Bir Tatlı Huzur Neleri Değiştirmez Ki!?

Yazar: Muhammet Vurmaz
 
Son yıllara bakıldığında kırsaldan şehir hayatına çok ciddi bir göçün olduğu görülmektedir. Bazı şehirlerimizin ise olağanın dışında bir göçe maruz kalarak, hazırlıksız yakalandığını söylemek de mümkündür. Nüfusu 50 bin olan bir şehir, ona göre tasarlanmış ve bir yıl içerisinde yaklaşık 10 bin göç almakta. Bu duruma engel olamadığımız ortada, fakat en azından şehrimizi yeni nüfusumuza göre tasarlamanın toplum huzuru için yöneticilerimizin en öncelikli görevleri arasında olması gerektiğine inanıyorum. Burada yerel yönetimlerimize çok ciddi görevler düşmektedir. Hele hele yaklaşan yerel seçimler öncesi toplumumuzu yönetmeye talip tüm adaylarımızın ilk hedefi, şehirlerimizde yaşayan bizlerin huzuru olmalıdır diye düşünüyorum. Kentlerin kalabalıklaşma oranı arttıkça, bu metropol kentleri yönetmenin zorlukları da aynı oranda artacaktır. Yaşamsal değerlerimiz bir yana güvenlik tedbirlerinin de güçlüğünü ortaya koymaktadır. Büyük şehirlerimizin yaşanılabilir olması ile orada yaşayan vatandaşların huzuru doğru orantılıdır.

Ayrıca içme suyu temininde de zorluklar başlamıştır. Ülkemizin büyük kentlerinin etrafında su kaynakları azalmış, başka yerlerden daha maliyetli şekilde su taşınımı gerçekleşmiştir. Oysaki insanoğlunun ilk kurduğu şehirlere bakacak olursak hepsi su kaynaklarına yakındır. Suyun azalması ile kavimler göçü ortaya çıkmıştır. Gıdaya ulaşmak da gitgide zorlaşmaktadır. Temiz ve güvenli gıdayı şehirlerde bulmak hem pahalı hem de zordur. Oysaki kırsalda et, süt, yumurta, sebze ve meyveler metropollere göre daha kolay elde edilebilir ve güvenlidir. İnsan ne yiyorsa aslında odur. Yediklerimiz ile ruh halimiz doğru orantılıdır. 

Bir şehrin nasıl yönetildiği, içerisinde yaşayan insanların davranışları ile ölçülebilir. Tabii ki bu durumu metropol dediğimiz kentlerimiz için söylemek bir hayli zor, ama yine de bu şehirlerimizde de huzuru yazın deniz kenarında sakin bir yerde, kışın karlı bir tepede arayan vatandaşlarımıza alternatif, şehrin belli bölgelerini izole ederek kendimizi ödüllendirmeliyiz. Şehrin bizi alıp giden gürültüsünden az da olsa kurtulacağımız bir bölgemiz mutlaka olmalı! Yavaşlamalıyız; biz şehrin kurallarına kapılıp giderken, aslında dışarıda bambaşka bir hayat daha var, kaçırıyoruz. Mesela gittikçe unuttuğumuz selamlaşmak var, tebessüm var. Hayat meşakkatinden şehrin stresinden bir oraya, bir buraya koşturmaktan unuttuğumuz bizi biz yapan değerlerimiz var. İşte bu yüzden yerel yönetimler ülke yönetiminin temel taşıdır. Onlar ne kadar sağlam olur, ne kadar toplum odaklı çalışırsa güzel yönetilirse,yerelden başlayan bu durumun tüm ülkemize yayılacağını unutmamalıyız.Ve son bir şey daha… Her kim olursa olsun ili, ilçeyi, beldeyi yönetmeye talip olan yöneticilerimiz eminin hepsinin projeleri var; yeni hizmetler, eksiklikleri giderme, vs. Lütfen her neyi planlıyorsak, o bölgede yaşayan insanların huzurunun nasıl artabileceğini de planlayalım. Zira huzur olan yerde başarı olur zenginlik olur.
Saygılarımla.
 
Görseller:
  1. Pxhere.com
  2. Turkish Trade News

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.