Toprağın Neferleri

 
Değerli okuyucular herkese merhabalar,

Dünyayı doyuran ülkenin ya da ülkelerin dünyayı yöneteceği bir devirde yaşıyoruz. Ekonomik dalgalanmaların yaşandığı bu süreçte üretimi, ürün kalitesini arttırmak ve dünya pazarına sunmak gıda savaşlarının kazananını belirleyecektir. Peki bu yönetime ortak olmak ve bu savaşı kazanabilmek için neler yapılmalı?

Bu noktada düğüm biz ziraat mühendisleri ile çözülüyor. Asıl sorun bence düğümü nasıl çözdüğümüz değil, ne kadar sürede çözdüğümüzdür. En büyük sorumluluk yine bizlere, yani ziraat mühendislerine düşüyor. Buradaki en temel ve üstünde durulması gereken konu ise ziraat fakülteleri ve bu fakültelerin öğrencileri... 4 yıllık bir eğitimin ardından acımasız bir dünyaya atılan çiçeği burnunda mühendisler yeterli mi? Benim fikrim şu yönde; toprağı işleme, bitki ve hayvan yetiştirme sanatı olan mesleğimizde birçok anabilim dalı ve bu anabilim dallarının birçok alt kolları vardır. Böyle olunca ilgi duyduğumuz ve yapabileceğimiz konuda çalışmak ve bu konu üzerinde kendimizi geliştirmeliyiz. Aksi takdirde her şeyden az bilen ama hiçbir şey bilmeyen biri oluruz. Sadece bir konu ya da anabilim dalı üzerinde uzmanlaşmak iş veren için yeterli mi? Öğrenciliğinin son dönemini yaşayan, mesleğe bir adımı kalmış biri olarak, benim için bile yeterli değil. Daha başka neler olabilir diye düşünürken aklıma yabancı dil geliyor. Yabancı dil artık kimse için avantaj değil. Yabancı dilin yoksa iş mülakatında bile yoksun. Yabancı dil için zorunluluk demek istemiyorum ama öyle. Mezun olduğumuzda bu donanımla mezun olmamız gerekiyor.  Bu konuyu daha fazla uzatmadan gıda savaşlarından zafere giden yolları kendimce yaptığım araştırmalarla, ettiğim sohbetler doğrultusunda belirlemeye çalıştım.

İlk olarak, hızla gelişen ve değişen bu dünyaya sesini duyurmanın yolunu bulmak gerekiyor. Bu yol da tabii ki sosyal medyadan geçiyor. Reklamlar, programlar, dergile… Her şey sanal alem üzerinden yapılıyor. Bir tık uzağınızda derlerdi internetin ülkemizde gelişmeye başladığı dönemde. O zaman biz de bir tık uzakta olmalıyız. Bu alemi avcumuzun içi gibi bilmeliyiz ki ürettiğimiz kaliteli ürünler pazara sunulabilsin. Ürünlere gelecek olursak da hastalıkların alıp başını yürüdüğü bu dönemde organik üretim ya da iyi tarım uygulamaları ile yetiştirilmiş ürünler olmalı. Bu üretimlerde kilit nokta yine biziz. Üretimde bulunmanın yanı sıra kontrolör olarak da bu üretim döngüsünde bulunabiliriz. Hem bitkisel üretim için hem de hayvansal üretim açısından kontrolörlük yaparak dünya pazarına sunacağımız ürünlerin kalitesini artırabiliriz. Bunun yanı sıra her zaman risk altında olan ürünlerimizi güvence altına almalıyız. Burada da devreye tarım sigortacılığı giriyor. Tarım sigortacılığı ise eksper olarak çalışacağımız iş dallarından biri. Ürünleri yetiştirmek için harcadığımız emeğimizi koruyoruz aslında sigorta yaptırarak.

Meslek olarak büyük bir derinliğe sahibiz ama iş veren sadece işe bir mühendis almıyor aynı zamanda iş arkadaşı alıyor. Ailemizden daha fazla göreceğimiz insanlar oluyor bu insanlar. Kapalı kutu gibi sadece işe gidip gelmek sosyal bir varlık olan insanın yapısına uymuyor. Bu yüzden öncelikli olarak modern, sosyal tam donanımlı bir birey, daha sonra mühendis olmalıyız. Olmalıyız ki sert şartlarda geçecek bu savaşların sonunda dünyayı yönetecek ülkelerin başında olabilelim.

Bu yazıyla birlikte öğrenci arkadaşlarımın gelecekle ilgili düşüncelerine katkıda bulunmuşumdur umarım ve umut ediyorum ki bu çetin şartlarda çalışma hayatına atılacakların duygu ve düşüncelerine tercüman olabilmişimdir.
 
Görseller:
  1. Learn Liberty
  2. Entrepreneur.com

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.