, gelişenleri belli dönemlerde alıp, pazarlıyorum” dedi. Kışın dedim anlatmaya devam etti. “Keçilerin beni unutmaması ve bağımlılığının devam etmesi için de kışın su yerine daha çok yem ve kuru yonca veririm” dedi. Bu çiftçiden kendime göre bir ders aldım, inovasyonu yaşam ortamına göre oluşturmuş ve bir şekilde kurmuş.
 
Anadolu tam bir meyve bahçesidir. Meyve çeşitliliği 200’ün üzerinde olmasına karşılık, en yaygın ticaretin, taze/kuru meyve ve meyve suyu şeklinden daha öteye ulaşamadığı gözüküyor. Anadolu’nun meyve tatları farklı yiyeceklerle harmanlanarak buluşturularak yeni doğal lezzetlerin elde edilmesi gerekliliktir. Bu lezzetlerin elde edilmesi yolu da çok eski yıllarda yapılmış daha sonra zahmetleri nedeni ile bırakılmış ve unutulmuş yerel üretimlerdir.
 
Elazığ’a eşimin ailesi ziyarete gitmiştim. Egeli olduğumu, ailemin bağcılıkla uğraştığını söyledim. Yaşlı bir kadın “Üzümden ne yaparsınız?” dedi. Yaş ve kuru olarak satarız bazen de pekmez yaparız dedim. “Hepsi bu mudur?” dedi. Ben de "Eveté dedim. Kadın “O üzümün şırasını bana verin, ben onla neler yaparım” dedi. Güngörmüş kadının gözleri bana siz hiç bir şey yapmıyorsunuz der gibiydi. 
 
Anadolu, doğal ve aromatik bitkiler yönüyle zengin çeşitliliğe sahip ilginç bir bahçedir. Bu bitkileri sağlık alanında kullanan ülke Japonya ve Almanya, kozmetik alanında kullanan ülke ise Fransa’dır. Bazı ülkelerde organik üretimlerde suni tarım ilaçları yerine bu bitkilerden doğal ilaçlar yapma yönünde Ar-Ge çalışmalarına başlanmıştır. Korkarım ki patentlenme çalışması tamamlandığında doğal bu ilaçları yakın zaman diliminde raflarımızda sadece satıcı konumunda olacağız. Meslekte yeni olan ziraat mühendislerinin bu özellikte Ar-Ge çalışmalarında yer almalarına dikkat çekmek istiyorum.
Manisa İli Akhisar İlçesi’nde yaşayan Okan Bakır ilginç bir tavuk çiftliği kuruyor. Uzun yıllar yurtdışı inşaat şirketlerinde çalışarak elde ettiği deneyimlerle tavukları tutsak etmeden yarı kontrollü bir çiftlik kuruyor. Bu çiftlikle birlikte başlangıçta büyük sıkıntılarda çekiyor. Nedeni ise tarımsal üretim çıktılarının sınıf tanımlama sisteminin açık kurulmaması ve üretilen her yumurtaya aynı fiyatın verilmek istenmesi olarak eklemekte. Bugün çiftlik çalışır durumda, fotoğraflarda çiftlik hakkında her şeyi anlatıyor.
 
Tarımda inovasyona yer açılması gereken en önemli kapılardan birisi de ekmektir.  Seyahatlerimde en çok farklı özelliklerde oluşturulmuş ekmekler ilgimi çeker.
 
Buğday (Triticum aestivum) 35 adettin üstünde antioksidan bulunduran, güçlü ve dengeli bir tohumdur. Buğdayın bu özelliklerine karşılık, son yıllarda ekmeğin oluşturulma şekli, ekmeği kilo alıcı ve bağışıklığı koruma özelliği zayıflatılmış gıda olarak imal edilmektedir. Hamurun mayalanarak dinlendirilmesi hamuru ekşitir, kabartır ve canlandırır. Hamurun canlılığı ekmeği güçlü ve lezzetli yapar. Alman fırıncılar ekmek hamurunun hazırlanmasından pişirilmesine kadar, ekmek yapımına ilginç oluşumlar ekleyerek farklı lezzette besleyiciliği yüksek ekmekler yapabilmektedirler. Ekmeğin içine koyabileceğimiz farklı meyvelerle ilginç lezzetler oluşturmamız mümkündür. Ekmek bir fabrikadan çok yerel üretilmesi gereken yiyeceklerin başında gelmektedir. Bugün inovasyona en açık ürün grubundandır. 
 
 
Tarımda inovasyonun iyi işlediği ürünlerin başında zeytin gelmektedir. Zeytinyağı kimyası ile ilginç bir sıvıdır. Zeytinyağı, sofrasına girdiği kralları, kraliçeleri, yöneticileri, şövalyeleri, askerleri sağlıklı yaşatmıştır. Bunun en güzel örneği Akdeniz çanağında yer alan kişilerin daha az sağlık sorunu ile karşılaşmaları ve sağlıklı uzun ömür yaşamalarıdır. Türkiye’de farklı özelliklerde zeytinyağı elde etme ve sunum farkındalığını ilk oluşturan kurum TARİŞ’tir. TARİŞ, Zeytinyağı şişelerini özel tasarlayıp, her tasarımı ilginç tatlarla sunarak, pek çok kişinin dikkatini çekebilmeyi başarmıştır. Zeytinyağına yaşamınızda daha çok yer verin derim. Türkiye’de kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi yaklaşık 2 litre, Yunanistan’da kişi başına yıllık yaklaşık 21 litre, İtalya’da 12 litredir. O, altın sıvı sağlığın her zaman etkin bir doğal iksiridir. Zeytinyağının elde edilmesinin yerel olması, sunum şeklinin butik olması durumunda özel tatlarla daha çok karşılaşacağız. 
Tarımda inovasyona gereksinimi olan ürünlerden birisi de peynirdir. Marketlerden aldığımız peynirlerin hemen hemen tamamı benzer yapılardadır. Farklı yörelerden toplanan sütler büyük tanklarda mayalanmakta ve tek düze tatlar ile sunumları yapılmaktadır. Sırt çantam ile yaptığım Hollanda seyahatinde gökkuşağı gibi renk renk albenisi olan peynirlerden bolca tatma fırsatım oldu. Hollandalılar peynirleri renklendirmişler, nesilden nesille mayalamada elde ettikleri mini sırları peynirlerine koymuşlar. En önemli özellikleri peynir elde etmeyi çok ciddiye almaları, emek vermeleri, peynirin tanıtımı ve sunumu için tıpkı bir tiyatro sahnesi gibi kişilerin localara alınarak peynir gösterinin yapılmasına şahit oldum. Bir peynirin bir elmas kadar özel sunulabileceğini öğrendim. Hollanda tarımı özel bir büyüteç altına alınmalıdır. Çok özel bir ikliminin olmamasına rağmen sınırlı bir toprak alanına sahip bir ülkenin Avrupa’da tarımdan yüksek gelir elde etmesine şaşırdım. Avrupa’da bazı peynirlerin (Mont D’or, Mimolette, Rokfor, Edam, Salers) aroma alması için özel ağaç kabuk ve renkleri, mayalama mağaralarının kullanıldıklarını öğrendim. Yüzlerce peynir çeşidinin üretildiği ve pazar bulduğu bu alanda ülkemize özel peynirler oluşturmamız ve üretmemiz gerekiyor. Bu yönüyle peynir inovasyona en açık alan olan olarak gözüküyor.
 
 
Tarımda inovasyon oluşumu için sadece hammadde sağlamak yönündeki üretimden, değer yaratılmış ürün fazına geçmeliyiz. Bugün çikolatanın ham maddesi “kakao” Afrika’da yetişmesine karşılık en iyi çikolatalar Teuscher (İsviçre), Vosges (ABD), Valrhona (Fransa), Puccini Bomboni (Hollanda), Godiva (Belçika -2007 yılı sonunda Ülker’in bünyesine katılmıştır.) markaları farklı ülkelerde yaratılmışlardır.
 
Dünyada inovasyon destekli ilginç tarımsal üretim ve denemeler vardır. Yerel, organik, kapalı dikey çiftliklerden ledlerle aydınlanmış seralara kadar uzayan farklı özelliklerde uygulamalara rastlamak mümkündür. Bazı uygulamalar komik gibi gözükmesine karşılık, her deneyimin inovasyosyonu oluşturmada yeni tarım şekillerine esin kaynağı olma ve çok önemli tarım uygulamaları bu kuluçka fikirlerden doğmaktadır.
 
İnovasyon düşüncesinin ana çizgisi tarım ürünün besleyici ve doğal yapısını koruyarak ve artırarak nasıl geliştirmeliyiz sorusu sanırım en doğru sorgu şeklidir. Tarımda kimyasal ağır ilaçlar yerine doğal ve biyolojik mücadele sistemlerini çiftliklerimize davet etmeliyiz. Kimyasal gübrelerin yerine kompost ve vermikompost  gübrelerin yapımını öğrenip, bitkisel üretimde çevre dostu ürün besleme girdilerine yer açmalıyız (*). Her üretim için monokültür  ve konvansiyonel iyetiştiricilik yerine yaratıcı küçük değişimlerle denemeler yapmalıyız. Elde ettiğimiz inovasyonları daha sonra genelleştirerek tarıma tümden entegre etmekte yarar vardır.
 
Kaynaklar:
  1. http://bit.ly/2bQnww1
  2. http://bit.ly/1cySZt2
  3. http://bit.ly/1eNjEXK
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Dr.Ayşe Bulur - 09.10.2016 22:44
Çok gzel bir yazı olmuş, tebrikler.
İsmail Uğural - 07.09.2016 10:55
Çok güzel bir yazı olmuş.. Çok beğendim. Yalnız Antalya için tarımın kalbi demek İzmir'e biraz haksızlık olmuş Süleyman Bey! Çok selamlar..
Osman Başaranel - 01.09.2016 16:48
Tebrikler arkadaşım. Çok dogru ve önemli konulara değinmişsin. Başarılarının devamını dilerim.