Gastronominin Hazımsızlığı
Şu yemek yeme ihtiyacı var ya, ne ölüm dinliyor ne tasa. “Ne cenaze ne yas getirin bana bir dolu tas” […]
Basının tarım, gıda, gastronomi, ekonomi, turizm ve doğa alanlarındaki en önemli temsilcisi.
Şu yemek yeme ihtiyacı var ya, ne ölüm dinliyor ne tasa. “Ne cenaze ne yas getirin bana bir dolu tas” […]
Yoksa “köy kahvaltısı” ve “serpme kahvaltı” saçmalığı mı desem! Köy kahvaltısı köyde yenir diye söylenir söylenmesine de bütün benzin istasyonu ve dinlenme tesisleriyle, en kral cadde üstü şehir kafeteryalarında bile “köy kahvaltısı” menüsü çoktandır olmazsa olmazımız oldu. Üstelik kalaysız bakır sahanlarda kuymaklı, mıhlamalı, sucuklu yumurtalı olmalı. Köylü dediğin yedi çeşit peynir, otuz çeşit reçel de […]
Yıllar önce, hayat arkadaşımla Foça Bağarası’na bahçeli bir ev yapmıştık. Biz şehirli faniler evimizi Bağarası’nın en sert, en verimsiz arazisine yaptığımız için, zaten yetersiz olan bağ bahçe bilgimizle epey bir meşakkat çekmiştik. Komşularımızdan çiftçilik destekleri alsak da kerpiç sertliğindeki arazimizden doğru düzgün bir verim alamıyorduk. Tek bir istisnası vardı ki o da baklaydı. Bakla tohumlarımızı […]
Soğan erkeği almadılar Cücük deyip bakmadılar Çıktım gurbet yoluna Yanıma katık koymadılar Bu geçtiğimiz bahar da fotoğrafları çekildi, yemekleri yapıldı ama zamanı geçmeden bir türlü yazmaya sıra gelmedi. Onu pek çok yerde hala bulmak mümkün; haziran, temmuz derken yaz sonuna kadar, hele de yüksekçe bahçelerde… Çoğunlukla “soğan erkeği” olarak bilinir ve halk arasında küçük […]
“Unumguegue move lapidem, omnia experire,nihil ihtentatum relingue” Erasmus Adagia Her taşı yerinden oynat, her şeyi dene, hiçbir amaçtan vazgeçme. Kadın, su ve hayat… Çoktandır beyaz saçlı bir kadını yazasım var. Nesini yazayım diye içimden geçirir dururum. Neyini biliyorum, nasıl biridir, nelerden hoşlanır, nasıl yaşar pek bilmiyorum ki! Tek bildiğim; suların, ormanların, havanın, ağaçların koruyucusu […]
Bir türlü kısmet olmamıştı şu gavata ya da kavata domatesini yazmak! Bakmayın Bursalılar’ın domates dediğine, aslında turşu biberi de denilen ve de Eskişehir ile Bileciklilerin kamber / kambe biberi dedikleri zat-ı muhterem bir sebzedir kendileri. Yuvarlak kıvrımlı haliyle pek çok yörede yuvarlak turşu biberi ya da domates biberi olarak da bilinir. Kıyılmış kereviz, havuç, sarımsak, […]
“Doludizgin koşuyor mahşerin dört atlısı, koşuyor dörtnala lezzete lezzete” Tatlı, tuzlu, ekşi, acı… Bu dört ayrı tadın da yetmediği bir yer var. Bu öyle bir yer ki dört tadın da üzerinde, adeta onların tamamlayıcısı. Ağız suyumuzu akıtan, dilimizi zevkle şaplatan ama adı sanı konulamayan, ele avuca sığmayan, tek başına bir şey ifade etmeyen tat […]
Yumurtayı nasıl bilirsiniz? Ey ahali, yumurtaya olan haklarınızı helal ettiniz mi? Bunca yıl yasak kaftanı giydirilmiş yaşam tohumu yumurtayı bize yasaklayanları affetmeli önce! Bilimsel çıkışlardan öte yol yok tabi. Yumurtanın sürekli değişen yarar – zarar ikilemi ile tepe sersemine dönen insanlık, kadim halk reçetelerine sadık kalsa iyi olacakmış meğer. Her ne kadar günümüzde kadim bilgeliklere […]
Yeni kararlar iyidir. Her yılbaşı aynı muhabbetlere muhatap olmak giderek sıkıyor mu ne! Hani şu kâr zarar hesabı yapar gibi çetele tuttuğumuz eski yıl artığı gereksiz işler ve yeni yıla yüklenen binlerce yeni anlam, özlem ve beklenti… Sihirli değneğin ucundaki yıldızın keskin köşelerine bakmaktan öteye geçmeyen hayallerden de yorulduk tabi. Tekrarlar ile gelenekler arasındaki ince […]
Dünya gezegeninin bu zaman diliminde dünyaya gelmiş olup çok keskin geçişler yapıyor olmanın mutlaka bir nedeni var! Son derece tuhaf, aykırı ve bildiğimiz bütün zamanların çeşnili çorbası gibi bir çağ bu. Bizler iki dünya arasında bacaklarını açıp dik durmaya çalışan kocaman birer Rodos Heykeli gibiyiz. Pek çoğumuz 20. yüzyılın ikinci yarısında doğup büyüdük, bilgi […]