Çağrım Zeytin Üreticisine ve Sanayicisine

Geçtiğimiz ay tüketicilerimize çağrıda bulunmuş ve zeytinyağı tüketmeleri, tükettirmelerini istemiştim. Bu ay da çağrım çiftçimizden ürünü ambalajlayıp satan tüm sektörün bileşenlerine olacak. Çünkü zeytincilik gemisi fırtınalı denizde dalgalarla boğuşmaktadır. Tayfa kara kara düşünüyor ve kaptanlarına, çarkçısına ve dümencisine bakıyor.

Zor bir yılı atlattık. Ürün azdı, fiyat çok yüksekti, dedikodular söylentiler vardı. Zeytinyağı tüketimi azaldı. Neden azaldı? Zeytinyağı pahalıdır algısı yeniden kafalara kazındı. Kazandığımız market raflarını kaybettik. İhracatçı, ürünü yurtdışına satamadığı gibi yurtdışından zeytinyağı geldi. Fiyatlar yüksekten aşağıya doğru geldi. Normal bir ticarette istenmeyen şekilde sezona yüksek girdik düşük çıktık.

2016 – 2017 kampanya yılı ne şekilde bekleniyor? Nasıl geçecek? Bu kışı nasıl atlatacağız? Rekolte ne kadar olacak? Rekolte ne kadar gerçek olacak? Geçen senenin kayıpları bu yıl telafi edilecek mi? Üreticilerimizi kafasında hep bu sorular var. Şimdiden fabrikalar aranıp zeytinyağı alacak mısınız? Kaç paradan alacaksınız şeklinde sorularını soruyorlar. 

Üreticilerimiz ne yapmalı?

Üreticilerimiz geçen sene yaptığı hatayı yapmamalıdır. Fiyat yükselecek söylentilerine kanmamalıdır. 20 TL’yi beğenip Allah bereket versin diyen üreticimiz kazanmıştır. Gelen sene ise beklentilere göre zeytinyağı rekoltesi geçen senin üzerinde olacak. Satışların azalması ile stoklardaki zeytinyağları tüketilmedi. Demek oluyor ki bu yıldan kalan stok ile gelecek yılın zeytinyağı birleşecek, bu da fiyatlarda baskı olacak demektir. Üreticilerimiz daha fazla kazanma uğruna ellerindeki fiyatı da kaybetmişler, yurtdışından zeytinyağı girmesine sebep olmuşlardır. Dünya fiyatlarının çok çok üzerinde zeytinyağı fiyatı belirlenmesi ekonomik olarak mümkün görünmemektedir. Günlük haftalık fiyatları beğenip zeytinyağlarını satmak zorundadırlar. Maliyetlerini düşürmek için mutlaka mekanizasyona geçmeli ve tüm tarım tekniklerinden yararlanmalıdır. Ürünlerini daha sağlıklı yetiştirmenin yolları bellidir. Bu yollara başvurmalı ve çalışmalıdır.

Sanayicilerimiz ne yapmalı?

Yağhanelerimiz dünya standartlarındadır. Ancak kafa yapısı olarak halen daha randıman hesabı yapmaktayız. Asıl yapmamız gereken hesap, kalitenin arttırılmasıdır. Randıman hesabı birbirimizi kandırmaktır. Dünyada sağlıklı zeytinyağı üretmenin kuralları bellidir. Biz bu kuralların aksine davranamayız. Tüketici polifenolü çok diye zeytinyağı tüketmektedir. Biz ürettiğimiz zeytinyağlarında polifenolleri uçurarak satmaya çalışıyoruz. Şerbet gibi zeytinyağı üretmek hiçbirimize yaramamaktadır. Sızma zeytinyağı ile rafinajlık zeytinyağı arasındaki fiyat farkı artmıştır. Her ürettiğimizi sızma üretmemiz ekonomimiz açısından yurtdışı pazarları açısından önemlidir. Zeytinyağının saklama kuralına göre işlem yapılmalıdır. 3 faz sistemlerin artık çevre bakanlığı tarafından istenmediğini sağır sultan bile duydu. 2 faza geçmek ve pirinada en az zeytinyağı bırakmak esastır. Operatörlerinizi en iyi şekilde eğitmeli ve duyusal analizi öğretmelisiniz. Zeytinyağlarımızı çeşitlendirmek zorundayız. Polifenolce en zeytin, meyvemsilik yönünden en zengin, her yönüyle dengeli, özel harman gibi birden fazla farklı zeytinyağı elde edip tüketicilerin beğenisine sunmalıyız.

Sanayiciler olarak tağşiş yapan firmalarla mücadele etmeliyiz. Özellikle bakanlığa bu hususta baskı yapmalıyız. Küçük üreticinin buna gücü yok ancak sanayici bakanlığa daha kolay ulaşarak “Vergimi ödüyorum, sigortalı işçi çalıştırıyorum. Benim hakkımı korué” demelidir. Merdiven altı işletmelerin markalı ve ambalajlı ürün satması sağlanmalıdır. Bunu bakanlığa doğrudan anlatmalıdır.

Bakanlık ne yapmalı?

Tağşişi engelleyici tedbirleri ağırlaştırmalıdır. Para cezası ve firma teşhiri çare olmamaktadır. Ağırlaştırılmış para cezası ile hapis gelmelidir. Yol boyunda, pazar yerlerinde denetimsiz, markasız ürün satışı engellenmelidir. Üretici kendi ürününü satacaksa kooperatifler sayesinde satmalıdır. Kooperatifleri denetlemeli ve yanlış yapanları cezalandırmalıdır.

Bu kış soğuk olacak. Bu kış zeytin üreticisi açısından zorlu geçecek. Ancak bunu hep birlikte bir arada kalırsak, birbirimize kazık atmak yerine, "O batarsa, ben de batarım" diyerek sağlayabiliriz. İnsanlar tağşiş var diye bağırdıklarında sanki kendi zeytinyağı satılacak zannettiler. Ancak uzun vadede görüldü ki bu tip söylemler tüketiciyi soğutmaktadır. Tağşiş varsa, cezası var. Sektör bu tip kişilere de selam vermeyerek cezasını da raconunu da kesmelidir. Birimiz batarsa hepimiz batacağız. Üreticiden sanayici ve ihracatçı aynı gemideyiz. Gemiyi sakin sulara götürene kadar birlikte hareket etmek durumundayız.  
 
Görseller:
Arşiv.
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

cemal şafak - 01.09.2016 13:10
Seni okuyunca zeytin iştahım artıyor be yiğidim. Nefisten mi yoksa üslubundan mı anlayamadım. Selamlar...