Tüketici Olmaktan Kurtulabilir Miyiz?

Küresel gıda üretimi, muhafaza ve dağıtım sistemleri teknolojinin ve taşımacılığın gelişmesiyle her geçen gün değişiyor, büyüyor. Kentleşme artarak devam ediyor. Küçük üreticiler birçok olumsuz uygulama ve adil olmayan ticaret ortamından dolayı pazara uyum sağlayamıyor ve ürettiğini satamayan, karşılığını alamayan üreticiler, özellikle de gençler üretimden vazgeçiyor. Tarlalar boş kalıyor. Örneğin, ülkemizde 2 milyon hektar tarım alanının boş kaldığı belirtiliyor. Gençleri köylere geri döndürmek, tarımsal üretimin içine sokmak için çeşitli yollar deniyoruz.

Çoğumuz, artık çok uzaklarda hatta başka ülkelerde arazilerinin kiralandığı ve bunun için de teşviklerin alındığı; büyük tarlalarda, çiftliklerde, işletmelerde üretilmiş, işlenmiş, yola veya rafta beklemeye daha dayanıklı gıdalarla besleniyoruz. Çok küçük yazılmış olsa da azim edilince okunabilen etiket bilgileri ve içindekileri paketlerin üzerinde bulmak mümkün. İzlenebilirlik bir nebze olsun sağlanabiliyor. Gıdaların kaliteli ve sağlıklı olduğuna sertifikalar ile inanıyoruz. Devletlerin denetiminde olsa da gerçekte müşterisine sertifika veren kuruluşların garantörlüğüne güvenmek zorunda kalıyoruz.

Tüketim alışkanlıklarımız, tükettiklerimizle yaptığımız atıflar ve değerler değişti. Küresel tarım ve gıda şirketleri ile perakende zincirlerinin çeşitli yollarla bize iletmiş oldukları mesajlar sayesinde sadece tüketici olmaya alıştık ve bazı ürünleri, markaları, hele de ithal olanları tüketerek gıdamıza yabancılaştık. Sadece gıdamıza mı yabancılaştık? Ya üretenler, köylüler, yerel çeşitler, yerel tatlar…

Kısacası artık çoğumuz sadece tüketiciyiz…

Peki aslında tüketici olmaktan vazgeçebilir miyiz?

Mevcut üretim, tüketim ve pazarlama zinciri ekonomik, sosyolojik ve ekolojik olumsuzlukları ile büyümeye devam ediyor. Belki bireysel olarak bu küresel üretim-tüketim döngüsüne büyük bir etki yapamayabiliriz ama en azından yediklerimizin peşine düşerek hem daha sağlıklı beslenebiliriz hem de küçük üreticilerin kıra tutunma gücüne güç katmış oluruz. Başta, doğa ve insan dostu tarımsal üretimi istemek ve bunun için kaygı duymak gerekiyor. Yerel ve yerli olanın peşine düşmek, küçük üretici ve köylülerden, gıda toplulukları ve gıda ağlarından, üretici pazarlarından, üretici ve tüketici kooperatiflerinden alışveriş yaparak, üreticilerin riskine ortak olarak sadece tüketici olmaktan çıkabiliriz. Adil ticaret ile her iki tarafın da kazanmasına, her anlamda güvenliğin, güvencenin ve egemenliğin sağlanmasına katkı koyabiliriz. Kalite ve garanti konusuna gelince; üreticilerle kuracağımız dostluklar ve katılımcılık ile sağlıklı ve kaliteli olduğundan emin olduğumuz gıdalara makul ama biraz daha fazla ödeyerek ve buna istekli olduğumuzu üreticilerimize hissettirerek, riskini paylaşarak bunu başarabiliriz. Tüketirken üreticilerimizi de dönüştürebiliriz. Zaten üretimini tüketicilere göre ayarlamıyor mu üreticiler? Bununla ilgili güzel ama bir o kadar da yüzüme tokat vurulmuş gibi acıtıcı bir örnekten bahsetmek istiyorum.

Üreticinin birisine hormonları, sentetik kimyasalları kullanmamasının, hem kendisi, hem doğa için, hem de sattığı kişiler için daha iyi olacağını söylediğimde, bana yanıt olarak: "Siz de o zaman daha büyüğünü, daha güzel şekilli olanını istemeyin" dedi. Yani işin en büyük kısmı bize, biz tüketicilere düşüyor. Üretirken doğa ve doğal kaynakları koruyup, geliştiren; ürettiği ve sattığı ile insanların, çocukların sağlığına olumlu etki yaptığını bilen; gerçek gıdayı ürettiği ve sattığı için gözleri parlayan ve tüm bunlardan dolayı ayrıcalıklı olduğunu bilen üreticilerin sayısını artırabiliriz.

Tüm bunları başarmak ve yapmak kolay mı? Sadece tüketici olmaktan kurtulabilir miyiz?
 
Birçok zorluk bizi bekliyor. Sadece tüketici olmaktan kurtulabiliriz ve dünyada sadece tüketici olmaktan kurtulanların sayısı artıyor. Denemeye değer. Tıpkı orman yangınını söndürmek için su damlası taşıyan karıncanın hikayesindeki gibi belki yangını söndüremeyiz ama en azından üzerimize düşeni, elimizden geleni yapmış oluruz.
 
Görseller:
  1. Seattle Times
  2. Scottish Business News

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.