Basının tarım, gıda, gastronomi, ekonomi, turizm ve doğa alanlarındaki en önemli temsilcisi.

Cemal SAYDAM Prof. Dr.

1951 İstanbul doğumluyum. ODTÜ Kimya bölümünden Lisans(1974) Yüksek Lisans(1976) Liverpool Üniversitesinden(1981) de doktoramı aldım. 1981-1995 arasında ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsünde çalıştım. 1997-2004 arasında TUBİTAK’ın çeşitli kademelerinde ve en son olarak ta Başkan Yardımcısı olarak vazife yaptım. Halen Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesiyim. Türkiye’nin en büyük araştırma gemisi R/V Bilim ile Türk denizlerinde detaylı araştırmalar yaptım. Özel uzmanlık alanım Boğazlar Marmara ve Haliç üzerinedir. Çöl kökenli tozların uzun mesafelere taşınımı ve bulut içerisindeki reaksiyonları sonucunda oluşan “bereketli” yağışlar ve bunların doğaya etkileri halen süren ilgi alanımdır. Türkiye’nin ilk tam otomatik kar rasat istasyonlarını Doğu Anadolu yukarı Fırat Havzasına kurdum, ilk NOAA AVHRR uydu veri alıcısını da Erdemli’de kurdum. Ülkenin ilk uydusu olan BİLSAT’ın da ÇOBAN adlı algılayıcısının tasarımcısı da oldum. Akademik hayatımda şu ana kadar 37 SCI yayın ve bunlara yapılan 1515 atıf ve “h” indeksim 17 olmuştur. Bir akademisyenin başarısı kedi gelişiminden daha önemli olarak yetiştirdiği talebelerin başarısı ile de ölçülmeli. Bu bağlamda ilk Doktora talebem hem yayın hem da atıf açısından beni çok geçmiş ve “h” indeksi de 22 ye ulaşmıştır.
26 yazı

Yanıbaşımızdaki Tehlike

Tartışmaya gerek yok. İşte Saddam sonrası Irak’ın hali. Demokrasi geldi her yer kana bulandı. Eski yönetimi arar hale geldiler ama eskiye dönüş maalesef yok. Bizim işimiz siyaset değil, onu yapanlara da hürmetimiz var o da başka bir kulvar ve her zaman da orada iki kere iki dört etmiyor. Etseydi adı siyaset olmazdı orası iki kere […]

Deniz Yolları

Başlık ve geçmiş zaman sanki Devlet Deniz Yolları gibi bir eski zaman hikâyesini anımsatır gibi oldu ama öyle değil tam anlamı ile deniz yolları. Virajı yokuşu inişi olmayan ama ara sıra engebeli ve de en önemlisi bakım istemeyen yollar.    Öyle ya karayolu dediniz mi hemen akla asfalt, yol çizgileri, işaretler menfezler kanallar köprüler alt […]

Bu Yazımda da Biraz Dertleşeyim İstedim

Her sene her Aralık ayının sonlarına gelindiğinde umutla baktığımız bakmak istediğimiz ama geçmişte yaşananları izleyince de gerçekçi gözlerle de olayların geleceğine baktığımızda olumlu pek bir şey beklenmeyecek bir yıl bizi bekler gibime gelir. Umarım yanılırım ama bendeki beklentiler maalesef böyle.    Ama umut dünyası. Milli Piyango almak gibi bir şey, alalım da, umutla bakalım da. […]

Cemre

“Cemre, İlkbahar başlangıcında yedişer gün arayla; önce havada sonra su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık artışı. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına gelir. Mina Vadisi’nde Arafat’tan gelecek taşlarla oluşan yığınlara da “cemre” adı verilir. Türk ve Altay halk kültüründe ve mitolojisinde İmre (İmere veya Emire) adı verilen cinin neden olduğuna inanılır. İlkbaharda görünüp titrek ışıklar saçarak göğe yükselir. Sonra buzların üzerine düşerek onları eritir. Oradan da yere girer.[1] Bundan […]

Zeytin Yasası İçin Kıyametler Koptu!

Kıyametler koptu değil mi? Zeytin ağaçlarımızı olası kamu yararına tesislere kurban etmemek için toplumun her kesimi mücadele verdi ve bu baskılara dayanamayan hükümet te maddeyi komisyona geri çekti. Duyarı toplumun gayet te olumlu bir tepkisi idi bun yapılanlar, böyle de olmalı elbette. Onlarca yüzlerce senede yetişen ve de milli servetimiz olan ağaçlarımızı neden kamu yararına […]

RASFF

Hani neredeyse yakında çarşıya pazara giderken konuşmalar şöyle olacak. Pazara gidiyorum, ne almayayım?  Mantığı var mı şimdi bu sözün.    Pazara gidiyorsan bir şeyler almaktır amacın.    Peki neden  o zaman bir şeyler almayayım denir ki? Denir bizim ülkede veya denmesi gerekir. Çarşıya pazara gitmeden o hafta veya o ay Avrupa kapılarından geri dönen sebze […]

Haliç’in Başına Gelenler

Adı böyle kalmış oksa denizin karaya her giriş yaptığı ve ucunda da genellikle bir akarsu olan her yere haliç denir. Bizimkinin asıl adı ise Altın Boynuz ama yerleşmiş adı Haliç ve de öyle kalacak.  Tarihsel Haliç bilgi alanımın dışında ama zamanımızın Haliç’i ve her yanı ve de denizin dibi hatta onun da 40 metre altına […]

AR(akla)-Ge(tir)

Hemen anladınız elbette neden bahsettiğimi. Son yılların en moda tabiri en yakışıklısı AR GE. Bu temel üzerinde geliştirilecek olan her şeye devletten sonsuz destek vaat ediyor yapılıyor da. İşte her üniversitenin bir teknokenti oldu her birinde AG GE faaliyetleri yapılıyor. İyi de yapılan ne acaba. Zamanında TUBİTAK ta çalışırken doğal üyesi olduğumuz ve özgün araştırmaların […]

Nazlı’nın Göçü

Daha önceden de yazmıştım bu konuda. O gün bugün kuş göçlerini takip ediyorum. Her geçen gün de kuş göçlerinin izlenebilmesi için yeni yeni olanaklar buluyorum. En son cep telefonu uygulamasını da buldum. Bu yazıyı hazırlarken gazetelerde Atatürk Havalimanı’na inişe geçen uçakların pilotlarının kuşlar nedeni ile pisti pas geçtiği veya birbirlerine yerlerini anons ettiklerini okuyordum. Benim […]

Sular, Seller Gibi Aktı

Şimdi moda ne dersem? Cevap ne modası olacak. Öyle ya bin bir çeşit moda var. Geçmişte tiril tiril tabiri vardı. Gençlerin unuttuğu bir şey. Belki de farkında bile değillerdir. Tiril tiril ne demek? Geçmişte kot pantolon alırken arkasındaki markanın bile kalitesine bakılırdı. Dikişler tam mı, düzgün mü? Pantolon evirilir çevrilir bir defosu var mı diye […]