COĞRAFİ İŞARETLEME

Açlık ve yeterli beslenme için bir anahtar olarak sunulan endüstriyel tarım, kitlesel üretimi, tek tip üretimi, homojenlik ve standartlaşmayı bir “kalite” unsuru olarak öneren bir sistemdir.
 
Oysa toprağı, tohumu, yağmuru salt üretim faktörü olarak düşünmek mümkün değil. Doğa değişkendir; yağmur değişir, rüzgar değişir, sıcaklık değişir; tohum ve toprak canlıdır, toprakla birlikte tohum da değişir. Üstelik bu değişim, hayatımıza renk katan, keyif katan bir değişimdir.
 
Biliriz ki beslenmek, sadece bir ihtiyaç  değildir, beslenmek bir kültürdür, insanın var olmasının bir parçasıdır ve en doğal paylaşımlardan biridir.
 
O yüzden değil midir;
 
Çocukluğumuzdaki bir koku, bir tat, bizi kırk yaşımızda da  mutlu eder, farklı bir lezzetle ilk kez tanışırken yapılan keşfin yarattığı keyif ölçülemez. Lezzetli  bir yiyecek tatmak,  onu hissetmek hayatı hissetmektir. Bir çok, gıdanın hazırlanması, dağıtımı ve tüketimi bir çok toplumda törensel biçimde gerçekleştirilir. Bunlar beden sağlığı kadar ruh sağlığımız için de göz ardı edilemez faktörlerdir.

Bu yüzden, tarımsal üretimi salt ekonomik bir faaliyet olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Üstelik bir de konunun, ekolojik dengenin korunması, insan topluluklarının sürdürülebilir gelişiminin sağlanması, su ve toprak kaynaklarını bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçları karşılayabilecek en akılcı bir şekilde kullanılması boyutlarını da ele alırsak, sırf ticari güdülerle tarımsal üretim yapmak anlamsız kalıyor.

İşte bu nedenle, yöresel ürünleri, yöresel lezzetleri, yöresel üretim koşullarını, yöresel üretim yöntemlerini korumak, sahip çıkmak, sürdürmek büyük önem arz ediyor.  Coğrafi  İşaretleme, yöresel ürünlerin korunması, tanımlanması, tanıtılması anlamında oldukça önemli bir amaç/araç olarak  adlandırılabilir. Ve, bu sistem,  Türkiye’de de 1995’ten beri “555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)” ve uygulama yönetmeliği çerçevesinde gerçekleştirilen Coğrafi İşaret tescil sistemi, oldukça ilgi gören bir sitem oldu ki bu gün 170’den fazla ürün  coğrafi işaret aldı ve 200’den fazla üründe sırada.

Coğrafi İşaret nedir? Coğrafi İşaret (Cİ), belli bir şehir, bölge veya ülkeye ait özellikleri itibariyle, bu coğrafi alan ile özdeşleşmiş bazı ürünlere (özellikle, gıda ve el işi ürünler için) uygulanabilen özel, ayrıcalık kazandıran bir isimlendirme. Cİ kullanımı, ilgili ürüne ait tanımlı özelliklerin gerçekten var olduğunu tescilliyor; örneğin söz konusu ürünün geleneksel yöntemlerle üretildiğini veya coğrafi özelliklere bağlı sıfatları taşıdığını doğrulaması gibi... 20. yüzyılın başı itibarıyla, dünyada özellikle gıda ürün markalarının içerdiği coğrafi isimlerin yanıltıcı olmasının önüne geçmek üzere Cİ uygulamalarının yaygınlaştığını görüyoruz. İlk örnekler arasında, Fransa’da “Appellation d'Origine Contrôlée (AOC)” adı altında verilen sertifikalarla yerel şaraplar ve İsviçre’de Gruyer peyniri var.

Türkiye’de, Malatya Kayısısı, Erzincan Tulumu, Finike Portakalı, Ege İnciri, Ezine Peyniri, Kalecik Karası Üzümü, Kayseri Pastırması, Maraş Tarhanası, Safranbolu lokumu gibi 170’den fazla ürün coğrafi işaret almış durumda.
Coğrafi İşaret, kültürel mirası ve geleneksel üretimin önemini vurgularken, o bölge üreticisi ile birlikte tohumu, toprağı, suyu, iklimi korumayı hedefleyen bir sistem. Türkiye farklı coğrafi bölgeler ve iklim zenginliği ile büyük bir biyoçeşitliliğe (tüm Avrupa kıtasında 12,000 bitki türü bulunmasına karşın ülkemizde 9,000 bitki türü bulunuyor ve bu türlerin % 30’u dünyada sadece Türkiye’de yer alıyor) ve buna bağlı olarak, zengin çeşitlilikte tarımsal ürünlere sahip. Bu zengin çeşitlilik aynı zamanda büyük bir Coğrafi İşaret potansiyeli demek; ülkemizde bu sayının yaklaşık 1500 olduğu tahmin ediliyor.

Coğrafi İşaretin dünyada ortaya çıkışındaki esas sebep, nesiller boyunca geleneksel bilgi ile üretilen ve bulunduğu bölge ile sınırlı kalmayan ürüne sahip çıkmak, bilginin ve üretiminin sürdürülebilirliğine destek veren bir koruma sağlamak. Coğrafi işarete konu olan yörede veya özellikte üretim yapanların tescilin sağladığı korumadan öncelikli olarak yararlanmalarının sağlanması. Tüketiciler söz konusu yöre adıyla satılan ürünleri, o yöre adına duydukları güven nedeniyle, diğer yerlerde üretilenlere tercih edebilirler. Bu nedenle bir ürün için belirli bir kalite sembolü haline gelmiş yer adlarının coğrafi işaret olarak koruma altına alınmasında o yöre halkının menfaatlerinin korunması açısından büyük fayda vardır. Coğrafi işaretler, ürüne dinamik pazarlama gücü katar ve doğasından gelen anonim sahiplik gücüyle bölgesel ya da toplumsal bazda ekonomik gelişme aracı vazifesi görür. Özellikle kırsal kalkınma için önemli bir araçtır. Coğrafi işaretin korumasının amaç ve faydalarından biri de, coğrafi işaret ibarelerinin, gerekli özelliklere haiz olmayan sahte ürünler üzerinde kullanılmasının önüne geçilerek tüketicinin yanıltılmasına engel olunması, dolayısıyla tüketicinin korunmasına yardımcı olmaktadır.

Bu noktada, bu işareti alan ve kullanan ürünleri, mercek altına alıp coğrafi işaretlemenin neler kazandırdığını sorguladığımızda, Coğrafi İşaretlerle ilgili temel yasanın çıkarılamamış olması ve ne coğrafi işareti alan kurumlar tarafından  iç denetim sistemi ne de akredite olmuş, donanımlı bağımsız ve tarafsız kuruluşlar tarafından yapılan bir dış denetim sistemi olmaması  nedeniyle coğrafi işaretleme ilgili ciddi handikaplar olduğu ortaya çıkmakta.

Ne yazık ki,  ülkemizde  Coğrafi İşaretleme  bir arşivleme fonksiyonu şeklinde sürmekte. Bu çıkmazı aşmak, etkin bir coğrafi işaretleme sistemi yaratmak için acil eylem planı ne olmalı dersek?  
                                                     
Öncelikle Patent Enstitüsü’nün  altında, coğrafi işaretlerle ilgili bir yapı oluşturulması şart. Coğrafi işaretlerin arşivleme fonksiyonu, ne yazık ki piyasalarda yoğun haksız rekabetin yaşanmasına ve gıda piyasalarımızda Coğrafi İşaret tescili almış yöresel ürünlerimizin sahte ve taklitlerine  rastlanılmasına engel olamamakta.

Denetim sisteminin eksikliği , tanıtım faaliyetlerinin yetersizliğine de bağlı olarak, ülkemizde coğrafi işaretlerin yeterli fiyat farkı yarattığı söylenemez. Oysa, Fransa gibi bir çok Avrupa ülkesinde, özellikle peynir, şarap, zeytinyağı gibi ürünlerde piyasa fiyatlarında  yüzde 25’e yakın bir fark ortaya çıkmakta.

Denetim en önemli husus. Coğrafi İşaretli ürünlerin tescil belgelerinde öngörülen kurallara göre üretildiğini denetleyecek Avrupa Birliği 45011 normlarına göre akredite olmuş bağımsız ve tarafsız denetim kuruluşlarının yaşama geçirilmesi şart. Ülkemizde,  son yıllarda YÜCİTA gibi sivil insiyatif  girişimler, ve bu işe gönül vermiş kişi ve kurumların çalışmaları sayesinde konunun farkındalığı önemli ölçüde arttı. Aynı hassasiyetin kamu otoritelerince de gösterilmesi bu noktada önemli  bir husus. Bu vesile ile yazarın da üyesi olduğu, 3. Uluslararası Coğrafi İşaretler Antalya Semineri sonucunda 15 Ekim 2012 tarihinde kurulan “Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA)’nın bir şemsiye yapı şeklinde yürüttüğü çalışmaların desteklenmesi gerektiğinin altını çizmekte fayda var.

Türkiye için neden Coğrafi işaretler  bu denli önemli? Çünkü, coğrafi işaretleme, özelikle de sağlıklı bir denetim sistemi yaratılmış bir coğrafi işaretleme ile;
 
- Ürünün geleneksel özellikleri garanti altına alınabilir.
- Sürdürülebilirliğine destek sağlanır.
- Duyusal özellikler anlamında, kalite standartları sağlanabilir.
- Daha yüksek ticari rekabet, pazar payı ve fiyat artışı sağlanabilir.
-Ürünlerin marka değeri artabilir.
-Kırsalda  istihdam, gelir ve refah artışı sağlanabilir.
- Nitelikli bir tedarik zincirinin oluşması, daha yüksek katma değerli ve dengeli fiyatlandırma sağlanabilir
-Ekolojik denge, biyo çeşitlilik korunabilir, toprak ve su varlığı korunabilir.
-Gıda eksenini ele aldığımızda, tarımsal üretimde vahşi bir endüstriyelleşme engellenebilir.
-Nesiller, daha sağlıklı, daha bilinçli, daha çeşitli ve daha keyifli beslenme şansına erişebilir.
-İnsanlar fiziksel ve ruhsal olarak doğru gıdalarla beslendiklerinden emin olabilirler.
-Doğru beslenme kaygısı ortadan kalkabilir.

Ayrıca, özvarlığımızı oluşturan yöresel ürünlerimizin uluslararası düzeyde korunabilmeleri de özellikle son yıllarda komşu ülkelerin ürünlerimize sahip çıkma girişimleri sonunda önem kazanmıştır. Son olarak Kayseri Pastırması ile ilgili Bulgaristan’ın ve Ege Sultani Üzümü konusunda Yunanistan’ın Avrupa Birliği tescil başvurularının kabul edilmesi üzerine sırasıyla Kayseri Ticaret Odası ve İzmir Ticaret Borsası itiraz süreçlerini başlatmış bulunmaktadır.  Bu risk diğer  ürünlerimiz için de söz konudur. Öncelikle, haklı üne sahip yerel ürünlrimiz mutlaka coğrafi işaret almalı ve coğrafi işaret alan ürünler içinse erimiz içinse devletin, Avrupa Birliği ile coğrafi işaretlerin karşılıklı tanınması konusunda acilen ikili görüşmelere geçmesi gerekmektedir.
Bu topraklarda,  yüzlerce yıllık  birikimin, kültürün,  coğrafi yapının, ekolojik ortamın bize sunduğu  ürünlerimize sahip çıkmamız, unutulmaya yüz tutmuş ürünlerimizi yaşatmamızı, ve ülke ekonomisine daha yüksek  katma değer yaratmanın  anahtarı olan coğrafi işaretler ulusal tarım ve kırsal politikaların  bir parçası olmalıdır.
 
Kaynaklar:
Coğrafi İşaretler ve Sürdürülebilirlik, Cem Birder, Pınar Nacak, htpp://ekoiq.com
www.yucita.org

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

durali - 04.11.2017 00:45
bu bilgiler için çok teşekkürler, bitirme çalışması olarak bu konuyu ele alıyorum elinizde coğrafik işaretlerin tarımsal ürünlerdeki yeri ile ilgili makale vb varsa bana mail atma şansınız varmı teşşekkürler.
pinar nacak - 20.01.2015 16:33
Bozkurt bey, çok teşekkür ederim, merakla yazılarınızı bekliyoruz, AB'nde gerçekten Coğrafi İşaretlemenin önemi giderek artıyor.
Pınar Nacak - 20.01.2015 16:31
İbrahim bey, merhaba, Ülkemizde Coğrafi İşaret tescilleri menşe ve mahreç olarak Türk Patent Enstitüsü onayı ile alınıyor. Ancak sadece geçerliliği Türkiye sınırları, Avrupa Birliği'nde tanınması için AB komisyonuna başvuru yapmak gerekiyor, aslında özellikle yurt dışında üne sahip ürünlerin koruması için mutlaka AB'ne başvuru şart.
Pınar Nacak - 20.01.2015 16:29
Sayın Gürsel Tonbul, öncelikle değerli yorumunuz için teşekkürler. Son derece doğru bir noktadan konuyu ele almışsınız, bu sistemde yerel ürünlerin korunması merkez nokta, ki bu sosyo-ekonomik bir gelişmeyi sağlarken, aslında en öenmlisi doğayı, çevreyi yarınlarımızı koruma altına alıyoruz. Ve sizin de belirttiğiniz gibi bu sistemin dinamosu tüketiciler.
bozkurt özserezli - 12.01.2015 11:15
kesinlikle bu isimli bir web sitesi için en başta bulunması gereken bir yazı olmuş, diğer yazılarımda bende coğrafi ürünlere (AOP-AOC-IGP (fransızca)) daha ayrıntılı bir şekilde değinmeye çalışacağım.
ibrahim SARI - 11.01.2015 00:17
Coğrafi işareti AB nezdinde mi almak gerekir?
Gürsel Tonbul - 02.01.2015 16:46
Bu çok değerli bilgi paylaşımı için teşekkür ederim. Yerel ürün değeri ile yerel ekonomiye katılabildiğinde yerel halkın refahı ve kültürel gelişimi ile birlikte yerel kalkınma da kendiliğinden gelir.'Yerel düşün,yerel tüket, yereli koru ki değeri farkedilebilsin' Bu ancak tüketici farkındalığı ile mümkün. Farkındalık yarakmak adına yazınıza teşekkür ederim.
Bilge Keykubat - 02.01.2015 14:20
Dergimizin adına çok uygun ve yakışır bir konu :) Sizi Apelasyon Ailemiz arasında görmek bizler için gururu verici... Yeni yazılarınızı merakla bekliyoruz...