Yazın Ardından Kalan Çöp Manzaraları

Yazın hepimizin kafasında bir yerlere tatile gitme planı vardı kimimiz bu planlarımızı gerçekleştirdik kimimiz sadece hafta sonu kaçamakları yapabildik. Nereye gittiğimizin nasıl gittiğimizin ne kadar süre kaldığımız hepsi anılarımızın birer parçası oldu. Peki ya sonra? Tatil bitti mesailer başladı, okullar dersler başladı. Hayır hayır bu kadar ileri sarmayalım filmi biraz daha geriye gidelim tatilden ayrılacağımız zamana. Plajlara gittik güneşlendik, eğlendik. Buraya kadar sorun yok. Peki ya gittiğimiz yerde çöpümüzü bıraktık mı? İçtiğimiz su şişelerine ne oldu? Mangaldan sonra kirlenen plastik tabaklar peki? Ya da market poşetleri? Bütün hepsine ne oldu gerçekten. Nasıl olsa başkaları da atmış bir şey olmaz diyerek bıraktınız mı hepsini? Hem de hiç düşünmeden… Peki ya orada yem attığınız balıklar siz gittikten sonra da orada yaşamaya devam ediyorlar biliyorsunuz ki. Ya da kuşlar? Böcekler? Ve göremediğiniz onlarca mikroorganizmalar. Tatil beldelerinin çoğunda tatilcilerin arkalarında bıraktıkları çöpler konuşuluyor şu günlerde.
 
 
Fotoğraflayan : Levent Erbab
 
Al Ajazeera’nin haberine göre Levent Erbab Balıkesir’in Ormanlı Köyü sahilinde yaptığı inceleme sonucunda sahile vurmuş pek çok plastik şişe, plastik poşet, kağıt çöplerinin denize atıldığını ve denizden tekrar kıyıya vurduklarını yazmış. Hatta belki reddedenler olabilir diye fotoğraf ve video ile bu incelemesini kanıtlamış. Buna benzer olarak kendi yaptığım küçük bir gözlemden bahsetmek istiyorum.Bu yaz Kaz Dağları’na yaptığım gezi sırasında bölgede meşhur olan Hasan Boğuldu Şelalesini de görmek istedim. Ancak şelaleden ziyade gördüğüm tek şey çöplerdi. Piknik yapmak için ailesiyle gelen herkes poşetlerini şelalenin yanında bulunan kayaların içerisinde saklamıştı. Doğal güzellikleri görmek için gittiğim gezi benim için tam bir hayal kırıklığına dönüşmüştü.
 
 
Fotoğraflayan : Levent Erbab
 
Yaşadığım üzüntünün yanında oldukça kızgındım; insanların bu denli vurdumduymaz davranmasına. Sonuçta dünyada sadece biz yaşamıyorduk. Ama günümüzde öyle bir hal aldık ki dünyanın patronu gibi davranmaya başladık her şey bizim hizmetimize göre olmalıydı. Güneş bizim için vardı, hayvanlar sadece biz istiyoruz diye vardı, ağaçlar bizim için. Sanırım burada büyük yanlış anlaşılmalar vardı. Biz hiçbir şeye sahip değiliz, hayvanlar, bitkiler, gezegenler, güneş bizim yaşamımızdan daha önce buradalardı. Belki de dünyanın gerçek sahipleri onlardı. Ve anlayamadığımız şey ise sırf özgür bilince sahibiz diye her şeye sahip olduğumuzu düşündük çok güçlüydük bir tavşana göre çok daha mantıklı kararlar verebiliyorduk ve her şeyden önemlisi paramız vardı ve tavşanı da satın alabilirdik. Sahip olduğumuz her şeyin kıymetini çok iyi bildiğimiz gibi doğanın da kıymetini çok iyi bildiğimizden olacak ki ona çok güzel sahip çıkıyorduk.(!) gün geçtikçe çevreye verdiğimiz zarar büyüyordu. Ama doğanın da kendince bir intikam alma yöntemi vardı. Ve doğa düşündüğümüzden daha da acımasız olabilir. Bugün belki de yere attığımız bir plastik şişe bir virüsün mutasyon geçirmesine sebep olacaktı. Ve bu virüs tüm insanlığın sonunu getirecekti. Ve bu da doğanın her zaman yaptığı bir intikam alma yöntemiydi. İster kabul edelim veya etmeyelim sahip olduğumuz hayat boyunca yaşamımızı başka canlılara borçluyuz ki henüz fotosentez yapamıyoruz. Bu durumda çevreye verdiğimiz zararlar bize dolaylı veya dolaysız yönden bize mutlaka bir gün geri gelecek. 
 
 
Fotoğraflayan: Arife Karaman
 
Çevre aktivisti  Levent Erbab Bey’in yaptığı inceleme sonucunda internet üzerinden yaptığı bir imza kampanyasıyla  plastik, naylon poşet veya kap satışının yasaklanmasını  istiyor. Yetkililerin bu konuda nasıl bir politika izleyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.  Avrupa’nın pek çok ülkesinde  plastik poşet satımıyla ilgili caydırıcı fiyat politikası uygulanıyor. Türkiye’deki en bilinen örnek ise doğa ve kampçılık malzemeleri satan bir firmanın mağazasından yapılan alışverişlerde müşterilerinden poşet için ekstra fiyat istemesidir. Dileriz ki bu çalışma diğer büyük firmalara da örnek olur. 
 
Kaynak:
http://aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/yazdan-geriye-kalanlar