Türk Tipi Zeytincilik Lisanslı Depoculuğu

Yazar: Mücahit Kıvrak
 
Lisanslı depoculuk ülkemizin hangi köyünde – mahallesinde zeytin sektörü toplantısı yapılsa, sorunlara çözüm olarak yazılan maddelerden biridir. Sanki her köye lisanslı depo yapsak çoğu sorunumuz çözülecek inancındayız. Yönetmeliğe bakıp inceledik mi? Hiç lisanslı depoda bir ürün gördük mü? Mantığı nedir? Ne şekilde işler? Kime ne şekilde ne kadar güveneceğiz?

Lisanslı depodan örnek verecek olursak;

İzmir Ticaret Borsası'nın kurmuş olduğu ELİDAŞ, pamuk ürününde ülkemizdeki lisanslı depoculuk örneğidir. Aydın-İzmir otobanının sağında kurulmuş olan depo alanı öncesinde çok büyük olduğu düşünülmüştür. Ancak zamanla üreticilerin desteği ve ilgisi ile bugün artık kendi alanına yetmemektedir. Pamuk kalite sınıfına göre balyalanıp içeride depolanmaktadır. Balya balya depolarında bekleyen ürününe üretici kredi çekebilmektedir. Ülkemizin tarımsal ürün borsalarının başında gelen İzmir Ticaret Borsası’nın günlük pamuk işlem fiyatına göre ürünü her gün değerlenmektedir. Kalitesi bellidir. Ürün depoya geldiğinde ilk iş kalite laboratuvarında analize sokulmaktadır. Buna göre depolarda tasnifi de kolay olmaktadır.

Bitkisel yağ lisanslı depoculuğunun örneği ise ülkemizde yoktur. Bu yüzden kimse aslında ne olduğu tam olarak bilmemektedir. Basit örnek verecek olursak babalarından kalan zeytinliği ikiye bölen oğullar, aynı gün hasat yapsalar bile zeytinlerini karıştırmazlar. Birlikte toplayalım demezler. Sonra birlikte toplamadıkları zeytinleri birlikte tek malaksöre koydurmazlar. 300 – 400 kg zeytini vardır. Çıka çıka o gün 85 – 90 kg zeytinyağı çıkar. Sonra bunun kalitesini düşünmeden randıman hesabı yaparlar. Sonra ispirtoları uçsun diye ağızları açık lancada bekletirler.

Diğer taraftan Edremit MYO’yu bitiren veya Edremit MYO’da kurslar alan, ülkenin değişik yerlerinde yapılan toplantılara katılan, okuyan, yurtdışındaki fuarlara giden bir kişi zeytine gönül verir. Zeytinlik alır. Gübreler. Sular. Makine ile hasat yapar. Fabrikaya kasada zeytini getirir. Randevulu çalışır. Malaksörün alacağı kadar zeytin toplar. Soğuk sıkım ister. Çıkan yağın hemen ağzını kapatır.

İkisi de 0.5 asitlikte çıkar. Sonra biri gelir fiyat verir. Bu ağzı açık olanlar için şerbet gibi der. Fiyat verir. Daha kaliteli işleyenle aynı fiyatı verir. Biri çok çalışıp diğeri ise hiç çalışmayıp aynı patayı hak ederler mi? Peki iki yağ aynı kaba girer mi?

Pamukta örnek verdik. Balya yapabilirler. Biz dünyanın en güzel yağının peşinde koşarken 400 kg yağ aldık. Bunu nasıl lisanslı depoya vereceğiz? Benim yağımı nasıl saklayacaklar. Dahası kendi coğrafyasında sofralık olarak dünyanın en güzel siyah sofralığını üreten çeşidimizin Güney Anadolu’dan elde edilmiş yağları ile coğrafi işaretli Edremit veya Ayvalık zeytinyağı aynı kaba nasıl konulacak?

Yüksek asitli yağlarda sorun yok. 2 asit ile 15 asit arasında aynı güğüme aynı depoya koyabiliriz. Sonuçta rafinajlık zeytinyağıdır. Kalitesinin pek önemi yoktur. 15 asidinin üzerini de sabunluk olarak ayırırız. Onun fiyatlandırmasını ayrıca yaparız. Hatta Edremit Ticaret Borsası’nın fiyatına göre değerlendirmesini yapar satışını bile yapabiliriz.

Buradaki esas sorun sıvının depolanmasıdır. Sıvı depolanması çok zordur. İklimlendirme ihtiyacı zorunludur. 18⁰C ile en fazla 24⁰C arasında depolanması gerekmektedir. Ürün kendi içerisinde posa içermektedir. Posayı alttan almak zorunluluğu vardır. Bu posa kimin yağından eksiltilerek yazılacaktır. Bunun üreticideki algısı nasıl olacaktır.

Üreticinin tek bir sorusu vardır: Ben bu işten kaç para kazanacağım?

Örneğin lisanslı depoya zeytinyağını emanet ettiği gün zeytinyağı 16 TL olsun. Sezon bitsin, sezondan 2 ay sonra 14, ondan 2 ay sonra zeytinyağı 12 TL olsun. Üretici 4 TL kayba uğradı. Bu hususta zararını tazmin etmesi için suçlu arayacaktır. İlk suçlu da onun yağını lisanslı depoya koyduran kişidir, yani lisanslı depodur. Evde dursa fiyat düşmeyecek miydi? Onda suçlayacak kimse yok. Kendini mi suçlayacak? Ertesi sene bu adam zeytinyağını depoya döker mi? Lisanslı depoya alınan zeytinyağı artık onu kuran şirketin olsa sorun daha da azalır mı?

Lisanslı depoculuk ilk başta güzel görünmektedir. Ancak işler sızma zeytinyağının en üst grubunu düşündüğünüzde karışmaya başlamaktadır. Bazı yağlar malaksörden kaç kilogram çıkarsa o kadar olabilmektedir. Hedef aynı kalitede çok fazla zeytinyağı üretmektir. Bu doğrudur. Ancak Edremit koşullarında bahçelerin yön – yöneyi, rüzgar alma durumu ve diğer faktörler karşılaştırıldığında en az 500 kilogramlık çelik lancalar alınmalıdır. Bunun gibi kaç adet alınacaktır? Bunun gibi özel yağların azot gazı ihtiyacı karşılanmalıdır. Bunu bir arada tutabilecek kapların hacmi de çok fazla yer kaplayacaktır.

Lisanslı depoculuk buğdayda kolay olabilir. Rafine edilmiş bir bitkisel yağda da olabilir. Lisanslı depoculuk sofralık zeytinde olabilir. Ancak zeytinyağında yönetmelik yeniden gözden geçirilmelidir. Lisanslı depoculuğun ülke şartlarımıza göre yeniden uyarlanması gerekmektedir. En kaliteli sızmamızı koruyan bir depo kurmamız gerekmektedir. Üreticilerimin parçalanmış halleri bütünleştirilmelidir. Zeytinyağında fiyat politikası oluşturulmalıdır. Zeytincilik lobisi oluşturulmalıdır.

Eğer bu durumlar göz önüne alınmadan lisanslı depo kurulursa ciddi problemlerle boğuşur. Kervan yolda düzülür mantığı güdülmeden en baştan halledilmelidir.
 
Görseller:
Arşiv

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.