Basının tarım, gıda, gastronomi, ekonomi, turizm ve doğa alanlarındaki en önemli temsilcisi.

Ozan Durmaz

8 yazı

Ronda Güneşi Altında

Paola ilkbahar güneşine karşı oturuyordu. Çıplak ayakları zamanın eskitemediği taşların sıcağını çekiyordu. Büyük palmiye ağacının gölgesi yüzüne vuruyor, yanı başındaki taştan havuzda sular şıkırdıyordu. Sular taşıp ayaklarını, kalçasını ılıtıyordu. Parmaklarının hemen ucundaki uçurumdan aşağıda yer alan engin zeytinlikler etrafında bir okyanus gibi uzanıyordu. İri kayaların üzerine tanrının eliyle kondurulmuş gibi duran bu evde, eşsiz manzara […]

Hillbrow’un İnce Kitabı

Roodepoort savanasında öğle üzeriydi. Yol kenarındaki starliçelerin kavuniçi renginde güneş, asfaltı eritiyor, şerit çizgilerine ya da ilerideki kızıl renkli toprak tepelere bakmaya çalışan gözleri rahatsız ediyordu. Şehir merkezine giden yolun köşesindeki büyük maun ağacından sarkan yaşlıca bir dal, dönüş yapan araçların içine doğru sarkıp çıkıyor, anayasa gereğince hiçbir ırk ayrımı yapmadan, adeta her arabadan bilet […]

Annemin Köpüğü

“Tanrı’ya inanır mısın?”  Kırmızı beyaz kareli masa örtüsünün üzerine kollarını iki yana açmış, üst üste koyduğu ellerinin üzerine çenesini yaslamıştı. Şimdi sanki otuzlarının sonunda bir kadın değil, yedi yaşında bir çocuktu. Annesini bulduğu yaşta değil, kaybettiği yaştaydı. Annesi karşısında oturuyordu ve hızla kat edilmesi gereken otuz sene vardı. Aklında öyle çok soru vardı ki… Hiç […]

Geceye Konan Baykuş

Koşturarak girdi kapıdan içeri, resepsiyonda takım elbiseli bir adam hoş geldiniz dedi, yarım yamalak gülümsedi adama, hızlı adımlarla asansöre doğru ilerledi. Ellerinde birkaç torba, sırtında bir çanta vardı, yine de pek ağır değillerdi. Oysa akşamını çağıran bu haziran gününün soğuk rüzgarı üzerine esip durmuş, onu taşıdığı ağırlıklardan daha çok yormuştu. Kıtanın oldukça kuzeyinde, evinden, ikliminden […]

Uzak Diyarlardan Öyküler: Wesselenyi’nin Lavanta Kurabiyeleri

Wesselenyi Sokağı üzerindeki evine yürüdüğü sıradan bir pazar sabahıydı. Çöpçüler,  yabancı ziyaretçilerin sokak boyunca sağa sola saçılıp gitmiş dağınık ve pis anılarını homurdanarak topluyordu. Yüzyıllık sokaklar, ağlayıp makyajı akmış kadınların siyaha dönmüş kağıt mendili atıkları, sarhoşluk açlığını dindirmek için yenmiş Macar pişisi Langos paketleri, üzerine tartışmalar yapılmış salaş bar isimleri yazılmış kağıtlar, reklam ve promosyon sayfaları […]

Uzak Diyarlardan Öyküler: Madrid Yazına Bir Adak

Callao Metro İstasyonu’nun Gran Via Bulvarı yönündeki merdivenlerini olabildiğince hızlı çıkmaya çalışırken, şehrin gürültüsü başını döndürüyordu. Bugün itibariyle tam otuz yedi yaşındaydı ve ailesi hala gece geç saatlere kadar içip, ancak öğlen yataktan kalkabildiği bu hayat tarzını hiç olumlamıyordu. Ondan evlenmesi, çocuk yapması bekleniyordu fakat o turizm dünyasının canhıraş hayatını sürmenin gülümseyen hüznünü, pekiştirerek içinde […]

Uzak Diyarlardan Öyküler: Brel’in Sahnesinde Gülüşmeler

Bu şehirde doğmamıştı ancak bu şehirde yaşlanmıştı. Şehre geldiğinde orta yaşlarını geçiyordu. Artık beyazlamış sakalları kır saçlarından uzanan seyrek favorileri ile belli belirsiz kesişiyordu. Hiç evlenmedi. Hiç hazır hissetmedi kendini. Çocukları çok sevdi ve hep üzüldü. Gelmeden önce de üzülüyordu. Aslında tam da bu hüzünden kaçmak için bu şehre gelmişti. Geldiğinde mevsim sonbahara yeni dönüyor, […]

Uzak Diyarlardan Öyküler: Brel’in Sahnesinde Gülüşmeler

Bu şehirde doğmamıştı ancak bu şehirde yaşlanmıştı. Şehre geldiğinde orta yaşlarını geçiyordu. Artık beyazlamış sakalları kır saçlarından uzanan seyrek favorileri ile belli belirsiz kesişiyordu. Hiç evlenmedi. Hiç hazır hissetmedi kendini. Çocukları çok sevdi ve hep üzüldü. Gelmeden önce de üzülüyordu. Aslında tam da bu hüzünden kaçmak için bu şehre gelmişti. Geldiğinde mevsim sonbahara yeni dönüyor, […]