Zeytin Üretiminde Kalite Artışı Nasıl Sağlanır?

Alım gücümüz gittikçe düşerken zeytinyağı fiyatlarındaki son iki yıldır yaşanan fiyat artışlarının zaten tüketimin yetersiz olduğu ülkemizde birçok insanın mutfağında zeytinyağı tüketimini azalttığı kolaylıkla tahmin edebiliriz. Düşününce diyoruz ki zeytinyağı lüks tüketim ürünleri içerisine mi girdi? Nasıl böyle bir durum ortaya çıktı? Oysaki zeytin ağaçlarının diyarı değil miydi memleketimiz? İnsan merak etmeden duramıyor. Nasıl oldu da bir anda fiyatlar dudak uçuklatacak hale geldi, stok yapılması yüzünden mi bu hale gelindi, stok durumuna neden müdahale edilemedi?

Hatırlatmakta fayda var, bir süre önce bir köyde kesilen ağaçlarından zeytin hasadı yaptı kadınlar ağlayarak. Ne çabuk da unuttuk değil mi, her şeyi unuttuğumuz gibi.

Zeytin alanlarımızı kaybetmemiz kadar vahim bir durumu düşünebiliyor musunuz?

Biz nerde neyi yanlış yaptık, dünyada diğer zeytin üretimi yapılan ülkeler 2015 yılında iklimsel problemler ve hastalıklar nedeniyle birçok tedbir alırlarken biz bu fırsatı niçin değerlendiremedik, oysaki bu bizim ihracatımız için büyük bir fırsat değil miydi? 

Gelelim dünyaya... Bildiğiniz üzere zeytin yetiştiriciliği yapılan alanın yaklaşık yüzde 98’i Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasındaki ülkelerde yapılıyor. Dünyada yaklaşık 103 milyon dekar alanda 20 milyon ton dane zeytin üretiliyor. FAO verilerine göre zeytin üretiminde öne çıkan ülkeler ise sırasıyla İspanya (%38.6), İtalya (%14.4), Yunanistan (%9.8), Türkiye (%8.2), Fas (%5.8), Tunus (%5.4) ve Suriye (%4.1). Türkiye dünya zeytin ağacı varlığı olarak dördüncü sırada yer alıyor (FAO, 2013).

TÜİK verilerine göre 2015 yılı ilk 3 aylık verilerine bakıldığında, geçen yılın aynı dönemine göre Türkiye’nin ihracatı miktar bazında %42.2, değer bazında %32 düşüş gösterdiği ortada.

İhracat için zeytinyağında markalaşmayı yaymak önemli tabii. Markalaşmanın da çeşitli kriterleri olduğunu söylemeden geçemeyiz. Zeytini işleyerek zeytinyağına dönüştürürken elbette dikkat edilmesi gereken kontrol noktaları ve kurallar var. Fakat yetiştirme aşamasında kurallar yok mu? Kesinlikle var ve ben özellikle zeytin yetiştiriciliği yapılırken bu kuralların ne olduğundan bahsetmek istiyorum.

Kural 1: Toprak Analizi

Toprak analizi yaptırın diye haykırıyoruz. Bu kesinlikle boşa bir haykırış değil. Zeytin bahçelerimizde kesinlikle doğru gübreleme yapılmalı. Bunun da yolu toprak analizi yaptırmaktan geçiyor. Sadece NPK (azot, fosfor, potasyum) değil, diğer iz elementler ve organik maddeler de oldukça önemli.  Şunu unutmamak gerekir ki vermeden almak sadece tanrıya mahsustur. Besleme olmadan ağacın yüksek verim ve kaliteli ürün vermesini beklemek boşa beklemektir.
 
Kural 2: Doğru Sulama
 
Zeytinin nispeten diğer meyve ağaçlarına nazaran daha az su istediği gibi bir algı oluşmuş olabilir fakat özellikle sıcak mevsimlerde yağışlar yeterli olmadığı için sulama yapılması önemlidir. Aksi halde hem verdiğimiz gübreden yeterince fayda sağlanamaz hem de ağaçlar ihtiyaçları olan suyu bulamazlar. Ayrıca çiçeklenme, sürgün oluşumu, meyve tutumu ve olgunlaşma dönemlerinde susuzluk stresi ile karşı karşıya kalmak verimi oldukça düşürür. Sulama şeklinin damla sulama olması önerilen bir yöntemdir. Geleneksel sulama yöntemleri hem su israfı, hem de verticilium, fusarium gibi hastalık etmenlerine davetiye çıkarmak demektir. Ayrıca damlama sulama yöntemi ile gerekli olan gübreleri de daha az miktarlarda kolayca ağaçlarımıza vermiş oluruz. Damlama sulama yönteminin avantajları/dezavantajları ile karşılaştırıldığında daha üstün faydalar sağladığı görülmüştür. 

Sulama ile ağaçların üretken ve sağlıklı kalmasının sağlandığı, yetersiz bir sulamanın ise verim düşüklüğüne, kalitede bozulmaya ve ağaçlarda bodurlaştırmaya neden olduğu gözlemlenmiştir. Yaz aylarındaki yetersiz sulama ve sulama yapılmaması meyve dökümüne ve zeytinlerin küçük kalmasına neden olur.
Kural 3: Budama

Zeytin ağaçlarının budanması onlara özeldir. Yanlış budamak verimin düşmesine ve hasadın zorlaşmasına neden olabilir. Bu yüzden budama teknikleri iyi öğrenilmelidir. Budamanın her yıl hafif de olsa yapılması gerekir. Bu yapılmadığı takdirde iki yılda bir, dolu yılın başında budamanın yapılması var/yok yılı arasındaki farklılığın azaltılması bakımından daha tavsiye edilir bir uygulamadır. 4-5 yılda bir yapılan budamalar ise çok sert kesimlere neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak da periyodisite artmaktadır.

Zeytin dal kanserine yakalanmış zeytin ağaçlarında budamada kanserli kısımların kesilerek temizlenmesi Temmuz-Ağustos aylarında yapılmalıdır.

Budama sırasında, ağacın kökleri ile aldığı suyun yeteceği ve güneşten en yüksek oranda faydalanacak şekilde taç hacmi oluşturulmalıdır. Bunu sağlamaya yönelik yeni dikilecek fidanları tek gövdeli hale getirip, topraktan 50 cm yüksekliğe kadar gövdeden çıkan sürgünlere uç alma işlemi yapılır. Fidan doruk dalının ucu ise asla kesilmemelidir.
 
Kural 4: Hastalık ve Zararlı Mücadelesi

İşte bu oldukça önemli bir kuraldır. Özellikle zeytin sineği yağda asitlik değerinin yükselmesine neden olur. Mücadele demek illa ki kimyasal ilaç kullanalım demek değildir. Mümkün mertebe doğal dengeyi bozmamak için biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemleri kullanılması daha iyidir. Bilinçsizce yapılan kimyasal ilaç uygulamaları doğal dengenin bozulmasına, doğal düşmanların yok olmasına ve hatta üründe kalıntı problemlerine sebep olabilir.

Ayrıca birçok alanda yapılan ara tarımı; özellikle sebze yetiştirilmesi; yine köklerde hastalık oluşturabilecek bakteriyel ve mantari (fungal) hastalık etmenlerinin toprağa ve köklere yerleşmesine neden olabilir. Yine, hastalıklara karşı da öncelikle zeytin yetiştiriciliğinin olmazsa olmazlarından bordo bulamacının kullanılması da önemli bir noktadır.
 
Kural 5: Doğru Hasat Yöntemleri

İlkel hasat yöntemleri, yani bundan kastım sırıklarla dalların dövülerek hasat yapılmasıdır ve kesinlikle yanlıştır. Bu durum periyodisiteye (var yılı, yok yılı) zaten yatkın olan zeytin ağaçlarının bu durumla daha fazla karşılaşmasına neden olur. Günümüzde bu hasat yönteminden bahsedilmesi bile yanlıştır. Modern tarımda ilerleyen teknolojiler sayesinde makineler kullanılıyor. Maddi olanaklar yoksa bile tarama yöntemi ile hasat yapılması mümkündür.

Kural 6: Toprak İşleme

Zeytinde toprak işleme konusuna da değinmekte fayda var. Zeytin ağaçlarının çok özel bir kök sistemi vardır. Yüzlek kökler derin işleme yapılırsa zarar görerek hem hastalıklara açık hale gelir hem de verimi düşürür. Hastalıkların da temeli olan kök yaralanmalarını önlemek için zeytinliklerde toprağı “dikey” doğrultuda işleyen kuyruk milinden hareketli tırmıkların (rototiller gibi) kullanılması daha uygundur.
 
Zeytinin geleneksel toprak işlemesinde; yağmurların üst yüzeyden aşağılara sızmasını kolaylaştırma ve ot savaşı için yaylı tırmık ve kültivatör kullanılmaktadır. 15-20 cm’deki bu işleme yüzlek kalırken, diskaro ilkbaharda ot savaşı için derin işlemektedir. Bu durumdaysa toprakta su tutma amacına ulaşılamamaktadır.

Yazın topraktaki suyun buharlaşarak yitirilmesini önlemek üzere toprak yüzeysel sürülmektedir. Otlanmanın hasadı zorlaştırmaması için hasat öncesinde ot biçme aletleri kullanılabilir. Hasadı kolaylaştırmak üzere de merdane çekilerek toprak bakım işlemi yapılmaktadır. Suyun, kök derinliğine geçişini iyileştiren bir yöntem, ilkbaharda toprağa karıştırılmak üzere yüzeyde bitki örtüsü (malç) bırakılmasıdır. Bu uygulama, erozyonun sınırlanmasına da hizmet eder.
 
Zeytinin üretim aşamasında yapılması gereken bahsettiğimiz kurallar ile daha kaliteli zeytin ve zeytinyağı elde etmek, ihracat kriterlerine yaklaşmak mümkün olup üreticimizin daha fazla kazanç elde edeceği gerçeğini gözden kaçırmamak gerekir. Altın değerindeki bu emektar ağaçlarımıza iyi bakalım, gelecek nesillerimize bu güzel ve kutsal ağaçlarımızı tüm görsel şöleniyle birlikte sağlıklı bir şekilde miras bırakalım.
 
Görseller:
Arşiv
 
ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İLE İLİGİLİ OKUNMASI GEREKLİ MAKALELER
 
Hastalık ve Zararlılar
 
Bordo Bulamacı
 
Gübreleme
 
Periyodisite
 
Zeytin Hasadı ve Kalite
 
Zeytinyağında Tağşiş ve Zeytinyağında Duyusal Analizler
 
Zeytin ve Zeytinyağı İle İlgili Konular

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Osman Menteşe - 13.09.2017 12:37
Çok doğru bilgiler veriyorsunuz.Teşekkürler