Çiçeklerin Kraliçesi: Gül

Grekçe Rhodon, Latince Rosa. 
Gülgiller (Rosaceae) familyasından Rosa

Dikenli çalı ya da tırmanıcı bitki türündendir. 1-2 m.’ye kadar uzayabilmektedir. Gövde ve dalları dikenli ve bol saçak köklüdür. Dünyada 150-200 kadar türü, doğal çeşitlerin yanı sıra 45.000’i geçen kültür, melez çeşitlerinin olduğu bildirilmektedir. Türkiye’de ise 25 kadar gül çeşidi yetiştirilmektedir. Genellikle yaz ve sonbaharda çiçek açmaktadır. Kırmızı, pembe, sarı, turuncu, beyaz en fazla görülen renkleridir. Fakat bunun yanı sıra çok az olmakla birlikte siyah, mor, mavi renkler de güller de yetiştirilmiştir.  Anavatanı Anadolu, İran ve Çin olarak gösterilmektedir. Günümüzde adı geçen yerlerin dışında Fas, Bulgaristan, Hindistan, Güney Afrika, Suudi Arabistan ve Mısır’da da önemli derecede gül üreticiliği yapılmaktadır.

III.Jeolojik devir erken çağındaki jeolojik kalıntılarda, Kolorado’daki Florissant fosilleri incelendiğinde, gülün yaşı 40 milyon yıl olarak saptanmıştır.  Moleküler biyologlara göre,  gülün DNA’sı incelendiğinde 200 milyon yıl kadar geriye gittiğini saptamaktadırlar. 

Bilimsel olarak ilk tanımlanan gül, Rosa Gallica’dır (Kırmızı gül, Frank gülü) ve 12. yüzyıldan itibaren bilinmektedir.
Rosa Gallica
 
Rose Damascena (Isparta gülü, yağ gülü) Rosa Gallica’dan sonra en iyi bilinen ve en iyi tanınan çeşididir. Türkiye’de 24 Rosa türü olmakla birlikte,  gül yağı üretiminde Rosa Damascena kullanılmaktadır.

Rose Damascena
 
Güzel görünüşü, hoş kokusu ve çok çeşitli renkleri ile binlerce yıldır insanların en çok ilgi gösterdiği bitkilerden biri olan gül, antik dönemden günümüze hoş kokusu ile dikkat çekmiş,  kokulu yağ ve krem endüstrisinde kullanılan önemli bitkilerden biri olmuştur.

Antik dönemde de çeşitli coğrafyalarda farklı kültürler tarafından gül yetiştiriciliği ve gülden elde edilen ürünlerin önemli olduğu görülmektedir. Babil Kralı I. Sargon (M.Ö.2334-2279) Akad başkentine, çeşitli ağaç ve çiçekler göndermiş ve bu bitkilerin arasında gül de geçmektedir. M.Ö.17.yüzyılda Mezopotamya’da gül üretimi yapıldığı bilinmektedir. Özellikle Persler gül yetiştiriciliğinde söz sahibi olmuşlar ve ticaretini yapmışlardır. Fenikeliler büyük kanallar içerisinde gül suyu üretmişlerdir. Gündelik hayatla ilgili önemli bilgilerin geldiği Mısır’da gül betimlemelerine rastlanmazken, metinlerde adının geçtiği bilinmektedir.  Hellenistik dönemde (M.Ö.330-M.Ö.30) Ptolemaik Mısır’da gül yetiştiriciliği yapılmıştır.
Mısır'dan bir duvar. Çiçek betimlemesi ve Gül.
 
Girit’te bulunan tabletlerde, “orada”/“o-ra-di-ne” olarak geçen gül, M.Ö.16.yüzyıldan itibaren bilinmektedir. En erken betimlemelerinden biri, Girit’teki Knossos Sarayı’ndaki “Mavi Kuş” freskosudur.
Mavi Kuş freskosu, Girit
 
Yabani bir gülün ve irislerin betimlendiği sahnede mavi bir kuş yer almaktadır ve M.Ö.1500’lere aittir.  Bu yabani gül, modern yazarlar tarafından “Altı Taç Yapraklı” olarak tanımlanmıştır. Yine Knossos Sarayı’nda bulunan bronz bir boğa başı üzerinde altından yapılmış bir gül eklentisi dikkat çekmektedir.
Bronz Boğa Başı, Knossos Sarayı'ndan
 
Peloponnessos Yarımadası’nda  (Mora) Pylos’ta bulunan Linear B yazılı tabletlerden (M.Ö.1500’lerde) gül yetiştiriciliği yapıldığı, gülden elde edilen koku ve yağların ticaretinin yapıldığı anlaşılmıştır.    
 
“Rosa” kelimesi,  gülü nitelemektedir ve Grekçe kırmızı anlamındaki  “rhodon” dan gelir. Grekler’de “Yağların Kraliçesi” olarak anılmıştır. Şair Sappho da (M.Ö.630-570) gülü, “Çiçeklerin Kraliçesi” olarak tanımlamıştır.  Grek mitolojisinde gül, aşk tanrıçası Aphrodite (Afrodite, Roma’da Venüs)  ve mousalarla (esin perileri) ile ilişkilendirilmiştir. Mutluluk, aşk ve güzelliğin simgesi haline gelmiştir.

Venüs Verticordia, Dante Gabriel Rosetti,1868
 
Antik dönemde çok sayıda şair ve yazarın, içinde gülün geçtiği mitolojik konuları anlattığı ya da gül yetiştiriciliği, çeşitleri ve gülden elde edilen ürünlerden söz ettiği görülmektedir. 

Ünlü ozan Homeros (M.Ö.850’ler) İlliada isimli eserinde (İlyada, II, 186-187), Troia Savaşı sırasında Aphrodite’nin Hektor’un cenazesini, gül yağı ile ovduğunu anlatırken; tarihçi Herodotos (M.Ö.484-425/413) Makedonya’da Bermion Dağı’nın eteklerinde, genç Midas’ın sarayında “Midas’ın Bahçeleri”nde, altmış taç yapraklı gül yetiştirildiğinden söz etmektedir.  Antik symposionlarda (içkili ziyafetler) katılanların başlarında gül çelengi taşıması geleneğinden şair Anakreon (M.Ö.582-485)  söz ederken, Euripides ise (M.Ö.480-406), Helene’nin gül toplarken Mısır’a götürüldüğünü anlatmaktadır. (Euripides, Helen 243)   Theophrastus (M.Ö.370-287)  bitkileri sınıfladığı eseri Historia Plantarum’da gülden söz etmekte ve üç çeşit gül saymaktadır.
 
Ayrıca, yine Theoprastus’un   “Yüzlerce Taç Yapraklı Gül” diye nitelediği çeşidin “Damascus Gülü” olması gerektiği belirtilmektedir. M.Ö.6.yüzyıldan itibaren Rhodos (Rodos) sikkeleri üzerinde, kentin simgesi olarak gül betimlemeleri yer almıştır (Res.11,12). Sikkeleri üzerine basılacak kadar önemli olduğu düşünülürse, Rhodos’ta gül yetiştiriciliği de önemli olmalıdır.  

 
 
 
 
 
 
Rodos'tan Gümüş Sikkeler ve Rosa Damascena
 
Antik hekimler reçetelerinde gülün tedavi edici özellikleri sıralamışlardır. Ünlü hekim Hippokrates (M.Ö.460-377), gül yapraklarının uterus ve deri hastalıklarının tedavisinde kullanımından söz ederken, laksatif olduğunu da belirtmektedir. Grekler’de gül çelenkleri, baş ağrısının tedavisinde kullanılmıştır. Pedanius Dioscorides (M.S.40-90) De Materia Medica isimli eserinde, gözler ve kulaklardaki bazı sorunların çözümünde gülden yararlanıldığını, “Rhodides” isimli gül yapraklarından yapılmış bir pomad olduğunu anlatmaktadır. Ezilmiş gül yapraklarının gözleri rahatlatmak için, şarap içine katılarak baş ağrıları, kulak ağrıları ve hemoroidler için kullanılabileceğini belirtirken, kuşburnunun kaynatılarak özünün çıkarılıp kanlı balgama karşı kullanılmasını önermiştir.

III. Alenksandros’un  (Büyük İskender) Doğu’ya doğru yaptığı seferlerle gülün daha fazla tanındığı ve Batı’ya yayılıp yetiştirildiği belirtilmektedir.

Roma mitolojisinde gül aşk tanrısı Cupid (Grekler’de Eros) ilişkilendirilmiştir. Grek ve Roma festivallerinin çoğunda gül kullanıldığı bilinmektedir. Roma’da gülün gündelik hayatta, cenaze ve düğün törenlerinde kullanıldığına ilişkin veriler bulunmaktadır. Roma’da özellikle Pompeii’deki duvar resimlerinde bahçeleri, bitkilerin sıklıkla betimlendiği ve bunların arasında güllerin olduğu dikkati çekmektedir (Res.13,14,15). 
(Soldan sağa)  Pomepii'den bir duvar resmi, M.S. 1; Pompeii'den duvar resmi; Roma mozaiğinden bir ayrıntı
 
Ayrıca ölü kültünde kullanımına ilişkin, oda mezarlarındaki resimlerde gül betimlemelerinin yer aldığı ya da mezar taşları üzerinde gülün kullanıldığı görülmektedir (sağda). Romalılar’ın Rosalia adını verdikleri festival Mayıs ayında kutlanmış fakat daha sonraları Temmuz ortasına dek yayılmıştır ve baharın gelişini kutlamak için düzenlenmiştir. Mayıs ayında Roma ordusunun, Rosaliae Signorum adı verilen ve ölen askerleri anmak için bir gül töreni düzenlediği de bilinmektedir.

Gül yaprakları, bazen yemeklere katılmıştır. Athenaeus (M.S.2.yüzyıl sonu-3.yüzyıl başı)  Deipnosophistai isimli eserinde, gülün içinde olduğu bazı reçeteler vermektedir. Yaşlı Plinius (M.S.23/24-79) krem ve parfüm yapımında kullanılan gülden şarap yapıldığından söz etmektedir (Grekçe Rosatos, Latince Rosatum).

Heliogabalus’un Gülleri, Ressam Sir Lawrence Alma-Tadema, 1888
 
Roma İmparatorluk döneminde gül parfümü ve içinde gül olan bazı yağlar ile kremlerin kullanıldığı bilinmektedir. Yaşlı Plinius (M.S.23-79), Naturalis Historia’da parfüm üretiminde gülün kullanıldığından ve gülün içinde olduğu kokuların etkili ve güzel olduğundan söz etmektedir. İspanya’da Kartaca’dakış boyunca açan erken bir gül olduğunu, Campania gülün erken açtığını fakat Miletos gülünün geç açtığını anlatırken, Roma’da çeşitli törenlerde yapraklar, çiçeklerden yapılan çelenklerde gülün kullanıldığından söz etmektedir. İmparator Nero’nun (M.S.37-68) tavanlarında güller ve gül parfümü olan bir saray inşa ettirdiği geçmektedir. Latince’de “Gülün Altında” anlamındaki “Sub Rosa” terimi, “Ne konuşulursa, ne olursa, orada kalır.” ifadesinde gizlilik içermektedir ve Pompeii’deki bazı duvar resimlerinde yazılı olduğu görülmüştür.

Sonraki dönemlerde de gül çeşitli kültürlerde yaygın biçimde kullanılmaya devam etmiştir. Başta İbn-i Sina olmak üzere, birçok hekim, gülden elde edilen çeşitli ilaçları, özellikle baş, boyun, kulak, göz, mide ve ruhsal rahatsızlıklarda sıklıkla kullanmışlardır.

Fatih Sultan Mehmet, Nakkaş Sinan Bey, 15.yüzyıl
 
Gül suyunun içinde yer aldığı reçetelerin yanı sıra, gül macunu, gül şerbeti ve gül yağı da çok tüketilmiştir. Günümüzde, Türkiye’de özellikle Isparta civarında gül yetiştiriciliği yapılmakta ve gülden elde edilen ürünler (gül suyu, gül yağı, gül sabunu, gül reçeli gibi) kullanıma sunulmaktadır. Ülkemizde bol miktarda bulunan gül Rosa Damascena’dan gül yağı edilmekte, 3-4 ton kadar gülden 1 lt. gül yağı çıktığı belirtilmektedir. Reçel, sirke ve gül suyu olarak da tüketilmektedir.

 
Abstract

Rose, (Greek Rhodon, Latin. Rosa). Rosaceae family. Rose was a popular herb and were attracted of humans with their beautiful flowers and fragrance througout the history.  The first trace of roses were found in a fossil at Colorado’s Florissant Fossil Beds dating back to 40 million years. Rose was cultivated in Egypt, Phoenicia, Assyria, Anatolia, Persia from ancient times. It was flourished to West in Hellenistic times and popular also in Roman Imperial times.  Rose was the symbol of love and happiness. They were used in food and wine and for health. 

Keywords: Ancient , arcaheology, rose, history, archaeology.
 
Kaynaklar:
  1. Andrew Dalby, Food in The Ancient World, Routledge, 2003.
  2. Helaine Selin, Encyclopaedia of the History of Science, Technology, and Medicine in Non Western Culture, Springer, 2008.
  3. Arif Müfid Mansel, Ege ve Yunnan Tarihi, Ankara, 1988.
  4. Athenaeus, The Deipnosophists. İngizcesi: Charles Burton Gulick in Seven Volumes, Loeb Classical Library, London, 1967.
  5. Ayşe Nur Timor, “World Productıon Oıl Rose and Rose Oil”,  e-Journal of New World Sciences Academy, 2011, Volume: 6, 2, 93-110, Article Number: 4A0040.
  6. Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü,  Ankara, 1984.
  7. Cecil Torr, Rhodes in Ancient Times, Cambridge University Press, 1885, 117.
  8. Evren Köse, Mustafa Sarsılaz, Murat Ögetürk, Điter Kus, Ahmet Kavaklı, İsmail Zararsız” Öğrenme Davranıslarında Gül Esans Yağ Aromasının Rolü: Deneysel Bir Çalısma”, Fırat Tıp Dergisi 2007;12, 3, 159-162.
  9. Fikret Özcan, “ Grek ve Roma Dünyasında Gül”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Yıl: 2012, 2, Sayı:16, 1-29.
  10. Géczi, János, “The Rose in Greek Culture”, Iskolakultúra Online, 2, 2008, 1-66.
  11. Hasan Özçelik, Hikmet Orhan, “Türkiye’nin Gülleri”, SDU Journal of Science (E-Journal), 2014, 9,1, : 43-55.
  12. Herodot Tarihi, Çev. Müntekim Ökmen, İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2002.
  13. Hesiodos, İşler ve Günler- Tanrıların Doğuşu, Türkçesi: Furkan Akderin, Say Yayınları, İstanbul, 2012.
  14. Homeros, İlyada, Çev. Azra Erhat, A. Kadir, Can Yayınları, Istanbul, 1998.
  15. János Géczi, “ The Roman Rose. An Anthropological Approach”, Iskolakultúra Online, 2, 2008, 1-66.
  16. Jeanne D'Andrea, Ancient Herbs in the J. Paul Getty Museum, California, 1982.
  17. Kamil Karamanoğlu, Farmasötik Botanik, Ders Kitabı Ankara Üniveristesi, Eczacılık Fakültesi, 2. Baskı, Ankara, 1977.  
  18. Kim E. Hummer, Jules Janick A., “Rosaceae: Taxonomy, Economic Importance, Genomics”, Crops and Models 6, 2009.
  19. Marina Heilmeyer, Ancient Herbs,J. Paul Getty Museum, 2007.
  20. Osman Gökdoğan, Fikret Demir, “Isparta Yöresindeki Gül Yetiştiriciliği Yapılan İşletmelerin Tarımsal Mekanizasyon Düzeyi”, ADÜ Ziraat Fakültesi Dergisi 2011; 8, 2, 1-6.
  21. Plinius, Naturalis Historia, İngilizcesi: Philemon Holland, 1601: C. Plinius Secundus The Historie of the World. Book XIII., 380-402.
  22. R. F. Willttes, The Civilization of Ancient Crete, University of California Press, 1977.
  23. Alexis Soyer Food, Cookery, and Dining in Ancient Times: Alexis Soyer's Pantropheon, Dover Publications, 2011.
  24. http://bit.ly/2i6OGmf
  25. http://bit.ly/2iqjk80
  26. http://bit.ly/2hsFfNz
  27. http://bit.ly/2hMY0J1
  28. http://bit.ly/2i6QHzb
  29. http://bit.ly/2igNVHQ
Görseller:
Yazara aittir.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.