Beslenme ve Diş Sağlığı

Yazar: Demet Ayman
 
Temiz gıda ve su, geleceğimiz ve sağlığımızın vazgeçilmezi...

Hepimiz bunun peşindeyiz. İnsanlık en çok kendine düşman; anlık hırsları ile kendi için vazgeçilmez olan temiz su ve gıdayı yok edip, ulaşılabilirliğini azaltıyor. Bu aslında bir insanlık suçu ve hepimiz bu suça iştirakçiyiz. İnsanlık malesef kaybetmeden elindekinin değerini anlamıyor. Kolektif bilinç gelişmemiş olduğundan önem sırasını yapamadığı için gidenin arkasından ağıt yakıyoruz.

Bugün; hem sağlık, hem de yok olma nedenimiz aslında. Hepimiz sağlıklı, genetiği değiştirilmemiş ve damağımızda unutulmaz bir mutluluk bırakacak, ömür boyu karın doyurmaktan daha çok, yaşamı keyifli kılacak anlar yaratan sofraları paylaşmanın peşindeyiz. Birçok yemeğin lezzet kaynağı, kaynaştırıcısı aslında zeytinyağı. Aslında güvenerek, bilerek satın aldığımız, doğanın nimetlerinden, her şeyin dengede olduğu lezzetler yaratarak, bunları yerken ve paylaşırken de, hem bedensel hem de ruhsal sağlığımızı koruma peşindeyiz.

Bir maraton gibi peşinden gidiyoruz gıdanın. Aslında hepimizin istediği sağlıklı lezzetiyle damakta iz bırakan, hem ruhumuzu, hem bedenimizi mutlu eden, hayatın paylaştıkça güzelleştiği güzel sofralarda, güzel insanlarla güzel sohbetlerde buluşmak... Hayat sevdiğin insanlarla sağlıklı ve mutlu yaşamak değil mi aslında.

Gıda...
 
Temiz gıda hepimizin hedefi ve temiz gıdaya ulaşım gittikçe zorlaşıyor. İnsanlar çocukken yediği tatları mumla arıyor. Bir nostalji furyası var. Ama çoğunluğunun taklitten öteye geçemediği bir tat ve lezzet eksikliğiyle beraber... Neydi bize geçmişi bu kadar aratan bu kadar gelişmişlik ve teknoloji içinde fazla üretim, dayanıklılık adına genetik yapısı değiştirilmiş, kimyasallarla toksik hale gelen gıdalar? Vazgeçtiğiniz aslında geleceğimiz ve sağlığımız.

İşte tam burada gıdaların bedene giriş yeri olan ağız ve ağız sağlığı akla geliyor. Sağlıklı olmayan bir ağızdan lezzet almak neredeyse imkansız. Gıdaların tadı bir karışımın ürünü ve ağızdaki tükürük; iltihap asitideyi artırttığı için lezzeti ve sağlığı etkiliyor. Bir zincirin halkaları gibi asitler diş minesini bozuyor ve durum zincirleme birçok problemin başlangıcı oluyor. Zeytinyağı ağız hijyeninin sağlanmasında, yaraların iyileşmesinde, gıdalar kaynaştırarak daha aktif bir çiğnemede ve sindirimde çok önemli bir yere sahip. Aslında insan vücudu için tam bir sağlık iksiri zeytinyağı.
 
Bugün belki de en saf kalan ölümsüzlük ağacı zeytin ve onun nur dolu zeytinyağı. Aslında saf zeytinyağı tam bir sağlık iksiri... Bugün yemeklerin vazgeçilmez kaynaştırıcısı yağ... En iyi yağ, zeytinyağı olmadan yemekler de lezzetler de kaynaşamaz. Hepimizin aradığı, unutamadığı tam bir dengede harmanlanmış yemekler bu müthiş kaynaştırıcı sayesinde var.

Saf zeytinyağı ağız hijyeninde de önemli. Neden derseniz; ağız zeytinyağı ile çalkalandığınızda zararlı mikroorganizmalardan arınır. Zeytinyağı dişlerin yüzeylerine yapışarak gıdaların asitlerinin asit erozyonu yapmasını engeller.  Bu sayede çürük oluşma oranını da düşürür. Diş etlerini güçlendirir; içindeki vitaminler, aromatik hidrokarbonlar ağız yaralarının iyileşmesini hızlandırır. Birçok rahatsızlığı daha oluşum aşamasındayken yok eder. Bağışıklığı güçlendirerek birçok toplumda salgınlar oluşturan mikroplara doğal bağışıklığın olmasını sağlar.  Ciltte masaj yapılarak yedirildiğinde hem ağrıları hem yorgunluğu aldığı gibi, cildi besleyerek dış etkilere karşı direncini arttırır. Sindirim sistemi üzerine etkileri de saymakla bitmez.

Bugün belki de binlerce yıldır dayanıklılığın sembolü zeytin ağacı ve nuru zeytinyağı sağlığımızı korumanızda anahtar rol oynuyor. Ağızda tutulduğunda mikropları öldüren ve iltihabi engelleyen, diş yüzeyini kapılarak asitlerin minede erozyon yapmasını engelleyen sağlık kaynağı... Ama ülkemizde yeterli önemi bir türlü göremediği bir gerçek. Saf zeytinyağı düzenli kullanıldığında yanıktan, türlü ağrılardan, sindirim sistemi hastalıklarına birçok hastalığın oluşurken yok edilmesini sağlıyor. Birçok ürünün etken maddesi olması gerekirken biz sadece sofralık zeytin, zeytinyağı ve sabun olarak tüketiyoruz.

Hayatın akışı içinde değişkenlerin iniş çıkışları; sağlığımızı aynı kalp atışları gibi bir yukarı bir aşağı değişmekte. Atalarımızdan teslim aldığımız genetik yapı, beslenme alışkanlıkları ile şekillenmiş ama şu anki beslenme alışkanlıkları içerdikleri asitler, kimyasallar bu genetik yapıda deformasyonlar oluşturuyor. Bu da gelecek nesillerde nasıl bir değişim yaratacak meçhul… Değişim kaçınılmaz olsa da, sağlam olan genetik yapıyı korumayı, gene sağlıklı çevre ve gıdayla sağlayabiliriz. Bunun için düşünen ve sorgulayan, farkındalığı fazla nesillerin varlığı yine akla “sağlam kafa sağlam vücut da bulunur “ atasözünü akla getiriyor. Bu da sağlıklı gıda ile mümkün.
 
Saf zeytinyağı üretimi ve kullanımının önemini anladığımızda bize sunulan bu nimeti hayatımızın vazgeçilmez bir sağlık iksiri olduğu gerçeğini bir an önce kolektif bilincimize yerleştirmeli ve bunun keyfini sürmeliyiz. Her daim sağlık ve uzun yasam için saf zeytinyağı tüketimini hep beraber arttırmayı diliyorum.
 
Görseller:
  1. Arşiv
  2. Olive Oil Times

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.