Dalyan gibi ‘DALYAN’

Memleketim diye söylemiyorum ama bir cennet, cennetten bir köşe. Her fırsatta kaçıp gittiğim, ruhumu dinlendirdiğim, benim için dünyanın en güzel yeri Dalyan…

Dalyan; yeşil, mavi ve güneşin tarih ile birlikte oluşturduğu ahenge ev sahipliği yapmaktadır. Çevre Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı tarafından 1989 yılında koruma bölgesi ilan edilmiştir. Peki nerededir bu saklı cennet? Dalyan, Köyceğiz Gölü'nü Akdeniz’e bağlayan bir kanal üzerindedir. Yani Muğla’nın Ortaca İlçesi'ne bağlı mini bir kasaba da denebilir Dalyan’a.

Dalyan'ın kendine özgü coğrafi özellikleri, doğası, havası ve buna bağlı olarak özel bitki türleri ve deniz ürünleri ile diğer çevre bölgelerden farklı olduğu belirtmek zorundayım. Türkiye'nin en eski yerleşim yerlerinden Kaunos Antik Kenti, kayalara oyulan kral mezarları, her tarafından şifalı kaplıca suları, padişahlara bile hizmet etmiş sultaniye kaplıcaları, Dustin Hoffman, Sting gibi ünlüleri de konuk eden çamur banyoları, eşsiz mutfak kültürü, labirenti andıran kanallarda doyumsuz tekne gezileri, doğayla baş başa koylarda deniz keyfi, çipuranın, levreğin, mavrinin, mırmırın, kefalin en lezzetlisi ve daha nice güzellikleri bulmak mümkün burada. Bildiğimiz gibi artık dünyanın da ilgisini çeken Caretta Caretta kaplumbağaları Nisan ayından Eylül ayına kadar bu küçük kasabanın misafirleridir. Dalyan, doğanın mavi yolculuklarında insanı huzura, sakinliğe, mutluluğa götüren bir duraktır. Henüz insan eli değmemiş olan Dalyan, 1987 yılına kadar sadece uzmanların ve meraklılarının dikkatini çekerken, bu tarihten sonra Türkiye'ye ve tüm dünyaya kucağını açmaya başlamıştır. Çevre korumacılar tarafından, ekolojik olarak dünyada ilk on içinde sayılmaktadır. Demem o ki, Dalyan’ın kendine özgü sakin ve büyülü havasını içinize çekince kendinizi bambaşka bir alemde hissedersiniz ve bu size çok iyi gelir…

Dalyan, denizden karayolu ile 12 km, kanal aracılığı ile 4 deniz mili içerdedir. Havayolu ve karayolunu dışında mavi yolculuk için bir başka durak olan Marmaris'e 22, Fethiye'ye 44 mil uzaklıktadır. Dalaman (Muğla) havaalanına çok yakın mesafededir. Dalyan’dan tur tekneleriyle veya araçlar ile Fethiye, Göcek ve Marmaris’e kolaylıkla gidebilirsiniz. Yapabileceğiniz birçok aktiviteden sadece bir kaçını paylaşayım sizinle: Dalyan-Köyceğiz tekne turu, Dalyan kalkışlı Göcek ve 12 Adalar turu, Dalaman çayında rafting, Yuvarlak çay ve Toparlar Şelalesi, balık avlama turları, mehtap turları, Saklıkent turu, Ekincik mağaralar turu ve daha nicesi burada sizleri bekler. Tüm bu aktivitelere ulaşabileceğiniz acenteler ve tur şirketleri her yerde görebileceğiniz şekilde bölgeye yayılmış durumdadır.

Bölge, Akdeniz iklimi özelliği göstermektedir. Mayıs ve Ekim aylarında mevsim normallerinde iken nadiren yağışlı olabiliyor ama bu durum denize girmek için asla bir engel değil Dalyan'da Kasım ayı ortalarına kadar denize girebilirsiniz. Suyun sıcaklığı üşümenize müsade etmez. Bunun nedeni, yılda birkaç gün hariç, her gün denizden düzenli esen meltem rüzgarıdır. Tabii ki yaz aylarından bahsetmeye hiç gerek yok. Sıcaklık sizi ısıtmaya fazlasıyla yetecektir (Anonim 2017a).

Dalyan’a araç ile ilk geldiğinizde, geçen yüzyıla ait bir cami ve tabii ki Dalyan’ın yüzü olan sevimli bir Caretta Caretta heykeli de size merhaba der.

Dalyan adını, Dalyan Çayı’nın üzerine kurulan dalyanlardan alır. Yerleşimde hala küçük köylerde ve çiftlik evlerinde sade bir yaşam devam ederken; son yıllarda bölgenin dünya tarafından fark edilmesi ve popülerliğinin artması ile bölgede eski Muğla evleri tipinde, 2-3 katlı modern konutlar, oteller, apartlar, pansiyonlar ve iş yerleri inşa edilmiştir. Dalyan'da meyve ve sebze bahçeleri arasında planlı bir yerleşme söz konusudur. Banka, postahane, sağlık ocağı, eczaneler ve marketler merkezde; restaurant, eğlence yerleri, çay bahçeleri ve konaklama tesislerinin büyük bir kısmı ise kanal kenarında yani kanal manzaralıdır. Yemeğinizi yerken, çayınızı içerken ya da küçük bir yürüyüş yapmak istediğinizde gölün eşsiz manzarasını izlemenin, doğanın, gölün kokusunu içinize çekmenin keyfi tabii ki anlatılamaz. Meydandaki caminin önündeki iskelede balıkçılık kooperatifi ile acentalara ait çok sayıda tur teknesine rastlanır. İskeleden çevreye her gün tarifeli veya özel tekne turları düzenlenir. Bu tur teknelerini isterseniz günü birlik yakınlarınızla kiralayabilir veya dolmuş şeklinde turlara katılabilirsiniz. Bu turlarla kanal, Köyceğiz Gölü, Sultaniye Kaplıcası, İztuzu Sahili ve Kaunos dolaşılır. Arzu ederseniz tekne kaptanınızla görüşüp kendi rotanızı oluşturmak da mümkün (Anonim 2017b).

Bu küçük kasabada konaklamaya gelince, Dalyan ve çevresi özel koruma bölgesi olduğu için yapılaşma belli sınırlar kapsamındadır. Dolayısıyla Dalyan'da birkaç büyük otel dışındaki tesislerin çoğu 10-20 odalı küçük aile otelleri veya apart otelleridir. Dalyan'da herkese ve her bütçeye hitap edebilecek türde konaklama tesisi bulabilirsiniz. Eğer tatilinizde kendi yemeğinizi kendiniz yapmak isterseniz o zaman apart otelleri tercih etmeniz gerekmektedir. Bu apart otellerde aynı evlerimizdeki gibi bir mutfak olup, yemek pişirmek için gerekli tüm mutfak gereçleri odalarda bulunmaktadır (Anonim 2017c). 

Bahsettiğim gibi bu güzel cennetin bizlerden başka ziyeretçileri de var. Dünyada soyu tükenmekte olan canlılar arasında olan sevimli Nil Kaplumbağaları da yumurtalarını bırakmak için Dalyan'daki İztuzu Plajı'na gelirler.        
Kumsalda kaplumbağaların yumurtalarını bıraktıkları bölgenin sınırı, yumurtaların güvenliği için kumsala çakılan kazıklarla belirlenmiş olup şezlonglar sadece ağaç kazıklara kadar konulabiliyor. Deniz kıyısındaki sınır ise iple belirlenmiştir. Kaplumbağa yumurtalarına zarar vermemek için bu ara bölümde güneşlenmek kesinlikle yasak. Üzülerek söylüyorum ki Fransa, İtalya ve Uzakdoğu ülkelerinde lüks yiyecek olarak tüketilmesinin sebep olduğu aşırı avlanma, Caretta Caretta neslinin neredeyse sonunu getirmiş. Günümüzde Dalyan’da yaşayan yerlilerin çabaları ile şuan İztuzu Plajı koruma altına alınmış durumda. Hatta 1980 yılında yapımına başlanan Türk-Alman ortaklı bir otel, temelleri atıldıktan sonra Dalyan halkının, burada yaşayan yabancıların, Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin ve çeşitli çevre kuruluşlarının çabalarıyla inşası engellenmiş ve otel yıkılmış. Bu sevimli Caretta Carettalar'ın boyları 115-150 cm arasında değişmekte olup, kiloları ise 70-90 kg aralığındadır. Kabukları toprak, karınları ise turuncu renktedir.
 
Genellikle yosun yiyerek beslenen Caretta Caretta'lar koloniler halinde yaşarlar. Ömürlerinin 70 yıl civarında olduğu tahmin ediliyor. Normalde 2-3 yılda bir yumurta bırakan Caretta Caretta'lar, 80-100 adet arasında değişen tenis topu büyüklüğündeki yumurtalarını arka ayaklarını kullanarak kumsalda açtığı çukurlardan birine gömerler. Yumurtlama süresi saatlerce sürer ve anne kaplumbağa çok zorlandığı için gözyaşı döker. İztuzu Plajı'nda kuluçka dönemi Mayıs-Temmuz ayları arasındaki 55-60 günlük zaman aralığıdır. Ortalama 28,5 derece sıcaklıkta erkek, 32 derece sıcaklıkta ise dişilerin Temmuz başlarında yumurtadan çıktığı ve bu olayın Eylül ayına kadar devam ettiği bilinmektedir. Kumsala bırakılan bu yumurtaların malesef ki pek çok doğal düşmanlara kurban gidiyor. Bunların başında tilkiler geliyor. Acımasız tilkiler koklayarak yumurtaları buluyor ve yok ediyorlar. Bu gibi tehlikelerden kurtulup olgunlaşmasını tamamlayabilen, yumurtadan çıkan yavrular, doğal bir içgüdüyle denizden yansıyan ışığa doğru hareket ederek yaşayacakları yöne doğru ilerlerler. Ancak yine de çoğu yolunu şaşırıp denize ulaşamadan susuzluktan ölüyor. Denize ulaşma başarısı gösterebilenlerin çoğu da yengeçlere, balıklara ve kuşlara yem olmaktan kurtulamıyor. Tüm bunlara rağmen ne mutlu ki, uzmanlar her 100 yumurtadan 1 veya 2 tanesinin yaşamasının bu canlıların neslinin devam etmesinde yeterli olduğunu söylüyorlar. (Anonim 2017d).  

Peki bu sevimli Caretta Caretta'ları görmek mümkün mü? Sabah biraz erken uyanmayı göze alıyorsanız tabii ki mümkün. Biz tatilciler İztuzu Plajını gündüzleri serinlemek için kullanırken deniz kaplumbağaları ise geceleri yumurtalarını bırakmak için kullanmaktadırlar. Bu kaplumbağalar, İztuzu Kumsalı'nın karayoluyla gidilen tarafındadır ve günlük turlarla gelen ziyaretçiler sadece tekne turu yaptıkları için maalesef bu merkezi göremeden Dalyan'dan ayrılırlar (Anonim 2017c). Son yıllarda Caretta Caretta'ları görmek isteyenlerin artması nedeniyle yeni bir gezi türü organize edilmeye başlandı; Caretta Caretta turu. Bu turlarda kanalda kaplumbağaların sık görüldüğü yerlere gidiliyor. Kaplumbağaların en sevdikleri yiyeceklerden biri olan mavi yengeçler misineye bağlanıp suya bırakılıyor. Yengeci yemeye gelen kaplumbağaların fotoğrafları çekilerek bu güzel zamanlar ölümsüzleştiriliyor.

Fakat bu keyifli anlara şahit olmak istiyorsanız sabah erken saatlerde gitmeniz gerekiyor. Zaten tur firmaları da sabah saat 05:00 veya 06:00 gibi organize ediyorlar bu turları. Çünkü gün başlayıp, kanaldaki tekne hareketi dalgalanmalar başlatınca kaplumbağaların su yüzüne çıkma ihtimalleri çok azalıyor. Bu sebeptendir ki daha doğa ve insanlar uyanmadan, sakinlik bozulmadan bu canlıları görme olasılığınız çok daha yüksek (Anonim 2017c).   

Gel gelelim güzel Dalyan’ın eşsiz İztuzu plajına… Bu plajın da bir hikayesi var. Bir felaketin mucizevi meyvesidir İztuzu. Antik çağlarda İztuzu kumsalı yokmuş. Günümüzde  İztuzu'ndan 3 km içeride kalan Kaunos, bir liman kentiymiş. Peki ne olmuş da İztuzu kumsalı oluşmuş ve Kaunos limanının önü kapanmış? İşte burada bilim ışık tutuyor bizlere. Dalaman Çayı, Ortaca ve Dalyan’dan geçermiş antik çağlarda. Günümüzde Ortaca’nın büyük bölümü ve Dalyan’ın Arıkbaşı Mahallesi’nin altı tamamen Dalaman Çayı’nın taşıdığı kum ve çakıllarla kaplı. Fakat M.Ö. 226 veya 227'de büyük Rodos depremi ile Anadolu'nun güneybatı kesimleri yerle bir olmuş ve bu deprem, Dalaman Çayı'nın yatağını değiştirmiş. İşte bu olay, İztuzu mucizesini yaratmış. Dalaman Çayı olmayınca, bu defa kumların sürüklenmesi terse dönmüş. Dalgalar kumları kıyıya sürüklemeye başlamış. İztuzu Kumsalı önündeki kayalıklar, dalgaların hızını kestiği için kumlar şimdiki yerinde birikmiş. İncecik altın sarısı kumlar... Bu güzelliğe bir de güneşin eşlik ettiğini hayal edin!

Bugün bizlere bu cenneti yaşama imkanı sunan İztuzu Kumsalı’nda tatilcilerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ahşaptan yapılmış birkaç büfe, soyunma kabinleri, duşlar, tuvaletler ve sağlık kabini bulunuyor. Bir sürat teknesi de acil durumlar için kıyıda bekletiliyor. Büfede basit yiyecek ve içecekler bulabilirsiniz. Büfenin önünde oturmak için piknik masaları mevcut. Onlar da doğayla uyum sağlasın diye yeşil ahşaptan seçilmiş. Plaj 5.400 metre uzunluğunda ve deniz derin bir yapıya sahip değil. Denizin içine doğru onlarca metre yürüseniz bile boyunuzu aşmıyor. Fakat zaman zaman, özellikle öğleden sonraları küçük dalgalar olabiliyor ama bu sizi hiç korkutmasın. İztuzu Plajı’nın tekneyle gidilen tarafındaki suyu tatlıdır ve o kısımda su hep sakin ve durgundur. Plajda, tuzlu suda yüzmek istemeyenler rahatlıkla göl suyunun olduğu tarafa yürüyerek gidebilirler.

Araç ile gidilebilecek yerlerde ise tatlı su göleti vardır ancak burada yüzmek yasaktır. Çünkü gölde hafif düzeyde bataklık gözlemlenmektedir ve yüzmek için tehlikeli bulunmaktadır. Ancak manzara için şüphesiz ki eşsiz bir yerdir. Bu kısmın keyfini tekne turları ile sürmek mümkün. Kumsalın çevresini tamamiyle saran deniz suyunun tuz oranı biraz fazla olsa da yüzerken rahatsızlık vermez. Plaja gitmek için eşsiz yeşil ve mavi eşliğinde Dalyan Tekne Kooperatifi'nin düzenlediği dolmuş tekne seferlerini kullanabilirsiniz. Dolmuş teknelerin belirlenmiş sefer saatleri yoktur. İsminden de anlaşılacağı üzere araçlar doldukça hareket etmektedirler. Yeşille mavinin bir arada ne kadar güzel olabileceğini burada bir kez daha görüyorsunuz. Bu dolmuş tekneler de yine hemen caminin yanındaki iskeleden günün her saati hareket etmektedir. Sazlıklar arasında yer alan kanallardan yolculuk yaklaşık yarım saat sürüyor ama sıkılmayacaksınız. Tam tersi, “keşke biraz daha uzun sürseydi” diyenlerin sayısı oldukça fazla (Anonim 2017c) (Anonim 2017d) (Anonim 2017e).

İztuzu Plajı'na giderken tekneniz önce kaya mezarlarının önünden geçiyor. Dalyan’ın binalarının bittiği yerden itibaren delta başlıyor. Ana kanalı takip ederek, balıkların denize kaçmasını önleyen kapıya ulaşılıyor. Tekneler geçerken açılan kapıyı geçtikten sonra tam bir labirentin içine düşüyorsunuz. Bilmeyenin yolunu bulabilmesi mümkün değil. Tabii ki kaptanların tümü yolları ezberlemiş durumda. Çünkü orası onların ekmek teknelerinin yolu.

İnsanlar İztuzu’na ulaştığında teknenin bağlanmasını dahi beklemeden iskeleye ya da denize adım atmaya çalışıyor. Dönüşte ise adımlar geri gidiyor. Son ana kadar teknenin yanında yüzenler bile oluyor. Tekneden kumsala ayak bastığınız taraf tatlı su. Bu taraf, deniz tarafının aksine derindir. Karşınızdaki masmavi deniz ise bol tuzlu Akdeniz. Artık tercih size kalmış. İster tuzlu, ister tatlı suda yüzersiniz. Marmaris, Fethiye, Bodrum gibi çevredeki turistik yerlerden günlük turlarla gelenler de bu plajı kullanıyorlar. Bu yüzden zaman zaman yoğunluk yaşanıyor ama bu yer sıkıntısı yaşayacağınız anlamına gelmiyor tabii ki. Eğer ki kalabalıktan hoşlanmıyorsanız hiç dert etmeyin, bunun da çözümü var. Şezlonglardan biraz ileriye gitmeniz yeterli. 200 adım sonra dalgaların sesi ile baş başa kalırsınız.

İztuzu Plajı'na gitmek için bir diğer alternatif de Dalyan Minibüs Kooperatifi'nin düzenlediği İztuzu dolmuş seferleridir. Yaz sezonunda her 15 dakikada bir dolmuş bulmak mümkün. Dolmuşlar Dalyan Meydanı’ndaki caminin yanından hareket etmekte. Özel aracınızla gitmek isterseniz de Dalyan Çarşı Meydanı'nda İztuzu Plajı yol levhalarını takip etmeniz yeterlidir. Plaja giderken dolmuş biletlerinizi gidiş-dönüş satın alıyorsunuz. Bu nedenle biletlerinizi saklamanız ve giderken değil de dönüşte vermeniz gerektiği için kaybetmemeniz gerekmektedir. Dalyan, kuş uçumu denize çok yakın olmasına rağmen plaja 12 kilometrelik yoldan gitmek gerekiyor. Çünkü aradaki sazlıklar nedeniyle plaja doğrudan yol yapmak olanaksız.

12 kilometre denilince çok uzakmış gibi gelmesin. O kadar güzel bir 12 kilometre ki, Anadolu’ da 4 mevsimi yaşamak gibi bir şey. Pamuk, nar, narenciye tarlaları, göl, orman ve muhteşem manzaralar… Dalyan’ın Sulungur Mahallesi’ni geçip Vardiya Tepesi’ni döndüğünüzde karşınıza sonsuzmuş gibi görünen bir düzlük çıkıyor. Aslında deltanın devamı olan bu düzlük, yakın zamana kadar tamamen pamuk tarlasıymış. Şimdilerde ürünü daha çok para ettiği için tarlalar nar bahçeleri haline getirilmiş. Eskiden buralarda tek bir yapı yokken, şimdi Dalyan’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi buralarda da yavaş yavaş yapılaşma başladı. Dağ dibinden kaynayan suyu, denize doğru taşıyan derenin üzerindeki köprüyü aştıktan sonra sizi yolu sağlı sollu saran pembe renkli zakkumlar karşılıyor. Özellikle bahar aylarında inanılmaz bir pembe güzellik oluşturan bu koridor size yol gösteriyor. Zakkumların sona erdiği noktada bir başka güzellik başlıyor.
     
Karşınıza tepelerin gölgelerini yansıtan, genellikle durgun olan Sulungur Gölü çıkıyor. Karşınızdaki sarp kayalığın gölgesi sizi adeta kendisine çekiyor. Kayadan, altında oyulan dar yolla sıyrılıyorsunuz. Gölün çevresinden dolaşarak yoğun bir çam ormanına giriyorsunuz. Tırmandığınız yolun en üst noktasında sizi Gökbel köy okulu ve birkaç dükkan karşılıyor. Siz sağdaki orman yolundan devam ediyorsunuz. Çam ağaçlarının o hoş kokusunun ciğerlerinizi doldurduğunu hissediyorsunuz. Ağaçların arasına dikkatle bakarsanız, genellikle mavi renge boyanmış arı kovanlarını görebilirsiniz. Sağ tarafınızda ağaçlar sona erip, köy evleri görünmeye başladığında, biraz daha ilerilere, aşağılara bakarsanız, az önce çevresinden dolaştığınız Sulungur Gölü’nü ve onun ilerisinde Dalyan Deltası’nı kuş bakışı görebilirsiniz. Delta, sizinle birlikte ilerler gider; ta ki denizle kucaklaşacağınız son düzlüğe kadar. Ondan sonrası, ormandan aşağı kıvrılarak inmektir. Çam ağaçları arasından bir görünüp, bir kaybolan kumsal ve deniz içinizde fırtınalar kopartır. O kumsalda bir kum tanesi olma arzusunu benliğinizde hissederseniz (Anonim 2017f).

Dalyan’ da biraz da tarih koklamak isterseniz, o da var. Kaya Mezarları…

Eski bir inanışa göre insanların mezarı ne kadar yüksekte olursa o kadar tanrıya yakın olurmuş ve o yüzden kayalara kazılırmış. Kralların ve önemli insanların mezarları... Kaunoslular'ın muhteşem eserleri olan ‘Dalyan Kaya Mezarları’ Türkiye tanıtım filmlerinde de sık sık görüldüğü üzere en önemli simgelerden birisidir. Kaya mezarları Dalyan'a ister denizden ister karadan ulaşan misafirlerini tarihin derinliklerinden gelen bir sıcaklıkla karşılar. Büyük İskender'in istilası üzerine yarım kaldığı tahmin edilmekte olan en büyük mezarla birlikte izleyenleri büyüleyen altılı grup Kaya Mezarları, Kaunos' taki mezar tipleri içinde şüphesiz en önemlisidir.

Tapınak cepheli bu kaya mezarı tipinin yanı sıra, yine kayaya oyulmuş "güvercin yuvası" ismiyle tanınan dikdörtgen derin Oyuk Mezarlar, Nişler ve Lahitler, yerleri özel olarak seçilmiş Anıt Mezarlar ve daha çok şehir surunun dışında kalan yamaçlar üzerine açılmış Sandık Mezarlar, bir taraftan kentteki mezar tipinin zenginliğini ortaya koyarken, diğer taraftan da gömme geleneği konusunda bizleri bilgilendirmektedirler. Hiçbiri İÖ. 4. yüzyılın 2. çeyreğinden önceye tarihlendirilemeyen kaya mezarları içinde en önemli grup, tapınak cepheli olanlardır. Yan duvarların arasındaki sütunların taşıdığı üçgen alınlıklı cephenin gerisinde, basamaklarla çıkılan bir ön oda ve bir kapıyla açılan mezar odası... Yakılan ölüden arta kalanların içine konulduğu kapların dik yerleştirildiği küçük nişler de, tapınak cephesi biçiminde şekillendirilen birer plakayla kapatılmıştır. Yan yana açılan sandık mezarların uzun yan kenarları, genelde yükseklikleri birbirlerine eşit plaka blokların dik konulmasıyla elde edilmiştir; biri ana kayaya cepheli dar yüzleri ise çoğunlukla tek bir blok oluşturmuştur ve üzerleri büyük sal taşlarıyla kapatılmıştır. Sal taşları önce toprak bir tabakayla örtülmüş ve bunun da üzeri irili ufaklı çakıl taşıyla karıştırılmış kalın bir harçla kaplanmıştır. Bu tür mezarlar daha çok İ.Ö. ve İ.S. 2. yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Dalyan'da özellikle aksamları kaya mezarları ışıklandırıldığı vakit ayrı bir güzellik olarak karşımıza çıkmaktadır. "Krallar yüksekten bakar." Dalyan'ı yüksekten izleyen kaya mezarlarının binlerce yıl önce hangi teknik kullanılarak yapılabildikleri hala anlaşılamamaktadır. Hangi aletler kullanılarak o kayalar oyulabilmiştir? Bunlar yapılırken, sadece mezar odası oyulmamıştır. Mezar odasının dışından da dağ oyularak, mezar dağdan bağımsız hale getirilmiştir. Bir kişi rahatça mezarın çevresinde dolaşabilmektedir. Bunun amacının kralın mezarına tapınak havası vermek olduğu sanılmaktadır (Anonim 2017g).

Muğla’nın Köyceğiz İlçesi’nde bulunan Sultaniye Kaplıcası Türkiye’nin en yüksek radyoaktiviteye sahip kaplıcasıdır (98,3). Radon değeri açısından da dünyada Endonezya’daki kaplıcadan sonra ikinci sırada yer alıyor. Köyceğiz Gölü’nün güney batısında Ölemez Dağı’nın eteklerinde yer alan kaplıcanın M.Ö. 100 yıllarında Kaunoslular tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Bizans Dönemi’nde ise genişletilerek konaklama tesisleri yapılmıştır. Günümüzde Bizans Dönemi’nde yapılan tesisler Köyceğiz Gölü’nün suları altında kalmıştır. Roma Dönemi’nde kapsamlı bir hastane haline getirilen kaplıca, kaynaklara göre hastanenin girişine ‘Tanrılar adına buraya ölüm giremez’ diye yazılmıştır. Ölemez Dağı da adını buradan almıştır. Sultaniye Kaplıcaları, romatizma, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları, metabolizma bozuklukları, ruhsal yorgunluk, cilt ve kadın hastalıkları gibi birçok hastalığa direk tedavi olarak şifa gösterilir.

Sultaniye Kaplıcaları’nın suyu kalsiyum klorür, kalsiyum sülfat, kalsiyum sülfür, bromür, radon ve radyoaktif maddeler içermektedir. Su sıcaklığı 39 derece olan Sultaniye Kaplıcaları, radyoaktivite yüksekliği nedeniyle rehabilite edici özelliği vardır. Yatalak olarak getirilen hastaların burada tedavi gördükten sonra yürüyerek gittikleri bilinmektedir.

Gelgirme Kaplıcası, 1990'lı yıllarda yeniden düzenlendi ve "Güzellik Çamuru" olarak ünlendi. Çamur banyosu, günümüzde eğlence kaynağı haline geldi. Burada 2 noktadan sıcak su çıkmaktadır. Bunlardan biri çamur banyosu halindedir. Saniyede 20 litre debisi olan diğer su küçük bir havuz halindedir. Çamura bulanan insanlar, canlı birer heykel haline geliyorlar ve birbirlerinin fotoğraflarını çekerek eğleniyorlar. Sürülen çamur, yaklaşık 45 dakika bekletiliyor. Kuruyan çamur, deriyi geriyor ve gözenekleri temizliyor. Duşlarda çamur temizlendikten sonra diğer kaplıca kavuzuna giriliyor. Burada 30 dakika kalmanın yararlı olduğu söyleniyor. Nasıl gidilir derseniz? Sultaniye Kaplıcaları’na Köyceğiz’den tekne veya karayoluyla ulaşabilirsiniz. (Anonim 2017h).

Karayolu ile gidecekseniz Muğla-Antalya yolundan Köyceğiz'e yaklaşırken Döğüşbelen kavşağından girerek Ekincik yönüne ilerlemelisiniz. 24 km'lik Ekincik yoluna Köyceğiz'in içinden de girebilirsiniz. Muhteşem görünüşlü Köyceğiz Gölü'ne paralel giderken, Sultaniye Kaplıcası sapağından 500 metrelik toprak yolu kullanarak kaplıca mevkiine varabilirsiniz. Bu yolda Köyceğiz-Ekincik arası minibüsler yolcu taşıyor ve yolu 45 dakikada tamamlıyorlar. Ya da Dalyan’ da kordon boyu bulunan tekne dolmuşlar da, gün boyu kaplıcalara turlar düzenliyorlar (Anonim 2017i).

Gel gelelim bu güzel yörenin, Muğla İli'nin meşhur yemeklerine, tatlarına. Hindiba, Kapari Filizi, Dülger Balığı Mantısı, Tavuklu Çökertme, Zeytinyağlı Kabak Çiçeği Dolması, Cevizli Biber Dolması, Börülceli Muğla Pilavı, Tarhana, Zeytinyağlı Bamya, Arapsaçı kavurması, Milas Köftesi, Mantar Dolması, Deniz Börülcesi Salatası, Datça Usulü İmam Bayıldı, Limonlu Yaprak Sarması, Turpotu Salatası, Taratorlu Börülce Salatası, Damat Tatlısı, Marmaris Pilavı, Patlıcanlı Börek, Börülce Kavurması, Börülce Ekşilemesi, Lahana Silkmesi, Lahana Kapuskası, Lahana Bastısı, Lahana Dolması, Lahana Sarması, Asma Yaprağı Sarması, Göbek Dolması, Kabak Çiçeği Dolması, Kabak Çiçeği Kızartması, Kuru Ekmekli Bodrum Salatası, Köyceğiz Usulü Tavuk Dolması, Keşkek, Dolma Salamura, Lahana Turşusu, Asma Yaprağı Salamurası, Çıntar Kavurması, Çıntar Köftesi, Çıntar Kızartması, Çıntar Közlemesi, Çıntar Teltoru, Kuzu Göbeği Kavurması, Yumurtalı Çıntar, Şekerli Katmer, Ballı Katmer ve gidince görüp tadabileceğiniz daha niceleri… (Anonim 2017j).

Kurumumuz Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü (Menemen/İZMİR) teknik personeli Ziraat Mühendisi Dr. Damla UNCUER öncülüğünde hazırlanmış olan ‘Geçmişten Bugüne Ege’de Baklagilli Yemekler’ adlı kitapta (http://bit.ly/2r9x7Vg) Dalyan ve Ortaca (Muğla) yöresine ait olan birkaç baklagilli yemek tarifleri de tarafımca verilmiştir. Kitabın içeriğine uygun olan bu yöresel yemekler tarifleri yanında daha birçok Ege Bölgesi baklagilli yemek tariflerine ulaşmanız mümkün olmaktadır.

Söz tarıma gelince Ortaca toprakları tarıma elverişli olmasına rağmen büyüme ve gelişmeyi ticaret potansiyelinin artmasıyla sağlamıştır. Tarih boyunca Ortaca'da hayvancılık yanı sıra pamuk üreticiliği hep ön sırada yer almıştır. 1960 yılında Tariş Pamuk Fabrikası kurulunca pamuk üreticiliği had safhaya ulaşmıştır. Fethiye'den gelip yerleşen vatandaşların sera domatesi üretmesiyle seracılık da yaygınlaşmış; böylece ilçeye büyük bir Toptancı Sebze Hali kurulmuştur. Yılda 2 bin 150 dekar araziden 10 bin 750 ton tarla domatesi üretilirken; 2 bin 318 dekar seradan 20 bin 230 ton sera domatesi üretilmektedir. Yurtiçi ve yurtdışı piyasalara ilçeden 32 bin 380 ton domates dağıtımı yapılmaktadır. Bölgede aynı zamanda zengin miktarda narenciye yetiştiriciliği mevcuttur. İlçede yetişen portakal, mandalina ve limon üretimi yıllık 43 bin 121 ton ile Muğla ilinde 2. sırada yer almaktadır. Son yıllarda nar yetiştiriciliği yaygınlaşmaya başlamıştır (Anonim 2017k).

Dalyan’a geldiğinizde, ayrılmadan önce sevdiklerinize de birkaç güzel armağan almak isterseniz çarşı boyunca göreceğiniz dükkanlarda her bütçeye uygun Dalyan’ı temsil eden magnetler, takılar, biblolar, seramik süsler, anahtarlıklar vb. bulmak mümkün.
         
Son olarak bir Muğlalı, Dalyanlı olarak; Dalyana geldiğinizde, İztuzu plajını görmeden, tekneyle mehtap turu ve kordon boyu yürüyüş yapmadan, mavi yengecin tadına bakmadan, İztuzu kara yolu üzerine nar suyu içmeden, yöresel yemeklerin tadına bakmadan ve Sulungur Gölbaşında gün batımını seyretmeden sakın ama sakın Dalyan’dan ayrılmayın demek isterim.

Gelin görün ki ruhunuz dinlensin. O zaman bana hak vereceksiniz …
 
Kaynaklar:
  1. Anonim 2017a. http://bit.ly/2qp2Q7G (Erişim tarihi: Şubat 2017).
  2. Anonim 2017b. http://bit.ly/2qw153Z (Erişim tarihi: Şubat 2017).
  3. Anonim 2017c. http://bit.ly/2r1vz13 (Erişim tarihi: Şubat 2017).
  4. Anonim 2017d. http://bit.ly/2rbFFwZ (Erişim tarihi: Şubat 2017).
  5. Anonim 2017e. http://bit.ly/2qrBYQC (Erişim tarihi: Şubat 2017).
  6. Anonim 2017f. http://bit.ly/2ruegaD (Erişim tarihi: Şubat 2017).
  7. Anonim 2017g. http://bit.ly/2qoTmte (Erişim tarihi: Şubat 2017).
  8. Anonim 2017h. http://bit.ly/2rLm3jV (Erişim tarihi: Şubat 2017).
  9. Anonim 2017i. http://bit.ly/2ruaIoA(Erişim tarihi: Şubat 2017).
  10. Anonim 2017j. http://bit.ly/2s3Gtly (Erişim tarihi: Nisan 2017).
  11. Anonim 2017k. http://bit.ly/2rKM3Mw(Erişim tarihi: Nisan 2017).
  12. Uncuer, D., Karagül, E. ve İnal, F., 2017. Geçmişten Bugüne Ege’de Baklagilli Yemekler. İzmir Ticaret Odası, Yayın No:96, ISBN: 978-605-137-588-5, İzmir. (Basılmış kitap). http://bit.ly/2r9x7Vg (Erişim tarihi: Ocak 2017)
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.