İYİ, TEMİZ ve ADİL GIDANIN YAŞAM BULDUĞU YERYÜZÜ HAREKETLERİ

‘‘Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Dünyadaki her şey, hava, su ve toprak bir ailenin bireylerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Dünyaya ne olursa oğullarına da o olur’’ 

Kızılderili Şef Seattle, 1854. 

Toprakla ilişkilerini yapay bir düzleme oturtan post modern anlayış doğal döngünün değişmez kurallarıyla savaş halinde olunca, bozulan dengeleri düzeltme yolunda bazı duyarlı insanların attığı ilk adımlar zaman içinde büyüyerek ve gelişerek umut verici oluşumlara dönüştü. Tabiat anayla barışmanın etik ve ekolojik paradigmalar yaratmakla mümkün olacağını anlayan doğa severler dünyada bu yeni yaklaşımları yayma yolunda önemli başarılar elde ettiler.
Aşağıdaki yazıda, doğayla dostluğa giden yolda ilk adımları atan insanların yarattığı yeryüzü hareketleri ele alınmıştır.
 
Gıdanın yavaş hali: Slow Food
 
Beslenmeyi bir sanat haline getiren ve yerel mutfakların unutulup yerine tek tip beslenme modelini getiren anlayışa karşı çıkan insanlar 1989 yılında Carlo Petrini tarafından başlatılan  hareketin peşine düştüler. Bu Hareket ‘Slow Food‘, yani ‘Yavaş Gıda’ adıyla tanındı ve yaygınlaşarak 150 ülkeye dağıldı. Bugün Slow Food gönüllüleri 100.000 üyeye sahip yerel birlik (konviviyum)’lerden oluşan bir ağ ile çalışmalarına devam etmektedir. Hızlı yaşam ve yerel mutfak geleneklerinin kaybolmasına karşı duran,  aynı zamanda bir tepki ve bilinçlendirme hareketi olan Slow Food içinde gastronomi, ekolojik ve etik değerleri de bulundurmaktadır.
 
Bu hareketin temel ilkelerini sıralamak gerekirse;
  • Öncelikle geleneksel gıdaların korunmasına, yaşatılmasına destek verir.
  • Tarım ve gıda sektöründeki firmaların denetimsiz gücüne karşı durur.
  • Temiz–adil gıda üretimi ve tüketimine inanır.
  • Genetik çalışmalara karşı lobiler oluştururken, riskler hakkında da bilinçlendirme yapar.
  • Tarımsal ilaç kullanımına karşı bir duruş sergiler.
  • Organik tarımı teşvik eder.
  • Biyo-çeşitliliği, endemik bitkileri korumak önemli hedefleri arasındadır.  Koruyucu önlem olarak ‘Tohum bankası’ oluşturur.
  • Yerel satıcıların korunmasına destek olur
Slow  Food düşüncesi iyi, temiz ve adil gıda koşullarını temel alan bir üçgen içinde yer alır. Bu üçgendeki iyi, temiz ve adil ‘in ne olduğu şu şekilde ifade edilmektedir.
 
İYİ: Yerel kültürden gelen ve damağımıza hitap eden aynı zamanda lezzetli ve mevsimine uygun bir beslenmeyi tanımlar.
TEMİZ:  Gıdanın çevreyi kirletmeden, insan sağlığı ile uyum içinde üretilmiş olmasını şart koşar.
ADİL: Tüketiciyi yormayan fiyatlara sahip gıdalar ve küçük ölçekli üreticiler için adil koşullar ve ödemeler olmasını ister.
 
Yeryüzü Pazarları ve İlk Yeryüzü Pazarımız Foça
 
İzmir’in Foça ilçesinde pazar günleri kurulan yerel üreticilerin doğal şartlarda yetiştirdiği ürünlerin bulunduğu pazar, uluslar arası Slow Food hareketi tarafından ‘Yeryüzü Pazarı’ olarak kabul edilmiştir. Foça ilçemizde kurulan yeryüzü pazarı dünyadaki 28. Pazardır.  Yeryüzü pazarı Slow Food felsefesi doğrultusunda gelişen bir zincirin yeni halkalarından birisi olup, çiftçi pazarları anlamına da gelmektedir. Bu pazarlarda yerel gıda üreticileri çevreci ve sürdürülebilir bir anlayışla tüketiciye, sağlıklı ve kaliteli yiyecekleri uygun fiyatlarla ulaştırmakta; bu sayede yerel mutfaklar ve biyolojik çeşitlilikte korunmuş olmaktadır. Dünyadaki gıda meraklıları bu pazarları gezmekte ve yerel gıdalarla tanışma şansı bulmaktadır. İtalya’da yirmi, ABD ve Bulgaristan’da ise birer yeryüzü pazarı bulunmaktadır. Bu pazarlar insanlar arasında iletişim ağları kurmakta, yerel gıdaları ve üreticileri tanıtarak halkı bu ürünlere yönlendirmek amacını taşımaktadır.
 
Eko-turizm ve Agro-turizm
 
1992 yılında, Rio Çevre zirvesinde sürdürülebilir bir dünya ve çevre için ortaya konulan kriterler, turizm için de uyarlanmıştır. Bu kriterler temel olarak çevreden yararlanırken kirletmeme ve yerli toplumların kültürlerini yok etmeme prensibinden oluşmaktadır. 
 
2002 yılının Mayıs ayında Kanada’nın Quebec kentinde 133 ülkenin katılımıyla yapılan Dünya Eko-turizm Zirvesi’nde eko-turizm için bir tanım yapılmıştır. Bu toplantıda eko-turizm; yeryüzünün doğal kaynaklarının sürdürülebilirliğini güvence altına alan, bunun yanı sıra yerel toplumların ekonomik kalkınmasına destek olurken, sosyal ve kültürel bütünlüklerini koruyup gözeten bir yaklaşım ya da tavır olarak tanımlanmıştır.
 
Eko-turizm ağırlıklı olarak doğada yapılan turizm hareketleri olsa da,  aslında çevre ve kültür değerlerini koruma altına alan doğa temelli bir felsefedir.
 
Son dönemlerde tarım ve turizmin birlikteliği 'Agro-turizm' denilen yeni bir kültür ve doğa dostu hareketi meydana getirmiştir. Bu yaklaşımın komşumuz Yunanistan’da oldukça fazla örneği vardır. Agro-turizm’de turistler özel köy evlerinde, küçük pansiyon veya otellerde yöresel yemeklerle ağırlanırlar. Böylece o yörenin mutfağı tanıtılırken, ziyaretçiler diğer yerel kültürel değerleri ve turistik yerleri de görmüş ve incelemiş olurlar. Eğer bir gün doğal ortamların ruhunu anlamak ve sakinleriyle kaynaşmak isterseniz bu eko-köyler sizin için bulunmaz bir fırsat olabilir.
Dingin ve Yaşanası Beldelerin Yeni Tanımı : Citta Slow (Yavaş şehirler) 
 
İtalyanca'dan Citta (şehir) ve İngilizce'den Slow kelimeleri yan yana gelip ‘Yavaş Şehir’ anlamını taşıyan yeni bir terim oluşturdu ve bu terim tüm dünyada sakin şehir olmak isteyen yerlerin tanımı haline geldi. Citta Slow,  1999 yılında İtalya’da kurulan uluslararası bir belediyeler birliğine verilen isimdir. Bu hareket Greve in Chianti Belediye Başkanı Paolo Saturnini liderliğinde başlamıştır. Beldelerin birliğe üye olması kimi kriterlerin yerine gelmesiyle mümkündür. Kurulduğu zamanlarda yalnızca İtalyan kentlerinden oluşan üyeleri varken günümüzde yirmi sekiz ülkede 182 üyeye sahiptir.
Citta Slow’un temel yaklaşımında teknolojiden uzaklaşmayan ancak sürdürülebilir anlayışı benimseyen bir düşünce hakimdir. Gelenek ve göreneklerin yaşatıldığı, yerel el sanatlarının desteklendiği, insanların birbirleriyle iletişim kurabildikleri, gürültü kirliliği ile mücadele eden, alt yapı sorunlarını çözmüş çağdaş yaşam alanları görmek gibi bir hayalin peşine düşerseniz, bunun gerçeğe dönüşmüş halini Citta slow hareketinde bulabilirsiniz. Ülkemizde Seferihisar, Citta Slow etiketli bir yöremiz olarak örnek bir ilçemizdir.
 
Shumei Doğal Tarım Sanatı
 
Doğayla arkadaşlık ederek yapılan her türlü aktivite aslında yaşamımızın her alanına rehberli etmektedir. Bu bakış şeklinizi yaşam pratiğinize dönüştürdüğünüzde, sağlık ve mutluluğu amaç; sevgi ve minneti ise araç edinirsiniz. Bu felsefenin ilkeleri ‘Shumai Doğal Tarım Uygulamaları’nda gizlidir. Amerikalı yazar Lisa M. Hamilton tarafından kaleme alınan ve henüz Türkçesi olmayan  ‘Shumai Doğal Tarımı: Dünyada Cenneti Yaratan Çiftçilik’ adıyla yayınlanan kitapta söz konusu tarım uygulamaları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Shumai tarım sistematiği bir yönüyle teknik, diğer yönüyle de doğayla dost bir öğreti olarak karşımıza çıkmaktadır.
 
Shumai doğal tarım uygulamasının kökleri Mokichi Okada (1882-1955) tarafından oluşturulmuştur. 1955 yılında Okado’un vefatından sonra eşi Bayan Mihoko Koyama tarafından kurulan Shumai Vakfı sayesinde bu tarım uygulamasının felsefesi ve teknikleri günümüzde de yaşatılmaktadır. Bayan Koyama 2003’de hayata veda etmiş ve bu tarihten sonra kızı Hiroko,  Shumei mesajını tüm dünyaya iletmeye devam etmiştir.
 
Shumei Tarımı, çözümü doğanın mükemmelliğinde aramış ve temellerini bunun üzerine kurmuştur. Onlara göre doğa her şeye sahiptir. Bitkiler ihtiyaç duydukları besleyici maddeleri arayıp bulabilirler. İklim değişikliklerine uyum sağlayıp, zararlılarla baş edebilirler. Gübre ve tarım ilaçları kullanımı, insanların bu güce güvenmemesinden kaynaklanmaktadır. Shumei öğretisi bitki ve toprağın eksik yanlarının olduğu ve bunların giderilmesi gerektiği fikrine karşı çıkar. Shumei tarımı bitkilerin ve toprağın kendini iyileştirici ve yaşamını sürdürücü gücü olduğunu savunur. Burada amaç ürün miktarını artırmak olmayıp, bitkilerin ve toprağın doğal gelişimini kolaylaştırmaktır.
 
Doğal tarım öğretisi hem birbirimizle ve dünyayla etkileşimi, hem de saygıyı ve nezaketi esas almaktadır.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.