Uluslararası Baklagil Yılında Sınıfta Kaldık

Dünyada durum;
 
1,9 milyar aşırı kilolu ve obez yaşarken, 2 milyar insanda mikrobesin yetersizliği görülmekte; 5 yaş altı 161 milyon çocuk normale göre oldukça kısa boylu, 795 milyon kişi ise sağlıklı bir yaşam sürebilmek için ihtiyacı olan gıdaya ulaşamamaktadır.
 
Yemeklik tane kuru baklagiller (bakliyat) insan beslenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Tanelerindeki yüksek orandaki protein, mineral ve vitaminler ile diğer besin gruplarına göre önemli bir avantaja sahiptir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dengeli bir beslenme için protein alımının %60’ının bitkisel, %40’ının ise hayvansal kökenli olmasını tavsiye etmektedir. Ülkemizde bu oran sırasıyla %80 ve %20 şeklindedir. Çeşitli nedenlerle hayvansal proteine ulaşamayanlar için baklagiller günlük beslenmede yaşamsal öneme sahiptir.
 
Baklagiller hayvan beslenmesi açısından da son derece önemlidir. Hayvanların beslenmesinde proteinlerin %38’inin ve karbonhidratların %5’inin kaynağını baklagiller oluşturmaktadır. Özellikle de mercimek samanı hayvan beslenmesinde ayrıcalıklı bir yeri vardır.
Bitkilerin ekim nöbetinde de baklagillerin önemi büyüktür. Kazık kök sistemi vasıtasıyla toprağın alt katmanlarındaki nemden ve bitki besin maddelerinden kolaylıkla faydalanır, onların yukarı katmanlara çıkmasına yardımcı olur. Ayrıca, bitki gelişimini olumsuz etkileyen taban taşı oluşumunu da engeller. Hasat sonrası toprakta kalan kökleri, mikroorganizmalar tarafından tahıla göre yaklaşık 4 kat daha hızlı parçalanmakta, bu sırada ortaya çıkan maddeler toprak tanelerini birbirine bağlayarak yapının düzelmesini sağlamaktadır. Köklerden kalan boşluklar toprağın havalanmasına ve suyun rahat dolaşımına yardımcı olur. Baklagiller havanın serbest azotunu toprağa bağlayarak verim kapasitesini artırır, kimyevi gübre kullanımını azaltır.
 
Özetle baklagiller, insan ve hayvan beslenmesi, diğer yandan çevrenin korunması açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. İşte bu nedenlerledir ki Türkiye’nin öncülüğünde yapılan öneriler doğrultusunda Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Roma’da gerçekleştirilen 146. Konsey toplantısında 2016 yılını “Uluslararası Baklagil Yılı” olarak ilan etmiştir.
 
Sonuç: Öncülüğünü yaptığımız Uluslararası Baklagil Yılı’nda sınıfta kaldık!
 
Kuru Baklagil Üretimimiz 2016 Yılında Geriledi
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Bitkisel Üretim 2. Tahmini’ni 28 Ekim 2016 günü yayımladı. Buna göre:
  • Kuru fasulye üretimi 2016 yılında bir önceki yıla göre %2,1 gerileyerek 235 bin tondan 230 bin tona düştü.
  • Nohut üretimi %2,2 azalışla 460 bin tondan 450 bin tona geriledi.
  • Kırmızı ve yeşil mercimek üretimi ise sırasıyla 340 bin ton ve 20 bin ton ile geçen yılki durumunu muhafaza etti (Çizelge:1).
Çizelge:1) Bitkisel üretim ikinci tahmini (1.000 ton)

Kaynak: TÜİK
 
Baklagillerin Anavatanıyız
 
Türkiye, baklagillerin gen merkezi olarak kabul edilen, Güneydoğu Anadolu ile Doğu Akdeniz Bölgelerimizi de içine alan ve “Verimli Hilal” olarak adlandırılan coğrafyanın önemli bir parçasıdır. Trakya’nın ve Karadeniz’in kıyı şeridi, Güneydoğu’nun güney kesimi ile Ağrı ili hariç sulama olanağı bulunan tüm illerimiz kuru fasulye tarımına elverişlidir. Trakya, Marmara ve Karadeniz bölgelerimizin kıyı kesimleri ile Ağrı ilimiz hariç Anadolu’nun kurak ve yarı kurak tüm tarım alanları nohut tarımı için kullanılabilir niteliktedir. Ege, İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin kuzeyinde yer alan kurak ve yarı kurak tarım alanları ise mercimek üretimine son derece uygundur.
 
Böylesine avantaja sahip olduğumuz bir coğrafyada kuru fasulyede kendimize yeterliliğimiz %80-85, nohutta %95, kırmızı mercimekte %75 ve yeşil mercimekte %40 civarındadır. Marketlerde menşei Türkiye olan mercimek, nohut ve hatta kuru fasulye bulabilmek neredeyse olanaksız hale gelmiştir.
 
Türkiye’nin 1980’lerdeki Nohut ve Mercimek Üretim Atağı
 
Türkiye'nin mercimek tarımı yaptığı alanlar 1961-1980 yılları arasında 101 bin hektar ile 191 bin hektar arasında olmuş, üretim de 84 bin ton ile 195 bin ton aralığında gerçekleşmiştir. Nohut ekilen alanlar aynı dönemde 82 bin hektar ile 200 bin hektar aralığında olmuş, üretim ise 87 bin ton ile 225 bin ton aralığında olmuştur. Aynı dönem için kuru fasulye ekilen alanlar da 105 bin hektar ile 113 bin hektar arasında, üretim de 123 bin ton ile 165 bin ton arasında olmuştur.
1980'li yılların başında uygulamaya konan Nadas Alanlarının Daraltılması (NAD) Projesi kapsamında nadas alanları kullanılarak, özellikle mercimek ve nohutta ekim alanları ve üretimleri hızla artmış, ülkemiz bu ürünlerde lider ülkeler arasına girmiştir. Proje kapsamda yer alan mercimek ekim alanları 1988 yılında 983 bin hektara genişlemiş, üretim de 1 milyon 40 bin tonlara yükselmiştir. Nohut ekim alanları 1990 yılında 890 bin hektara, üretim de 860 bin tona yükselmiştir. Türkiye bu dönemde özellikle nohut ve mercimekte dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almıştır.
 
Kuru fasulye ekim alanları ise sulanan arazilerin genişlemesi ile 2002 yılında 180 bin hektara, üretim de 250 bin tona ulaşmıştır (Çizelge:2).
 
Çizelge:2) Kuru baklagillerin ekim alanı ve üretim miktarı

Kaynak: TÜİK
 
Ekonomi İstikrar Paketi ve Üretimde Gerileme
 
Ekonomi İstikrar Paketi’nin 5 Nisan 1994 tarihinde uygulamaya konmasıyla yemeklik tane baklagiller Toprak Mahsulleri Ofisi'nin destekleme alım kapsamından çıkarılmış, mercimek ve nohut ekim alanları ve üretimi azalmaya başlamış, buna paralel olarak bu ürünlerdeki dış ticaretimiz de ihracatımızın gerilemesi, ithalatımızın artması şeklinde kendini göstermiştir.
 
Mercimek ekimi ve üretimimizin zirveye ulaştığı 1988 ile 2015 yılı verilerini karşılaştırdığımızda ekim alanlarımızdaki daralmanın %77, üretimdeki düşmenin de %65 olduğunu görüyoruz. Nohut ekim alanlarımızın ve üretimimizin en üst noktada olduğu 1990 yılı ile 2015 yılı verilerini karşılaştırdığımızda ise ekim alanlarındaki daralmanın %60, üretimdeki gerilemenin ise %47 düzeyinde olduğu anlaşılmaktadır. Kuru fasulye ekim ve üretiminin zirvede olduğu 2002 yılı ile 2015 yılını karşılaştırdığımızda ekim alanlarında %48, üretimde ise %6 gerileme olduğu görülmektedir.
 
Baklagil ekim alanlarımız ve üretimimiz azalırken, 1990 yılı başlarında 56 milyon civarında olan nüfusumuz artmaya devam ederek 2015 yılında 79 milyona yaklaşmıştır (Çizelge:3).
 
Çizelge:3) Türkiye nüfusu (milyon kişi)

Kaynak: TÜİK
 
Kuru Baklagil İthalatında Artış
 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve TÜİK verilerine göre Türkiye 1990’lı yılların ortalarına kadar kayda değer bir nohut ithalatı yapmamıştır. Nohut ithalatımız 1995 yılında 513 ton ile başlamış, 2012 yılından itibaren hızlı bir yükselişe geçmiş, 2013 yılında en yüksek noktaya ulaşmış, 2015 yılında 37 bin tonun biraz üzerinde gerçekleşmiştir. Nohut ithalatımız 2016 yılının ilk 9 ayında ise 23 bin ton düzeyinde olmuştur (Çizelge:4).
 
Mercimek ithalatımız da hızla bir şekilde artmaktadır. İlk ithalatımız 1994 yılında 4 bin ton ile başlamış olup 2015 yılında 313 bin ton düzeyine ulaşmıştır. 2016 yılının ilk 9 aylık sürecindeki ithalatımız ise 209 bin ton civarındadır (Çizelge:5).
 
Çizelge:4) Nohut ithalatı (ton)

Kaynak: FAOSTAT, TÜİK (* 9 aylık veridir)
 
Çizelge:5) Mercimek ithalatı (1.000 ton)

Kaynak: FAOSTAT, TÜİK (* 9 aylık veridir)
 
Kuru fasulyede ise 1973 yılındaki 400 tonluk ve 1977 yılındaki 545 tonluk ithalatlarımızı göz ardı edersek ilk ciddi ithalatımız 1987 yılında 10 bin ton ile başlamış olup 2009 yılında en üst seviyeye ulaşmıştır. 2015 yılında 32 bin ton civarında gerçekleşen kuru fasulye ithalatımız, 2016 yılının ilk 9 aylık bölümünde 22 bin tona ulaşmıştır (Çizelge:6).
 
Çizelge:6) Kuru fasulye ithalatı (1.000 ton)

Kaynak: FAOSTAT, TÜİK (* 9 aylık veridir)
 
Nadas Alanlarımızı Daraltabiliriz
 
Anadolu’da yeterli yağış alamayan ve yağışın istenilen dönemlerde düşmediği kurak ve yarı kurak bölgelerde çiftçiler tarlalarını nadasa bırakmaktadır. Ülkemizde nadasa bırakılan alanlar halen 4,1 milyon hektar genişliktedir (Çizelge:7). Ülkemizde nadasa bırakılan tarım arazilerimiz, dünyadaki 222 ülkenin 165’inin ekilebilir alanlarından daha geniş bir alan kaplamaktadır.
 
Artan nüfusumuz ve dünyanın adım adım yaklaştığı iklim değişikliğinin getireceği olumsuzluklar dikkate alındığında nadas alanlarımızın mutlak surette tarımsal üretime kazandırılması gerekmektedir. Bunun için de 1980’lerde yapıldığı üzere kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimek ekimi teşvik edilmeli, ekim nöbeti içerisinde yaygınlaştırılmalıdır.
 
Çizelge:7) Tahıllar ve diğer bitkisel ürünler alanı (milyon hektar)

Kaynak: TÜİK
 
Çiftçimiz Tarlasını Ekmekten Vazgeçiyor
 
Tarım politikaları nedeniyle çiftçimiz son 17 yılda Belçika’nın yüzölçümüne yakın tarım arazisini ekmekten vazgeçmiştir. TÜİK verilerine göre 2002 yılında 41,2 milyon hektar tarım arazimiz mevcutken 2015 yılında %6’lık bir azalma ile 38,6 milyon hektara gerilemiştir. Diğer bir deyişle çiftçimiz bu süre zarfında 2,6 milyon hektar tarım alanını ekmekten vazgeçmiştir (Çizelge:8).
 
Çizelge:8) Toplam tarım alanı (milyon hektar)

Kaynak: TÜİK
 
Tarım Alanlarını Hızlı Bir Şekilde Suyla Buluşturmalıyız
 
Ülkemizde teknik ve ekonomik ölçütlerde sulanabilecek tarım arazilerin miktarı 8,5 milyon hektar olarak belirlenmiş ve bugüne dek bunun ancak 6,3 milyon hektarı sulamaya açılabilmiştir. Suyla buluşmayı bekleyen daha 2,2 milyon hektar bulunmaktadır.
 
Suyu son derece tasarruflu kullanan sulama yöntemlerin seçilmesi durumunda ise sulanan arazi miktarını 12 milyon hektara genişletmek mümkündür.
 
Baklagil Üretimimizi 2 Katına Çıkarabiliriz
 
Tarımsal üretimde değerlendirilemeyen, nadasa bırakılan 4,1 milyon hektar ve çiftçimizin çeşitli nedenler ile ekmekten vazgeçtiği 2,6 milyon hektar, toplamda 6,7 milyon hektar tarım arazimizin sadece 600 bin hektarlık kısmını nohut ve mercimek tarımına açmamız durumunda 2016 yılı üretimimizi 2 katına çıkarmak mümkün olacaktır.
 
Diğer yandan suyla buluşturulacak yeni tarım arazilerimizin sadece 100 bin hektarlık bir bölümünün kuru fasulye tarımına ayrılması durumunda bu üründe de 2016 yılı üretiminin 2 katına ulaşmak mümkün olacaktır.
 
En Büyük Sorun Pazarlama
 
Çiftçinin en büyük sorunu pazarlama kanallarında karşılaştığı güçlüklerdir. Pazarlama konusunda getirilecek kolaylıkla sadece halkımız sağlıklı beslenmekle kalmayacak, ülkemiz de aynı zamanda dünyanın baklagil devi haline gelecektir.
 
Gerek üretim, gerekse pazarlama konusunda çiftçinin birlikteliği önem taşımaktadır. Bu kapsamda çiftçinin kooperatif çatı altında toplanması teşvik edilmeli, kooperatiflerin düzgün çalışmaları yakından izlenmelidir. Üretici ile tüketici arasındaki aracılar azaltılmalı, kooperatifler üzerinden tüketici ile doğrudan pazarlama kanalları oluşturulmalıdır.
 
Üretimi teşvik eden en önemli aracın müdahale kurumlarının varlığı olduğu, 1980’li yıllarda TMO’nun baklagil alımı ile görevlendirilmesinin üretimi nasıl teşvik ettiği yeniden hatırlanmalıdır.
 
Faize Değil Tarıma Destek Verilmelidir
 
Tarım Kanunu 2006 yılında çıkarılmış olup, tarıma verilecek desteğin milli gelirin %1’inden az olamayacağı hükme bağlamıştır. Ancak, 2007 yılından günümüze kadar verilen tarımsal destek miktarının milli gelire oranı %0,5 ile %0,6 aralığında olmuştur. Bu kapsamda çiftçiye 64,7 milyar TL eksik ödeme yapılmıştır (Çizelge:9).
 
Çizelge:9) Tarımsal desteklemeler (milyar TL)
Kaynak: Maliye Bakanlığı (* Bütçe öngörüsü)
 
Tarım Kanununun yürürlüğe girişini takip eden 10 yıllık süreçte tarıma 75,7 milyar TL destekleme ödemesi yapılırken, aynı sürede 500,5 milyar TL faiz ödemesi yapılmıştır. Üreten bir sektöre faize ayrılan kaynakların sadece %15’inin ayrılmasıyla tarımımızın kalkınması mümkün değildir. Tarım sektörüne hak ettiği destek verilmelidir.
 
Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli
 
T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2006 yılında başlattığı ve 2009 yılında tamamladığı çalışmada önce 190 havza belirlenmiş, daha sonra ortak özelliklere sahip olanlar birleştirilerek 30 temel havza oluşturulmuş ve 24 ürünün destekleme kapsamında yer almasına karar verilmiştir.
 
Bu model günümüze kadar tam anlamıyla uygulamaya konmadı. 2017 yılı başından itibaren uygulanacağı açıklanan modelde ilçe bazlı havza sayısı 941, desteklenecek ürün sayısı da 19 olarak açıklandı. İlk modelde desteklenecek baklagil ürünler içinde sadece mercimek yer alırken, 2017 yılında uygulamaya konacak modelde bu ürüne kuru fasulye ve nohut da ilave edildi. Bu uygulama baklagil üretiminin yönlendirilmesi açısından olumlu bir adım olarak kabul edilebilir.
 
Diğer Önemli Konular
 
Tarım sektörüne yönelik mazot, gübre, pestisit ve tohum gibi girdi fiyatlarının kontrol altında tutulması gerekmektedir. Girdilerde büyük oranda dışa bağımlı olduğumuzdan döviz kurunda en ufak oynama üretim maliyetini yükseltmekte, çiftçinin eline geçen her geçen gün değer kaybetmekte ve tarlasını terk etmektedir.
Kaliteli baklagil tohumu bulmakta da güçlükler yaşanıyor. Öncelikle T.C.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı araştırma enstitüleri bu konuya yoğunlaşarak verimi yüksek, üretimi arttıracak, yöreye en uygun çeşitlerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
 
Baklagil ürünlerde hasat çoğu kez el ile yapıldığından işçilik maliyeti diğer ürünlere göre daha fazla olmaktadır. Diğer yandan üretici haklı olarak maliyetin daha düşük olduğu, insan gücü fazla gerektirmeyen, makinalı hasada uygun ürünlere yönelmektedir. Prim desteklemelerinde bu faktör dikkate alınarak baklagil üretimi teşvik edilmelidir.
 
Hasat dönemlerine yakın zamanlarda baklagil ithalatı yapılmamalı, öncelikle yerel üretim ve tüketim hedeflenmelidir.
 
Bu çalışmada özet bir şekilde bahsedilen öneriler çerçevesinde atılacak küçük bir adım dahi baklagil üretiminde kendimize yeterliliğimizi sağlayacaktır. Uluslararası Baklagil Yılı önerisi yapan bir ülkeye de bu yakışır.
 
Kaynaklar:
  1. Adak M.S. ve ark., Ankara 12-16 Ocak 2015, Yemeklik Tane Baklagiller Üretiminde Değişimler ve Yeni Anlayışlar, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası VIII: Teknik Kongresi Bildiriler Kitabı.
  2. Anonim, 2016, Baklagillerde Acı Reçete, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Raporu.
  3. Anonim, June 2016, Food Outlook Biannual Report on Global Food Markets, Food and Agricultural Organization of the United Nations.
  4. Anonim, 2016, Pulses: Nutritious Seeds for a Sustainable Future, Food and Agricultural Organization of the United Nations.
  5. Anonim, 2016, The State of Food and Agriculture 2016, Food and Agricultural Organization of the United Nations.
  6. Anonim, 2016, Health Benefits of Pulses, Food and Agricultural Organization of the United Nations.
  7. Çiftçi C.Y., Ankara 2004, Dünyada ve Türkiye’de Yemeklik Tane Baklagiller Tarımı, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Teknik Yayınlar Dizisi No: 5.
  8. Geçit H., Ankara 1995, Yemeklik Tane Baklagiller Uygulama Kılavuzu, Ankara Üniversitesi Yayınları No: 1419.
  9. Hasdemir M., 2015, Türkiye’de Baklagil Üretiminde Sürdürülebilirlik Açısından Etkili Faktörlerin Analizi, International Conference on Eurasian Economies.
  10. Hasdemir M., TERZİ D. (Editörler), Konya 5-6 Mart 2014, Yemeklik Baklagil Çalıştayı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı.
  11. Kissinger G., 2016, Pulse Crops and Sustainability, Food and Agricultural Organization of the United Nations.
  12. Özden C., 2015, Dünya ve Türkiye Baklagil Piyasaları ve İhracat Rekabeti Açısından Türkiye’nin Konumu, Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü, Yayın No: 250.
  13. Şehirali S., Ankara 1988, Yemeklik Dane Baklagiller, Ankara Üniversitesi Yayınları: 1089.
  14. http://bit.ly/2gnBxlE
  15. http://bit.ly/1fdyCCM
  16. http://bit.ly/2fs5hRD
  17. Maliye
  18. T.C.Gıda Tarımı ve Hayvancılık Bakanlığı internet sitesi
  19. TÜİK internet sitesi
  20. http://bit.ly/2fs4Tm5
  21. Ziraat Mühendisleri Odası internet sitesi
Görseller:
  1. Kadınlar kulübü
  2. Görsel Tarif.com
  3. Zayıflama.net

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.