Tarım ve Hayvancılığın Sorunları ve Çözüm Önerileri

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmek için bitkisel ve hayvansal ürünlerin elde edilmesi ile ilgili yaptığı faaliyetlerin tümüne tarım denir. Bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesi ve yaşamını devam ettirebilmesi için suya ihtiyaç duymaktadır (Gökkür, 2016). Ülkemizde üreticilerde aşırı sulama eğilimi olduğundan, sulama yapılan alanların çoğunda drenaj sorunu bulunmaktadır. Sulamadan beklenen yararın sağlanması ve sürdürülebilir bir tarımsal üretim için tesviye, toplulaştırma ve drenaj sistemleri gibi, tarla içi geliştirme çalışmaları, sulama sistemleri ile birlikte ele alınmalı birbirlerine koşut biçimde inşa edilmeli ve birlikte işletmeye açılmalıdır.
 
Drenaj sistemleri, bilimsel ölçütler kullanılarak planlanmalı; etkinliğinin sürdürülebilmesi için drenaj kanalları sık sık temizlenmelidir. Derinlikleri artırılmalı, tarla içi drenaj sistemlerinin çıkış ağızlarının kapanmamasına özen gösterilmelidir. Drenaj sorunu beraberinde tuzluluk-alkalilik gibi çevresel sorunları da getirmektir. Tuzlu-alkali alanlarda özel önlemler alınarak üretim yapabilmenin olanakları araştırılmalıdır. Pahalı yatırımları gerektiren büyük boyutlu drenaj sistemleri yerine, üreticinin kolaylıkla uygulayabileceği daha basit drenaj sistemlerine gidilmelidir (Kanber ve ark.,2005).
Üreticilerin aşırı sulama eğilimleri toprak erozyonuna da neden olur. Her yıl kaybolan ortalama 743 milyon tona yakın verimli topraklarla birlikte yaklaşık 9 milyon ton bitki besin maddesi de yitirilmektedir. Yüzey akışlar ile taşınan bitki besin maddeleri (gübre dahil) ve pestisitler akarsuların, göllerin, barajların ve denizlerin kirlenmesine sebep olmaktadır (Doğan, 2011). Toprak ve su kaynaklarımızın sürdürülebilirliğinin sağlanması için korunmasına ve geliştirilmesine yönelik önlemler alınmalıdır.
 
Bitki, iklim, toprak, su ve doğa arasındaki uyum iyi sağlanamazsa, tarımın sürdürülebilirliği bundan olumsuz etkilenir. Örneğin; aşırı sulama toprağa, bitkiye, doğaya zarar vermektedir. Bu da tarımda verim azalışları meydana getirir. İklim faktörleri dikkate alınmadan yapılan yetiştiricilik nedeniyle, bazı yıllar çok düşük verim alınır. Özetlemek gerekirse bitki, iklim, toprak, su, doğa bir zincirin halkalarıdır ve hepsi stratejik öneme sahiptir. Halkalardan biri zarar görürse, zincirin tümü bundan olumsuz etkilenir. Aşırı veya düzensiz sulamayla meyve çatlamaları, verim kayıpları ve bunun sonucunda da çiftçimizde gelir kayıpları meydana gelmektedir. Düzenli sulama yapılan meyve bahçelerinde, iklim değişikliği nedeniyle aşırı yağışlar sebebiyle meydana gelen çatlama oranı, aynı koşullarda düzensiz sulanan arazilerde meydana gelecek çatlama oranından daha düşüktür.
Yeni yapılan düzenlemelerle su ücretlendirmesinin hacim esasına göre planlanmış olması, su kaynaklarımızın ve çiftçimizin korunmasına hizmet etmektedir. İklim değişikliği ve su kaynaklarımızın yetersiz oluşu, suyumuzu etkin kullanmamızı zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle su dağıtım kayıplarını azaltmak için kapalı boru sistemlerine geçmemiz gerekmektedir. Kısıntılı sulama uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla, suyumuzu daha etkin kullanabilir, toprağımızı tuzlulaşmaya karşı koruyabilir ve kuraklığın tarıma olan olumsuz etkilerini azaltabiliriz.

Bahçe tesisinde ekolojiye uygun çeşit ve tozlayıcı seçimine önem verilmemektedir. Bu da birim alandan elde edilen verimi olumsuz etkilemektedir. Tarımsal üretimde, erkenciliğe, geççiliğe, kuraklığa dayanıklı, verim ve kaliteyi arttırmaya yönelik çalışmalara önem verilmelidir. Çünkü bilinçsizce yapılan tarım, sürdürülebilirliği öldürür.
 
Yaş meyve ve sebze ürünlerinin pazarlanmasında meydana gelen fiyat dalgalanmaları, sektörü olumsuz etkilemektedir. Havzalara göre üretim planlaması yapılarak oluşturulan havza bazlı ürün destekleme programları, tarım ürünlerinin temininde karşılaşılacak sıkıntıları sona erdirmeye yöneliktir. Ancak tarım ürünlerinde hasat öncesinden hasat sonrasına tüm aşamalarını içeren yapılar geliştirilmelidir. Bunun işletmelerin üretim maliyetlerini düşürmelerinde olumlu katkıları olacaktır. Küresel değer zincirinde teknolojinin kullanılmasıyla, barkod uygulamalarıyla tarımda sorunlarla mücadelenin sürdürülebilirliğini sağlayabiliriz. 'Fiyat İstikrarına Sahip Tarım Ürünleri Pazarı Modeli'nin tüm bölgelerde yaygınlaştırılmasının, üreticinin ve tüketicinin korunmasına olumlu etkileri olacaktır.
 
Ülkemizde tarım işletmelerinin sahip olduğu alan dünya ortalamasının altındadır ve yüksek girdi maliyetleri nedeniyle tarımsal üretimden elde ettikleri kar düşüktür. Arazi toplulaştırmasıyla hane başına düşen kullanılabilir tarım arazisi miktarı ve su kaynağına erişim, kiralanabilir arazi miktarı artmaktadır. İşletmelerin arazi büyüklüklerini arttırmaya yönelik yapılan toplulaştırma çalışmalarının ve arazi parçalanmasını önleyecek olan yeni miras hukuku düzenlemelerinin orta ve uzun vadede olumlu katkıları olacaktır. Küçük ve orta büyüklükteki tarımsal işletmeler desteklenerek, bu işletmelerin pazardan dışlanması önlenmelidir.
 
Tarımsal işletmelerde altyapı ve mekanizasyon sorunları, bu alanlara yapılacak yatırımlarla iyileştirilebilir. Tarımsal üretimde kullanılan ekipmanların modernizasyonuyla zamandan, enerjiden tasarruf sağlayan, doğaya en az zarar veren, üretim maliyetlerini düşüren bir sistem çiftçilerimizin çalışma koşullarında olumlu gelişmeler sağlayacaktır. Tarım işletmeleri ve hayvancılıkla ilgili işletmelerin yeni teknolojiye erişmeleri teşvik edilmelidir. Tarımın gelişmesi sanayimizin gelişmesi demektir. Bu gelişme hem tarıma dayalı sanayide hem de diğer kollarında üretim artışını teşvik edecek, işsizliğin ve kırsal kesimden kentsel kesime doğru olan göçlerin azalmasına olumlu katkılar sağlayacaktır. Kırsal alanda yaşayanların refahı arttıkça, diğer sanayilere yönelik ürünleri kullanma talebi artacaktır. Mevsimlik tarım işçilerinin yaşam ve çalışma koşullarında iyileştirmeler yapılmalıdır.

Tarım kredi kooperatifleri de çiftçiye sattıkları tohum ve gübreden elde ettikleri aşırı kâra sınırlama getirilmelidir ya da devlet bu kooperatifler yerine kendi imkânlarıyla “Çiftçiyi Destekleme Kurumu” adı altında birimler kurarak, daha az karla çiftçiye üretim için gerekli girdileri sağlamalıdır. Yasal mevzuatla fiyat artışları sınırlandırılabilir.

Zengin biyoçeşitliliğe sahip olan ülkemizde gen kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalar çok iyi planlanarak yapılmalıdır. Örneğin; herkesin tohum takas şenlikleri düzenlemesine izin verilmemelidir. Tohum takas şenlikleri, şenliklere katılacak olan yabancı firma çalışanı olan kişilere, genetik kaynaklarımızın yurtdışına kaçırılması imkanını sunmaktadır. Ayrıca kendi yetiştirildiği bölgelerden toplanıp, farklı bölgelere ekilen tohumlar baskın özellik gösterip, doğadaki birçok türün yok olmasına sebep olabilir.

Hayvancılıkta karşılaşılan problemlerin başında kaynakların etkin olarak kullanılamaması gelmektedir. Hayvancılıktan elde edilen ürünlerin pazarlama sorunları, küçük aile işletmelerini zor durumda bırakmaktadır. Yörelere özgü gıdaların koruma altına alınması ve pazarlama olanaklarının sağlanması hayvancılık sektörüne olumlu katkı sağlayacaktır. Hayvan barınaklarında standardizasyona gidilerek, hayvan sağlığını koruma önlemleri geliştirilmelidir. Hayvan hastalıkları yeni bir düzenlemeyle, aşılama programlarıyla eğitim çalışmalarıyla birlikte kontrol altında tutulmalıdır. Meraların aşırı otlatılmasıyla tahrip olmasının önüne geçilmelidir. Sürdürülebilir yem sağlanması için, mera ıslah çalışmalarına önem verilmelidir. Kaba yem ve kaliteli karma yem üretimi arttırılmalıdır. Çoban eğitimleriyle, çoban yetiştirme teşvik edilmelidir. Hayvan ıslahı çalışmalarına verilen destekler arttırılmalıdır. Doğada arı olduğu sürece yüksek verim artışları olur. Bilinçsizce yapılan zirai ilaçlamalar arı ölümleriyle sonuçlanmaktadır. Bu konuda aşırı zirai ilaç kullanımını caydırıcı, yeni yasal düzenlemeler hazırlanmalıdır. Aşırı zirai ilaçlama ve gübreleme bitkiye, toprağa, su kaynaklarımıza karışarak doğaya ve tüm canlılara zarar vermektedir. Bu konuda yapılacak yeni yayım faaliyetleriyle çiftçilerimiz bilinçlendirilmelidir.
Kimyasal gübreden organik gübreye geçiş projesiyle, toprağımızı kimyasallardan korumaya organik gübreyle içeriğini zenginleştirmeye, 5 stratejik ürün (fıstık, zeytin, incir, kuru üzüm ve kayısı) için yapılmakta olan fiyat dengesizliğini giderme ve koruma çalışmalarıyla, 'Havza Bazlı Üretimi Destekleme ve Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme' projeleriyle, çiftçiye verilecek olan yeni desteklemelerle, genç nüfusun tarımda istihdamını arttırmaya yönelik hazırlanan programlarla, işletme başına düşen ortalama arazi büyüklüklerini arttırmaya yönelik yapılan toplulaştırma ve miras hukuku üzerine yapılan düzenlemelerle son yıllarda T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yaptığı ülke kaynaklarının etkin kullanımına yönelik çalışmalar, hızlı ve yenilikçi yaklaşımlarla çiftçilerimizi olumlu yönde etkilemeye başlamıştır. Uluslararası piyasalarda yaşanan dengesizlikler başlangıçta bu iyileşmelerin farkındalık etkisini azaltacaktır. Ancak orta ve uzun vadede bu iyileşmeler durdurulması mümkün olmayan refah artışına hizmet edecektir. Tarım ürünlerinde ve hayvancılıktan elde edilen ürünlerde, kalitede standardizasyona önem verilmelidir.
 
Abstract

Agricultural and Livestock Problems and Solution Proposals

In recent years, the efforts of Republic of Turkey Ministry of Food, Agriculture and Livestock to make effective use of the resources of the country have started to affect our farmers positively with fast and innovative approaches. Imbalances in international markets will initially reduce the awareness of these improvements. But in the middle and long-term, these improvements will serve to increase welfare that can not be stopped.
 
Kaynaklar:
  1. Doğan O., 2011. Türkiye’de Erozyon Sorunu Nedenleri ve Çözüm Önerileri, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, 134:62-69.
  2. Gökkür S., 2016. Yeraltı Su Kaynaklarımızın Önemi, Apelasyon, ISSN:2149-4908, Nisan 2016, Sayı 29, http://bit.ly/2aquJDS
  3. Kanber, R., Çullu, M.A., Kendirli, B., Antepli, S., ve Yılmaz, N., 2005. Sulama, Drenaj ve Tuzluluk. Türkiye Ziraat Mühendisliği VI. Teknik Kongresi, Cilt I, s. 213- 251, Ankara, http://bit.ly/2gyuLIV
Görseller:
Yazara aittir.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.