ZEYTİNDE VERTİCİLLİUM SOLGUNLUĞU

Akdeniz uygarlığının sembolü olan zeytin ağacı, tarih boyunca bu bölgede kurulan tüm uygarlıkların temelini oluşturmuştur. Zeytinin anavatanının ve gen merkezinin Güneydoğu Anadolu olduğu eskiden beri bilinmektedir ve buradan dünyaya yayılmıştır. Zeytin yetiştiriciliğinin ilk insanlarla birlikte başladığı kabul edilmekte ve “Zeytin bütün ağaçların ilkidir.” denilmektedir. Zeytinin insanlık tarihindeki önemine tüm kutsal kitaplarda, yaradılış ve kuruluş efsanelerinde yer verilmektedir. Medeni dünyanın ilgisini çok az şey, zeytin ve ürünleri kadar çekebilmiştir. İnsanlık için bu kadar değerli olan bir ürünün sürdürülebilirliğini sağlamak esas dikkat edilmesi gereken noktadır.

Rejenerasyon yeteneğinin yüksek olması nedeniyle ölümsüzlüğün simgesi haline gelen zeytin ağaçlarının da, bir sonunun olabileceğini gösteren hastalık, ilk kez 1946 yılında İtalya’dan bildirilmiş, bunu 1950’de ABD ve 1952’de Yunanistan izlemiştir. Türkiye’de ise, ilk kez 1970 yılında Milas ve Ayvalık zeytinliklerinde görülmüştür. Zeytin üretiminin yaygın olarak yapıldığı Akdeniz ülkelerinde kısa sürede büyük bir sorun haline gelen hastalık, ülkemizde de son 10-15 yıldır üreticileri tehdit eden önemli bir problem haline gelmiştir.
 
Etmenimizi tanıyalım…
 
Hastalık etmeni, toprak kökenli bir fungus olan “Verticillium dahliae Kleb”dir. Kışı genellikle toprakta ve bitki parçaları üzerinde miselyum ya da mikrosklerot olarak geçirmektedir. Düşük sıcaklıktaki topraklarda yaşamını sürdürse de 25-28 °C’de daha iyi gelişmektedir. Etmen canlılığını esas olarak mikrosklerotlar yoluyla sürdürür. Mikrosklerotlar, toprakta bulunan organizmaların etkinlikleri ve kültürel işlemler sonucunda dokuların parçalanmasıyla toprağa karışırlar ve ortamda konukçu bulunmasa dahi toprakta uzun yıllar (4-14 yıl) canlılıklarını sürdürebilirler. Mikroseklerotlar ve dökülen enfekteli yapraklar rüzgar, tarım makinaları, yağmur ve sulama suları vasıtasıyla kısa mesafede hastalığın taşınmasına neden olurlar. Ayrıca, bulaşık tarlalarda otlatılan koyunların gübrelerinde etmenin mikrosklerot           Etmenin mikrosklerotları (siyah yapılar)
ları bulunmuştur. Bu nedenle hastalığın temiz topraklara bulaşması
ya da topraktaki inokulum miktarının artması bu yolla da gerçekleşebilmektedir. Fungusun uzun mesafede taşınması ise, bulaşık üretim materyali yoluyla olmaktadır. Patojenin budama sırasında bir ağaçtan diğerine doğrudan bulaşabilmesi de muhtemeldir.

Etmenin zeytin dışında; pamuk, asma, domates, patates, patlıcan, kırmızıbiber, antepfıstığı, sert çekirdekli meyve ağaçları, yer fıstığı, çilek, nane ve yıldız çiçeği gibi önemli kültür bitkilerini de kapsayan 300 civarında konukçusu olduğu bilinmektedir.
 
 
Hastalığın yaşam döngüsü

Toprakta ya da bitki artıkları içerisinde mikrosklerot halinde kışı geçiren etmen, ilkbaharda ağaçlara su yürümeye başladığında kökler tarafından salgılanan eksudatlar vasıtasıyla çimlenerek kılcal köklerden giriş yapar ve kökün korteks kısmında kolonize olur. Daha sonra ksilem borularına geçen etmen, burada miselyal gelişmesini sürdürerek ve konidiumlar meydana getirerek yayılma gösterir. Bunun sonucunda ksilem borularında tıkanıklık meydana gelir ve kökler tarafından alınan su bitkinin diğer kısımlarına iletilemez. Sonuç olarak, hastalık bitkide kloroz ve nekroz oluşumuna ve yaprakların solmasına neden olur. Ölen dokularda kolonize hale gelen etmen yeniden mikrosklerotlar oluşturarak yaşam döngüsünü tamamlar ve yeni enfeksiyonları meydana getirir.
 
Hastalığın sinyallei

Verticillium solgunluğu, zeytin ağaçlarında iki farklı biçimde belirti oluşturmaktadır:
 
1. Akut solgunluk ya da inme (apoplexy) ve ölüm

Akut solgunluk, kış sonundan erken ilkbahara kadar gelişir. Yaprakların önce rengi açılır, sonra kahverengiye döner ve uzunlamasına geriye doğru kıvrılır. İnme, sürgün ve dalların tüm ağacı ölüme götürecek biçimde hızla geriye doğru ölmesi olarak tanımlanır. Hastalıktan etkilenen kök ve dalların kabuğu, çoğu kez mor renk alır. Genç ağaçların bu tip dallarında ölümden önce kısmi yaprak dökülmesi meydana gelebilir. Diğer durumlarda, genç ve verime yatmış ağaçlarda, kuruyan yapraklar hastalıklı dal ve sürgünlerin üzerinde kalırlar. Hastalıktan etkilenen ağaçlarda genellikle içteki vasküler dokularda koyu kahve bir renk ortaya çıkar.
 
2. Kronik solgunluk ve yavaş çöküş
 
Kronik solgunluk, çiçeklerin nekroze olması ile tanımlanır. .mumyalaşan çiçekler sürgünlerde kalır. Hastalıklı dallar üzerinde bulunan yapraklar donuk yeşile döner ve kıştan önce yere düşer. Sadece sürgünlerin üzerindeki yapraklar kalır. Çiçeklerdeki belirtiler çoğunlukla yapraktaki belirtiler ortaya çıkmadan önce oluşur. Bu iki belirtiyi, hastalıktan etkilenen sürgünlerin nekroze olması izler. Hastalıklı sürgünlerin kabuğu kırmızımsı kahverengi olur ve içteki vasküler dokular da koyu kahverengi bir renk alır. Bu belirtiler ilkbaharda, inme belirtilerinden sonra ortaya çıkar ve yaz başına doğru yavaşça gelişir. Kronik solgunluktan etkilenen zeytin ağaçları, yıllar içinde hastalık şiddetinin kademeli olarak azalmasına neden olacak biçimde bir iyileşme sergileyebilir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hastalık yönetiminde altın kural: “ Hastalık oluşumunu önlemek, mevcut hastalığı yönetmekten daha ucuzdur.”
Bu kuralı hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadan hastalık yönetimi yapmalıyız. Hastalık oluşumunu önlemek ya da hastalığı arazinize bulaştırmamak çok kolay gibi gözükebilir. Ancak bunu zor hale getiren maalesef yine bizleriz. Yapacağımız en ufak bir dikkatsizlik birçok sorunla karşı karşıya kalmamıza neden olur ve işleri daha karmaşık hale getirir.

Özellikle Verticillium solgunluğu gibi hastalıkların yönetiminde bu kural, daha da önemli bir hale gelmektedir. Çünkü günümüze kadar yürütülen çalışmalar, Verticillium solgunluğuna karşı mevcut fungisitlerin hiçbirinin hastalığın kontrolünde yeterli olmadığını göstermiştir. Etmenin toprak kökenli olması ve geniş bir konukçu dizinine sahip olması da hastalığın yönetimini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle hastalığın yönetiminde kültürel önlemler büyük bir önem taşımaktadır.

Peki bu önlemler nelerdir?
 
  • Öncelikle bulaşık tarım arazileri üzerine yeni zeytinliklerin kurulmamasına dikkat edilmeli ve kullanılan üretim materyallerinin hastalıktan ari, sertifikalı olmasına özen gösterilmelidir.
  • Zeytin bahçelerinde hastalığın üreme, bulaşma ve taşınma riskini arttırdığı için pamuk, sebze (özellikle Solanaceae ve Cucurbitaceae familyası), kolza, ayçiçeği, çilek vb. tarımı yapılmamalıdır.
  • Yeni zeytinlik tesis edilecek alanlarda, hastalığın konukçusu olan bitkilerin tarımı yapıldıysa, bu topraklardan patojeni arındırmaya yönelik en az 2 yıl V. dahliae’nin konukçusu olmayan arpa, buğday gibi tahıllar ile brokoli, mısır gibi bitkiler yetiştirilmelidir.
  • Özellikle bu hastalık yönünden riskli olan alanlarda kurulacak tesislerde hastalığa dayanıklı çeşit ve anaçlar kullanılmalıdır. Verticillium solgunluğuna karşı yüksek derecede dayanıklı zeytin anaçları, bulaşık topraklarda duyarlı çeşitlerin kullanılmasını sağlayabilir. “Allegra” ve kendi kendini dölleyen “Oblonga” çeşitleri bunlara örnek olarak verilebilir.
  • Hastalık etmeninin yayılmasında suyun önemi büyüktür. Bu nedenle zeytinliklerde klasik sulama yöntemleri olan karık ve salma sulamadan kaçınılmalı, bunun yerine damlama sulama sistemine geçilmelidir.
  • Zeytin bahçelerinde uygulanacak gübreler yaprak ve toprak analizlerine göre belirlenmelidir. Özellikle zeytin ağaçlarının hastalığa karşı duyarlılıklarını önlemek amacıyla hızlı gelişimi sağlayan aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınılmalı, potasyum eksikliğinin giderilmesine yönelik gübrelemeye önem verilmelidir.Hastalığın konukçusu olan Solanum nigrum (Köpek üzümü) ve Xantium spp. (Domuz pıtrağı) gibi yabancı otların mücadelesi yapılmalıdır. Bulaşık alanlarda mümkünse tesis kurmaktan kaçınılmalıdır.
  • Etmenin bitkiye girişini önlemek amacıyla köklere zarar verecek derin toprak işlemesinden kaçınılmalıdır.
  • Hastalığın yayılmasını önlemek üzere toprak işleme aletleri bulaşık alanların işlenmesinden sonra temizlenmelidir.
  • Solgunluk ve kuruma belirtilerinin görüldüğü hastalıklı sürgün ve dallar sağlam kısımdan itibaren budanmalı ve bahçeden uzaklaştırılmalıdır.
  • Yere dökülen hastalıklı yapraklar toprakta hastalık kaynağı oluşturacağından, belirtili kısımdaki yapraklar dökülmeden önce budama tamamlanmalıdır.
  • Hastalığın bulaşma ve taşınma riskini azaltmak amacıyla budama aletleri sık sık alkol, çamaşır suyu veya ateşten geçirilerek dezenfekte edilmelidir.
  • Kültürel önlemlerin haricinde, özellikle ağaç köklerinin bulunduğu bölgede olmak üzere topraktaki hastalık etmeninin aktivitesini azaltan veya önleyen antogonist mikroorganizmaların sayısını arttırmaya ve etmenin miktarını azaltmaya yönelik solarizasyon gibi yöntemler uygulanabilir. Ayrıca bitkinin direnç kazanmasını ve yeni kök oluşturmasını teşvik eden mikorizal funguslar ve bitki aktivatörleri de hastalık yönetiminde kullanılabilir.

KAYNAKLAR:

Agrios, G. N., 2005, Plant Pathology (Fifth Edition), Elsevier Academic Press, Burlington, USA, 922p.
Yolageldi, L., 2002, Zeytinde Verticillium solgunluğu, Journal of AARI, 12(1): 156-173 s.
http://www.tariszeytinyagi.com
http://www.apsnet.org/edcenter/intropp/lessons/fungi/ascomycetes/Pages/VerticilliumWilt.aspx
http://www.cals.ncsu.edu/course/pp728/Verticillium/Vertifin.htm
http://www.berto.org.tr/berto/detay.asp?id=255
http://zeytinyetistirmetakvimi.blogspot.com/
 
ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İLE İLİGİLİ OKUNMASI GEREKLİ MAKALELER
 
Hastalık ve Zararlılar
 
Bordo Bulamacı
 
Gübreleme
 
Periyodisite
 
Zeytin Hasadı ve Kalite
 
Zeytinyağında Tağşiş ve Zeytinyağında Duyusal Analizler
 
Zeytin ve Zeytinyağı İle İlgili Konular

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.